şükela:  tümü | bugün
  • yaptığı 17 seferle devletinin sınırlarını kuzey hindistan, sindabad ve keşmir bölgelerine yayan ve islamiyet'in bu bölgelerde yayılmasını sağlayan hükümdar.
  • orta 1de tarih hocamızın " gazneli mahmud hindistana 17 sefer yapmıştır" doğru önermesiyle karşımıza çıktığı ve bizim bunu daha başka anlamlara çekerek helal olsun dediğimiz sultan...(bkz: igrenc espri)(küçüktük o zamanlar , salaktık biraz)
  • hindistana yaptığı 17 sefer sonrasında halife tarafından sultan ünvanını almı$tır.

    ayrıca (bkz: sultan mesud)
  • (bkz: gazneliler)
  • gazneliler devletinin en büyük hükümdarı, hindistan fatihi ve büyük türk ve islam kahramanı. 2 kasım 971(h.361) tarihinde doğdu. babası gazneliler devletinin kurucusu sebük tegin, annesi ise zabulistan bölgesinden asil bir ailenin kızıydı.
    daha gençlik yıllarında devlet idaresinde görev almaya başladı ve babasının yanında katıldığı savaşlarda cesaret ve zekasıyla kendini gösterdi. babası sebük tegin’in vefatı üzerine, orada bulunan küçük kardeşi ismail, yerine geçti ise de, sultan mahmud, hemen gazne’ye giderek, mülkünü kardeşinin elinden aldı ve saltanatını ilan etti (997). samanilerin elinde kalmış olan buhara, horasan, herat, belh, bustve kabil’i zaptetti. iran ve irak taraflarında hüküm süren şii büveyhiler (932-1062) ile önce savaş ve sonra sulh ederek saltanatını tanıttı. şafii alimi ebu hamid isfahani’yi bağdat’taki abbasi halifesine gönderdi. halife el-kadir (991-1030), gazneli mahmud’un elçisini memnuniyetle karşıladı. yeni hükümdara saltanat alametlerinden hilat, taç, bayrakla birlikte, sahip olduğu ülkelerin “ahid”ini gönderip, “yeminü’d-devle”, “veli emirü’l-mü’minin” ve “emirü’l-mille” lakaplarını verdi. sultan, gönderilenleri kabulden sonra islam dinini yaymak ve islam düşmanlarıyla mücadele etmek için her yıl hindistan’a sefer yapmayı vadetti. bundan sonra, başşehir gazne’de büyük bir merasimle hilati ve tacı giyen mahmud, abbasi halifesi el-kadir adına hutbe okuttu.

    sultan mahmud, sırasıyla horasan ile bugünkü afganistan ve belucistan denilen ülkeleri tamamen hükmü altına aldı. maveraünnehir hanı ilikhan ve sonra kadir hanla savaşarak, ceyhun’un ötesine ve harezm’e kadar sınırlarını genişletti. şii büveyhilerden iran ve irak taraflarında rey, isfehan, kazvin, save, zencan, ebher şehir ve kalelerini alıp, sapık akımlara kapılanları şiddetle cezalandırdı. rafıziliği ve felsefi ideolojilere ait kitapları imha ettirip, yıkıcı faaliyetlere katılanları sıkıca takip ettirdi.

    gazneli mahmud, böylece ülkesinin kuzey cephesini emniyete aldıktan sonra, tahta çıkarken yaptığı yemine ve verdiği söze sadık kalarak, hint seferlerine başlamaya karar verdi. eylül 1000 tarihinde ilk hind seferine çıkan sultan mahmud, bu tarihten 1027 yılına kadar hindistan’a on yedi büyük sefer düzenledi.

    birinci seferine eylül 1000 tarihinde çıktı. kabil’in doğusunda lamgan bölgesinde hintlilerin elinde bulunan birkaç kaleyi zaptederek geri döndü. sultan mahmud’un ikinci hind seferi, vayhand racası caypal’e karşı oldu. 27 kasım 1001 tarihinde peşaver yakınlarında yapılan savaşı gazneli ordusu kazandı. caypal on beş kadar oğlu, torunu ve büyük kumandanlarıyla esir düştü. sultan mahmud’un eline, bu zaferden sonra muazzam bir ganimet geçti. 1004 yılında bhatiya bölgesi racası beci ray üzerine yürüdü. bu seferde bhatiya racalığının bütün bölgelerini ele geçirdi. bölgede mescitler ve minberler inşa ettiren sultan, islamiyetin esaslarını öğretmeleri için alimler de tayin etti.

    sultan mahmud, dördüncü seferini multan üzerine yaptı. multan hakimi ebü’l-feth davud, karmati bozuk inanışına sahipti. gazne ordusunun üzerine geldiğini haber alan ebü’l-feth şehri terk ederek indus nehri üzerindeki bir adaya kaçtı. multan’ı zapteden sultan, buradaki karmatileri cezalandırdı. 1008 yılında multan’ın yeni valisi suhpal’ın müslümanlığı terk ederek moğol dinine dönmesi üzerine, sultan mahmud çetin kış şartlarına rağmen beşinci hint seferine çıktı. multan önünde yapılan savaşı kazanarak, suhpal’ı tutuklatıp multan ve çevresinin idaresini komutanlarından tegin hazin’e bırakarak gazne’ye döndü. aynı yıl kuzeybatı hindistan ve pencab bölgesi racalarının islamiyetin yayılmasını önlemek üzere faaliyete girişmeleri üzerine tekrar harekete geçen sultan mahmud, müttefik kuvvetlere karşı vayhand şehri ovasında yapılan muharebeyi, ağır kayıplar vererek kazandı. ancak, bu savaş ile kuzey hindistan racalarının kuvvetleri ezilmiş ve pencab yolu müslüman-türk orduları için güvenli bir hale getirilmiş oldu.

    sultan mahmud, ekim 1009 tarihinde büyük bir ticaret merkezi olan narayyanpur’u zaptetti. 1010 tarihinde çıktığı seferde multan’ı bütünüyle fethetti. müslümanlara eziyet eden karmatilere ağır bir darbe daha indirildi. 1014 tarihinde çıkılan dokuzuncu hint seferinde nandana kalesinin fethinden sonra keşmir üzerine yüründü. keşmir kuvvetleri iki defa bozguna uğratıldı. bu zaferin hindistan’daki yankıları pek büyük oldu ve islamiyet en uzak yerlere kadar yayıldı.

    sultan mahmud, onuncu seferini, hintlilerce mukaddes bilinen pek çok tapınağın bulunduğu thanesar şehrine yaptı. hiçbir mukavemetle karşılaşmadan şehre giren sultan, bütün putları kırdırdı. “çakrasvami” adındaki en meşhur putu gazne’ye götürerek halka gösterdi. bu zafer, hinduların, müslümanları tanımalarına sebep oldu. bunun neticesinde pek çok kimse islamiyetle şereflendi. 1015 yılında keşmir yolu üzerine lokhot kalesini kuşattı ise de şiddetli kış yüzünden bir netice elde edemeyerek geri döndü.

    hint dünyası, sultan mahmud’dan o derece yılmıştı ki, herhangi bir yere sefere çıksa şöhreti ondan önce varıyor ve şehirler korkudan teslim oluyordu. on ikinci seferini zengin ve bayındır bir ülke olan kanave’a karşı yaptı. sirsava kalesini zaptetti. baran (bulendşehr) kalesi önüne geldiğinde raca hardat, sultanı karşılayarak müslüman olduğunu bildirdi ve şehri teslim etti. onunla birlikte 10.000 taraftarı da islamiyeti kabul etti. mahmud han, sefere devamla cumne ile ganj nehirleri arasında bütün şehirleri aldı. 20 aralık 1018’de de asıl hedefi olan kanave’i fethetti. bu seferden tahminen üç milyon dirhem para, altmış bin esir ve beş yüz fil ganimet ile dönüldü.

    1020 yılında kalincar, 1021’de keşmir ve 1022’de tekrar kalincar racaları üzerine seferler düzenleyen sultan, bunları itaat altına aldı. on altıncı ve en meşhur seferleri somnat üzerine yaptı. bu şehirde bulunan kutsal bir tapınaktaki put her yıl yüzbinlerce hindu tarafından ziyaret edilir ve en kıymetli mücevherlerle süslenirdi. sultan mahmud, bunu işitince bu sapık inançla birlikte o putu da yıkmaya karar verdi. bu sayede hintliler arasında islam dininin yayılması da çabuklaşmış olacaktı. 18 ekim 1025 tarihinde otuz bin atlı ve yüzlerce gönüllüden meydana gelen orduyla harekete geçen sultan, 8 ocak’ta somnat’ı zaptetti. tapınağa girdikten sonra müezzine, tapınağın üzerine çıkarak ezan okumasını emretti. tapınaktaki putların tamamını kırdırdı. rivayete göre, tapınaktaki ganimetten sultan’ın payına düşen beşte bir malın değeri yirmi milyon dinar idi. on yedinci seferinde ise karmati olan mansura hakimi hafif’i cezalandırdı.

    yeminüddevle mahmud gaznevi, cihangirane fetihleri yanında, alim bir kişi olup, ilme ve sanata büyük önem verirdi. sultan’ın sarayında her gün alim ve şairlerle devamlı ilmi müzakereler yapılırdı. sultan bu toplantıların birçoğuna kendisi de iştirak ederdi. sultan mahmud’un adına birçok eserler yazılmış olup, kendisine takdim edilmiştir. firdevsi’nin şehname’si bunlardan biridir. ehl-i sünnet alimlerinin yetiştirilmesine büyük gayret sarf eden gazneli mahmud, rafızi ve bid’at ehline karşı sert, hak mezhep ve ehline karşı pek yumuşaktı. dine, medeniyete hizmetleri pek büyük oldu. parlak bir devir açtı. ebü’l-hasan-ı harkani onun zamanında yaşamış en büyük islam alimlerinden biridir. otuz üç sene adalet ve muvaffakiyetle saltanat sürüp, 1030’da gazne’de vefat etti. yerine oğlu celalüddevle muhammed geçti.

    sultan mahmud, ömrünün kırk beş senesini savaş meydanlarında daima hareket halinde geçirdi. o, türk-islam dünyasının yetiştirdiği en büyük hükümdarlardan biridir. son derece cesur ve o derece de ihtiyatlıydı. alimleri toplayıp çok hürmet ve ikramda bulunurdu. onların kalplere feyiz veren sohbetlerinden faydalanırdı. islamiyeti yaymak gayesiyle, iki cephede faaliyette bulundu. hindistan’daki putperest berehmenler ve mısır fatımi devleti'nin (909-1171) yoğun propagandası ile islam ülkelerinde yayılan, rafızi-batıni hareketleriyle mücadele etti. berehmenleri her yerde mağlubiyete uğrattı. buna karşılık rafıziliği sıkı takip edip, ideolojilerini yasaklayıp, yıkıcı ve bölücü eserlerini imha etmesine rağmen, faaliyetlerini bütünüyle ortadan kaldıramadı. lakin yayılmasını büyük ölçüde önledi.

    devletin menfaatlerinin gerektirdiği her çareye başvuran bir hükümdardı. hadiseleri isabetlice değerlendirmekte pek mahirdi. ordusu özel talim ve terbiye ile yetiştirilen ve sultanın şahsi birliklerini meydana getiren “hassa ordusu” ile ganimetten hisse alan “gönüllüler”den meydana gelirdi. gaznelilerin savaş gücünün büyük bir kısmını gönüllüler meydana getirirdi. sultan mahmud, islam ülkelerinden, vazifeli adamları aracılığıyla gaziler toplattığı gibi, sefer zamanlarında her taraftan gelerek kendiliklerinden orduya katılanlar da kalabalık bir miktara ulaşırdı. sultan mahmud, bu sistem sayesinde, orta doğuda cihad yapmak arzusunda olan gayretli müslümanlar ile zararlı faaliyetlerde bulunarak sosyal bünyeyi sarsabilecek işsiz güçsüzleri başka bölgelere seferber ederek, onlara yeni imkanlar temin ediyordu. böylece, zalim olmayan, bir disiplin altında toplanabilen bu insan gücünü, ülkelerine problem olmaktan çıkarıyordu. hindistan seferleri neticesinde gazneli devleti, sınırlarını genişletip, çok zenginleşti. gazne şehri parklar, bahçeler, zafer abideleri, camiler ve ulu cami gibi mimari eserlerle süslenmişti. ayrıca belh, nişabur gibi büyük şehirler de, o devrin en güzel ve bakımlı beldeleri haline gelmişti.

    gazneli mahmud, kalabalık orduları sevk ve idarede muktedir, üstün bir kumandanlık kabiliyetine sahipti. her türlü iklim ve tabiat şartlarına göre savaş usulü tatbik etmek, malzeme temin etmek, askeri birlikler yetiştirmekte de askeri bir dehası vardı. hindlilere karşı iyi talimli okçu tümenleri kullanmış, maveraünnehir, harezm ve büveyhiler seferlerinde, bu ülkeler ordularının savaşmağa cesaret edemedikleri filleri ileri sürmüştü.

    gazneli mahmud, gerek iyi idaresi, gerekse hak severliği ve adaletiyle yüzyıllarca sevilmiş örnek devlet adamlarından biridir.
  • benden yüzyıllar önce benim doğduğum günde ölmüş hükümdar.
  • çirkinliği dillere destan büyük hükümdardır. babası sebüktegîn'dir. ismi mahmud bin sebüktegîn'dir. gaznevî olarak da anılır.
    yeryüzüne gelmiş en büyük hükümdarlardandır. şiirlerde kudreti simgeler. ayaz nam bir veziri vardır ki kölelikten yükseltilmiştir.
    onun emriyle firdevsi şehname'yi yazmaya koyulmuştur.
    asrına yetişmediğim için hırstan ve hüzünden tırnaklarımı yemişimdir.
    paraya zırnık kıymet vermez imiş.
    yeri geldiğinde son derece matrak latifeler yapar imiş.
    ismi bir mecliste anılınca hala tüylerim diken diken olur ve onu huşu içinde yâd ederim.

    ölümün kendisine hiç yakışmadığı sultandır.

    bir gün bir ordu kumandanıyla sabaha kadar içmiş, sabah gün ağardığında komutan eve gitmek istemiş. sultan mahmud:

    -istersen burada biraz istirahat et, yolda seni muhtesip yakalarsa ebeni siker!

    muhtesibin bir şey yapacağını komutanın aklı hayali almıyor imiş. demiş ki "bir şey olmaz, bana müsade"
    zil zurna çıkmış yola, derken pazar yerine geldiklerinde karşıdan muhtesip adamlarıyla gelmez mi!

    muhtesip, "indirin lan şu ibneyi!" demiş.

    komutan artizlik yapıp kendi inmeye çalışmış attan. neyse inmiş, muhtesip kendi elceğizleriyle komutana tam kırk sopa gömmüş. komutan ertesi gün sultan mahmud'un huzuruna gelmiş. sultan:

    -müdür, ne habersin lan, demiş

    komutan, sırtını sıyırarak gösterince, mahmud basmış kahkahayı..

    kaynak: nizamu'l-mülk, siyasetnâme
  • öldürdüğü gariban, fukara hindu köylülerinin cesetleri üstüste konsa, ortaya mini bir çin seddi çıkar.

    günümüzde bu adamın öldürdüğü hintlerin torunları, intikam için yine bu adamın kılıçla müslüman yaptığı hinduların müslüman torunlarını öldürüyor.
  • rivayete göre, kölesi olan "ayaz" adındaki beyefendiye aşık olmuştur.

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)

    diğer ilgili tema:
    (bkz: tarih/@derinsular)
  • her gece, gündüz giydiği padişah elbiselerini çıkarıp eski elbiseler giyen, kendisini kusurlu görüp şu şiiri okuyan gazne devletinin hükümdarıdır.
    (tercümesi)
    ben, ne emreden sultan, ne büyük fatihim,
    bu dergaha yüz süren zavallı bir fakirim.
    elimden, amelimden hiçbir şey hasıl olmaz
    ancak senin lütuf elin, inşallah olur yarim.