şükela:  tümü | bugün
  • arts and crafts'in öncüsü sayilan ingiliz yazar william morris'in ütopik romani. mutlu bir toplum icin komünizmi sart kosan morris, insanlarin tümüyle esit sartlarda yasayabilecegi bir topluma nasil erisilebilecegini sorguluyor.
  • etrafınıza baktığınızda çalışanından işverenine, annesinden çocuğuna, modacısından mühendisine herkesin suratından akan mutsuzluğun nedenleri ve değiştirilebilitesi konusunda üzülüp kafa yoruyorsanız, daha değişik ve mutlu bir dünya düzeninin nasıl olacağı konusunda okuyabileceğiniz en güzel ütopyalardan biri. 19. yüzyılda yaşamış olan yazar, kapitalizmin bir gün patlak vereceğini ve yavaş yavaş mutlak eşitliğe doğru kayılarak yaşamın her anından keyif alınacak bir dünya düzeni oluşacağı ümidiyle anlatıyor ütopyasını. okuması kolay, az terimli, hikaye tadında bir kitap.

    ilginç bir kaç nokta aktarayım, bu ingiliz beyefendisinin hayallerine göre 2000'li yıllara girildiğinde artık bu tarz bir değişimin tamamlanmış olması normal görünüyor. ben bu yazıyı 2006'da yazıyor olduğuma göre demek ki pek öngörüsü kuvvetli değilmiş. ama pek de hakkını yemeyelim 19. yüzyıl yazarlarının pek çoğunda 2000'li yıllar için komik öngörülere rastlıyoruz. yok efendim mars'a yerleşmeler, ışınlanma makinaları, uzaylılar, uçan arabalar falan hep 2000'li yıllara yakıştırılmış. "daha çoooook var, o zamana kadar olur herhalde" diye düşünüyorlardı büyük olasılıkla.

    neyse kitaptan bahsedeyim. mesela bu ütopyada para mevhum'u yok. herkes zevk aldığı işi yaptığı için karşılığında bir de para almak falan da neymiş. deliler gibi üretim, süper büyük fabrikalar, tüketim canavarı insanlar da yok. yani 5 gıdım mutluluk alacam diye 500 gıdım sefalet çekmiyorsunuz. onun yerine 1 gıdım 1 gıdım mutluluklar ile sürekli devam ettiriyorsunuz hayatınızı. hoş tabi...

    o devirlere nasıl gelindiğini, ne tür çarpışmalar yaşandığını, sömürenlerin nasıl alt edildiğini falan da mantıklı temellendirmelerle anlatmış o yüzden beğendim. bence mutlak eşitlikçi düzen bu tür düşünce düzeyinde mis kokulu, renkli paketli tasvirler ile sunulması ve insanoğlunun bu şekilde amaç edindirilmesi lazım. bir nevi amerikalıların 1 liralık sakıza 2 liralık renkli ambalaj yapmaları gibi. yoksa insanların düşüne düşüne bulmalarını beklersek daha çok bekleriz.
  • bazı insanların normal yaşam pratiklerine neden tutunamayıp mutsuz olduğunu anlamayı sağlayan kitap.

    bu kitabı okurken küçük prens'i de okuyun. o zaman william morris sizi kucaklayıp "gel beraber kayığa binelim, ahşap oyalım. çayır da biçelim, ne güzel!" diyecek, aslında yalnızca talihsiz bir çağda yaşadığınızı söyleyip sizi teselli edecek. hiç de yalnız olmadığınızı, birilerinin sizin gibi düşünebileceğini ve hayal olarak nitelenen şeylerin aslında nasıl mümkün olabildiğini gösterecek. "sorun sende değil onlarda" falan deyip piposunu size hediye etmeyi teklif edecek. çok kibar adam morris.

    ütopya olarak nitelenmesine rağmen güzelliğin hayal değil gerçekçi olduğu bir yapıt.
  • ''hiçbir yerden haberler'' adıyla, meral alakuş çevirisi, say yayınları tarafından basıldı yakın zamanda.
  • yeri gelmişken -getirdim oldu- bu şahane kitaptan bazı alıntılar yapalım. aşağıda nowhere sakinlerinin çeşitli konulara dair fikirlerini bulacaksınız:

    "tüm bunların bitmiş çelişkiler olduğunu göreceksiniz. artık ne erkeklerin kadınlara ne de kadınların erkeklere zulmetme şansı var. oysa geçmiş zamanlarda her ikisi de söz konusuydu. kadınlar, neyi en iyi yapıyorlarsa, en çok neyi yapmaktan hoşlanıyorlarsa onu yapıyorlar ve erkekler de ne kıskanıyor ne de rencide oluyorlar. bu o kadar sıradan bir şey ki sözünü etmeye bile utanıyor insan." [toplumlarında kadının yeri üzerine konuşurken]

    "parlamento, aslında üst sınıfların çıkarlarının zarar görmemesi için çalışan bir denetleyici kurulken, bir taraftan da insanları, kendileriyle ilgili konularda söz sahibi olduklarına inandıran bir aldatmaca örtüsü değil miydi?" [onların uzak geçmişlerinde işlerin nasıl yürütüldüğüyle ilgili]

    "şimdi, bütün bunlara dikkatle bakarsanız, hepsinin altında, ister koca, ister baba, ister erkek kardeş, ister her kim olursa olsun, kadını erkeğin mülkü olarak gören düşünceyi bulursunuz (kanunla da onaylanmış bir fikirdir bu). bu fikir de tabii ki özel mülkiyet fikriyle birlikte kaybolup gitti. aynı zamanda kadınların doğal arzularını yasadışı yollarla giderdiği için mahvolduğu şeklindeki saçmalıklar da yok oldu gitti; tabii bütün bunlar özel mülkiyet yasalarından kaynaklanan bir adetti." [toplumda suç ve şiddet konusunda]

    "ayrıca şeref ve toplumsal itibar ölçütlerimiz de geçmiştekinden oldukça farklı; komşularımızın hakkından gelmedeki başarımızın şöhrete giden yolu açtığı devir artık kapandı, umalım sonsuza dek böyle devam etsin."

    "insanoğlu hariç her şeyi küçümseyen bir hayat sürdürüyorlardı. canlıları ve cansız nesneleri, insanların bir zamanlar dediği gibi “doğayı” bir yere, insanoğlunu başka bir yere koyuyorlardı. insanların bu şekilde düşünmesi, “doğayı” kendi köleleri haline getirmeye çalışması doğaldı çünkü “doğa”yı kendilerinin dışında bir şey olarak görüyorlardı." [sanayileşme sürecinden bahsederken, ekolojide egosantrik yaklaşımı da ne güzel özetlemiş.]

    "maaşlarını alarak, bunun hiçbir şey yapmamak karşılığında diğer insanların payına düşen mallardan fazladan bir miktar almak anlamına geldiğini biliyorum." [nowhere öncesindeki ekonomik faaliyetler ve maaş hakkında]
  • (bkz: #37807190)
  • (bkz: #38838177)
  • ilk ütopik romanlardan biri olarak kabul ediliyormuş...
  • "politikanın efendilerinin oynadığı oyun, birkaç hırslı yandaş kişinin, lüks ve heyecanlı bir eğlence hayatı yaşayabilmek için halkı ya ikna ederek ya da zorlayarak, kendi masraflarını onlara ödetmesinden ibaretti. kendi aralarında ciddi fikir ayrılıkları varmış gibi bir izlenim yaratmak, hayatlarının her aşamasında yer alan bir yalandı..."

    tanıdık geldi. okunası ilk ütopik eserlerden.