şükela:  tümü | bugün
  • 2004 yılının büyük ihtimalle en çok ses getiren animesi olan (animenfoda an itibariyle full metal alchemist'in bir basamak üstünde, 4. sırada bulunuyor) elfen lied; azumanga daioh'yu yapan genco ile berserk'i yapan vap'ın ortak çalışması. zaten seride genelde azumanga daioh'nun duygusal anlatımının biraz yoğunlaştırılmış hali göze çarparken kimi zaman da bu anlatım yerini berserk'in vahşi üslubuna bırakıyor.

    elfen lied kesinlikle masum bir anime değil. insanların öldüğü, hatta kol ve bacakların bizimkinden bile fazla uçuştuğu bir dünyada geçiyor. ama genel yanılgının aksine 'korku' türüne* koyulacak bir eser de değil. aynı şekilde dizide çıplaklık da göze çarpıyor, ancak bu çıplaklık saflık sınırında kaldığı için anlatımı etkilemiyor.

    geniş bir pencereden bakacak olursak; dünyada yeni bir türün ilk bireyleri yeni yeni adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu yeni türün insan ırkının sonunu getireceği düşünülmektedir. yer yer bu yeni türün bireylerinin yarattıkları vahşetler ortaya çıkarken arka planda bir yerlerde bu yeni türün üzerinde deneyler yapılmaya başlanmıştır bile. bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen görünmez elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.

    ama her ne kadar 'belki de' insan ırkının sonunun başlangıcını işaret eden bir zamanda geçse de insanların hikayesini anlatmaz. diğerlerinden farklı oldukları için dışlanan, yalnız olmaya mahkum edilen yeni bir ırkın hikayesini anlatır. zamanla da, dünyada olan herşeyi sırtınızdan çıkartabildiğiniz 'vektör'lerle durduramayacağınızı söyleyen hüzünlü bir şarkıya dönüşür.
  • bölüm başlarında çalan şarkının ismi lilium'dur.
  • "koskoca dünyada yer mi kalmadı her şey bir adada geçiyor?" (hadi film olsa bütçe diyeceğim de...), "tabancalı adam niye hep sahilde takılıyor, başka fon mu çizemediler adama?" diye sorular sordurtan, bir çok saçma ve havada kalan olayın bulunduğu, bariz bir şekilde neon genesis evangelion'a benzemeye çalışmış ama süper çizimler barındıran anime.
  • deli saçması. hakkaten bunu yazan adamı deliler ztmiş.

    sen tam teçhizat 9 kat panzer kames misali duvarlarla kapalı süper korumalı bir araştırma laboratuvarı kur, tüm birimlerin kırmızı alarmda olduğu bir anda balkonun kapısını açık unut. olacak iş mi? hadi orayı geçelim, temizlikçi kız tesis azıcık havalansın diye kapıyı açıverdi, kızımız da oradan kaçıverdi diyelim.. denizden çırılçıplak çıkan elfden bozma kızı eve götürüp, birlikte yemek yeyip yıkanmak gibi bilimum japon misafirperverlik örneklerini sergilediğin halde yahu sen nerelisin kimlerdensin diye sormaz mı insan? sen her denizden çıkan çıplak insanı evine götürüp ağırlıyor musun sorgusuz sualsiz? daha ilk bölümde bunlar oluyorsa yok efendim ben 13 bölümü hazzedemem bünyemde. uzak durmakta fayda var.

    aha hatırladıkça güldüğüm bir sahne daha aklıma geldi:

    elf kızımız kafasını eğmiş ağır ağır yürürken karşısına çıkan polisleri elini bile kaldırmadan kesip biçmek suretiyle sinema tarihinin en klişe olaylarından birini gerçekleştirmektedir. en sonunda çıkış kapısına varıp kapıyı açar. karşısında halk ekmek sırasındaki insanlardan daha fazla polis bilimum silahını kendisine doğrultmuş olarak beklemektedir. o sırada elinde çay tepsisiyle araya girip sonra ayağı takılıp düşen, ardından da "kaç çabuk" uyarılarını anlamayarak salak salak etrafa bakınan çaycı kızı da neyin nesi oluyor yahu? hayatımda gördüğüm en aptalca sahneydi heralde. daha aptalcası elf kızının çaycının kafasını koparıp vücudunu polislere siper yapmasıydı. vahşet sergileyeceğim diye eşeğin su kaçırılmadık boşluğu kalmamış. of of.. saçmalıklarla klişelerle dolu bu anime bozuntusu 20 dakikama mal oldu, bana uzak sevenlerine yakın olsun.

    bi de "ben öldürmek için varım" diyip duran, önüne gelene sille tokat giren bi adam geziniyordu ortalıkta. neyse içim döndü fazla uzatmıyim.
  • evangelion gibi felsefi içerikli veya olayların mantıksallığına değilde hikayeye ve işlenişine dikkat edilirse değeri anlaşılabilecek bir animedir. tamamı izlendiğinde "hmm vay be lan hayata bakışım değişti" değilde, son 2 bölüm boyunca "kötü bitmesin, kötü bitmemeli, atarım lan kendimi kötü biterse!!" şeklinde tepki verilen bir animedir hatta..
  • dvd versiyonu genis ekran formatinda olan anime
  • ***(dikkat, bu yazi inanilmaz spoiler icerebilir. hatta icermektedir)***

    hayatimda gordugum en abartilmis, en pohpohlanmis animelerden bir tanesi (digeri ise bana sorarsaniz neon genesis evangelion'dur, tamam o da guzeldir ve bir cigir acmistir, ama bir sure sonra "bu incil'den, bu kuran'dan, bu da suradan" demekten icim disima cikti. yine de orijinaldi be). nasil full metal alchemist'den daha populer olmus, hayret ettim. hakikaten hayret ettim. bir noir bile daha guzeldi, veya ayni cizgilerde bir berserk bile daha epikti.

    ilginc bir konsepte oturtulmus, ancak gereksiz vahset, cinsellik, ciplaklik ve olduk olmadik yerde gozumuze sokulan masumiyet ile mahfedilmis bir hikaye. guzel bir anime, ancak "super, hiper" diyemem. izledigim zamana acimadigim gibi, uzerinde de cok fazla kafa yorabilecegim veya uc sene sonra en ince detayina kadar hatirlayabilecegim bir anime degil, asla.

    "cok derin anlamlari var bu anime'nin" diyene de gulerim. bu 13 bolumluk serinin yapmaya calistigi seyler ve vermeye calistigi mesajlar gayet ortadadir, nettir, apacik gozumuzun onundedir. kisaca kategorilerine ayirarak siralamak gerekiyor diye dusunuyorum.

    1) oncelikle bir insan, insanlik ve insanligin anlami temasi gozumuze carpiyor. "insan nedir? ne kadar vahsiyiz, biz insan olamayiz, kendimize hayvan demek hayvanlara hakarettir" gibi bir elestiri hemen kendini belli ediyor. bu cok, ama cok fazla uzerine gidilmis bir konudur beyler bayanlar.

    her zaman "cool" oldugu dusunulmus olan bu konu, ayni zamanda bir ozelestiri niteligi tasimasindan dolayi da felsefe yapiyormus hissi verebilir izleyiciye. belki de izleyici bunu seviyordur, bilemem, ancak bu "insanlar insan gibi davranmiyor" temasini artik bu ugrasin disinda tutunuz anime yapimcilari, yalvariyorum.

    konu basliklari kisaca soyle:

    - insanlarin yapici olmaktan cok yikici olmalari,
    - insanlarin kendilerini tatmin icin yasayan, kendi acinacak durumlarini ortbas ugruna baskalarina zarar verebilen varliklar olmalari,
    - insanlarin ayriyeten kendi cikarlari icin baska canlilara zarar verebilecek kadar yuzsuz olduklari...

    2) butun seri boyunca bir "hayatin gercekleri" ruzgari esti, durdu. "ne kadar sirin olursan ol, ne kadar masum olursan ol, yine de vahsi bir bicimde parcalanabilirsin'den" tutun, "her insan, her istedigine sahip olamaz'a" kadar akliniza gelebilecek ne kadar "hayatin gercekleri" uzerine konu varsa hepsi islendi. islenmeyen tek bir tane hatirlamiyorum.

    insanin hayatinin, aslinda baskalarinin gozunde degersiz oldugu, es dost kardes demeden her insanin bir gun olecegi, dunya uzerinde sicmayan, osurmayan, gebermeyen tek bir bireyin dahi olmadigi, vesaire, vesaire...

    ben bu anime'yi eglenmek, "vay hikaye'ye bak, cizimlere bak, adamlarin yuruttugu mantiga ve felsefeye bak, acaba bir sonraki bolumde ne olacak" diye izlemistim. keske boyle yapmasaydim da, kendimi bir hayatin gercekleri dersine hazirlasaydim.

    seri bittikten sonra icim burkuldu be, bazi sahneleri dusunup kendi aileme ve tanidiklarima uygulayinca daha da icim burkuluyor hatta. belki anime'yi yapan psikopatlarin da istedikleri buydu, yapmaya calistiklari buydu. insanlarin kendilerince yarattiklari, ancak gerceklikten uzak masumiyet imgeleri altinda aslinda her insanin basina cok buyuk acilar gelebilecegi mi anlatilmaya calisiliyor (ornek: son bolumde kouka tarafindan azarlanan 5-6 yasindaki kiz kardesin, gozlerinde yaslarla abisinden kendisine inanmasini beklerken ortadan ikiye ayrilip kanlar icinde gozleri acik can vermesi, kouka'nin babasinin kafasinin kopmasi ve butun bunlarin kouka'nin gozlerinin onunde olmasi)?

    "aman da, ikinci dunya savasi'nda da boyledir de, irak'ta su an ne oluyor saniyorsunuz da, intihar bombacilari patladiklarinda her yere ic organlari saciliyor da, auschwitz'de de insanlarin anneleri babalari gozlerinin onunde oldurulduler de"... anladik yahu, hayat boktan, ve olecegiz, sevdiklerimizin olduklerini gorecegiz. anladik yahu!

    ben bu "hayatin gerceklerinden kopmayin!" anlayisi ile yapilan hicbir, ama hicbir eseri anlayamam. "bu gorduklerin gerceklerdir, eger miden kaldiramiyorsa izleme!" diye cikisan yonetmen ve bu eserlerin fanatiklerine de akil sir erdiremem. ya ben zaten hayatin gerceklerinden haberdarim (ve bir gun beni bulmasindan fazlasiyla korkuyorum), ya birtakim eserlerin yapimcilarin snobluklarina dayanamiyorum, ya da ikisi birden... bilemiyorum.

    3) ah be guzelim, ne yapmissiniz siz o "tam anlamiyla mutlu bitmeyen, ucu acik, tam da belirtilmemis son" olayiyla? lucy karakteri, son bolumde kouka'ya "5 sene icinde dogan butun cocuklar benim turumden olacak, o zaman senin gibiler de yok olacak" diyor. ayriyeten "general director" olarak adlandirilan, adini unuttugum ancak projenin basindaki olan adamin da bir diclonius oldugunu ogreniyoruz.

    tamam, durun gerisini tahmin edeyim. "das ende" yazisi ciktiktan sonra, son olarak mutlu gibi gozuken aile, muhtemelen 5 sene sonra paramparca edilerek oldurulecek. dunya dicloniuslarin egemenliginde olacak ve insanlar yok olacak. "ama bunu bilemezsin?" diyen olursa da, bu evrim gecirmis insanlarin aslinda muhtemelen bir queen olarak adlandirilan, kralice ari misali biri tarafindan yayildigini da unutmayalim.

    gelelim kliselere.

    1) almanca. japonlarin ne buldugunu bir turlu anlayamam almanlar'da. read or die'in oav'inda da gordugumuz gibi, orada da hersey almanca bir kitapta sakliydi. bu animede de bolum isimleri almanca, animenin kendi ismi almanca, vs...

    2) latince. mutlaka sarkilar latince olmali veya latin dillerinden olmali. noir'da da bunu gorduk; gerci canta per me ve salva nos inanilmaz sarkilar, ancak elfen lied'de de bu mevcut.

    3) boynuzlar. bana boynuzdan cok kulak gibi gozuken bu zimbirtilar, dicloniuslari ilk olarak bir tur anthro olarak da bilinen anime karakterleri olduklari izlenimini vermislerdi. bir tilki kuyrugu da eklesen aslinda onlarin bana boynuz olduguna inandirmak icin hakikaten de 3. veya 4. bolumde gordugumuz kafatasi rontgenlerini her bolumde gostermeniz gerekirdi.

    4) yenilmez, super guclu, kendi fiziksel bedenini bile kipirdatmadan bir sekilde enerjisel ve zihinsel faaliyetler ile (vector adi verilen kollar) bir orduyu yokedebilecek karakterler. battuta da aynen soylemis, hakikaten bu kadar buyuk bir anime klisesini gordugumde uzulmedigimi soylesem yalan olur.

    5) alter-ego. fight club misali, surekli kendi icinde celisen ve cifte kisilik sahibi bir ana karaktere sahibiz. vay bana, vaylar bana. en son half life 2 ile ilgili gman'in (bkz: gman/@spincrus) gordon freeman'in alter egosu olmamasi, half life 3'de hikayenin boyle bir boyut almamasi icin dua etmistim. yeter saniyorum ki.

    6) sofistike karakter tasarimi yerine belli basli karakteristik ozelliklerin abartilmasi. ozellikle de bunu, o kollari kopan, gozleri oyulan suikastcide goruyoruz. "dunya umrumda degil, hicbiriniz umrumda degilsiniz ve ben kimseden emir almam, sadece bana yapilan bir iyilige karsi borcumu oderim ve freelance takilirim, kimsenin gozunun yasina bakmam" gibi, barbar dahi diyemeyecegim bir ozellige sahip bu karakter, veya "insanlarin hepsi kotudur" diyip herkesi katleden lucy, hatta cocuk oldugu icin insanlarlan sineklerin kanatlarini koparircasina oynayan "number 35" gibi bircok yalin karakter mevcuttu. gayet uzuldum.

    kliselerden sonra simdi de biraz mantik hatalarina goz atalim.

    1) insan evrimi olmus, pek guzel, pek nadide. ancak niye bunlarin boynuzlari var? boynuz primitif birseydir, primat ailesine mensup bireylerin boynuzlarinin olmayisinin da bir sebebi vardir. evrim gecirmisler ise, nicin boynuz gibi gereksiz bir uzuv gelistirmislerdir bu diclonius denen canlilar?

    2) kouka'nin tepkisini anlamak mumkun degildi butun anime boyunca. son bolumde "kendi basina gelen olaylar yuzunden herkese yardim etmek isteyen, ancak gecmisini hatirlamayan delikanli" imaji verilerek bundan siyrilmaya calisilmis. ben acaip guldum ve uzuldum acikcasi. butun seri boyunca andaval bir sekilde evine, tanimadan etmeden aldigi denizden cikmis ciplak kizin etrafinda olan garip ve aciklanamayan olaylar... ne oluyoruz?

    3) koukacigim, sen kac yasindasin? ergenligini geride birakali iki sene oluyordur en azindan. ciplak kizi ilk gordugunde tepki vermemis, sonra bir ara islak t-shirt arasindan gozuken diri meme uclari ile tahrik olmus, kuzeni ile opusmus, herhalde evinde agirladigi herkesi bir defa ciplak gormus ancak bir kere bile yuzunun kizarmadigi gorulmemistir bu karakterin. hep utanir, hep "ay ciplak!" der, hep mahsun mahsun bakar. ben anlam veremedim.

    4) eger kouka'nin cocuklugunda travmatik bir olay yasanmis ise, bir sene boyunca hastanede bile kalmis olsa (akil hastanesi olmasi olasidir), bu travmatik olayi unutmasi hemen hemen imkansizdir. nasil boynuzlu kizi gorunce "oha!" diyip ciglik atmamissa, serinin sonunda birden hatirladigi gecmisinin de bilincaltinda yasadigi travma nedeniyle yer etmemis olmasi da bir o kadar sacmadir.

    5) yahu hic mi merak etmezsin ne oluyor, ne bitiyor diye? son birkac bolume kadar hic mi arastirmazsin evinde agirladigin insanlarin gecmisleri nedir, ne degildir diye? evine aldigi evsiz ufak kizin annesinin, kizi uzerindeki ebeveynlik haklarinin hepsini kendisine bu kadar kolay vermis olmasi, sadece "hayret, ilginc..." tepkisi ile gecistirilecek kadar onemsiz midir? hic mi sormazsin "kizim sen nicin evden kactin, olayin nedir, hastaligin var mi" diye? hic mi cigirmazsin "profesorumu kafasi kesilmis olarak gordum!" diye? hic mi sormazsin "nicin sirf nyuu nyuu diyen bir kiz ansizin tam bir cumle kurabildi?" diye, hic mi merak etmez, arastirmazsin? sadece andaval bir sekilde bakip "a a, konustu" mu dersin? aptal misin sen kouka, gerizekali misin?

    6) nyuu ne zaman lucy oluyor? lucy olmasi icin ne gerekli tam olarak? cifte karakterleri arasindaki gecis nasil saglaniyor? birkac bolumde ayagi kayarak yere dustugunde, "herhalde aci cektigi zaman lucy'e donusuyor" diye dusunmustum. ancak sonra nana ile yaptigi kavgada saga sola carpinca, "herhalde insanlarin aci cektirmesi gerekiyor" diye dusundum. kavganin ardindan ise karizmatik bir sekilde mezarliktan gidip, olduk olmadik bir yerde tekrardan nyuu'ya donusmesi sonrasinda ise "herhalde gecmisi hatirlayinca degisiyor" filan dedim. yine de bir turlu cikaramadim.

    7) bazi karakterler niye bu kadar ruhsuz iken, nana gibi karakterler okuz gibi iskenceye maruz kaldiklari halde "insanlara zarar vermeyin, ay canim benim ne seker" tadinda dolasabiliyor etrafta? general director'un oglu oldugu zamani, ayriyeten oglunun asistani cesedi gordugu zamani, veya paramparca edilen insanlari gozleriyle gordugu halde evsiz ufak kizin (mayu) kayitsiz kaldigi zamani bir turlu anlayamadim. ya burada da gizli bir insanliga yoneltilmis elestiri var, ya da baska birsey. ayriyeten kurama adli gozluklu elemanin da bir turlu kimi sevip kimi sevmedigini anlayamadim. hos, ben mayu'nun hikaye ile tam olarak ne alakasi var, nicin boyle bir karakter mevcut, onu da pek anlamadim. bonus olabilir.

    8) buyuyen ve kuculen gozler. tamam, aslinda bir anime standardidir, kotu niyetli veya cok zeki karakterlerin gozleri kisik iken, masumiyet belirtisi olarak gozler buyur, kocaman olur. elfen lied'de ise bu abartilarak kullanilmis.

    son olarak, vahset ve cinsellik mevzuularina goz atmak istiyorum.

    12. bolumde nana, number 35 ile karsilastiginda nedense hemen kiyafetleri parcalaniyor ve yine anadan uryan gozukuyor. ayriyeten ailecek bunlarin bir beraber banyo yapma meraki var, veya nyuu'nun memelerinin surekli tshirt'inden firlamasi ve sutyen'den bihaber olmasi durumlari var. ilk sahneleri anliyorum, sonucta bir gizli laboratuarda denek olarak kullanilan sahsiyetlerin kiyafetlerinin olmasi mantikli gelmiyor zaten. sonucta birer test maymunu vazifesi goruyorlar. ancak niye surekli ciplaklik gozumuze sokuluyor, anlamadim?

    bir de "ciplaklik gayet masum bir bicimde ortaya cikiyor" denilmis. ben sahsen nyuu'nun kopukler icerisinde, diri ve dolgun memeleri ile banyodan firlayip yemek odasinin kapisini acip "nyuu!" diye bagirmasini, veya islak t-shirt'unun arkasindan gozuken meme uclarini, hatta ufak kizin uvey babasi tarafindan domaltilip izlenmesi olayini pek masumiyet ile bagdastiramadigim gibi, ozellikle de nyuu'nun banyodan yemek odasina giris sahnesini gereksiz buldum diyebilirim.

    tamam, bir hentai degildir, sonucta erkek veya kiz cinsel organlari gozukmemekte, ve dicloniuslar haricinde yalnizca, ve yalnizca ufak kiz bir kere ciplak gozukmektedir. hatta evdeki diger kiz (kouka'nin kuzeni yuka) da arkadan bir defa ciplak gozukmektedir. ancak yagmurlu bir gunde, tepedeki tapinakta yuka'nin kayip yere duserek cizgili donunun gozukmesi ve kouka'nin "stripes!" diye bagirmasi, ardindan tokat yemesi de "masum cinsellik" olayindan ziyade, biraz fazlaca ustune gidilmis ve kullanilmis cinsel oge gibi geldi bana.

    japonya'da ensest iliski ne kadar kabul gorur bilemiyorum, ancak yuka'nin asik oldugu ve sapir supur opustugu kouka'nin aslinda kendisinin kuzeni oldugu ve ayni zamanda da cocukluk aski oldugunu da unutmayalim

    vahset de abartilmis. tamam, animelerde olagandir kolu bacagi kopanlar. full metal alchemist'de hic gormedik mi sanki? orada da scar'in kolu kopmustu, veya insanlar bomba niyetine kullanilmisti, hatta ufak chimera kizin duvara yapismis kullerini gormustuk. ana karakterin de bir bacagi ve bir kolunun koptugunu daha ilk bolumden goruyoruz. ancak bir seviye korunmustu, her bolumde vahsice parcalanan insan gormedik surekli.

    elfen lied'de ise nedenini anlayamadigim kadar cok vahset vardir. son bolumdeki "kiz kardesin parcalanmasi" halen daha aklimdan gitmiyor. mesaj verme kisvesi altinda "vahset olsun da nasil olursa olsun" denilmeye mi calisilmis? berserk'in yapimcilarinin elinden cikmis bir anime olmasina ragmen, berserk'de bile gordugumuz en vahsi sahne, gatts'in (veya guts) kendi kolunu kirik kiliciylan koparmaya calistigi sahnedir. insanlar bu kadar bol mudur ayriyeten? guvenlik gorevlileri bu kadar kolay mi geberir? "hayret, bak bu da parcalanarak geberdi" mi dedirtmeye calisiyor anime? hatta ilk bolumde, cayci kizcagizi da masum, sakar, bir takim emelleri olan sirin biri olarak tanitip, daha sonra kafasini kopardigin yetmedi mi?

    genel olarak berserk'in aslinda cok epik bir konu takip ettigini soylemem gerekiyor. cok epik bir hikayedir, vahset, ask, guven ve hirs bir arada bulunur. basarilidir ve sonu tahmin edilmesi zor bir hikayedir. elfen lied'in ise epik bir hikayeye sahip olmasinin mumkunati yoktur.

    cizimler cok guzel denmis. dogru, cok basarili, ancak bir noir, spirited away, princess mononoke, cowboy bebop, ghost in the shell, stand alone complex serisi, last exile, full metal alchemist, samurai champloo hatta trigun kadar guzel midir sizce? durust olun. bir gankutsuou'dan daha guzeldir, veya eski tarz cizim oldugu icin bir berserk'den de daha guzel oldugu soylenebilir, ancak ben sahsen karakter dizaynlarini begenmedigim gibi, sadece animenin arka plan cizimlerine bayildim diyebilirim.

    kissadan hisse: bu anime, hayatimda gordugum en fazla pohpohlanmis animelerden bir tanesidir. felsefe ve mantik hatalarini da bir kenara biraksam dahi, hikayenin islenisi bile beni yeterince sarmamistir. guzel bir animedir, standartlarin ustundedir, dogru. en azindan en son izledigim 13. bolumluk kisa seri olan king of bandit jing'den kat kat daha iyi bir hikayesi, konsepti ve cizimleri vardir. 2004 yilinin da en iyilerinden biri oldugu su goturmez bir gercektir. ancak bu kadar cok anlamsizlik, 13 bolume sikistirilmis ve sadece bir saniye belirtilip bir daha hic ustune gidilmemis bu kadar cok konseptin oldugu, bu kadar cok soru isareti yaratmis bir anime, kesinlikle gelmis gecmis en iyi animeler kategorisine girecek seviyede yapmaz elfen lied'i.

    kusura bakmayin.
  • şeker kız candy'den daha büyük gözlü, daha şeker kız candy karakterlere(aslına bakılırsa bir animede gördüğüm en devasa gözler( itirazım yok ama!)) tezat olarak ichi the killer'dakinden daha fazla kopan uzuv ve kan. chobitsvari 'ecchi' anları, ensesten çocuk istismarına dokunulan birsürü tabu ve elbette animeyi re minöre akordlayan giriş teması, karşıkonulamaz lilium. bu kesinlikle tüm zamanların en iyilerinden biri. yapılan eleştiriler 'coyote uçurumdan aşağı düşüyo ama her defasında hayatta kalıyo ne kadar saçma' tadında kanımca.
  • lilium:

    os iusti meditabitur sapientiam,
    et lingua eius loquetur indicium.

    beatus vir qui suffert tentationem,
    quoniqm cum probates fuerit accipient coronam vitae.

    kyrie, ignis divine, eleison
    o quam sancta, quam serena, quam benigma, quam amoena
    o castitatis lilium.

    ingilizcesi:

    the mouth of the just shall meditate wisdom
    and his tongue shall speak judgement
    blessed the man who resists temptation
    for when proved he shall receive the crown of life
    lord, divine fire, have mercy
    o how holy, how serene
    how benevolent, how comforting,
    o lily of chastity
  • 14. bolumu dvd olarak cikmi$, cici anime serisi. acili$ jenerigi* ise superdir.