şükela:  tümü | bugün
  • özenle hazırlanmış rakı sofrasındaki mezelerin itinayla amına koyan, içki adabından bi haber, hafif vücud daki rakı kafasının değerini hiçbir zaman anlamamış insanlardır. rakı masasında hoş muhabbet eşliğinde yavaştan demlenmek isteyipte gerekli ortamı titizlikle hazırlamış yada böyle bir ortamda yer almış her insan hayatında bir kez karşılaşmıştır bu tür bir kişiyle.
    “güzel bir gece olacak, mis gibi 70 lik yeni rakımız, beyaz peynirimiz, haydarimiz, ezmemiz, pilakimiz mevcut, haydi şerefe dostlar” şeklinde keyif dolu bir start verirsiniz ki söz konusu kişi akabinde devreye girer.
    bir yudum rakı yalar 5 kaşık pilaki götürür, bi tek çakar kavunu yarıya indirir, ezmeyi, peyniri acımasızca sömürür, kesmez, ekmek arası haydari yapar. bi bakarsınız ki daha ikinci dublenizde ortalıkta meze namına bir şey kalmamıştır. içinizde “senin ben tornanı sikeyim, kuruttun masayı ipnetor” şeklinde öfke dolu duygular belirsede bir şey diyemezsiniz. fakat o kişi kara listeye alınmıştır ve bir daha ki sefere olası rakı masası kurulumunda olaylar kesinlikle onun yer almayacağı şekilde gelişir. buna neden olan sırf o kişinin mezeleri çökertmedeki ustalığı değildir. zaten bu, onun rakı masasına uyumluluk derecesini belirten bir ipucudur sadece. böyle öküzsel bir özelliğe sahip insanlar aynı zamanda sofranın güzel muhabbetine ayak uydurabilecek, ortamı hoş etmede kendinden bir şeyler katabilecek incelik ve derinlikten de yoksundur. ortamda sırıtır. sinerjiye olumlu etkisi yoktur. hatta onu bozacak niteliktedir. bu yüzden çağırılmazlar. sarhoş oldukları ise hiçbir zaman görülmemiştir.
  • küçük çocuklardır. kavunun tadına karşı koyamazlar.*
  • burada genel sorun insanlarin masaya oturma sebeplerinin farkliligindan kaynaklanmaktadir bence. bu insanlar raki masasini bir karin doyurma araci olarak goruyor, muhabbet etmekten pek hoslanmiyor olabilirler. zaten rakiyi masadaki diger insanlar kadar icip, raki kulturune herkes kadar eslik eden insan yemege cok fazla zaman ayiramayacaktir. hele hele muhabbete yon veren insanin herkesten cok fazla icme luksu yoktur cunku agzi surekli doludur o garibanin; kah birseyler anlatiyordur, kah guluyordur. rakinin da mezenin de muhabbetin de hakkini fazlasiyla veriyordur. ama ayni sure zarfi icerisinde(deneklerin hepsinin ayni sure raki ictigini varsayiyoruz. cok icen kafayi bulur sizar mantigi ihmal edilmistir) icerisinde en fazla raki icme sansina en az konusan, en az gulen, ortama en az ayak uyduran sahip olacaktir. ha bunu yapan bizden degildir, orasi ayri. raki masasi dedigin homojen olmalidir, herkes tam esit olmasa da ideallestirilmis esitlikte muhabbete katilmali, duble sayisinda digerlerine tur bindirmemelidir. sonucta bu bir kulturdur ve yeterli birikime sahip olmayanlarin, olmadigi anlasilan insanlarin yakin dost dahi olsa cagrilmamasi gayet dogaldir.

    arkadasim!! bitirdin yav mezeleri. bu meret sek gitmiyor bilmiyor musun? pis tombalak.
  • aslında aç olan insanlar olabilir. kafalarına dank etmemiştir ki şu güzelim rakı sofrasından önce birşeyler yemek karnı biraz sakinleştirmek gerekir. iş işten geçmiş kurt adama dönülmüştür. ne meze bulunursa karın doyurmayacağı bile bile yenir. sonra rakıdan da bir şey anlaşılmaz, mezeden de. tabi aç karna rakı içenler de olur, onlar da ilerleyen saatlerde* rakı sofrasının amına koyacaklardır. erkenden sarhoş olup ortalığı dağıtmalarındansa meze, hatta evde kuruluysa bu sofra dolaptan yiyecek bir şeyler vermek iyi olacak, sünnet olacaktır. çünkü tecrübeyle sabittir ki rakı ne aç karna, ne de sıcak içilerek hafife alınacak bir içki değildir**
  • rakı masasında doyulmayacağını bilmeyen, bunun bir fiziksel eksikliği giderme hali olmasından çok muhabbet ortamı olduğunu kavrayamamış organizmaların oburluğu.

    bu kişilerin genelde fiks menü ortamlarında türediği de bir gerçektir. eğlence hayatımızın ekonomiye endekslenmesi sonucunda en ucuz rakı muhabbetini fikis menü diye tabir ettiğimiz menüleştirilmiş muhabbetle gerçekleştirebiliyoruz. örneğin 10 kişilik bir ortamı hayal edelim. bu durumda kişiler benim nezdimde ikiye ayrılır: yiyiciler ve içiciler.
    yiyiciler mezeye dadanırken, içiciler de rakıya dadanmaktadır.

    bu ortamdaki dadanma seansında her ikisini de eşit miktarda tatmayı seven arkadaşlar ya ondan ya ondan mahrum kalmaya mahkumdurlar, çünkü ya meze canavarları mevcuttur ya da rakıyı ağzıyla içmeyenler.

    bütün bu safsatayı engellemek için, saflaştırılmış bir rakı sofrası tercih sebebidir.
    ıvır zıvır insan çağırılıp insan sayısı arttırılmamalıdır.

    tabii ki şunu da diyebiliriz bunca lafın ardından, isteyen istediğini yer içer sanane?
    hatta bu dediklerimize birisi: "masada milletin lokmasını mı sayıyosun şef garson müsvettesi" diyerekten çıkışsa, apışıp kalmak her türk gencinin yegane borcudur.
  • peperuhi hayvanı.

    ikinci dublenin ilk yudumu alınmış, üzerine meze alınacaktır. el şakşukaya gider.
    - pepe şakşukaya noldu lan!
    - çok güzelmiş olm ehehe
    - hey allaaam ya töbe töbe
    - lan tarator?!?
    istifini bozmaz ipne duymamış gibi yapıp garsona döner,
    - abi bize bu tarator.
    - şu peyniri uzat bari!
    - al abicim gerçi biraz yağ falan bulaşmış ama
    - lan allah belanı versin su doldur bari su içiyim.

    hayır abi o yarım metrelik ellerini çekirge misali bir oraya bir buraya zıplatıyor adam bakmışın meze falan kalmamış.
  • kurabiye canavarinin* kuzenleri.cerezde bir iktidar mucadelesi patlak verdirirler.avuclarla dalinir cereze mindar olur olay.
  • sözkonusu rakı sofrası ev ortamında yapılmışsa, ve tabi ki meze miktarı stoklarla sınırlıysa, linç edilesi ibnelerdir.

    sofraya oturmadan evvel birer yarım kokoreç fln atıp öyle masaya oturmakta fayda vardır.

    akış genelde şöyledir:

    - nuri yavaş ye olm, açsan söyle bi dürüm filan söyleyelim sana (ben ısmarlıycam yeter ki sikme ortamı durumları)
    - yok abi mmghh bunlar şahane omghghh o kadar aç değilim (ısmarlama abi, masayı sikmeye geldim, olayım bu)
  • rakı sofrasını medeniyetsizlik mekanı olarak görebilmeleri kuvvetle muhtemeldir..
    az meze iyi kafa yapar, mezelerin geleneksel mecburiyeti bu sebeptendir, fakat söz konusu kişiler bilmelidir ki çok meze de midede deprem yaratır, kusturması mümkündür..
    tabi bi de bu aç demlenmeden sırf yiyor ise, hesabı bölücez dimi, kim ne kadar içmiş dert değil şeklinde korkutup, ya içmeye başlatır yada boğazına ot tıkamış olursunuz, tavsiye edilir..