viva paulista

  • 2462
  • 20
  • 5
  • 0
  • dün

2 ekim 2014 tottenham hotspur beşiktaş maçı

bir - bir beraberlikle sonuclanarak, sabah skora bakanlarin muhtemelen sevindirecek, oyunu izlemis olanlarin ise olsa olsa uzunclu bir gulumsemeyle animsayacagi karsilasmadir.

besiktas son 13 resmi macta bir golden fazla yememis, oyun karakteri oturmus bir takim.
yildizlar toplulugu bir kadrosu yok, ancak hirsli ve savasimci oyunu ile on plana cikiyor.
bugun oynanan oyunun verdigi cosku ile, takimi kendi yildizlarini yaratarak, kobe'siz, lebrone'suz, shaq'siz, t-mac'siz, vince carter'siz, garnett'siz, tim duncan'siz, nowitzki'siz sampiyon olan detroit'e (03-04) benzetmek istiyorum. cunki istahli bir besiktas piston gibi, dinamo gibi isliyor, isildiyor, ter ve camur icinde soyunma odasina giriyor.
bu geceki istahli takim, sahada dinamo gibi trrrrum-trak-tiki-tak calisarak spurs'a goz actirmadi. oyunun mutlak hakimiydi.
ustelik, son maclardaki oyun kuramama, hucuma cikamama arizalarindan olabildigince arinmisti. set hucumu yapabildi, topu ileriye iyi tasidi.
en zorlu anlarda bile rakibe baski yapti, alan daraltti, top kapip ataga cikti, ucgen paslarla rahat top cevirdi, oyunu acti.
spurs'a yalniz iki etkili sut, bir de tehlikeli kafa vurusu sansi verdi. kane'nin becerisi, birazcik da savunmanin anlik verdigi sut acisi ile gol yedi.
besiktas ise tehlikeli sut ve kafa vuruslarinda cift haneli sayilara ulasti. olmayacak goller kacti. hele olcay'in kacirdiklari sozcuklere zor dokulur. oysa, olcay'in vurus tercihleri de gayet dogru ve akilciydi.
oyun disiplinini ve caliskanligi elden birakmayan besiktas, kacirdigi gollere karsin emeginin odulunu son dakikalardaki penalti vurusu ile almayi basardi. bugun besiktas'in oynadgi seviyedeki oyunu, turkiye ligi'ndeki (kadrosunda besiktas'tan daha yetenekli oyuncular bulunan) neredeyse hicbir takim cikartamazdi. besiktas'in gecmisteki chelsea zaferi dahil, boylesi maclarin cogu, bu gece yalnizca 35.-40. dakikalari arasinda geri gomuldugumuz baski yedigimiz bicimde gecip giderdi. bugun cok daha baska, cok daha karakterli bir oyun izledik.
yine de not olarak uyarimizi duselim: bu macta 11 kose vurusundan, az sayidaki serbest vurus setinden besiktas adina hicbir verim cikmadi. burada ciddi bir eksikligimiz var, bu kose vuruslari ve duran toplar cok kiymetli.
besiktas'in kendi sahasindaki oyunu ile misafir oldugu sahalardaki oyunu, aldigi sonuclar arasindaki fark ise yine gece ile gunduz gibi parildiyor.

oyuncu randimanlarina gelecek olursak:

tolga: ortalama oyununu sergileyerek kalede guven verdi. birkez daha, tolga'nin yildiz kaleci olmadigini vurgulayalim. belki agir gelebilir ama, bugun iki takim kalecileri degisse besiktas sahadan farkli galip bile ayrilabilirdi.
serdar: savunmada oldukca gayretliydi. hucumda verimi dusuktu. ozguveni zarar gormus. bu seviyedeki oyunda bunun sikintisini yasiyor. takimin elindeki tek sag bek serdar ise, bu isin nereye varacagini kadroyu tasarlayanlar oturup dusunecek, bize de aciklayacak.
sivok - pedro: disiplinli ve cok az yanlis yaparak oynadilar. sivok birkac haftadir yaptigi sakarliklari unutturdu.
ramon: kanadini iyi savundu, arada abukluklar yapti, hucumda ise cok etkili sayilmazdi. kabul etmek gerekir ki besiktas'in ismail - ramon ile asagi yukari ayni seviyede iki sol beki var.
veli: orta alanda rakibin alanini daraltan, baski yapan, soguk kanli kisa paslarla oyunu ileri tasiyan mekanizmanin dislilerinden biriydi. ancak bu seviye icin daha randimanli,daha etkili bir oyun izletmeli. son birkac haftanin ardindan artik bunu sakinmadan soyleyelim. asil dusunulecek mevzu, veli'nin seviyesi ustunde yahut civarinda bir yedegin kadroda goze carpmamasi.
atiba: nazar degmesin, inanilmaz oynuyor. aurelio'dan bu yana boyle bir enerji izlemedim. (melo'yu topsuz alanda pek izleme sansim olmadi, baska kacirdigim degerler de olabilir, yamuluyorsam lutfen duzeltiniz) kendisinin yasi ilerledikce, yerini nasil doldururuz diye dusunmeden edemiyor insan. kuzeni, kardesi, oglu filan var midir acaba?
olcay: girdigi pozisyonlar, mac sonundaki ozet goruntulerinde surekli yer almasi en buyuk basari gostergesidir. diri, direncli ve yararli. bugun dogru vuruslari dogru zamanda yaptigi halde skor uretememesi sanssizlikti.
gokhan: hucumda ve savunmada dikkatli oynadi. diger maclardaki etkinliginden uzak olmasinda cok iyi savunulmasi ve kendisine ozel onlem alinmis olmasi etkiliydi diye dusunuyorum. bir hucumda iki savunmacinin da kendisini kapatip, topla ilerleyen serdar'i bos birakmasi bunun ornegidir. (zaten o hucumu da savunmacilari hakli cikaran serdar harcadi)
ernesto sosa: takimin direncinde, savasciliginda katkisi vardi. hucumda tehlikeli ve akilci paslar cikardi. ernesto, besiktas'in gereksinim duydugu, degerli bir oyuncu. ancak takimin hucum setlerinde imzasi olan, cok ince paslar ve sutlar cikartan, "on numara" diye tarifleyebilecegimiz formanin icini doldurmuyor. takimin hala o konumda acigi ve eksigi oldugu gozukuyor.
demba: gectigimiz iki haftada f-tipi hucrelerdeki tutsaklar gibi yapayalnizdi. bu gece takim hucum etmeyi basardigi icin, gercek kalitesini sahaya yansitabildi. savasti, baski kurdu, paslasti, kanada kacti, sut atti. besiktas'in ilerideki temel diregi belki de demba idi.

spurs, beklenilen seviyede bir oyun ortaya koyamadi. kendi seyircisi onunde, sahasinda mahkum oynadi. lloris'in ustun oyunu olmasaydi bu gece cok agir bir yenilgi de alabilirlerdi. orta sahada ise stambouli'nin direnci biraz goze batiyordu.

macin hakemi kartlarda, faullerde karsilikli yanlislar yapmasina karsin, asla oyunun onune gecmedi. cakallik pesinde kosmayan, oyunun skorunu kendisi belirlemek istemeyen bir yonetim sergiledi. bu da, yine bizim liglerimizde gormeye alisik olmadigimiz bir duruma isaret ediyor. kose vurusunda oyunculari dovdurmemek icin verdigi emegi keske bizim hakemler done done izlese. son dakikada o -acik- penaltiyi gormezden gelecek az hakeme de rastlamadik.

son olarak, besiktas iki mac sonunda iki puan toplayarak aslinda kotu bir baslangic yapti avrupa ligi'ne.
ancak bizi puanlardan, gollerden cok; pedro, gokhan, veli, mustafa, oguzhan, hatta olcay gibi onumuzdeki bes, alti sezon -bir kaza bela olmazsa- verim alinabilecek yastaki oyncularin kazandigi guven ve deneyim heyecanlandiriyor.
son donemde "bu takim niye kazanamiyor, bilic hoca hesap versin!" diyen idareciler turemis diye kulagimiza caliniyordu.
eger dogruysa ayip ve yazik. o idarecilerin, sag beke neden daha serdar'in yazildigni, gokhan'in takima ne zaman katildigini, demba'nin ne zaman sozlesme yapabildigini, on numara'nin nerede oldugunu ve ernesto sosa'nin hangi ay takima katilabildigini de bildiklerine inanmak istiyorum.
bilic, takimin oyun duzenini oturtmasi kadar, cesareti ile de takdir edilmeli. veli'yi cikartip son haftalarin formsuz ve gucsuz ismi oguzhan'i oyuna almak pek oyle herkesin cesaret edebilecegi birsey degil. ancak takimin bu gece puan kazanmasinda bu degisikigin, ve hucum hattini genisletmenin katkisi tartisilmaz.
su an rakiplerimizin elinde yildizlar, cok yetenekli oyuncular, inanilmaz transfer butceleri filan var. ama slaven bilic'leri yok.
bunu gorememek korluk, bunu duyamamak sagirlik belirtisidir.
aman, turkiye'nin futbol oynamaya calisan bu son takimina zarar verecek bir kazaya belaya sebep olmadan, direksiyonun kimlerin elinde olduguna dikkat edelim.

devamını okuyayım »
03.10.2014 05:20