şükela:  tümü | bugün
  • fruktoz icerdigi icin meyveyi yasaklayan ya da gunde 1 porsiyonla sınırlayan, endistriyel fruktoz surubu ile doğanın bize armağanı olan dogal fruktozu 1 tutan doktor türüdür ki meslekten men edilmesi elzemdir. onu yeme bunu yeme diye diye insanlarda serotonin eksikliğine sebep oldunuz lan, tv karsisinda mevsimlik meyvelerden yaptığım salatayı bile yiyemeyecsem 100 sene yasasam ne olur?
  • onu yeme bunu yeme, ne yiyeyim ulan it?
  • beslenme hakkında zerre bilgisi olmayan seri üretim ürünü doktordur, piyasa bunlardan kaynar. ilk entry'de belirtildiği üzere endüstriyel fruktoz şurubuyla doğal fruktoz bir değildir. düzenli meyve-sebze tüketiminin birçok hastalık açısından koruyucu olduğu onlarca çalışmayla sabittir ve bazı tıbbi sorunlar olmadığı sürece günde 5 porsiyon meyve tüketilmelidir. müsait olduğum bir ara editleyip referansları veririm.

    edit: ancak müsait olabildim evet.

    zaman bulmuşken fruktoz şurubuyla meyvedeki fruktozun neden aynı olmadığından bahsedip kaynakları vereyim. şimdi bu fruktozun yüksek dozlarda karaciğer hasarı yaptığı doğru lakin her fruktoz içerikli besin = karaciğer hastalığı anlamına gelmiyor. neden? çünkü fruktozun (aslında tüm karbonhidratların) kaynağı formunu belirler, form birim zamandaki yükü, yük de vücuttaki metabolizasyonu. fruktozu mısır şurubu* içeren işlenmiş/hazır/paketli gıdalardan alıyorsanız elbette onu frenleyecek hiçbir yapı olmadığı için kısa sürede aşırı fruktoza maruz kalan garibim karaciğer bunları glukoza veya enerjiye çevirmek yerine kolay yoldan yağa dönüştürüp depolama yoluna gider ki bu damar sağlığını etkileyen lipid profili açısından gerçekten de riskli sonuçlar doğurur (1). ancak kaynak meyveler ise bu kez fruktoz lif yapısına bağlı halde bulunduğu için salınım ve emilim yavaş gerçekleşecek, böylece karaciğer tüm fruktozun hakkından rahatlıkla gelebilecektir. zira normal şartlar altında vücuda alınan fruktozun %55'e yakını glukoza, %30 kadarı laktik aside ve sadece %1'den azı yağa dönüştürülür (2). öyle ki abd'de fruktozun metabolik sendrom (basitçe kolesterol+diyabet+tansiyon üçlüsü) belirteçleri (kan lipid, hemoglobin a1c, ürik asit düzeyleri ve kan basıncı, bel çevresi, beden kitle indeksi) ile ilişkisini araştıran bir çalışma, bu yönde hiçbir korelasyon saptayamamıştır (3). dahası, meyvenin diyabetle bağı üzerine yapılan iki çalışma, artmış meyve tüketiminin diyabeti azalttığını bulmuştur (4,5); yani "meyve diyabet yapar" diyenlere de aldanmayınız (diyabette yapılması gereken, yüksek şeker içerikli bazı meyveleri bir miktar kısıtlamaktır o kadar, kesinlikle tüketimi kesmek değil). aynı konuya ek olarak glikasyon, ürik asit (gut hastalığının nedenidir) ve obezite yönünden de incelemede bulunan bir başka çalışma ise bu yönde tatmin edici bir veri olmadığını; eldekilerin kanıt kabul edilmesi halinde dahi meyve kaynaklı fruktozun doğal ve sağlıklı bir kaynak olması nedeniyle aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiği belirtmiştir (6). işte bu yüzden fruktozdan korunayım derken meyveden kısmak abesle iştigaldir. çünkü düzenli meyve tüketimi pek çok hastalığın görülme sıklığını ve bu hastalıkların olumsuz etkilerini azaltır (7). bu doğrultuda dünya sağlık örgütü, "bulaşıcı olmayan hastalık" (kronik-metabolik hastalıklar, diyabet gibi) riskini azaltma amacıyla "sağlıklı" olduğuna vurgu yaptığı meyve-sebze tüketimini günde en az 400 gram olacak şekilde artırmayı önermektedir (8). geçen yıl yapılan bir meta-analiz çalışmasına (9) göre de makul sınırlarda kalmak şartıyla yüksek miktarda meyve-sebze tüketimi inme, kalp-damar hastalığı, kanser ve diğer tüm nedenlerden ölümleri azaltmaktadır (bu arada meta-analiz, kanıt değeri en yüksek çalışma türüdür). hatta ilgili çalışmada, risk azalmasının günlük 800 gram üstü tüketimle gözlendiği ve 2013 yılındaki 5.6-7.8 milyonluk tahminî erken ölümün günlük 500-800 gramın altında meyve-sebze tüketimiyle ilişkilendirilebileceği ifade edilmiş, "en az" 5 porsiyon meyve-sebze tüketimi önerisi de "en az" 10 porsiyona artırılmıştır (bir porsiyon meyve veya sebze 80 grama tekabül eder). unutmadan, meyve sularının liften yoksun olması sebebiyle -tıpkı mısır şurubu gibi- ters etki gösterdiğini ve riskli olduğunu ekleyelim. tercihiniz her zaman meyvenin kendisi olsun.

    özetle siz siz olun meyve yemekten şaşmayın. yalnız miktar kadar çeşitlilik de önemlidir (5,10). meyve yiyeyim derken bir oturuşta aynı tür meyveden bir kilo değil, dengeli bir biçimde farklı tür ve farklı renklerden meyveleri azar azar tüketin. abartmanın alemi yok. *

    1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/…/articles/pmc3200248/
    2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/…pmc3533803/figure/f3/
    3) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21889564
    4) http://www.bmj.com/content/347/bmj.f5001
    5) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22474042
    6) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/…/articles/pmc2714385/
    7) http://www.who.int/dietphysicalactivity/fruit/en/
    8) http://www.who.int/…itles/fruit_vegetables_ncds/en/
    9) https://academic.oup.com/…article/46/3/1029/3039477
    10) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20807832
  • (bkz: dm)
  • (bkz: fruktozemi)
  • açken meyve yemekte bir sakınca yok.. ama tabi tadında bırakmak şartıyla.. bir oturuşta 2 kilo portakal götürüyorsanız yağlanmaktan başka şansınız yoktur.. fruktoz (meyve şekeri) metabolizması glukoz metabolizmasına göre ışık hızıyla gerçekleşir adeta.. bu yüzden meyve veya tatlı yediğiniz anda kan şekeriniz zaten yüksek ise meyve veya endüstriyel şekerlerden (şerbetli tatlılar, kekler, donutlar vs) aldığınız fruktozlar hemen metabolize olup yan yollara saparak yağa dönüşecektir.. ayrıca kan şekeri zaten yüksek olan diabet hastalarında vs fruktoz sorbitole dönüşür ki bu da gözünüzde, sinirlerinizde, böbreklerinizde hasar yapan maddedir..
    abuk subuk konuşacağınıza birazcık mantıklı hareket etmenizi tavsiye ederim.. meyveyi yeyin ama aç karnına yeyin.. kilo vermek istiyorsanız da, karbonhidrat içeren öğünlerinizi bir zahmet azaltın.. öğünlerinizi karbonhidrattan fakir, yağdan nispeten daha zengin besinlerden oluşturursanız katabolik yollar vasıtası ile kilo vermek daha kolaylaşır.. hiç düşündünüz mü bir takım mekanlara gittiğinizde hemen böyle zeytinli, yağlı, balzamik soslu bi tabak önünüze neden geliyor?? açlığın etkisiyle o yağlı öğünden biraz yersiniz ve direk tıkanırsınız.. çünkü kolesistokinin, leptin ve insülin hormonu hemen iştahınızı kapatır yediğiniz yağa yanıt olarak.. siz de ana yemek geldiğinde fazla fazla doymuş olursunuz.. sonra eşinize dostunuza anlatırsınız.. adamların yemekleri süper doyurucu kesin gitmelisin diye.. şimdi çaktınız mı köfteyi??
    fruktozdan buralara nereden geldim bilmiyorum :)) demek ki çok dolmuşum..
    hadi sağlıcakla..
  • fruktoz bir bileşiktir ister ultra ultra doğal organik olsun ister merdivenaltında çürük mısırdan sentezlenmiş olsun formülü doğal olarak aynıdır, yoksa zaten adı fruktoz olmaz. dolayısıyla eğer fruktozu yasaklıyorsa meyveyi yasaklaması kadar doğal bir şey olmayan doktordur.
  • meyvedeki fruktozu da paketlenmis urunlerin arkasinda okudugu fruktoz surubuyla bir tutan mal sürüsüyle beraber siktirip gidebilir.

    https://youtu.be/j1bddytghfq
  • hamile iş arkadaşıma yasaklamış doktorlardan biridir.
    meyve zararlıymış!!
    halbuki hayvansı mandalina gömleten ben iyi sağ kalmışım bu vakte kadar asdf.