şükela:  tümü | bugün
  • gecenin kör şafağında, uykusunun ortasında insanın boğazı sıkılıyormuş gibi bir hisle yataktan kalkmasına neden olan rahatsızlık.
  • iğne deliğinden nefes almak.
  • yıllar önce öss'ye hazırlanırken psikolojik olanından çektiğim hastalık. bazen durup dururken yine geliyor. stresten (bazılarına göre nazardan da) oluyor. o kadar rahatsız edici oluyordu ki bu, dünyada sadece size münhasır bir şey olduğunu düşünüyorsunuz. "benim demek hayatım bu şekilde geçecek, hiç geçmeyecek bu şey" diye evham yapıyorsunuz. benimki 1 küsür sene sürdü bir de, hayır pek ders de çalışmıyordum ama stres hep vardı. bir gün iyice korkmaya başladım ve doktora gittim, bir sürü test, röntgen, mr allah ne verdiyse çekildi ama bişey çıkmadı, acayip rahatlamıştım. ulan pisikoloci dedim nelere kadirsin sen..
  • hava değişimi, sıcak hava ve psikolojik etmenlerin tetiklediği ve çözümsüz kalan hastalık. pskilolojik olduğu zaman elden birşey gelmiyor, derin derin nefes almak için esneyip duruyor gudik gudik hareketler yapıp şekilden şekile giriyorsunuz. fakat elbet birgün o da geçiyor.
  • şimdi, son zamanlarda neden ben bu illete kafayı taktım, ya da bu illet bana taktı, diye düşünmekteyim. hani taşikardi meselesi hasıl olalı çok zaman oluyor, bir senedir de anksiyeteye bağladık bunu, eyvallah. peki son zamanlarda neden bu nefes darlığı meselesiyle uğraşıyorum yahu? durmadan okaliptüs özlü şekerlemeler tüketmek hiç hoşuma gitmiyor. hoş vikodin efektli house gibi hissediyorum kendimi, zırt pırt nefesim açılsın diye atıyorum ağzıma. ama hoş değil tabii nefes darlığı çekmek.

    sosyal güvenlik sistemine dahil olup primlerim yatmadığı için (ben diyeyim home-office çalışıyorum, siz deyin işsizsin) etraflıca bir sağlık tetkiki yaptıramadığım için el yordamı, internet bilgileri ve hastaneli amerikan dizileri sağlık sistemiyle durumumu yorumlamaya çalışıyorum, maruz görün.

    (bkz: geek yoksulluk)
  • jean paul sartre'ın varlık ve hiçlik kitabında daralma başlığında ve orhan pamukun beyaz kale kitabındaki karakterlerden birinde (paşa olabilir mi?), bilgiye ve hislerine özgürce açık olamama durumlarında ortaya çıkan bir insanlık durumudur. nathaniel branden ise şöyle der: "çocuklara iyi bakın, hissettikleri bir şeyi gizlemeye çalıştıklarında çocukların ilk yaptıkları şey nefeslerini tutmaktır. bu yetişkinlerin de yaşadığı bir şeydir."
  • her sabah servisi kaçırdığımı gördüğüm rüyamda, bu sabah iki durak kovaladım arabayı. öyle bir nefes nefese uyanmışım ki, hayatın/zamanın hızlandığını hissettirmiş bilinçaltıma.

    ayrıca saatin alarmının çaldığı o birkaç saniyede geçti bütün ömrüm gözümün önünden. o kadar çabuk.

    ve hastayken ölmek çok kolay. sağlıklı adam hayatı boşayamaz.
  • şu sıralar muzdarip olduğum durum. internetten araştırdığım kadarıyla panik atak olma yolunda ilerliyormuşum. hayır, doktora da gittim gece yarısı. insan bi yerinden kalkar, göğsümü felan dinler di mi? nefes alamıyorum diyorum, kalbim sıkışıyor. sorunlu zaten. stresli misin diyor. tamam stresliyim de, insan bi yerinden kalkar, dinler. sonra da tansiyona falan bakar. önce sakinleştirici yapıp sonra tansiyona bakmanın mantığını bilen varsa şahsıma izah etmesini bekliyorum. 15 dakika oksijeni de verdikten sonra daha iyi misin, hadi güle güle demek tedavi yöntemiyse ben almayayım canım. hadi bunları da geçtim, sen acil doktorusun da, insan bi yarın bence şu şu doktora görünmelisin falan der. noldu, iki gün geçti ben hala derin derin nefes almaya çalışıyorum. gece gece anneyle manitaya dikkat çekmeye çalışıyomuşuz izlenimi verdiğimle kaldım..