ncpzbsn

  • 1101
  • 78
  • 12
  • 1
  • bugün

eis tin poli

asırlar içinde söylenişi doğrultusunda istanbul'a evrimleşmiş olan yunanca söz.

günümüz yunancası içerisinde "stin" halini almış olan "içerisinde/içerisine" manalarına gelen orta çağ yunancasındaki "eis ti(n)" söz öbeğinin ülkemizde pek çok yere verilen isimlerde etkin rol olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. izmit, izmir, hatta kos adası'na verdiğimiz istanköy isimleri doğrudan bu öbekten türemiştir.

"eis tin nikomedeia" önce istnikmid*, sonra ismid ve en sonunda da izmit olmuştur. "eis tin smyrni" ise aynı evrimleşmeyle izmir'e dönüşmüştür. "eis tin kos" da istanköy halini almıştır. şu an aklıma gelmiyor olsa da muhakkak bu kalıbın zaman içerisinde hem bölgede yaşayan başta türkmenler olmak üzere diğer halklar tarafından söylenmesi sonucunda ortaya çıkardığı başka yer isimleri de mevcuttur.

yaşamakta olduğumuz topraklarda bulunan yerleşkelerin ve bölgelerin isimlerinin tarih boyunca birbirinden etkilenmesi kadar da doğal bir şey yoktur. bunu unutmamak elzemdir.

latince ephesus, hititçe'deki apasa'dan bir şey götürmez. istanbul'un sözgelimi 17'nci asırdaki halinden söz ederken kostantiniyye ismini kullandığınızda günaha girmezsiniz ya da urfa'nın kökeninin arap-süryani bir hanedan olarak kenti idare eden abgar hanedanı'na dayandığını ve zaman içinde önce urhay'a sonra da urfa'ya evrimleşmesiyle bu şekilde söylenir hale geldiğini bilmeniz de sizden bir şey götürmez. örnekler çoğaltılabilir.

o kadar zengin bir tarihi, etnik ve kültürel zenginlik içerisindeki bir coğrafyada yaşıyoruz ki, kim milletini ya da dinini ne kadar severse sevsin, bu hazineyi mikro milliyetçilikle köreltmeye çalışmak bir insanın kültürel ve entelektüel benliğine verebileceği en büyük hasar belki de!

devamını okuyayım »