şükela:  tümü | bugün
  • bir anne cümlesidir. dışarıda yenen her hangi bir gıda/ymek/tatlı vesaire için sarf edilir. ama bazan abartır anneler. arkadaşım anlattı. çin lokantasına gitmişler köpekbalığı yüzgeci çorbası içmişler. akşam annesine söylemiş. annenin tepkisi bu:
    "evde yapsam yemezsin".
    bir de yürü evimizde var tepkisi vardır. çarşıda pazarda canı döner, limonata, muz, elma çeken çocuklara yine aynı anne tarafından söylenir. akibeti malumdır, evde yoktur.
  • aslında -ben yapardım ama yemezsin diye yapmadım- cümlesini kah bir özür kah ise komplex bastırma amacı ile icinde barındıran anne cümlesi.
    gezmeye gidilir anne ile. evsahibi teyze ahududulu kek ya da ne bileyim pastırmalı paçanga filan yapmıştır. cocuk aklı ve utanma duygusunun netleşmemiş olması ile abanılır güzelim böreklere çöreklere. anne ilk lokmalarda - o kadar ısrar ettim evde iki lokma yemedi bak nasıl acıkmış kerata- adlı çalışma ile durumu toplamaya çalışır. lakin anne kulagına-anne ben bi dilim daha istiyom- denilince -evde yapsam yemezsişn- denir.
    nasıl yemem bee! daha adını bugün duymusum ahududunun, ben bile bilmiyorum yer miydim yemez miydim. madem pastırma diye böyle müthiş bi icat vardı biz niye taze fasulye yiyiyoruz?
    sen yap bana böyle börek çörek, yemezsem oklava sapıyla döv. dayıyorlar karnıbaharı, pırasayı sonra -evde yapıyorum, yemiyor- .cocugum aynını yaparsa alnım açık bir şekilde -vallahi ben de pasta yapayım dedim gecen gün, bok gibi oldu. sağolun sayenizde sevindi garip- diyeceğim.
  • birde bunun 'x yapsa bayıla bayıla yerdin ama' lı versiyonu vardır. x'in anne'den daha iyi yemek yaptığı defalarca kanıtlanmış, anne bile kabul etmiştir. evde yapılan yemege söylenirsiniz, anne de bu cevabı verir. tabii tabii diyerek geçiştirilir.
  • bunun bir de "evde elmalar birbirini beceriyor" versiyonu vardır ki benzer bir vukuat sonucunda işitmiş idim birinden; pazarda, elma diye tutturan çocuğa annesi söylemişti. pazarcı da kadının orta halli giyimine bakıp karar vermiş olsa gerek tezgâhtan aldığı bir elmayı önlüğüne bir iki kere sürtüp çocuğa uzatmıştı. kadın utandı tabi, "yok efendim evde var, yemiyor inanki" deyip çocuğu kulbundan* tutarak çekeledi. önümde yürüdükleri bir kaç adım boyunca attığı bir kaç tokadın arasına da sıkıştırıverdi "evde elmalar birbirini ??kiyo eşşoğleşşek" diye.

    benzer bir şey benim de başıma gelmiş idi. bir kere halamlardaydık, ben ilkokuldaydım o sıralar. halam bir tabağa elma kesmiş, portakal soymuş, getirdi. ben de elmaları peşpeşe yedikçe yiyordum yedikçe yiyordum.

    hala : -evlâdım ne biçim elma yemek bu, hiç görmedim böylesini
    ben : -annem bize bunlardan almıyo
    anne : -a aa üstüme iyilik sağlık, sebzelik elma dolu evlâdım
    hala : -a a valla annenle beraber çıkıyoruz pazara, başkasının yanında söyleme sakın inanırlar.

    sessiz sakin bir yürüyüşten sonra eve vardık. annem, babam ve kardeşim içeri girdiler. ben eğilip bağcıklarımı çözdüm, ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim, dönüp ayakkabılarımı içeri almaktı niyetim. birden bire bir güç beni çekmeye başladı. bir el sağ kulağımdan tutmuş beni sürüklüyordu. ben de o öne eğilmiş pozisyondan doğrulamadan, kafa önde, gövde arkada ilerliyordum. mutfak kapısından geçtik, buzdolabının kapağı açıldı, sebze meyve çekmecemsisi çekildi ve kafamı birden bire onlarca elma, soğan, patates, domates karışımının içinde buldum.

    (bkz: komşunun tavuğu komşuya kaz görünür)
    (bkz: söz gümüşse sükût altındır)
  • aileyle birlikte yemeğe gidildiğinde ve o yemek beğenildiğinde anne tarafından söylenmesi muhtemel replik.
  • dışarıda satılanlar pis,nasıl yapıldığını bilmiyoruz ya ondan tatlı geliyo size diye muhabbet muhakkak döner.
  • mc donalds gibisi yok
    ateş seni çağırıyor karşıtı onurlu direniş sloganı
  • cogunlukla dogruluk payi olan replik. para bayilinca insana daha tatli gelir tabi.
  • (bkz: kantin tostu)