şükela:  tümü | bugün soru sor
  • diploma, başarılı dolu bir hayatın sadece şans faktörü ile elde ettiğinizi ve bir gün bu 'foyanızın' ortaya çıkacağını içten içten kafada kurduğunuz, kariyeri, ilişkileri günlük rutini berbat yönde etkileyen duygu durum bozukluğu.

    imposter sendromu
    10 tips to overcome the imposter syndrome
  • kişinin kendi başarılarını içselleştirememesi nedeniyle ortaya çıkan psikolojik fenomen. başarılarının somut kanıtlarına karşın kişi sürekli olarak bu başarıyı hak etmediğini; şans eseri veya etrafındaki insanları aslında olduğundan daha zeki veya ehil olduğunu düşünmelerini sağlayarak elde ettiğini düşünür. azınlıklarda ve kadınlarda daha sık olarak rastlanmaktadır.
  • nam-ı diğer taklitçi sendromu. ayrıca uzun süredir boğuştuğum, hayatı yaşanılmaz kılan, asla geçmeyen bir "yakalanma, rezil olma" korkusuna neden olan mental rahatsızlık.

    mantığım, üzerinde uğraştığım akademik alanda, akranlarımla kıyaslandığında ortalama üstü bir başarı yakaladığımı biliyor ancak aldığım her proje teklifi, yaptığım ve onay almış her çalışma hatta bitirdiğim ve benden çok daha yetkin akademisyenlerce gözden geçirilmiş ve beğenilmiş araştırmalar bile her şeyin "şans" eseri olduğunu hissettiriyor bana. asla birilerini kandırmak için bir şey yapmıyorum ama sanki her an birileri yaptıklarıma bakacak ve foyam ortaya çıkacakmış gibi temelsiz bir korkuyla yaşıyorum.

    daha da kötüsü buna eşlik edecek şekilde 2010 yılından beri aktif şekilde depresyon ve insomnia ile de uğraşıyorum. imposter sendromu güvensizliklerimi tetikledikçe kendimi sevememeye ve hayatın her alanında yetersiz görmeye başladım. bu yüzden de ikili ilişkilerde çok can yakıcı kayıplar ve başarısızlıklar yaşıyorum. her ne kadar kendimi "sen başarmamış olsan zaten kimse seni onaylamazdı." gibi tümcelerle telkin etmeye çalışsam da başa çıkması bir hayli zor ve eninde sonunda sizi tüketmeye başlıyor bu rahatsızlık.
  • aşağılık kompleksi ile karıştırılmaması gerekir. kişilerin başarılarını şansa veye dış etkenlere atfetmesidir. akademide bu sendroma çoğunlukla kadınlarda rastlanır. mesela kadın ödül alır, ödülü başarısından dolayı değil de öyle denk geldiği için aldığını düşünür. ya da kadınlar için bir kota var, başvuran başka kadın yoktu, ödülü de o yüzden bana verdiler diye düşünür. örnekler uzar gider. bundan nasıl kurtulunur, ben de bilmiyorum.
  • türkiye'de kamu sektöründe bütün donanımlı insanlar kendilerini yetersiz görürken bütün yetersiz insanlar kendilerini harika görür. büyük bir tımarhane yani.
  • türklerin ekseriyetinin doğuştan bağışık olduğu rahatsızlık.

    başarısız olduğun halde kendini başarılı gösterdiğinde yüceltildiğin, başarılı olduğun halde bunu doğru düzgün pazarlamadığında başarısız görülerek hor görüldüğün bir memlekette başka türlüsü de olmazdı zaten.
  • yazilim dunyasinin bir numarali sendromu. her eve lazim. bizde 2 adet var. yillar gecse de gecmiyor-mus.
  • imposter sendromu (sahtekar sendromu) bu hastalığa yakalanan kişiler kişisel başarılarının şans eseri veya tesadüf olduğunu düşünürler buna inanırlar ve bu yüzden kendilerini yalancı hissedip tüm ortamdan kendilerini soyutlarlar. bu sebeple de kimi kaynaklarda fraud syndrome (sahtekarlık sendromu) olarak da geçer. ilk olarak 1978’de psikolog suzanne ımes ve pauline rose clance tarafından tanımlanıyor.

    kişi aslında oldukça ve başaralı ve zeki olmasına rağmen kendisini bunun gerçek olmadığına inandırır ve bunun sonunda foyasının ortaya çıkacağını düşünür ve sosyal ortamlardan kaçar. albert einstein’dan john steinbeck'e, pek çok başarılı insanın zaman zaman içine düştüğü ımpostor sendromu oldukça yaygın, bir sendrom..

    semptomları genel olarak şöyle seyreder; yüksek potansiyele sahip, başarılı kişiler, bir gün “maskelerinin düşeceğine”, herkesin gerçek yüzlerini göreceğine inanırlar.

    bunun stresi ve korkusu ile yaşarlar, kendilerini izole ederler. bu da kendini şöyle belli eder: mesela sahneye çıkmazlar, soruları cevaplamazlar, topluluktan kaçarlar, hatta üst düzey yöneticilerle toplantıları varsa öncesinde ‘eyvah ne kadar bilgisiz / yetersiz olacağımı anlayacaklar’ diyerek endişe ederler.

    albert einstein'ın hayatının son dönemlerinde ımpostor sendromu yaşadığına dair kanıtlar bulunuyor. örneğin son günlerinde tekrar tekrar "yaptığım işe atfedilen abartılı itibar beni hasta ediyor" dediği biliniyor. "kendimi üçkağıtçının teki olarak görmekten alıkoyamıyorum."

    "dünyanın en büyük problemi, akılsız ve fanatik kişilerin kendilerinden son derece emin olması, buna karşılık zeki insanların sürekli şüpheler içinde olmasıdır."

    bertrand russell
  • charlize theron 'un muzdarip olduğu hastalıktır.

    monster filmiyle oscar alan bu güzel ve zeki hanımefendi böyle hissederken bizim ülkemizde işini yapan insan bulamamamız ve kimsenin de bunu kafaya takmıyor oluşu çok ilginç.

    insan çok enteresan bir canlı. mesela mesleğine futbolcu denilen bir kişilik artık mesleği! dışında her şeyle gündeme geliyor ama yine de kendini eşsiz ve bulunmaz bir futbolcu sanıyor.

    aklıma montaigne 'in sözü geldi. şöyle ki "insanlar başaklara benzer, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler."
  • 13 yasindan beni kodlarim, 30 yasina geldim ve bu siktigimin seyi bende kesinlikle var. sonunda ozguvenimi de etkileyemeye basladi. kim nasil cozdu bu isi yesillendirirseniz, sevinirim