şükela:  tümü | bugün
  • gerçek hikayesi şu şekildedir:

    tam bir britanya köpeği olan sting, yeni geldiği new york'ta bi kafede oturmakta, ingiliz ingiliz hareketler yapmaktadır. sting kafede çayına süt ekler, masasına oturanlarla aksanlı aksanlı konuşur, bollokslu mollokslu laflar eder. bu hareketleri bikaç new york'lu fırlamanın dikkatini çeker ve elemanlar sting'i kıl etmek için taklidini yapmaya başlarlar, işte böyle "wat the 'eck 's tis", "milky, innit?" "bollocks!" falan diye. bir ingiliz centilmeni olan sting ilk başta adamları kaale almaz ama bir müddet sonra adamlar alenen sting'e bakıp bakıp gülmeye başlayınca dayanamaz ve dönüp "arkadaşım ananızın yoğurtlu mını mı gördünüz ne bakıyorsunuz buraya mal mal sıfatını sktiklerim" der. (bir ingiliz olduğu için enteresan teşbihler yapan sting, daha sonra adamların fok suratlı olduklarını söyleyecektir, nakarattaki fokumsu ses de buna bir göndermedir) ortalık bi anda karışır, adamlardan biri sting'in ağzının ortasına sümsüğü koyar, sting de şarkıda da bahsettiği bastonunu heriflerden birinin gafaya ekleştirir. bunları ayırırlar, sting daha fazla arbede çıkmasın diye hesabı ödeyip kafeyi terk eder. tam çıkarken kafedeki yaşlılardan birinin "mına koduğumun ingilizleri, hem lord gibi takılırlar hem de olay çıkartırlar uyuz oluyorum bunlara" dediğini duyar, sting artık sinirden ağlamaklı olmuştur.

    oteline döner, duş alır duvarları yumruklar ama hırsını alamaz. hemen kağıt kalem çıkartıp duygularını yazmaya başlar, "be yourself no matter what they say" yazarken artık kendini tutamaz, koca sting şakır şakır ağlamaktadır. sting'in gözyaşları ile ıslanmış bu kağıt daha sonra bir açık artırmada fahiş fiyata gidecektir.

    işte bu şaheserin hikayesi böyledir. hani o ortadaki şarkı ile kelalaka gibi görünen davul partisyonu var ya, işte o davul sting'in kafede karıştığı kavgayı anlatır ve dinleyiciyi şarkının dinginliğinden uzaklaştırıp biraz rahatsız etmeyi amaçlar.

    sting bu şarkının gerçek hikayesini oprah winfrey'e anlattıktan sonra "allah kimseyi gurbete düşürmesin" demiş ve canlı yayında gözyaşlarına hakim olamamıştır.
  • senelerce nakaratını "i'm an alien i'm a little alien" şeklinde söyleyip durmuşum ben bu şarkının
    (bkz: yanlış anlaşılmış şarkı sözleri)
  • (bkz: macera dolu amerika)

    rafet yazınca taşak konusu sting yazınca efsane şarkı
  • istanbul'daki azerbaycanlı gibi bişeydir
  • şarkının ortasındaki bateri solosunu sting'in amcasının oğlu "lawrence sting" atmıştır.. zira böylesine sikko bir bateri solosunun o kadar gereksiz bir şekilde şarkının orta yerine çöreklenmesini ancak "sting bizim oğlan da davul çalıyor çalsın mı sizle" şeklindeki bir ricaya baglayabiliyorum.
  • i don't drink coffee i take tea my dear
    i like my toast done on the side
    and you can hear it in my accent when i talk
    i'm an englishman in new york

    see me walking down fifth avenue
    a walking cane here at my side
    i take it everywhere i walk
    i'm an englishman in new york

    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york
    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york

    if "manners maketh man" as someone said
    then he's the hero of the day
    it takes a man to suffer ignorance and smile
    be yourself no matter what they say

    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york
    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york

    modesty, propriety can lead to notoriety
    you could end up as the only one
    gentleness, sobriety are rare in this society
    at night a candle's brighter than the sun

    takes more than combat gear to make a man
    takes more than license for a gun
    confront your enemies, avoid them when you can
    a gentleman will walk but never run

    if "manners maketh man" as someone said
    then he's the hero of the day
    it takes a man to suffer ignorance and smile
    be yourself no matter what they say

    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york
    i'm an alien
    i'm a legal alien
    i'm an englishman in new york
  • sting'in belki de cok bir ozelligi olmasa da sarkisi kadar cok sevdigim klibi... klibinde taktigi atkinin aynisina sahip oldugumu farkettikten sonra, o yil benim icin bahar gec gelmisti.
  • adam kelimesinin sözlükteki karşılığına sting yazılması için çok güzel bir nedendir bu şarkı.

    ben kahve içmem tatlım, çay alırım
    ve tek dilim ekmekten yapılmış tost severim
    ve ben konuştuğumda aksanımdan bunu anlayabilirsiniz
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta

    beni beşinci caddede yürürken görebilirsiniz
    yanımda gittiğim her yere götürdüğüm bastonumla
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta

    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta
    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta

    ve eğer birilerinin söylediği gibi, bir adamı adam yapan davranışları ise
    o zaman bu adam günün kahramanıdır
    cehaletinin acısını çekip gülümseyebildiğinde
    herkes ne söylerse söylesin kendi gibi olabildiğinde

    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta
    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta

    tevazu ve dürüstlük kötü bir şöhrete de sebep olabilir
    yapayalnız da kalabilirsin
    nezaket ve ağır başlılık bu toplumda nadir görüldüğü için.
    gecenin karanlığında mum güneşten daha evladır

    bir adamı adam yapmak için silahtan fazlası gerekir
    bir silah ruhsatından fazlası
    düşmanlarınla yüzleşmen, yapabildiğinde onları görmezden gelebilmen gerekir
    nazik bir adam yürür ama asla koşmaz

    ve eğer birilerinin söylediği gibi, bir adamı adam yapan davranışları ise
    o zaman bu adam günün kahramanıdır
    cehaletinin acısını çekip gülümseyebildiğinde
    herkes ne söylerse söylesin kendi gibi olabildiğinde

    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta
    ben bir yabancıyım
    ben yasal bir göçmenim
    ben bir ingiliz erkeğiyim new york'ta