şükela:  tümü | bugün
  • bizim köyde fındık bahçelerimiz var. her sene 20ye yakın mevsimlik işçi gelir doğudan. bunlar ne anlatırsan inanan tiplerdir ve hepsi genç uşaklardır. üç sene evvel yine 20ye yakın işçimiz geldi. bunların kaldıkları bi evimiz var. neyse geldi bunlar çalışıyorlar. bir kaç gün sonra öğrendim ki bu genç çocuklar geceleri köyde bağ bahçe gezip milletin elma ağaçlarını talan ediyorlarmış.

    bilen bilir, geceleri karadeniz köyünde gezmek çok tehlikelidir. evler birbirine çok uzaktır, herkes silahlıdır ve fındık mevsiminde fındık hırsızlığına karşı herkes temkinlidir. lan ben bu çocukların başına bir iş gelir, biri mermi atar diye tırstım. aklıma bunlar gece dışarı çıkmasın falan diye cin hikayesi anlatmak geldi. işte başladım sallamaya, elemanlar nasıl inanıyorlar, nasıl meraklılar.

    anlatmaz olaydım amk. bir hafta içinde 4 eleman kafayı yedi. adamlar harbi harbi cin görmeye başladı. geceleri tuvalate gidemez oldular. bu dört elemanı diyarbakıra, ailelerin yanına göndermek zorunda kaldım anneleriyle.

    çünkü adam senin anlattığın hikayeye harfiyen, kayıtsız şartsız inanıyor. öyle bir iman var. ve o korku ona kafasında tasfir ettirdiği şeyi gösteriyor.

    cin görmek filan... ruh hastalığı bunlar.

    korku çocuklar üzerindeki en büyük tasarım aracıdır. cin hikayelerinin anlatıldığı evlerde büyüyen çocuklar inanır bunlara. kadınlar gün yapar, herkesin bir akrabasında mutlaka vardır bu cin vakası. çocuklar da bu muhabbetlere şahit olur, korkmaya başlarlar. o korku yeni şekillenen beyinlere öyle bir hasar verir ki çocuk gerçekle korkuyu ayırt edemez.

    ben 29 yaşımda asker idim. benle beraber askerlik yapan 20 yaşındaki askerlerden trakyalı olan da, malatyalı olan da köylerinde geçen sene geçtiğini iddia ettikleri olay benim 1990 yılında karadenizin bir köyünde geçtiğini duyduğum olayla aynı.

    yok adamın ayağı tersmişte, cinler gece derede davul zurna çalıp düğün yapıyorlarmış. vıdı vıdı.

    hep aynı tasfirler, hep aynı hikayeler.

    bu korku dünyanın her yerinde aynıdır. beyin hasarı aynı halüsünasyona yol açar. amerikalı cadı görür, avrupalı peri, çinli hayalet, ortadoğulu cin.

    neden san fransiscolu jack nevada vadisinde davul zurnalı cin düğününe denk gelmiyor amk.

    çünkü o adam küçüklüğünde öyle bir korku tasfiriyle karşı karşıya kalmamış.

    evet.

    siz hiç erenköyde, bostancı sahilde, dinden uzak bir ailede büyümüş bir elemanın içine cin girdiğini, sağda solda cinlerle haşır neşir olduğunu duydunuz mu?

    türkiye'de cin vakaları bunlara inanan çevrelerde yetişen insanlarda görünür.
  • karşılıklı birbirini yargılayan/ aptal yerine koyan/ küçümseyen insanların olması daha da enteresan.

    bir insanın cinlerin varlığını kabul etmesi, onu cahil yapmaz, hastalıklı ruh haline de sahip değildir. müslümandır ve kuran'da geçtiği için kabul görmüştür.

    inanmayan insan da, zaten allah inancı olmadığı için, hali ile onun kitabını kabul görmediği için inanmaz, ya da kimine göre hurafe geliyordur o yüzden inanmaz.

    ramazan ayı gelir, oruç tutmayanlar başlık üzerine başlık açarlar, ''16 saat aç durulur mu, bu sıcakta susuz nasıl durulur'' yaz sıcağı gelir, ''kapalılara acıyorum uzun kıyafetlerle ne yapıyorlar, türban kafalarına yapışmıyor mu''.. yahu çileyi çeken sizden daha az dertleniyor.

    yıl olmuş 2014 düşünce özgürlüğü deyip, hala birbirini savundukları düşünce için yargılayanlar var.
  • akla hazin bir sonla biten şu fıkrayı getirir.

    --- spoiler ---

    yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. otellerindeki golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. adam topa bir vurur top direk çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses getirir.. sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını anlarlar. içeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. çift üzgün bir vaziyette, -kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
    bunu gören adam:
    -hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. ben bir cinim ve 300 yıldır bu lambadaydım.. topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. bu yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
    kadın:
    -benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir villam olsun, der.
    cin:
    -isteginiz yerine getirildi bayan, der.
    adam ise düşünür.."ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek hemen söze girişir:
    -cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
    -beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. fakat benimde bir isteğim var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor. bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
    adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce karısına bakar. karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder. kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. cin yatakta uzanırken kadına:
    -hanfendi kocanız kaç yaşında?
    -35 nolduki?
    -hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor
    --- spoiler ---
  • ve inandıklarını açık açık söyleyebiliyor olmaları gerçeğiyle daha da garipleşen durum. düşün adam mevcut türlerin hepsini hatim etmiş bir de dünya dışı yahut enerji dolu görünmeyen varlıklara inanıyor. askerde özel bir üniversitede öğretim görevlisi olduğunu öğrendiğim kısa dönem bir arkadaş vardı. gece yanına diğer eratı toplar cinlere dair acaip hikayeler anlatırdı. ağaç altlarında yaşadıkları, üstlerine basma ihtimalimiz olduğu, kendilerince bir aile yapısına sahip oldukları vs vs.

    "dostum sen şizofren misin?" diye sorduğumda ise rahatlıkla "hayır" cevabını verebiliyordu. banyoda musallat olandan tut gece evde dolaşıp milletin terliğini giyen cine kadar türlü hikaye duydum. hepsi de bir akrabanın ya da bir arkadaşın başına gelmiş şeklinde anlatılan ipe sapa gelmez hikayeler.

    ben de buradan cinlere bir çağrıda bulunuyorum, cihangir tarafında oturuyorum. gelin görüşelim, bir çayımı için ve eğer zahmet olmazsa beni bir çarpın, ben de çarpılmış halimle bir selfie çekerek sözlükteki cinlere inanan gruptan gözyaşları içinde özür dileyeyim. bekliyorum.
  • arkadaş ortamında bir kaç defa denk geldim. oturup ciddi ciddi anlatıyorlar. en sonuncusunda amcamın oğlu anlatıyordu bir şeyler. başından şöyle bir iş geçmiş, yok cin şöyle yapmış, yok ondan sonra böyle demiş. dayanamadım araya girdim.

    +adı ne bu cinin?

    - abi söleyemem ya.

    +söyle sikerim tahtanı. sorumlusu benim zaten o bunu anlar.

    - zühyan.

    + zühyan ne lan?

    - abi ne olur olur deme ya musallat olur.

    + senin de zühya'nın da ammına koyim. oldu mu?

    - abiiiiiii!

    + zühyan senin ben ananı, bacınını, yedi sülaleni, gelmişini geçmişini, sana bu ismi verenin cibiliyetini sikeyim. orospu çocuğu.

    ardından 5 saniye kadar derin bir sessizlik... herkes şokta. bekliyorlar onca küfürden sonra kesin zühyan gelecek ebemizi sikecek diye.

    ardından ani bir ''böööö'' patlattım. ödleri boklarına karıştı zavallıların. sonrasında eve gidip bir güzel korku filmi seyrettim.

    son olarak: zühyan senin ammına koyim!
  • sene olmuş 2014 uzun a inananlar var bu ülkede hemde çoğunluk olarak. sen gelmiş cin diyon.
  • ben sahsen inaniyorum..

    tonikle guzel gidiyor, belki bir kac nane yapragi. cok icmeyin carpar.
  • yıl 1998
    lazer çılgınlığı başlamış
    babam tam 10 farklı başlıklı lazeri bana hediye almıştı. efsane kalite bir şey
    başlıklar da yıldız ay dede vs. duvara tutunca efsane görüntü büyük teknoloji. sadece kırmızı nokta değil artık şekilli şekilli sıktırıyorum ama bu şekiller çok uzağa gidince verimsiz oluyor büyüyor vs.

    neyse o yaz her yaz gibi köye gidildi. gece nöbetteyiz bir kaç piç. bekliyoruz birileri geçsin ay dedeyi verelim yola bakalım ne yapacaklar diye. uzun bekleyişten sonra 3 kişilik bi grup yavaş yavaş yaklaşıyor derken oynat uğurcum edasıyla basıyorum lazere i,veriyorum coşkuyu .. adamlar şok.. donup kaldılar önce biraz oynatalım derken biri düştü bayıldı . diğer ikisi onu alıp gittiler
    kimseye bişey anlatmadık. gittik güle güle uyuduk. canım bandırma beyköyüm küçücük. ertesi gün bu kişiler cin gördük diye kahvede benim aydedeyi tarif etmişler işte. o gün anlar gibi olmuştum bazı şeyleri tamamen insanların uydurduğunu. ne olduğunu bilmedikleri için cin dediler buna önce kendileri inandı sonra diğerleri.
  • bir yazar aynen şöyle yazmış;

    "bir şeyi reddedebilmek için elimizde kanıtlar olması gerekir..."

    işte o öyle değil... bunun doğrusu;

    "bir şeyin olduğunu ispat etmek için elinde kanıt olması gerekir..." dir.

    olmayan birşeyin, bir kanıtı olmadığı için kimse olmayan kanıtı gelip sana ispatlayamaz. çünkü olmayan şeyin ispatı da yoktur. bu da o şeyi var olarak gösteremediğin için bilimsel olarak nötr sayılır...

    bilim bir inanış çeşidi değildir. taraf da tutmaz. mesela tanrı, cin, ayın ikiye bölünmesi, nuhun gemisi, nil nehrinin ikiye ayrılması gibi soyut kavramları bilim asla kanıtlayamaz. varlığını kanıtlayamadığı gibi yokluğunu da kanıtlayamaz.

    ama gel gelelim kısa bir insanlık tarihi okuyarak bilimin kanıtlayamadığı şey hakkında bir kaç puzzle parçası toplayıp büyük bir resmi görebilirsin... hatta bunun için bir bilim adamı olmana bile gerek yoktur...

    mesela bugün git japonyaya kaç kişi cin hikayelerini biliyor? kaç kişiye cin çarpmış...

    git isviçreye mesela. cin hikayeleri anlattığında seninle direk daşak geçerler...

    bak mesela bundan yıllar yıllar önce biz henüz portakal bile değilken yunanlılar yıldırım çarptığında ne diyorlardı?

    - sanırım zeusu fena kızdırdık...

    bilirsin herkül - zeus filan mitolojisini. şimdi bunlar sana nasıl sikko hikayeler geliyor değil mi?

    adamlar şimşeğin nasıl oluştuğunu bilimsel olarak bilmedikleri için "bak bu zeus" diyorlardı...

    çünkü insanoğlunun özünde anlamdırma vardır. anlamlandıramadığı ve aklının ermediği her şeyi ama her şeyi tanrıya bağlar... bu bundan 5000 sene önce de böyleydi, şimdi de böyle...

    galileo dünya yuvarlak dedi, adamı linç edip idam edilmesini istediler. yıl 1642 bundan sadece 375 sene önce... 5-6 kuşak öncesi yani...

    peki neden?

    lan millet ölümüne cahildi... sikko sikko öküz boynuzlarına filan inanıyorlardı...

    ya peki gariban mısırlılar?

    güneş sayesinde tarlaları yeşeriyor ve karınlarını doyuruyorlardı...

    ne oldu peki?

    tabi ki güneş bir tanrı oldu...

    neden?

    çünkü güneş olmadığı zaman biliyorlar ki aç kalıp siki tutacaklar...

    ya peki orta çağ dönemindeki avrupalılar?

    lan güzel, bakımlı ya da zeki bi hatun gördüklerinde, kadını cadı diye yakıyorlarmış...

    neden?

    havva'nın yasak meyveyi tadarak cennetten kovulmaya neden olması hikayesi nedeniyle, kadınların erkeklerden daha zayıf karakterli olduğu, dolayısıyla şeytan'a daha kolay kandığı inancı yaygınmış.

    bak yukarıda sadece 4 tane sikimsonik yaşanmış bir örnek verdim.

    hepsini topla sonucunda ne var?

    cahillik...

    ve şu anda zannetme ki dünyanın en modern çağını yaşıyoruz. evrim sadece canlılarda değil teknolojide, bilimde, matematikte, fizikte her yerde var. bu global evrim insanlık tarihindeki tüm din'leri de de vardır... yani bundan 5-6 kuşak sonra yeni nesil burada cin-peri hakkında yazdıklarımızı okuduklarında bizlere götleri ile gülecekler... çünkü biz antik yunan mitolojisi döneminde yaşamışlar ile sağlam daşak geçiyoruz...

    beynin halüsinasyon gördüğünde ya da korku sayesinde bir imge oluşturduğunda sen cin sanarsın, abd deki adam ufo zanneder... bir insanın cin görmesi, ondan korkması, ona inanması tamamen yetiştiği çevrenin kültürel sebeplerinden oluşmuştur...

    beynin sana ayakları ters bir adam gösteriyorsa bu doğrudur yani görüyorsundur... beynin gerçekten ayırt edemeyeceğin şekilde halüsinasyon gösterme yeteneği bulunur. fakat senin gördüğün bir tek sana özeldir ve dış dünya ile hiçbir bağlantısı yoktur. çünkü bu hayali sen farkında bile olmadan oluşturmuşsundur ve bu bir hastalıktır, tedavi edilmesi şarttır.

    birşeyler gördüğüne inanarak yaşayan bir çok insan intihar etmiş, kafayı yemiş ya da evine kapanmıştır...

    şimdi sen cin görüyorum desen ben sana inanırım ama gördüğün şeyin cin olmadığını bilir ve beyninin sana türlü türlü oyunlar yaptığını bilirim. sen anlamlandıramadığın her ilizyonu veya korkunu antik yunanlar gibi mucizevi güçlere bağlarsan bu senin sadece cahil olduğunu gösterir. çünkü çoğu mucizevi zannettiğin şeyler aslında antik yunan yıldırımı gibidir. hepsinin çok kolay ama senin bilmediğin açıklamaları vardır...
  • başkalarının inanç ve korkularını ayıplayıp küçük görmenin cahillik olduğunu bilmemek kadar acınası değildir.

    (bkz: benim gibi düşünmeyen orospu çocuğudur)