şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • o guzel futbolcular ucaklarina binip gittiler,
    forvetin vitaminsizine, kaptanin picine kaldik.

    (bkz: alex de souza)

    (bkz: pierre van hooijdonk)

    (bkz: roberto carlos)

    (bkz: jay-jay okocha)

    (bkz: elvir bolic)

    (bkz: uche okechukwu)

    (bkz: kennet andersson)

    (bkz: nicolas anelka)

    (bkz: fábio luciano)

    (bkz: stephen appiah)

    (bkz: toni schumacher)

    (bkz: jes høgh)

    edit: yazar dostlarimizdan anelka hakkinda mesajlar aldim o konuda kendime ben de kirginim ama anlatamam icimdeki o gunlerdeki sevgiyi. yillarca avrupada en pahali transferleri yapmis kara oglan benim kahramanim gibiydi ve onu yazmadan edemedim af buyurun.

    ayrica (bkz: milan rapaic)
    bu ismi eklemistim fakat bir hata yaptim sildim sanirim uykulu gozlerle. asla unutmam rapa'yi.

    sozluk bazen cok hosuma gidiyor mutlu oluyorum. sebebi neydi ki?
  • futbol kadrosunda emre belözoğlu'dan oluşan açığı emre belözoğlu'yla kapatan kulüp.
  • kulübün klimalı odalarından bir tanesinde miloş krasiç 'e bir 5-10 pc tahsis edilip, akşama kadar yandex'te arama yaptırması gereken kulüp. günde 1000 arama yapsa, yılda deli para yapar.

    işe yarasın bari amk.
  • ben bu takımın taraftarıyım.

    çiftçilikle geçinen bir ailenin istanbul'da okuyan; cebine kıt kanaat geçinecek kadar para girmesine rağmen futbolda iç sahada maç kaçırmayan, elinden geldiğince deplasmana gidip takımına destek olmaya çalışan, başta basketbol ve voleybol olmak üzere bayan, erkek farketmeksizin amatör branş kovalayan birisiyim.

    tarif edilmeyecek bir bağlılığım var bu takıma karşı.

    gribim, hava buz gibi. evde yorgan döşek yatıyorum. haber veriyor arkadaşlarım; 30 ocak 2011 fenerbahçe trabzonspor maçı için pankart boyanacak. hasta yatağımdan kalkıp koşa koşa gidiyorum. burnum akıyor, selpak bitiyor. dalga geçiyor arkadaşlarım. sabaha karşı bitiyor boyama. eve gidiyorum.

    ertesi gün koreografi var. hani şu bi sikten haberi olmayıp taraftarım diye geçinenlerin tabiriyle karton dizme. 3 - 4 saat uyuyup tekrar çıkıyorum evden. çıkmadan önce de montumun cebine bir rulo tuvalet kağıdı koyuyorum, stada gidiyorum.

    başlıyoruz karton dizmeye. eldivenleri, şapkaları paylaşıyoruz soğuktan korunmak için. beşer dakika takıyor herkes eldivenleri ve şapkaları.

    burnum akıyor, ruloyu çıkarıyorum. gülüyor arkadaşlar. birisi kızacak gibi oluyor. "oğlum madem hastaydın, neden geldin?" diyor ama o da gülmeye başlıyor cümlesini bitirince. gülüyoruz hep beraber.

    neler yapmıyoruz ki fenerbahçe aşkından?

    beşiktaş deplasman bileti kuyruğunda polisin* akıl almaz müdahalesine* maruz kalıp dizimden sakatlanıyor, "doktora gidersem ameliyat der; takımıma destek veremem." düşüncesiyle ligin bitimine kadar sakat dizimle tribün kovalıyorum.

    öyle bir sevda ki 9 nisan 2011 eskişehirspor fenerbahçe maçına gidebilmek için cebimdeki son 100 lirayı evden para gelene kadar aç kalmak pahasına bilet ve yol parasına veriyor, deplasman otobüsüne 10 kuruşla biniyorum.

    14 haziran 2011 fenerbahçe ü. galatasaray cc maçına gidebilmek için 2 tane finale girmiyorum mesela. okul uzuyor haliyle.

    sadece ben miyim?

    12 aralık 2010 ankaragücü fenerbahçe maçı için kar kış demeden ankara'ya gidip bilet fiyatlarını protesto eden, maçı izlemeyip geriye dönen tanıdıklarım var.

    ileri derecede astım hastası olan, 10 temmuz 2011 fenerbahçe taraftar yürüyüşünde polisin biber gazıyla müdahale edeceğini bile bile köprüye yürüyen arkadaşlarım var.

    bilet kuyruğunda bekleyen bizlere "şu gerizekalılara bak" dercesine bakan yüzlerce insan varken elini tuttuğu dedesine "büyüyünce ben de bu abiler gibi sıraya gireceğim." diyen çocuklar var.

    okuldan atılmak pahasına sınavlarına girmeyen, okulunu 3 4 sene uzatan tanıdıklarım var.

    ama olduğu halde taksim'deki gösteriye katılan tanıdıklarım var.

    düşecek diyorlar, şike yaptıysa düşsün.

    gözden kaçan ya da görmezden gelinen şeyler var ama.

    fenerbahçe spor kulübünün başkanını, 2 tane yöneticiyi, 1 tane teknik personeli içeriye almışlar. yeni transfer edilen 2 tane futbolcu sorgulamak üzere içeriye alınmış, içeride ne olduğu belli değil. futbolcularının bir tanesi daha maça çıkmadan ülkeden kaçarcasına başka bir takıma transfer olmuş. eski galatasaraylı, eski beşiktaşlı futbolcular içeriden çıkıyorlar, işkence yapıldığını, iddianameleri bu şekilde kabul ettiklerini söylüyorlar.

    şu fotoğrafa detaylı baktığında anlaşılır ne demek istediğimi işkence konusunda:
    http://www.fenerbahce.org/…/2011-07-02_sezer446.jpg

    yandaş medyada yazan 2 - 3 kişinin borsada manipülasyon yarattığı ve fenerbahçe hisselerini düşürdüğü, düşen hisseleri hükümet yanlısı bir grubun satın alındığı iddiaları var. ki bu şirket uzun vadede yatırım yapabilecek potansiyele sahip bir şirket. lafı götünedn anlayacak olanlar için konuyu açalım.

    hisseler dibe vurmuş durumda şu an. 3 - 4 sene sonra şu anki fiyatının 4 - 5 katına çıkabilir ki fenerbahçe türkiye'nin en başarılı 3 kulübünden birisi ve bu durumda başarı geldiğinde hissenin ederinin artması kaçınılmaz oluyor.

    yukarıdakiler tarafından aziz yıldırım'ın nato ihalesine girmemesinin istendiği, onun buna itiraz ettiği, bu itiraz sonrasında bir zıtlaşma yaşandığı, zıtlaşmanın şu anki konumu yarattığı iddiaları var. ki nato müteahiti olarak bilinen serdal adalı'da kupa finalinde şike yaptığı iddiasıyla alındı içeriye.

    genelkurmay başkanının ve üç kuvvet komutanının hükümet zoruyla istifa ettirildiği bir ülkede yaşayan ben, bu iddiaların gerçeklik payının var olduğunu düşünüyorum.

    gazeteler şike ile ilgili bir sürü iddiada bulundu. bu iddialar gerçekmiş gibi halka lanse edildi. peki yukarıda bahsettiğim şeylerden neden pek fazla bahsedilmedi? neden bu iddiaların da üstüne gidilmedi?

    ben fenerbahçe taraftarıyım arkadaşım.

    şike ile geldiyse bu şampiyonluk bize; ben kabul etmiyorum. sınavına, labına girmeyen, işine gitmeyen, maç saatinde kepenk indiren, fenerbahçe'yi gönülden seven, cebindeki son kuruşu veren gerçek fenerbahçelilerin de kabul edeceğini düşünmüyorum.

    düşürsünler.

    ya delil yoksa?

    delil konusunda bir çok iddia ortaya atıldı, hiçbirisi çıkmadı piyasaya.
    ümit karan poşetle para aldı dediler, poşette saat olduğu anlaşıldı. emenike'nin para sayma görüntüleri var dediler, görüntüler piyasada yok. korcan'ın ablasına araba aldığı söylendi, korcan'ın ablası yok.

    düşürecek delil bulamazlarsa eğer bu iddiaların doğru olma ihtimali daha da artmayacak mı? o zaman ne olacak?

    edit: link.

    hay amına koyayım. insanların gözü o kadar kör ki her bi sike açıklama yapmak gerekiyor.

    3 satır yukarıdaki yazıyı aynen kopyalıyorum:

    ben fenerbahçe taraftarıyım arkadaşım.

    şike ile geldiyse bu şampiyonluk bize; ben kabul etmiyorum. sınavına, labına girmeyen, işine gitmeyen, maç saatinde kepenk indiren, fenerbahçe'yi gönülden seven, cebindeki son kuruşu veren gerçek fenerbahçelilerin de kabul edeceğini düşünmüyorum.

    düşürsünler.
  • acilarin takimi.
  • ulan bildiğin ortalık karıştı, biz(fenerbahçe) tamamen olayların dışındayız... bi burukluk var içimde, resmen bizsiz kaos yaşıyor insanlar. alışık değiliz olm biz, dışardan olayları izlemeye.
  • fenerbahçeliyim, aklımın yettiği yaştan beri futbolla ilgiliyim, son 10 senedir hemen her maçını izlerim, rakiplerin maçlarını da denk geldikçe izler, takip ederim. senelerdir burada insanların birbiriyle sidik yarıştırmasını okuyorum.

    öncelikle büyüklük tartışmasını falan bir kenara bırakmamız lazım. kime göre büyük, neye göre büyük?

    türkiye'nin avrupada en başarılı kulübü tartışmasız galatasaraydır. türk futbolunun bu konudaki lokomotifidir. bu 20 senedir böyledir. ama galatasarayın avrupa tarihi bile avrupanın 2. 3. sınıf takımlarının tarihi altında sönük kalmaktadır. bugün avrupada eşleşilse pek korkulmayacak, müthiş takımlarımızla seviyesini bir tutmayacağımız burun kıvıracağımız steaua bucureşti zamanının şampiyonlar ligi olan şampiyon kulüpler kupasını almış, her sene iyi kötü avrupaya katılan bir takımdır. onun bir seviye üstü olympique de marseille'nin avrupa karnesine bir göz atın isterseniz: http://www.uefa.com/…748/profile/history/index.html

    anlayacağınız avrupa başarısı çok önemli olmakla birlikte türk futbolu hala olması gereken seviyenin çok altındadır. buna rağmen bu konuda renktaşlarımın avrupa konusunda galatasarayı yermesi, yarıştırması anlamsızdır. hele beşiktaşa hiç girmiyorum, adamlar uefa'da çeyrek final oynadık diye reklam çekti amk.

    90'lı yılların ortasına kadar fenerbahçenin türk futbol tarihinde çok daha dominant olduğunu görüyoruz. o zamana kadar taraftar sayısı olarak da fenerbahçenin diğer kulüplere göre daha fazla taraftarı olduğunu düşünüyorum. eski yeşilçam filmlerinde bile fenerbahçe'nin çok daha dominant olduğunu görebilirsiniz. 2000'lere yaklaşırken galatasarayın yakaladığı müthiş jenerasyonla birlikte takımın da popülaritesi artmış, hem ülkede hem avrupa'da başarıları fenerbahçe'nin önüne geçmiştir, hala da önündedir. şu an yaşıtlarımın olduğu 90lı yıllarda doğanlar futbolu daha çok galatasarayla tanımış, çoğunlukla galatasaraya yönelmiştir. bugün benim gözlemlerime göre özellikle genç kesimde galatasaray taraftarı diğerlerine göre daha fazladır. bütün bunlara baktığımız zaman tabii ki galatasaray daha büyüktür, en büyüktür gibi söylemler normaldir, fakat bir takım büyük olduğu için, daha başarılı olduğu için sevilmez, veya daha küçük daha güçsüz bir takımı tuttuğu ve onu savunduğu için kimse ezik olmaz.

    fenerbahçe taraftarı genel anlamda kulübe daha bağlıdır, daha fazla harcama yapar, sportif başarıdan bağımsız olarak her sene forma satışı, kombine satışı yüksektir. kulüp son 10 senede travma üzerine travma geçirmesine rağmen şu an hala ligte her sene şampiyonluğa oynar, ya şampiyon olur ya da 2-3 hafta kala bırakır. mali olarak en stabil ve düzenli organizasyondur. tesisleşme konusunda avrupada örnek gösterilecek bir konumdadır ve bunların böyle olmasının sebebi yine çoğunlukla taraftar sayesindedir. takıma kızan söven çoktur ama hiç bir zaman taraftar takıma sırtını dönmez. sözlükteki kelle avcısı ergen tipleri diğer takımlara göre daha azdır. bu tipleri görebilmek adına hamza hamzaoğlu ve şenol güneş başlıklarına bakabilirsiniz.

    tabi takımdan bu kadar bahsetmişken aziz yıldırım'ı anmamak olmaz. garip adamdır aziz yıldırım. bugün rakiplerin ağzının suyunu akıtan, övünç kaynağı olan stadlarının aynısı 15 sene önce sponsorsuz desteksiz yapmıştır bu adam. kulüp ekonomisine çağ atlatmış, fenerium gibi bir para makinesinin yaratıcısı olmuştur.

    fakat

    kulübü tarihinin en büyük pisliğine sokan yine bu adamdır, 7 senedir şampiyonlar ligini unutmamızın baş aktörüdür, inadı, hırsı ve zorbalığı yüzünden taraftarın çok canını yakmıştır. bugünkü fenerbahçe antipatisinin yaratıcısı da yine kendisidir.

    bu iyi ve kötü özellikleri yüzünden taraftar da karışık duygular içinde yüzmektedir. her ne kadar artık kredisini bitirmişse de taraftarın kalbinin bir köşesinde mutlaka yeri vardır. kendisinden en nefret eden taraftarlardan biri olarak benim bile içimde ufak da olsa anlamlandıramadığım bir sevgi kırıntısı vardır aziz'e karşı.

    konuyu çok dağıttım ama sonuç olarak fenerbahçe ile galatasaray arasında öyle çok fazla fark yoktur. kimisi bazı alanlarda daha fazla öne çıkmış, dönemsel olarak birbirlerine üstünlük kurmuşlardır. şu an galatasarayın avrupa lokomotifi olması bundan 10 sene sonra fenerbahçe veya beşiktaşın bu konumda olmayacağının garantisi değildir. bu sene şahsen ben avrupa liginde fenerbahçeden önemli bir başarı bekliyorum. hatta bazı renktaşlarım gibi bi yarı final falan değil direk kupayı almasını bekliyorum, daha azının artık tatmin etmemesi gerekir. bu kulübün artık avrupada kalıcı olması gerekir, çünkü para da, şan da, şöhret de avrupa'dadır. 4 yıldız olmuş olmamış önemli değil. benim için şampiyonluğun tek anlamı şampiyonlar ligine katılmaktır, bence böyle de olması gerekir.
  • taraftari,ozhan canaydin anisina yapilan saygi durusunda alkislamistir, bu yuzden elestirilmektedir.

    sanki elestirenler, lisedeyken, saygi duruslarinda "pipih pipih" diye alttan alttan gulmedi. adamlar ezeli rakibinin baskanini, alkisliyor. protesto etmek, alay etmek,olumunu kutlamak, farkli olmak amaciyla degil, can-i gonulden alkisliyor.

    ben de galatasarayliyim. cogunuzdan da fazla galatasarayliyim.

    ezeli rakibinin eski baskaninin vefati uzerine,tesislerinde ve lokallerinde bayraklarini yariya indiren, taraftari bassagligi pankartlari acan ve mac oncesi alkislayan bu kulubun yoneticilerine ve taraftarina tesekkur ediyorum.

    28 mart'ta da bu inceligin karsiligini vermemiz gerektigini dusunuyorum.
  • bana entry sildiren, taraftarı olduğum kulüptür. son süreçte didier drogba ile alakalı yazdığım entry'leri sildim. sildim çünkü haksızmışım. tribünlerde hakikaten bahsedilen ırkçılığı yapan pislikler varmış ve benim taraftarı olduğum, çocukluğumdan beri desteklediğim kulübüm bu pislikler hakkında gerekeni yapmak yerine, türlü türlü sözde video/fotoğraf kanıtlarıyla bu adamları savunur duruma geçmiştir.

    benim kulübümün savunulacak bir yanı yok. yok çünkü yönetenler, 3-5 çapulcunun yaptığı pisliğin 106 yıllık bir tarihe leke sürmesine göz yummakla kalmayıp, bu lekeye alet olmuştur.

    tükürdüğümü yalıyorum arkadaş. didier drogba; sesli isyan ettin ya, helal olsun.
  • "fenerbahce kulubunun her tarafta mazhar-i takdir olmus bulunan aseri mesaisini isitmis ve bu kulubu ziyaret ve erbab-i himmeti tebrik etmeyi vazife edinmistim. bu vazifenin ifadesi ancak bugun muyesser olabilmistir. takdirat ve tabrikatimi buraya kayd ile mubahiyim."
    m.k. ataturk