şükela:  tümü | bugün
  • dönemin en büyük zenginlerinden fenerbahce taraftarı müslim bagcılar'ın galatasaray'lı metin oktay'a uzattıgı ve ''rakamı sen yaz metin'' dedikten sonra metin oktay'ın bo$ ceki müslim bagcılar'a geri verirken cevabi.
  • maddiyata değil maneviyata değer veren metin oktay tarafından sarf edilmiş söz.
    (bkz: profesyonelliğe karşı metin oktay)
  • metin oktay neden kraldır, tanju çolak neden gol kralıdır sorusunun cevabı.

    gelen bir mesaj dolayısı ile edit: açıkça söyleyeyim geçmiş gün olduğu için böyle bir şey var mı hatırlamıyorum ama wheniwaschild ın mesajında belirttiği gibi günümüz parası ile 2 milyon avroluk teklifi bir hafta sonra 100 bin avroya indirmek durumu varsa ben de o fubolcuya gitti değil kovuldu derim ve de yukarıdaki entri sebebiyle tanju çolak tan özür dilemeyi bir borç bilirim. kendisine karşı yıllardır var olan kızgınlığım ve kırgınlığım esasen kendisini çok beğenmem ve sevmemden kaynaklanmıştır her zaman. çıplak gözle gördüğüm türkiyenin gelmiş geçmiş en iyi golcüsünün (bkz: #12094846) ezeli rakibe gitmesi çok koymuştur bana. entriyi silmeyeceğim. arayıp dinlemeden yazmanın sonu budur diye kapak olsun bana hesabı.
  • futbolda profesyonellik ve para hırsı ortalığı mahvetmeden önce sarfedilmiş, bizim aslında futbolu neden sevdiğimizi anlatan cümlelerden biri. futbol böyleydi bir zamanlar evet şimdi kaptanlığını yaptığı takımı satıp para için başka forma giyen, üç klübünde formasını giymeyi gurur duyulacak birşey sanan, kendini yetiştirip emek veren klübünün ezeli rakibine fütursuzca imza atan futbolcuların bulunduğu piyasada en çok özlenen cümlelerden biri olmuştur. gönül istiyor fenerbahçe de can bartu ların, galataray da metin oktay ların, beşiktaşımda hakkı yeten lerin amatör ruhları geri gelsin futbolu neden bu kadar sevdiğimizi unutmayalım ama sanırım artık herşey için çok geç.
  • sadece futbolla alakalı değil; hayatın her yanında, neyle ilgili olursa olsun rehberliğine başvurulması gereken tarihi cümle.

    emre belözoğlu için bile söylenebilir.

    profesyonellik...

    maalesef profesyonellik heykel diktirtmiyor, profesyonellik size bir yuva sağlamıyor, profesyonellik sizi bir efsane yapamıyor.

    yalan söylemeye gerek yok, emre'nin futboluna hayranım ve fenere gitmesi gerçekten de içimi burktu. ancak bu satırların yazımında ufak bir katkısı olan bu olayın fernerbahçe çekişmesiyle hiç alakası yok. fenerbahçe tabii ki böylesine bir oyuncuyu almak isteyecek, kadrosuna katmak için fedakarlıktan kaçınmayacak.

    ama ya emre?

    kimse "para kazanacak tabii ,senin oturduğun yerden yazman kadar kolay değil" dememeli.

    tüm duyguları bir kenara bırakın ve o meşhur profesyonellik anlayışı içindeki kariyer planlaması olarak da bunun bir hata olduğunu görün: emre yuvasını kaybetti.

    bugün aldığı* 1 milyon euro fazla para, belki de futbolu bıraktığında çok daha fazla kaybetmesine yol açacak. çünkü emre'nin şu an ümit davala'nın bulunduğu yere gelme şansı artık çok çok az, emre teknik direktör olduğunda camia dört gözle bülent korkmaz'ı beklediği gibi onu beklemeyecek, emre'ye hakan şükür'e teklif edilenler asla edilmeyecek, emre büyük ihtimalle hakan ünsal gibi galatasaray ya da fenerbahçe odaklı bir spor yazarı olamayacak.

    emre kalplerde bir suat kaya, bir ergün penbe, bir arif erdem sevgisiyle yaşamayacak. dolayısıyla ona açılan kapılar biraz daha ağır olacak hep, gülümsemeler hep biraz daha serin olacak.

    işin kötü tarafı doğal olarak fener de ona bu samimiyeti veremeyecek. çünkü herkes biliyor emre'nin bir galatasaraylı olduğunu, yalnızca "para" için fener'de hizmet verdiğini....

    tümer nasıl eğreti durduysa, tuncay cimboma gelse nasıl hiç olmayacaksa, emre de bir tuhaf boşlukta bırakıverecek futbolu. ve geriye kalan onlarca yıl... bunun için değer mi?

    tanju çolak'ın bir yeri yurdu olabildi mi?

    hakan şükür'e, fatih terim'e açık çekler uzatılmadı mı? onlar yeterince profesyonel değiller miydi?

    emre henüz gencecikken okan abisinin peşinde "profesyonel" olduğunu kanıtlamıştı zaten. bunu düzeltme şansı vardı, onu da kullanamadı, bugünü kurtardı, yarının düşlerini ağır ağır yaktı.

    bizlerin ağzından değil, metin oktay'ın tanımlamasıyla "kendisini sevenlere ihanet etti." ve bunu yaparken kazandığından çok daha fazla parayı da kaybediverdi.

    çünkü metin oktay gibi olabilmek kolay değildi. futbolda yaşamak için, bir iz bırakabilmek için de bazen profesyonel olmamak gerekti.

    sadece futbol değil işte, bir de profesyonel insanlar var. günlük ilişkilerinizde karşılaştığınız, kendi çıkarı ve/ya kendi istekleri sözkonusu olduğunda gözü kararıp her şeyi silip atanlar... bir günlük ve bir anlık haz için yıllar süren/sürecek sevgileri, güveni, mutluluğu avkalayıp fırlatanlar.

    nasıl "daha fazla para kazanacak tabii" deniyorsa, onlar için de "istediği gibi yapacaktı tabii, öyle istedi öyle yaptı." denilecek...

    kendilerine gıpta ediyorum.

    biz öyle yaşayamadık. bizi sevenleri hiç bırakmadık. bir profesyonel kadar ciddiye aldık yaşamayı*, ama bir amatör gibi tutkulu kaldık.

    sırf bu cümle yüzünden bile ölümünden yıllar sonra o 10 numaralı forma çekildi işte tribünlere ve arkasından hep tüylerimi diken diken o tezahürata başlandı:

    "hepiniz metin gibi oynayın
    yenilmekten sakın korkmayın"

    biz yenilmekten hiç korkmadık; çünkü yenilmek bizi düşürmez, cebimizdeki paraları almaz, sevgimizi küçültmezdi.

    bir amatör gibi yaşayıp profesyonellere el salladık, profesyonellerce üzerimiz kazındıysa da eminim amatörlerce unutulmadık.

    unutulmayacağız.

    metin ve bu cümlesi bunun kanıtıdır.
  • sevdiklerine saygı duyan, kendine gülen gözlerle bakan insanlara duruşunu hiç bozmayan, adamlık bağlarından bir ömür boyu çıkmayan ahde vefalı gönül sözü. (bkz: o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler)
  • metin oktay'ın metin oktay olmasının sebebidir.
  • metin oktay'ın efsane cümlesinin yazılı olduğu ve üzerinde portresinin bulunduğu modelde bir atkı gsstore'da satılmaktadır.
  • galatasaray ruhunu, duruşunu özetleyen en etkili cümle.. gerçek bir efsanenin ağzından çıkmış olması da ayrı bir mükemmelliktir..