şükela:  tümü | bugün soru sor
  • virüstür.
    herpes gibidir.
    zayıf bir anınızda yakalar sizi. canlanır, bulaşır aklınıza, fikrinize, yerleşir çoğalır çoğalır.
    derken güçlenirsiniz, yenersiniz onu ama o aslında ordadır hala. sizinle gizlice yaşamaya devam eder. zayıf düşeceğiniz anı bekler.
    aklınıza bulaşan bu şey, gün gelir dilinize de bulaşır ki kaçınılmaz son asıl orda resmen başlamıştır.
  • evliliğin ilk dönemlerinde olduğu takdirde, geniş düşünülmemiş olan bakış açıları sonucu ortaya çıkar. iyi düşünmek gerekir; hatta çok çok iyi düşünmek gerekir.
  • evlenmek fikri üzerine pek düşünmemiş insanların başına gelir genelde
  • evlenmek fikri üzerine yeterince düşünmüş insanların da başına gelebilir. anlıksa neyse de tekrar tekrar içe düşüyorsa bu fikir varılacak yer eninde sonunda aynıdır.
  • uygulama aşamasına geçildiği zaman kolay kolay geri dönüşü olmayan fikirdir.
  • ayrılmak fikrinin resmi halidir.

    --- spoiler ---

    olmuyor yapamıyoruz diye düşünmeye başladığın anda yapılacak resmi işlemleri düşünüp iç sıkıntısı basar önce. ardından evlenirken de bir sürü muamele oldu bunu mu yapamayacağım denir. eşyları nasıl ayıracağız akla gelir. ince ince planlar yapılır, planlar kafadan uçar, sonra yeniden gelir. olaylar gelişir önce dilekçe verilir, sonra mahkemeden celp gelir gidilir paşa paşa boşanılır. herkes kendi evine gider. ya da denyo iseniz bir süre daha aynı evde yaşamaya devam edersiniz.

    --- spoiler ---

    yaşadık da biliyoruz değil mi!!!

    --- spoiler ---

    acımıyor, azıcık sızlatıyor.

    --- spoiler ---
  • boş - anmak - fikri ile anlam kazanan ide.
    işe bak ki boşandığın zaman eski eşini "boş" anıyorsun. aklına artık "boş" geliyor.
  • bir kere akla düştüğü zaman hiç bir zaman bazı şeyler eskisi gibi olmaz.

    düzeltmeye çalışmak gibi aptal uygulamalarda yapılsa bile bir kere kana karışınca durdurulamaz bir hal alıyor.

    yol yakınken hemen karar verip uygulamanız gereken bir durum.
    boşanmak her şey için yeni bir başlangıç, bir huzur, bir güzelliktir.

    kızgın kumlardan, serin sulara atlamak gibi.
  • "kıymetli bir şeyiniz, iyi bir yazma, güzel bir gramofon, bir acem halınız var mı, sakın onu satmayı bir imkân gibi düşünmeyin, evliyseniz karınızı boşamayı, seviyorsanız sevdiğiniz kadına darılmayı bir kere olsun aklınıza getirmeyin. sonra bu işlerden ne kadar çekinirseniz çekinin, mıknatıslanmış gibi, arkanızdan itiyorlarmış gibi onu yaparsınız, insan hayatında sakınmak yoktur."

    (bkz: ahmet hamdi tanpınar)
  • en yakin arkadasim geliyor aklima.

    annesi ve babasi bosanma karari almislardi. surekli tartisiyorlardi. ne bir aldatma ne de baska bir husumet vardi ama insan bu, sudan sebepten kavga eder ya. anlasamiyorlardi uzun lafin kisasi..

    arkadasim bosanmalarini hic istemedi. depresyona girdi ve bu durumdan etkilenen ailesi mecburen ayrilamadilar. ama elbette tartismalar hic son bulmadi, kaldigi yerden devam etti..

    babasi cok stres altindaydi. kalbi kaldiramiyordu bu kadar stresi. ve bir gun bu stres, tum bu tartisma yuku kalbine fazla agir geldi. arkadasim babasini daha 7-8 yasindayken kaybetti. hem de kendi deyimiyle en cok ihtiyac duyduklari zamanda..

    gecen tutturuyoruz yine ikimiz. arkada da scorpions falan caliyor ortam asiri depresif. efkarlandi bildiginiz, dert dokmeye basladi. konu buralara geldi elbette. babasini her zaman ozledigi icin her zaman aklinda bulunur zaten. o siralar benim de bazi sorunlarım vardi bu konuyla baglantili. dedi ki keske bosansalarmis. yani ben annemi de babami da gormeye devam edecektim. ikisine de sarilabilecek ve ikisini de sevebilecektim. ikisi de hayatta olacakti. keske bosanma kararlarina bir kere bile itiraz etmeseymisim...