şükela:  tümü | bugün
  • türkçe çevirisinde mi sorun vardır bilinemeyen durumdur ya da silmarillion'u okumanın belli bir yöntemi mi vardır?
  • sabirla sonuna kadar okumak.

    ilk 200 sayfanin her birinde, sayfa basina mutlaka en az 3 yeni karakter, 3 tane de yeni mekan dusuyor. zalim tolkien oyle bir yazmiski sanki o karakter cocukluk arkadasimiz, yillardir taniyoruz. kimdir, nedir aciklamadan pat diye yerlestirmis karakteri. sinir bozucu ve okuyucuyu yoran bir durum. yine de o aniden beliren karakterin hikayesi havada kalmiyor. kisaca da olsa mutlaka ileride bir yerde hakkinda birseyler cikiyor.

    200. sayfadan sonra hersey netlesiyor; daha dogrusu okumak bir eziyet olmaktan cikiyor. melkor'un angband'a yerlestigi zamanlarda devrik cumlelerden de kurtuluyorsunuz nihayet. beren ve luthien'in macerasiyla birlikte kitabi sevmeye basliyorsunuz.

    ayrica, her ne kadar "herseyin oncesini" anlatsa da, hobbit ve lotr'den sonra okumak daha faydali olacaktir bence.

    edit: ingilizce olarak okudum. zevzegin biri gelip "yaw he he" falan demesin diye bilincli olarak hangi dilde okudugumu belirtmemistim. fakat silmarillion'un ceviri yuzunden zor bir kitap oldugu dusuncesi yaygin gibi. demek istedigim, okuma-anlama zorlugunun sebebinin ceviriler oldugunu dusunmuyorum.
  • haritaya bakarak okumak. öncelikle elfelerin orta dünyada bulunuşuna kadar anlamasınızda okumaya devam edin elflerin buluşunundan sonraki verilen tüm harita bilgilerinde nerereden nereye gittiklerini takip ederek okuyun. bu sayede kitaba olan takip hızınız artacaktır.
  • benim için tek yolu okumamak, özetini dinlemektir. zira o kitabı okumak bir eziyetken, anlamak ise deveye hendekte 3lü salto attırmaktır.
    sorunun türkçe çevirisindeki dilde olduğunu düşünüyorum. yoksa ortada anlaşılamayacak bir olay örgüsü ya da karakter, mekan kalabalığı yok.