şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mukaddeme)
  • ahmet hasim beyfendinin cok etkileyici bir siiri.

    zannetme ki güldür, ne de lale,
    âteş doludur, tutma yanarsın,
    karşında şu gülgûn piyale...

    içmişti fuzûlî bu alevden,
    düşmüştü bu iksîr ile mecnûn
    şi'rin sana anlattığı hâle...

    yanmakta bu sâgardan içenler,
    doldurmuş onunçün şeb-i aşkı,
    baştan başa efgân ile nâle...

    âteş doludur, tutma yanarsın,
    karşında şu gülgûn piyale...
  • (bkz: girizgah)
  • milli eğitim bakanlığı tarafından şark islam klasikleri serisinde basılan (buna resmi çeviri diyelim ), yayınevini hatırlamadığım fakat turan dursun tarafından çevrilen ve çevirmenini bilmediğim fakat muhafazakar dergah yayınları tarafından basılan çevirileri olmak üzere türkiye'de üç farklı çevirisi olan kitap. (bildiğim kadarı ile)

    aslında eserden, ibni haldun'un laik ve determinist bir düşünür olduğu fakat tüm diyeceklerini dedikten sonra "doğrusunu allah bilir" diyerek ya da allah'a peygambere saygı arzederek bir nevi kendini sigortaladığı anlaşılabilir. asabiyet ve umran kavramları üzerinde durmakta ve bir kişinin ya da kavmin siyasi egemenliği ele geçirmesini asabiyet kavramı ile açıklamaktadır. ayrıca iklimlerin insanlar üzerindeki etkisinin yanında evrimi çağrıştıran fikirleri de vardır.
    edit: dergah yayınları çevirisi süleyman uludağ adlı bir ilahiyat profesörüne aitmiş.*
  • şinasi'nin çıkardığı tasvir i efkar'ın ilk sayısında şinasi'nin makalesinin başlığı, türk yazınının ilk makalesidir sözü geçen.
  • ahmet haşim'in mukaddimesi karaosmanzade câvide hanımefendiye ithaf edilmiştir.
  • takdimnağme..
  • ibni haldun`un mukaddime kitabını okuduğumuzda onu ümran ilmini kurmaya götüren yegane sebebin tarih ilmi ile ilgili bazı sorun ve kaygıları olduğunu görebiliriz.çünkü o yeni bir tarih kaleme almanın gerekli olduğunu savunmuştur.
  • islam dünyasının ilk sosyolojik eseri olarak kabul edilir..
  • bu şiirde ahmet haşim divan edebiyatı ile beraber sembolizm ve empresyonizmden de yararlanır. mazmunlar özellikle kadehin güle ya da laleye benzetilmesi, ya da gül rengi olmasıdır. şiirde güneşin batarken çıkardığı kızıl ortam, karşında gördüğü gün batışını güle benzetme, güneşin aynı zamanda yakıcı olması, ve bütün bunları hissetme tamamen sembolizmin etkileridir. ahmet haşim'e göre akşamın olma vakti insanın içini ateş gibi yakan bir andır, duygular öylesine yoğunlaşmaktadır ki bu durum üzüntü vererek günün bu saati herkesi yakar.