terelelli temcik

  • ekşi
  • gençlerin sevgilisi (827)
  • 691
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

ahmet kaya

1 ay her akşam bulaşık yıkadım harçlık kazanabilmek için. her gün 500.000 veriyordu annem. kasetlerin fiyatı 6.900.000 ile 7.500.000 arasında değişiyordu yanlış hatırlamıyorsam. aile içi disiplin o zamanlar bir başkaydı. kazandığım parayla kaset almaya annemle gittik.

10'a yakın kaset beğendim. kendi paramla alacaktım çok kıymetli, çok evladiyelik bir şey istiyordum. son kasedimi anneannem ile almış ve 1 yılımı zeki müren'in fıldır fıldır hayriye parçası ile geçirmiştim. şikayetçi değildim ama artık ergendim.

son ikiye zülfü livaneli'den saat 4 yoksun ile ahmet kaya şarkılarım dağlara kalmıştı.
saat 4 erken bir saatti, akşamüzeri sandım. ahmet kaya'yı seçtim.

ve o gün bu gündür, bir kere pişman hissetmedim.

ben onunla sitemi öğrendim, isyanı, aşkı, özlemi, hoşgörüyü, dostu, düşmanı, kavgayı ve barışı.

istanbul'a ilk geldiğim hafta arkadaşlarla amaçsızca levent'te yürürken, bir köpek havlaması ile yerimden fırladım. evden ahmet kaya çıktı, "korktunuz mu gözüm? korkmayın" dedi.

ben o gün bu gündür köpeklerden korkmadım.

birileri hayali peygamberler yarattı, yeni peygamberler, tapılası liderler. ben onlara inanmadım. benim özüm, gönlüm insanda kaldı, berivan'ın göğsüne sürdüğü kekik kokusunda, dağdan dönen abilerin sıkı sarılmasında, gözyaşlarımdan yaptığım kolyelerde, rakımız mayışmadan, belaya bulaşmadan yetişmekte kaldı.

ben kafamdaki ahmet abi hayaline hep inandım. o ölene kadar; yediğim polis dayağında da, gözaltındaki sevgiliyi beklemenin sıkıntısında da, dağların kokusunda da, vapurun kayboluşunda da, özlemin daniskasında da onun omzuna güvendim.

sevgili askerden dönene dek her gece rakı içtim, mp3 yeni çıkmıştı, dtcf'den atılma, bir bacağı bir şekil topal kalmış korsan cdcim'e ahmet kaya mp3'i çektirmiştim. beni vur cd'de 147. parçaydı. 5,5 ay içinde belki 1500üncü dinleyişimdi. o 5,5 ay geçtiyse benim açımdan, ahmet abi ile geçti.

şimdi bana ne hikayeler anlatırsanız anlatın, 1500 saat "yaşasaydı eğer akp'den adaydı" diye anlatın, devlet onur nişanı verin, itibarını devletsel açıdan iade edin, benim gönlümdeki ahmet abi'ye dokunamazsınız, yaklaşamazsınız bile.

biz onunla bir ömrü bu günlere getirdik, okullar bitirdik, istifalar yazdık, düğünlerde halaylar çektik, kemiklerimiz kırılarak doğumlara girdik, çocuklar doğurduk, çocuklarımıza şarkılar dinlettik. biz bir ömrü bu günlere onunla getirdik. yemişim devletin vereceği nişanı, onuru; benim gönlümdeki taht onundur.

ben "yaşasaydı ahmet abi..." cümlelerini istediğim gibi kurarım kardeşim, geçmiş 20 yılımda siz yoktunuz o vardı. mezarında adınız da yoktu, çiçeğiniz de, benim çocuklarımın gözyaşı var oysa orada, minik elleri ile diktikleri çiçekleri var.

o yüzden şimdi, çıkın devletsel ve iktidarsal mevzularınızı alıp hayatımdan, ben "öyle bir yerdeyim ki" dinleyeceğim. sonra belki birazdan kudurur deniz.

devamını okuyayım »
29.10.2013 02:05