şükela:  tümü | bugün
  • mahkemelerin asıl kralları.onları kafalamadan veya görmeden isterseniz sapına kadar bilgili veya haklı olun işiniz yürümez yürüse de çok gecikir.
  • muhtemelen o mahkemelerde sıranın gelmesi bile müjde sayıldığından, salona çağıranlara mübâşir denmiş.

    edit: zhang'ın uyarısı ile kelimenin müjdeleme ile harf benzerliği dışında bir ilişkisinin olmadığını öğrenmiş bulunuyoruz. kendisine teşekkürler
  • diyaframı gelişmiş devlet memurudur.
  • (bkz: muhzır)
  • mahkemenin krali, adliyenin agasi, pasasi, olmazsa olmaz kosulu. kimi asabidir kimi enteresan. kimi de bu sabahki gibi komedi dukkanidir.

    istanbul tetkik merci mubasirlerinden biri isimleri cagirirken son heceyi daha bir gurleyerek, oktavi yukselterek soyler. avukat osman cataaaaalllll gibi. taniyanlar anlamistir zaten kim oldugunu bu mubasir abimizin. bu sabahki durusmalari cigirirken, avukatlardan biri usulca egilerek sordu:

    - disaridaki durusma listesiyle sizin elinizdeki birbirini tutmuyor ama?

    mubasirimiz yanit verdi:

    -disaridaki listeye herkes parmak atiyo, ondandir.

    bunu duyan daktilo kiz dahil hepimiz yerlerdeydik. akabinde bir baska avukatin "hocam baska durusmalarim var, bekletir misin benim dosyayi?"sorusuna bizim mubasirin verdigi cevap:

    - sonuncu ise kadar bekletiriz, ondan sonra tukkani kapariz.
  • bir dosyayı fotokopisi çekilmek üzere baro odasına götürdüğünde, eğer üç-beş lira vermezseniz kesinlikle yüzü gülmeyendir. hatta iyi günler deseniz bile asla yüzünüze bakmayandır. tabi görevini layıkıyla yapanları tenzih ediyorum. *
  • bazıları kendilerine olması gerekenden daha büyük misyonlar yükler.

    mübaşir: ben hep stajyerlerime şunu öğütlerim: çalışın, çalışın, çalışın.
    stajyer: hmm, peki.

    avukat stajyerlerinden bahsediyor, kendi stajyerlerinden, canım benim.
  • adalet bakanlığı bünyesinde çalışan biri olarak hiçbir zaman bu meslek grubunun varlığını anlayamadım.

    bankalarda aldığı numarayı takip etmeyi öğrendi bu insanlık, üstüne ilaç kuyruklarında numarasını beklemeyi öğrendi ama bir mahkeme önünde sırasını takip etmeyi öğrenemedi de, birinin kendisini yönlendirmesini bekliyor! düşünsenize, bankada birisinin adınızı bağırdığını? komik değil mi allasen?

    devlet de bir elektronik pano yaptıramadı anasını satayım. hadi diyelim ki, elektronik sistem olmaz, kardeşim çok gerekliyse bu bağırma işi, katibin önüne koy bir mikrofon o bağırsın! neden ekstradan kalifiye olmayan bir eleman çalıştırıyorsun? onun yerine al bir tane daha katip, ağır cezalarda gece yarılarına kadar çalışmasın insanlar ama yok, memur zihniyeti işte, böyle gelmiş, böyle gidiyor...

    zaten çocuk ve aile mahkemesi gibi nispeten daha az çalışan mahkemelerde, hakimlerin odacılığını yapıyor bu meslekteki arkadaşlar. (çay ya da kahve yapma, bulaşık yıkama, gazete alma vb.) daha çok çalışan mahkemelerde de aslen zabıt katibinin işi olan dosya getirme, götürme, fotokopi ve yazışmalarla ilgileniyorlar. öyle bir meslek grubu işte!
  • anchorman'in arapçası.