şükela:  tümü | bugün
  • imam-ı matüridi ve imam-ı eşari, ehl-i sünnetin itikadda iki imamıdır.
    bu iki imamın ve hocalarının, amelde dört hak mezhep imamlarının ve onlara tâbi olanların; imanda, itikadda tek bir mezhebi vardır. bu mezhep ehl-i sünnet ve'l cemaat mezhebidir.

    konu ile ilgili ayrıntılı ve daha uzun miktarda bilgi için

    http://www.dinimizislam.com/detay.asp?aid=697

    http://www.dinimizislam.com/detay.asp?aid=698

    adresine bakılabilir.
  • "mezheb" değil, fırkadır.
  • bütün hasimlarini o arada hz.hasan i da zehirleyip öldürerek bertaraf eden (bkz: muaviye) basarisinin (!) doruk noktasina ciktigi yili:

    *(bkz: amu'l-cemaa) * yani müslümanlarin birlik ve beraberlik yili ilan ettirdi ve halifeligine karsi cikmayip uslu-uslu oturanlari ödüllendirmek icin onlara:

    ** ehl-i sünnet ** sünnete uyanlar ünvani verdi.
    iste bu deyim o gün bu gün kullanila kullanila yayginlasti ve giderek (bkz: ehl-i beyt) in haklarini savunanlar disindaki topluluklari ifade icin bir tür özel isim oldu.

    muaviye den önce kullanilmayan bu tabir in peygamberimizin sünnetine sarilmak veya onu öne alarak yasamakla hic bir ilgisi yoktur.

    bu tabir emevi yönetimini müslümanlar icin en hayirli yönetim sekli olarak gören ve toplumda kavga cikarmayan hosgörü (!) sahibi guruplari ifade etmek icin yaratilmis bir siyasal tabirdir. hic bir dini ve ilmi dayanagi yoktur.

    daha acarsak ehl-i sünnet peygamber evlatlarinin katline hos görü ile bakan bir gurup a verilmis isimdir.
  • (bkz: sünni)
  • dev bir fıkıh ve kelam külliyatı ile kendini islam'ın tek gerçek takipçisi sanan, aslen ilkin peygamberin ve ailesinin en büyük düşmanlarından muaviye'nin dillendirdiği mezhep.
    sünniler öyle kanıksanmış ve kemikleşmiş bir şekilde sünnilerdir ki nasıl bir gaflette olduklarının farkında bile değillerdir. bazı gafiller çok ileri giderek hazreti muaviye bile demeye vardırırlar işi.
    sünniyim diyen müslüman, peygamber ve ailesine zulmedenlerin zulmüne ortaktır. bir gram akıl ve vicdan varsa islam tarihini kendisi farklı bir çok kaynaktan karşılaştırmalı araştırarak gerçekleri öğrenebilir.*
  • kuranda 1000 küsür ayet imandan bahseder
    780 küsür ayet yahudilesme tehlikesinden
    756 ayet cihattan

    gördügümüz gibi bu ümmet icin en büyük tehlike yahudilesme tehlikesidir.

    bu ümmet dediki biz müslümaniz cennete girecegiz, digerleri cehenneme gidecek. ayni hatayi yahudilerde yapmisti.
    cennetin garantisi kime verilmis? hükmü allaha bile birakmiyorlar.

    kurani degistirme konusuna gelince daha beterini yaptilar,
    mesele kuranda: ehli beyte saygi gösterin. ( müslümanlara hitap eder)
    ayetine karsilik kurandan baska ayeti karsilik göstererek yani karsisina koyarak, 'üstünlük ancak takva iledir' deyip, önceki ayeti etkisiz hale getirmeye calistilar. oysa kim bilir ki kimin ne kadar takvasi var?

    ne oldu onlar dediler biz biliriz. isi gösterise verdiler, kim müslüman kiligina bürünürse takvalidir dediler. münafiklara kapilar acildi. vah vah!!

    (bkz: ehl-i sünnet vs islam/@konjo)
  • (bkz: #33261540)
  • (bkz: habis dini)
  • peygamber sünneti ile peygamberin "ümmet yanlışta birleşmez" hadisinin üzerine inşa edilmiş fırka. sünnetin ne denli önemli olduğunu, sahabenin yaşayış tarzının örnek alınması gerektiğinde birleşir. sünnet öylesi önemlidir ki, takibini mutlaka yapılması gereken olarak görür. zaten yapılması gerekir de, hani öylesi önemlidir. ilme çok önem verir. ilme önem vermesinin baş nedeni sünneti ve hadisi iyi öğrenmek gerekliliğidir. yanlış yapılmaması gerekir sünnet ve hadiste çünkü çok yalan rivayet vardır.
  • türkiye'de, hatta dünyada, göründüğü ve tahminimce bilindiği kadarıyla ismailağa ve menzil cemaatinin (ki aslen bu iki cemaat, cemaat görünümlü bir tarikattir, nakşî-hâlidî ekolündendir, ve ikisi de hakikaten bu konuda taviz vermezler, yiğit adamdırlar, bu itikadın yayılması uğruna şehid olmayı göze alabilecek kadar hem de) kalesi oldukları görüştür. temelinin hz. peygamber aleyhisselam ve ashab-ı kiram radıyallahu anhüm hazaratına dayandığı; benim kur'an ve ahadis-i nebeviyyeden çıkardığıım itikadi ve fıkhi ilimler bunlardır diyerek mutlak müctehid olan zevât-ı kirâmın ve onlarında yolunda "biz, bu imamların salahiyetdar olduğuna kaniiz" diyerek teslimiyetle ilerleyen azîmet erbabının sahip olduğu temiz itikad olup kurtuluş bu yoldadır. ilim ve muhabbet kanadında mutedil davranan sufiyyenin de itikadı böyledir.

    bendeniz de işbu görüşe / itikada bağlıyım. taklid erbabıyım. cahilim tekiyim.

    bazı yönlerden (belki de nefsime çok ağır geldiğinden) katılmadığım tarafları var. yani müspet taraflarını gördüğüm gibi menfi taraflarını da gördüm. ama bu demek değil ki ben bu yola sövüyorum. asla! sadece anlayamadığım şeyleri brilerini açıklamasını bekliyorum ama böylesiyle karşılaşmadım.

    mürekkep yalamış-yalamamış, laptopu olan olmayan herkesin, ayrı kafalardan çok sesli batı müziği gibi kulağa ve rûha hoş gelmeyen sadâların çıktığı; ilim adamlarının (eğer varsa tabii böyle âlimler) ilme değil de kafa karışıklığına ve maddiyata hizmet ettiği bu felaket ve helaket asrında, benim gibi cahil bir gencin bu konuda soru işaretlerinin olması kadar doğal bir ahval olamaz.

    mesela, aklıma ilk gelen ve bana göre müspet görünmeyen hüküm şudur ki (ben bunu ahmed ziyaüddin gümüşhanevi hazretlerinin ehl-i sünet itikadı kitabında okudum, bu kitabı tavsiye ederim, önyargısız okuyunuz) namaz kılmayanın katlinin vacib olması yazıyor. bu duruma göre, türkiye ve dünyada müslüman olduğu halde namaz kılmayanların hepsinin katledilmesi mi gerekiyor. bence gerekmiyor.

    elbette namaz dinin direğidir, ama bu konuda ben hakikaten çok katı olduklarını düşünüyorum. eğer az-buçuk itikadım olmasa, ben ehl-i sünnet itikadından olmazdım. ama buna rağmen ben yine ehl-i sünnet itikadındayım diyorum. ister göt korkusu deyin buna afedersiniz, ister başka şey, ama bu konuyu, katli vacibdir olayını aklım almıyor.

    aynı şey şurada da var. evli zinakarların recm edilmesi... recmin şartları var elbette. fakat taşa tutarak insan öldürmeyi bir türlü ne vicdanım, ne aklım kabul ediyor. idama karşı değilim ama recmin yapılış şekli çok ağır.

    belki de bu fikirler (cübbeli ahmet mahmut ünlü böyle diyor) caydırıcı olmak içindir ama, ben yine de, bu iki misalini verdiğim şeyin, "müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz; kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" hadis-i şerifine muhalif olduğunu düşünmekteyim.

    mesela, elfaz-ı küfür mevzusu var. yani müslümanı farkında olmadan küfre götüren, nikahının gitmesine sebeb olan küfür lafızları.

    günümüzde bir çok insan, hatta sünnîyim diyenler dahi bu kelimeleri söylüyorlardır. allah afv eylesin. şimdi misal vermeyeceğim, yukarıda ismini verdiğim kitabı tedkik edenler bunu görmeliler. bu konuya itirazım yok, islam cehalet kabul etmez, ama insan bunları okuyunca, korkar, konuşası gelmez. yani hep sükut eder. sükut eden adam da tabiri caizse başını kurtarır. dil sürçerse baş gider derler ya, o hesap.

    ehl-i sünnet itikadında, kemal-i tezellül ile baş açık namaz kılmak caizdir diye bir hüküm var. bu hakikaten müspet bir tavır. lakin bizim tarikat erbabıyım diye ortalıkta gezen sert müslümanlar, cübbe, sarık, sakal, şalvar gibi şeylerde çok ısrarcı davranıyorlar. ya da bana öyle geliyor. sonra ben hatme-i haceganda başımı takkeyle örtmeye zorlanıyorum. yahu örtsem ne olur, örtmesem ne olur. kalbimdeki niyyet daha önemli değil miydi? hani din kolaylıktı? soğuttun gittin beni işte tarikatten. anlatabiliyor muyum?

    yahu ben kot pantolon giyen, cips dahi yiyen bir adamım. hatta harama uçkur çözmesem de çok şükür, harama bakan günahkar bir herifim. yani itikaden, hatta amelde bile zayıfım. şüphelerim, zaaflarım falan çok. ebu cehil, ebu leheb de sakal uzatmaz mıydı? ya da, cübbesi yok muydu? sonuçta aynı kültürün insanları değil miydi, onlar kafir bile olsalar?

    yani ben sakalı tıraş ediyorum diye, dört mezhebe göre büyük günah işlemiş oluyorsam, ne yapayım? ben sakal uzatmıyorum. buna karşı olduğumdan değil elbette. sünnettir, doğrudur. ittibadır. lakin bunu yapmadık diye çok büyük günaha niye girelim? bunu anlayamıyorum.

    bahsettiğim kitapta, allah'ın zatına ve sıfatlarına dair meseleler çok güzel anlatılmış ki hakikaten okunmalı. müspet yönlerden biri budur. âlemlerin rabbini doğru tanımak gerekiyor. marifetullah dedikleri de işte bu. yani bu yüzden de akaid en önemli şey. itikadı bozuk olan adam, benim gibi ahlaken zayıf birisi, inatçı birisi, elbette hakiki bir ilme varamaz.

    ama benim müşkülde olduğum, bana menfi gibi görünen konularda, mesela kurandaki nasıh ve mensuh konusunda, kafama yatan bir yazıyla karşılaşmadım. bir çok yazı okudum ama ya anlayamadığım için, ya da eksik olduğu için tatmin etmiyor. herhalde bu da günümüzde âlimlerin yok olmasından kaynaklanıyor.