şükela:  tümü | bugün soru sor
  • eski pusku seyleri kiyip atamamanin diger adi. cop ev sendromuna giden merdivenin ilk basamagi. bunu da tutayim elimde, aaaa bu bilmem kimin armagani yazik olur, bunu da dayim aldiydi....... gibi zirvalarla elde tutulan coplugun tarifi. halen 486 pc'mi sakliyorsam bu mel'un dusuncedendir. kibrit copu, kokteyl semsiyesi, bitmis sigara paketleri, bozulmus elektronik esya, atilamamis otobus biletleri, yarim/bitik mumlar bu grubun seref listesinin en basindadir...
  • (bkz: amiga 500)
  • onlara isim takıp arkadaşınızmış gibi davranmaya ve onlarla konuşmaya başladığınız anda kurulan anlamsız garip bir bağdır.

    misal, ben istanbulda tek başıma yaşarken -artık yalnızlıktanmı, sıkıntıdan mı bilinmez- en çok kullandığım elektronik eşyalarıma isim vermeye başlamıştım. bilgisayarımı evime ilk getirdiğimde ona "sülüman" ismini vermiştim, tozunu almıştım, sarılmıştım, sevmiştim onu *, sonra evime çok sevimli tosbağa gibi küçük bir elektrik süpürgesi almıştım. ona da "tompik" ismini vermiştim. temizlik yaparken oraya buraya toslardı salak şey o kadar sölüyodum uslu dur acık frenle kendini diye. ama yaramaz çıktı. sonra kettle geldi evime, o çok alıngan bir kızdı. ona "ketty" dedim. benim en büyük yardımcılarımdandı, nalet doğalgazım bi türlü bağlanamadığı zamanlarda o bana su ısıttı, kaynattı. soğuk havalarda odamı buharlaştırırdı, nezleme de iyi gelirdi buharı, tıkanık burnumu açardı, sağolsun. sonra evime sevimli ekmek kızartma makinem geldi, ardından saç kurutma makinem, sonra bulaşık makinem, sonra çamaşır makinem derken evi düzdüm... neyse bunların isimlerini saymıyım artık. çok fazla da insanın özeline girmemek lazım demi.

    (bkz: anilar simdi gozumde canlandilar)
  • sırf bu yüzden artık boyası parça parça dökülen çok eski buzdolabımızı attırmamaya kalkmıştım anneme. artık rengi bile krem rengi olmuş, soğutmayan herşeyi bozan bir dolaptı ama ben bütün tesisatını söktürüp gardrop yaptırmak istemiştim ondan. eskiciye verilene kadar apartmanın girişinde mahsun mahsun durduğunu her görüşümde vicdan azabı çekmiştim emektar buzdolabımızdan vazgeçtiğimiz için.
    nnem izin verse çok orjinal olacaktı ama..
  • tuf tuf borusu ,telli arabalar,gazoz kapakları,kaymaktası,barbie,ken,he-man oyuncaklarının gorulmesi sırasında cocukulugunuzda yasadıgınız incir savaslarını,citlembik yeme ozlemini hatırlamanızı saglayan esyalardır,oyuncaklardır.
  • tuvalette bulunan çamaşır makinesi ile kurduğunuz bağla örneklendirilebilecek hadise. siz ıkınmaya devam ederken yanınızdakinin 2000 devir / dk ile yarattığı titreşim sanki size yardım etmek istediği izlenimini çağrıştıracaktır.

    (bkz: hemoroid olmanin getirdikleri)
  • sekiz yıldır beraber yaşadığınız saatin yokluğuna alışamayıp, onun boşluğunu her hissettiğinizde gözyaşlarına boğulmanızın tek mantıklı açıklamasıdır. abuk bir yerden çıkan aynı saati aynı gözyaşları içinde öpücüklere boğmanızın açıklaması da olabilir tabi... (bkz: ben bunu yaşadım)
  • fotografcilar icin ilk makineleri bu kategoriye girer. klasik leica filan gibi makinelere duygusal olarak baglanmak bir yana -bunun teknik/kalite yonunden aciklamasi vardir-, ornegin canon ae1 ya da bir nikkormat ile fotografciliga ilk adimi atmis fotografci bu makinelerden kolay vazgecemeyecek, artik yeni makineleriyle calissa da, ilk goz agrilarini ya cantasinda ya makinelerini koydugu yerde gormek isteyecektir.