şükela:  tümü | bugün
  • sair mehmet akif ersoy'un siirlerini topladigi kitap.
  • safha'nın cogulu
  • orta okulda okuduğum ve hayatımı değiştiren şu mısralara içinde barındıran eser;

    iyi amma, a beyim şöyle bakınsak birçok,
    bir alay mektebi ali denilen yerler var;
    sorunuz bunlara millet ne verir?milyonlar!
    ...
    çok güzel, hiçbiri hakkında sözüm yok, yalnız,
    ne yetiştirdiki şunlar acaba? anlatınız!
    işimiz düştü mü tersaneye, yahut denize,
    mutlaka adetimizdir koşarız inglize.
    bir yıkık köprü için belçikadan kalfa gelir;
    hekimin haziki bilmem nereden celbedilir.
    mesela bütçe hesabatını yoktur çıkaran...
    haydi maliyeye gelsin bakalım mösyo loran.
    hani tezgahlarımız nerde? sanayi nerde?
    ya brükselde, ya berlinde, ya mançesterde!
    ...
  • marmara ilahiyatta ciltli hali 10 ytl ye satılan şaheser.dısarıda cilitsiz basımı 22 ytl
  • şairin sanatının zirvesi olan istiklal marşını ihtiva etmemesi manidar olan kitap.
  • mehmet akif ersoy'un durup düşünmemizi istediği feryadı, isyanıdır.

    ismi gibi, dışa dönük*, hayata bakan bir eser. salt bir şiir kitabı değil. anlattığı dönem için en iyi tarihi kaynak. bunu yaparken şiir dilini kullanıyor.

    yalnız bu muhteşem eseri anlama konusunda, türkçenin yaşadığı talihsiz serüven yüzünden ne yazıkki bir dil engeli var.
  • mehmet akif, safahat'ı oluştururken hiç kimseye benzememek istediğini; ancak
    safahat'a benzeyen eserlerin hiçbir şeye benzemeyen eserler ortaya koyduğunu demiştir.
  • tanıdığım ve tanıştığım an itibariyle gözümde mehmet akif'i göklere çıkaran eserdir...
  • "safahatımda evet şiir arayan hiç bulamaz
    yalınız bir yeri hakkında "hazin işte bu." der
    küfe? yok! hasta? değil! kahve? hayır. hangisi ya?
    üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!"
    koca bir şiiri heder olmuş bir ömür olarak anlatıyor akif. hayır o bir ömr-i heder değil. ömr-i zafer'dir. bir ömür yaşa ki safahat gibi bir eser vucuda getir. işte o ömrün zaferidir.
  • safahat'i mehmet akif'in kendisi huzunle tanimlamis,

    "safahatımda evet şiir arayan hiç bulamaz
    yalınız bir yeri hakkında "hazin işte bu." der
    küfe? yok! hasta? değil! kahve? hayır. hangisi ya?
    üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!"

    demis bu muthis eser uzerine.

    ben de bugunlerde, mehmet akif'in safahat'i olusturan kitaplardan ilkini yayimlamasindan tam bir asir sonra, eseri huzun ile elimde tutuyorum. benim huznum, safahat'i aradan gecen zamanla degisen dil yuzunden tam olarak anlayamamak yuzundendir.

    aslinda korktugum kadar da kotu degilmis durum; gunumuz turkcesi ile anlasilir bolumler ve hatta cok sayida siir de var safahat'te. yine de, kitabi elimde tutarken, anahtari bende olmayan, cok degerli bir sandiga bakiyormus hissine kapildim durdum.