şükela:  tümü | bugün
  • bir adabı var olan mahşer. ölümle birlikte sahalarda görmek istemediğimiz hareketler aşağıdaki gibidir:
    - biraz daha kek?
    - yok, ben biraz daha çay alayım.
    - peki.. bu arada kocanızı kaybettik. üzgünüz.
    - aa? nasıl? nerde???

    * gerçek bir hikayeden alınmıştır.
  • ölüm haberi almak kadar zor bir durum
  • ince haber vermek.. aile terbiyesi ile verilir.
  • 9 yaşındaki bir çocuk olunca haberi veren kişi şöyle olur...

    c - canım ne oldu?neden ağlıyorsun?
    x - annem ölmüş.
    c - ühüüü ühüüüü
    x - ???

    (kuzenimin vefatında bizzat yaşadım malesef)
  • henüz kendiniz inanamamışken,bir başkasının inanmasını beklersiniz..2 tarafa da büyük acı veren bi durumdur..
  • ablasının vefatından haberi olmadan evin bir köşesinde kendi halinde oyunlar oynayan 7 yaşındaki bir kız çocuğuna bırakın bunu söyleyebilmeyi, ağlamadan yüzüne bile bakamıyormuş insan..
    ben yapamadım. kimse yapamadı..
  • kelimelerin en zor cümle haline dönüştüğü zamanlardır... birinin ağlayacağını, dövüneceğini bile bile, üzmek pahasına konuşma gerekliliğidir... ve her ölüm erkendir...
  • babama kardesinin oldugunu soylerken ne kadar ic parcalayici birsey oldugunu anladigim durum
  • söyleyiş şekliyle olayın etkisinin azaltılınabileceği düşünülse de pek değişiklik olduğunu düşünmüyorum. ama anlatmak için zamanınız varsa durum değişebilir tabii. bir defada söylemek yerine saatlere - günlere bölmek çok daha başarılı olabilir.
    bir akrabamın trafik kazasında ölümü sonrasında durumu babaanneme anlatmak gerekiyordu ki hep anlatılması gerekir zaten. ama birçok yakınını kaybeden, ölümden korkan ve aile fertlerinden uzakta yaşayan insanın bunu kaldıramayabileceği ve müdahale edilemeyeceği için sonra söyleme kararı alınıyor. sadece trafik kazasının olduğu ama hastanede yattığı söyleniyor. e kötü bir durum ama insan daha nefes aldığını bildiğinden henüz her şeyin bitmediği için biraz daha umutlu oluyor. sonraki günlerde yalan söylemeye devam edilmesi gerektiğinden "gerçekte gelişmeyen gelişmeler" anlatılıyor. ikinci ay sonunda fişe bağlı yaşayor ve babaanne bütün çocuklarıyla buluşma fırsatı buluyor. herkes nasıl söyleyeceğini düşünürken babam dışarıdan geldiğinde "biraz önce aradılar, fişini çekmişler" diyor. e üzülüyor tabii ama bu duruma oldukça alışmıştı zaten, onun için doğrudan söylemek kadar dokunmuyor. ama şöyle bir sorun var ki evde bir yas havası yaşanmıyor. e cenazesine bile gitmişiz zaten. hatta nasıl olmuş nasıl bitmiş muhabbetindeyken, halam "akşama ne yemek yapayım" diye soruyor ahah. ama cenazesi ne zamanmış gibi sorulara ilgisiz kalınıyor mecburen. e babaanne dayanamayıp aklına geldikçe "hepiniz cenazeye gidin" diyor. sonradan bunu söylediklerinde artık zamanının geldiği düşünüldüğünden "biz zaten gittik cenazeye" deniliyor. ama babaanne bir anlık sersemliyor. peki şu biliyor muydu? bu biliyor muydu? evet babaanne herkes kandırdı seni. canım babaannem benim. ama kandırılma olayına da bozulmadı çünkü onu sevdiğimiz için yaptık. e bu da biraz olsun kendini mutlu hissettiriyor. e bir de hiç kimseye çektirmedi, film olay yerinde bitmişti. oh oh oh ne güzel...
    görüldüğü gibi her adımda üzüntü biraz daha azaldı. bence gayet başarılı bir çalışmaydı ama bir daha ki sefere ne olacak bilmiyorum. tek şansımız vardı, onu da kullandık.
    -x kaza geçirmiş, şimdi fişe takılıymış.
    +ühühühü cenaze ne zaman?