şükela:  tümü | bugün
  • "26. uluslararası istanbul film festivali"nde gösterimi gerçekleştirilen pavel lounguine filmi. ilk gösterimi venedik film festivalinde 2006 yılında gerçekleştirilmiş.

    --- spoiler ---
    keşiş anotoly'nin büyük günahı kalbinin huzur bulmasına engel olurken, o bütün dünyevi hazlardan vazgeçmiş bir halde, küçük bir adanın üzerindeki bir manastırın kazan dairesinde hizmet eder ve mucizevi şeyler ortaya koyar bu sırada. geleceği gören ve şifa dağıtan yaşlı adamın dengesiz hareketleri, onun bilge özünün bir sonucudur aslında. yıllar önce, öldürdüğünü sandığı adamın, hasta kızı için şifa ararken, yolu bu adaya düşünce, anotoly, öldürdüğü için vicdan azabı çektiği adamın aslında ölmediğini öğrenir ve ondan af dileyerek huzura kavuşur. her hali gibi, ölümü de son derece farklı bir biçimde gelir: sessizce.
    --- spoiler ---

    dingin bir ada görüntüsü içinde, yıılarca aynı biçimde devindiği belli olan, yeknesak bir hayat; içinde gelişen ve ilgiyi ayakta tutan olaylarıyla, seyirciyi etkilemeyi başarabilen bir film.

    enteresan bir şekilde huzur verici. ihtiyar balıkçıyı okurkenki gibi hissettim izlerken.
  • 2006 yapımı ödüllü bir rus filmi. türkçesi "ada". yönetmen pavel lungin. ikinci dünya savaşı sırasında nazilerin saldırısında bir arkadaşını öldürmek zorunda kalan ama bunun vicdan azabını yıllar boyunca içinden atamayan, kendini bir manastıra kapatan azizin hikayesi. böyle anlatınca sıkıcı gibi geliyor ama anatoli isimli karakter, aslında bir azizden ziyade ermiş bir deli. ne aziz olmayı, ne de ermeyi istemiş. sadece öyle olmuş... papazlarla dalga geçen, onların tanrı'ya ulaşma yöntemini sahtekarca bulan ve bunu dile getirmekten gocunmayan bir kaçık.
    yıllar boyunca -yaklaşık 30 yıl- hiçbir dünyevi işe bulaşmayarak, tam anlamıyla bir inziva hayatı yaşıyor. sürekli dua eden anatoli'nin tek isteği işlediği büyük günahın affedilmesi. adam öyle bir vicdan azabı içindeki hiçbir duası yeterli gelmiyor ona.
    filmdeki karelerin her biri ayrı bir fotoğraf tadında. ada'nın görüntüsü, anatoli'nin çizgilerle dolu kömür pası içindeki hüzünlü yüzü, karlar altındaki iskele, eski batık gemi... görsel anlamda gerçekten bir ziyafet.
    yönetmen, sürekli kendini tekrar eden gündelik yaşamı başarıyla veriyor. karakterler her gün aynı şeyleri yapıyor ama izlerken -garip biçimde- bunlardan sıkılmıyorsunuz. anatoli'nin hiç değişmeyen hayatında ufacık bir değişiklik olsa da adamcağız şu vicdan azabından kurtulsa diye bekliyorsunuz.
    sakin, dingin, iman etmeyi ve vicdanı sorgulayan çok insani bir film.
    http://www.ostrov-film.ru/
    (bkz: nika/@koyukirmizi)
  • kuzey rusya da bir yerlerde, kucuk bir rus ortodoks manastirinda garip bir adam yasar (gercekten gariptir, gurul gurul ateslerin yandigi bir cehennemde yasamaya mahkumdur, kendi istegiyle), garip davranislarinin nedenini kimse anlayamaz. adayi ziyaret edenlerce hastalari iyilestirdigine, seytan cikardigina ve insanlara geleceklerini soyledigine inanilir. ancak, gencliginde isledigi bir suc nedeniyle kahramanimiz degersiz bir canli oldugu kanisindadir. inanc ve ilahi kurtulus arasindaki karsilastirma. ostrov, siradan rus hayatinin gercekliklerini ilahi ritueller ve dogmalarla basarili bir sekilde birlestiriyor. (filmin arka kapagindan ceviri). gayet basarili bir rus filmi.
  • cehennemde yanan bir ermişin hikayesinde o soğuk karların üzerinde ateşler içinde kalmış bir insan görürsünüz. acıların ve vicdanın insanı daha insan yapması ne kadar ilginç, insan oldukça tanrıya yakınlaşan bir insan. fakat tanrıya yakınlaşma bildiğimiz kalıplardan biraz farklı burada. metafizik öğeler de geçiyor arada ama
    kullanılan akılcı dialoglar yüzünden herhangi bir çarpıklık göremiyorsunuz, hayatımda izlediğim en tinsel filmlerden biridir, sadistçe tavsiye edilir.
  • onurlu ve erdemli davranması gerektiği anda kendini korumak için tüm bu değerleri ve arkadaşını hiçe sayan korkak bir adamın vicdan muhasebesini konu alan filmdir. arınmak ve vicdan azabını yenmek için dünyadan elini eteğini çekip kendini tanrıya adadığı sırada dayatılan dini kuralları reddedip üzerine onlarla alay eder ve kendi yöntemleriyle tanrıyla iletişim kurar. film boyunca kendisine yardım etmesi için gelen insanları da dünyevi ve maddi bağlılıklarıyla sınayıp maneviyatları uğrunda onlardan fedakarlıklarda bulunmalarını bekler ve tüm bunları akli dengesini yitirmiş bir üslupla talep eder. bir domuzdan vazgeçmek ya da sahip olduğu işi geri plana atmak gibi. yine de tüm bunları delirmiş bir adam haliyle yapsa da insanda mantıksız ve gerçek dışı bir intiba bırakmaz hatta en yüksek mertebedeki rahibi dahi maddeye olan bağlılığından arındırmayı başarır. filmin sonunda kendisine bir türlü ısınamayan rahip ile ruhani bir bağ kurmayı dahi başarır. nastya'nın gelişi ise anatoly'nin acısını ve vicdan azabını yenmesini sağlar ve huzur içinde bu dünyayı terk eder. dini bir rus tasviri olması ve iyi insan olma çabası sebebiyle olsa gerek, aleksey fyodoroviç karamazov ile prens mışkin'in izlerini taşıyan bir karakter olarak yer etti zihnimde anatoly. görselliği ve özellikle filmin sekseninci dakikasından doksanıncı dakikasına kadar geçen sahneler reha erdem'in kosmos' u ile büyük benzerlikler taşıyor, hatta direkt bu filmden esinlendiği şeyler olduğunu düşünüyorum. nastya'nın kayıkla adaya gelişi sırasında anatoly ile kurdukları uzaktan iletişimi gördükten sonra aksini düşünmek imkansız zaten. birinde arkadaşının katlinden mesul, vicdan sürgünü bir ermiş; diğerinde filozofvari bir hırsız. nazi zulmü ise kısacık bir sahnede oldukça derin hissettiriliyor, insanların sadece canını değil ruhunu ve yaşam huzurunu da çalan bir zorbalık olarak görüyoruz. ağır bir tempoda seyretmesine rağmen su gibi akıp giden bir film, ostrov.
  • 1974 cannes film festivali'nde en iyi kısa film dalında palme d'or almış fyodor khitruk yapımı animasyon. 1973 yapımı ve 10 dakikadır.
  • 1974 yılında cannes'da en iyi kısa film ödülünü almış 1973 yapımı fyodor khitruk filmi. ıssız adaya düşen bir adam üzerinden yaklaşık 10 dakika kapitalizm eleştirisi yapılıyor filmde. film, anlattıklarını gayet sade ve açık bir şekilde anlatması ve bugün de dünyada değişen pek bir şey olmaması filmin günümüze kadar etkisini kaybetmemesini sağlıyor.
  • --- spoiler ---

    kötülüğün kısmî olarak da olsa iyiliğe dönüşümünün anlatıldığı film. anatoly karakteri ikinci dünya savaşı sırasında bir grup nazi askeriyle karşılaşınca korkar (korkusunun nedeni ölümdür, ölümden korkar ve ölmemek için yalvarır), panik yapar ve arkadaşı tikhon petrovich'in yerini belli eder, onu saklandığı yerden çıkarır, nazi askerleri ikisini kurşuna dizecekken anatoly'nin eline bir tabanca verir ve tikhon'u öldürmesini ister. anatoly, tikhon'a ateş eder, tikhon denize düşer, askerler ayrılır ve anatoly yakın arkadaşının artık öldüğünü düşünür. anatoly burada kötülüğü reddetmemiş, kötülüğü kucaklamıştır. askerlerin gelinen yere bıraktıkları bombaların patlamasıyla anatoly de denize düşer ve bir sabah kendisi bölgeye yakın bir manastırın hizmetçileri tarafından taşınarak manastıra alınır. anatoly artık manastırda bir kömür işçisi ve aynı zamanda (uzun bir süre sonra) bir ermiştir.

    korkak anatoly işlediği bu zorunlu cinayetten sonra vicdan muhasebesi yapar ve artık yaşanan dünyaya ayak uyduramaz, etrafındaki insanlar gibi davranamaz onlardan kopar ve yarı delirmiş bir hale girer. deliliğinin taklit veya gerçek olduğuna dair kesin olarak bir şeyler söyleyemeyiz.
    belki de anatoly hiçbir zaman delirmemiş, deliliğin sınırlarında dolaşmıştır.

    filmde fantastik ögelerin varlığına rastladıkça filmin gerçekliği kendini yalan bir zemine bırakıyor. örneğin anatoly'nin sakat bir çocuğu dua ederek iyileştirmesi. bu ve benzeri sahneler film boyunca izleyiciyi tekinsiz bir konuma sürükler.

    anatoly'nin ermişliği nam salınca bir gün adaya başka misafirler gelir. nastya ve babası amiral tikhon petrovich, anatoly'nin iyileştiriciliğini duyunca yanına gelirler. anatoly, garip bir biçimde kızı iyileştirir. (kızın iyileşmesi sahnesi de tuhaftır; kız yerde debelenir, ağzını sürekli açık bırakır, ağzından bir şeytan çıkacakmışçasına, morarır vs. kızın bu debelenmesi sırasında anatoly yine dua etmektedir.) nedeni bilinmeyen bir gücün anatoly'ce yine kullanılması izleyiciyi şaşırtır ama burada izleyicinin tekinsizliği devam eder. daha sonra anatoly tikhon'u tanır, şaşırır ve ondan af diler. affedilen anatoly için artık bir büyük günah kalmamış, var olan günah ortadan kaldırılmıştır.

    entrynin başında kötünün iyiye dönüşümünden bahsettim. filmin başında korkak ve hatta gerçekleşmemiş olsa bile katil olan anatoly filmin sonunda tanrısal bir güçle nastya'yı iyileştiriyor, tikhon tarafından affediliyor ve iyinin kendisi haline dönüşüyor.

    nazi askerlerin baskını sırasında ölmekten fazlasıyla korkan katil anatoly, filmin sonunda ölümü bile isteye arzu ediyor ve bu istediğini hiçbir korku belirtisi göstermeden, vicdan rahatlığıyla (ölümünün nasıl olduğunu anlamadığımız bir şekilde) gerçekleştiriyor.
    --- spoiler ---