şükela:  tümü | bugün
  • mayıs'daki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, cumhuriyet gazetesinin toplumda farkındalık yaratmayı amaçlayan reklam filmi.
  • gayet başarılı bulduğum* savunduğu düşünceyi her zaman için kapalı kapılar ardından değil herkesin önünde dile getirmekten çekinmemiş cumhuriyet gazetesi'nin yine kendine yakışanı yaptığı reklam filmi.
  • cok basarili reklamlardir. giderek yuzeysellesen, giderek damara gore serbet fikrini benimseyen cumhuriyet gazetesinin, 'kimlerin damarina serbet verilmiyor' konulu piyasa arastirmasindan sonra tespit ettigi hedef kitleye damardan dayadigi serbettir. cok sayin cumhuriyet yetkilileri, reklam veren taraf oldugunuz ve de reklama da onay verdiginiz icin takip eden sorunun muhatabi siz olmalisiniz: reklam ne zamandan beri toplumsal farkindalik yaratmak icin kulaniliyor? zaten sinirli reklam butcenizi feda edip toplumu bilinclendirmeye karar verdiniz, kapitalizmi kendi silahiyla vurdunuz da biz mi fark edemiyoruz? tirajinizin ne kadar artti?
    yillar once babam beni pazar sabahlari gazeteciye gonderir, cumhuriyet aldirirdi. gazeteyi ice dogru, ismi gorunmeyecek sekilde katlamami tembihlerdi hep. anlamazdim. 84-85 yillariydi sanirim.
    simdi ben okusam, ben de ayni seyi yaparim. ama farkli nedenlerle.
  • gazetenin genel çizgisini yansıtmakta ve dikkat çekmekte başarılı olduguna göre başarılı bir reklam filmidir.bir reklamı dikkat çekici oldugu için suçlamak ne derece mantıklı bilmiyorum...
  • yağlı cümlelerle değil kısa ve öz olarak -anlayana tabi- anlatılmış reklam filmi.yapılanın gazete satışlarını artırmak için, ödül için yapılmadığı açıktır, bunu hayatında bir kez olsun eline cumhuriyet almış adam bilir, karalama kampanyasının reklam filmi üzerinden yapılması da ayrıca komiktir.
  • gazetenin kendisine değil de "cumhuriyet" başlıklı kategoriye sahip çıktığı için rakiplerinin ekmeğine yağ süren reklam. farkındalık yaratmayı tamamen yanlış yorumladıkları aşikar. bu ülkenin koşullarını analiz edemeyen, bulunan ilk cin fikri "hoh ho saatler yüz yıl geriye alınıyor ulan bu süper fikir" diye uygulama kolaycılığına düşülmüştür her şeyden önce. misal hindistan cevizli çikolata reklamı yaparken toptan çikolata ürün kategorisine sahip çıkıp onu tanıtırsan rakiplerine çalışırsın. bunu bütün reklamcılar bilir. ürün değil kategori odaklı reklamlar ancak kategori oluşma aşamasındaysa ya da krize girmişse başarılıdır. misal beyaz et sektörü kuş gribine karşı birleşerek başarılı bir mücadele vermiştir. ama burada kuş gribi geliyor tehlikenin farkında mısınız? hapı yuttuk amına koyiyim demek yerine biz farkındayız ve gereğini yaptık demiştir. kendine güvenli bir duruş sergilemiş krizi satışlarını artırarak atlatmıştır.

    ortalama bir reklamcı, önce akp'nin iktidara geldiği koşulları analiz eder; periyodik olarak araştırma sonuçlarını inceler. misal tayyip erdoğan'ın hapse girdiği aydan bugüne kadarki verileri analiz eder. bu ülkede kaç kişinin kuran okuduğunu, namaz kıldığını şöyle bir soruşturur. ulan bu adamların bir kutsal kitabı var okuyorlar, ben bunun yazılış stiliyle metafor kurarsam tepki oyları kime gider diye kafa yorar. ama kötü reklamcı herhangi bir stratejiye ihtiyaç duymadan ilk bulduğu cin fikri dayar. meseleye daha stratejik bir açıdan bakan ve büyük ajanslardan biri tarafından yapılan (bkz: ogilvy mather) birbirini anlama temalı zaman gazetesi reklamı ise başarılı bir reklam örneğidir. onunla ilgili olarak naçizene görüşlerim de okumak isteyen için şuradadır: (bkz: #10309301)

    yine ortalama bir reklamcı, küçük bir akıl yürütmeyle recep tayyip erdoğan ve hükümetine bu kanaldan değil de başka bir kanaldan saldırılacağını tahmin edebilir. o kanal da aslında hadisenin ekonomi temelli olması olabilir. çünkü recep tayyip erdoğan; başta özal olmak üzere pek çok cumhuriyet hükümeti gibi siyasi kadrolaşma, yakınlarının çıkarlarını kollama gibi henüz hukuken kanıtlanmamış nedenlerle şaibeli bir duruş sergilemektedir. bununla birlikte irtica, laiklik vs. gibi eften püften paranoyalarla yıpratılmaya çalışıldığı için oyunu topladığı halk nezdinde o çok sevdiği mazlum rolünü üstlenmeye devam etmektedir. yani cumhuriyet elitinin sürdürdüğü laiklik elden gidiyor şakşakçılığı erdoğan'ın çok çok işine gelmektedir. hadisenin ekonomik temelli olduğunu görememek ise tipik bir hastalığımızdır. zira 10 yılda demir ağlarla örme devri çoktan kapanmıştır. artık çelik kasalarla donatma devridir. şöyle bir metaforla da açıklıyabiliriz; birileri her fırsatta bayrakları alıp meydanlara fırlıyor, ama o bayrakları karşı oldukları cephe satıyor. (şahsıma ait rte entrysinden aparttım bu paragrafı)
    (bir de şöyle bir yol var; rejim muhafızlığı değil de gazetecilik yaptığını hatırlayarak söz konusu ekonomik yağmayı, kadrolaşmayı belgele; hukuki olarak el atılacak noktaya getir sonra bunu reklamında kullan ki bu zaten başlı başına bir reklam olur senin için)

    velhasıl siyasi tarafını bir kenara bırakalım; yalnızca fanatik kitleye hitap edebilen ama toptan olarak gazete okuyucusu hedef kitleye ulaşamayan bir reklamdır bu. hedef kitlesini ve bütüncül olarak stratejisini yanlış belirlemiştir çünkü. yalnızca sözlük yazarı gxl gibilere hitap etmek çikolatayı sadece çikolata tutkunlarına satmaya çalışmaktır. ama asıl marifet çikolata yemeye uzak adamlara satmaktır. o zaman hem kategorin genişler, hem satışların patlar. zaman gazetesinin sinsi sinsi işlettiği strateji budur. maalesef cumhuriyet gazetesi ve şürekası geri kafalılıkla suçladıkları rakipleri kadar bile akıl yürütmeyi becerememektedir.
  • kanimca iyi bir fikrin* sakiz gibi uzatilmis ve tadi kacirilmis devam filmleridir. tehlikenin farkinda misiniz ilk ciktiginda iyi dusunulmustu, belki verdigi mesaj yeni filmlerle ortusuyordu ama tabiri caizse ince gormustu, daha ustaca tasarlanmisti. yeni reklamlar ise bu incelikten cok uzak, belki de rte'nin cumhurbaskanligina cok rahatca ulasiyor olmasinin verdigi bir caresizligin yarattigi agresifligin izlerini tasiyorlar. tayyip erdogan'in cumhurbaskani olacak olmasi beni de cok endiselendiriyor ve rahatsiz ediyor, ama cumhuriyet'in yeni reklamlari da benzer bir rahatsizlik verdi. reklamda malesef boluculuk de var hedef gosterme de, bir bilinc olusturmaktansa yaygara koparmak kaygisi tasiyor sanki. ha turkiye'de yaygara koparmayana da meme vermiyorlar tabi, orasi apayri...
  • birkaç saat içinde bu kadar enrty girilmesine neden olduğuna göre etkili bir reklam filmidir.
  • her aklı başında atatürkçü insanın içinden "tabi ki farkındayız ama elden ne gelir sokaklara çıkmaktan başka" şeklinde cevaplaması gereken bir soru içeren, hislerimin dermanı reklam filmi.

    acaba mayıs 2007'den sonra çocuklar artık coşkuyla "atatürk ölmedi kalbimizde yaşıyor" diyebilecekler mi?

    zamanının ötesinden gelen edit:yazıklar olsun sözlük!...
  • utup yorumcularinin da dedigi gibi, yuz senelik zaman dilimi tesadufen secilmis olamaz, bu malum sahislarca yurutulen fenerbahceyi karalama kampanyasinin bir devamidir. cumhuriyetin, fenerbahce cumhuriyetine saldirisidir. halbuki bu iki rejim ne guzel yuzyillardir baris icinde yasamakta, birbirine kiz alip vermekteydi, birileri icimize nifak sokana kadar.

    acaba mayistan sonra gencler "sariiii..laciveeert" diye bogurup, birbirlerini coskuyla bicaklayabilecekler mi?

    zaman-mekan disindan gelen: ah be sozluk, ah be.