şükela:  tümü | bugün
  • duzensiz, eglenceli mitoloji. kurtadamlar, vampirler, satolar, cingeneler, rushalka'lar, ormanlarda takilan ne udugu belirsiz arkadaslar (bkz: add your own bullshit here) hep bu mitolojiden cikar. (bkz: baba yaga)
  • baktım ki türkçe bir şey pek yok, elimden geldiği kadarıyla ben yazdım.

    http://aetiusflavius.wordpress.com/…lav-mitolojisi/
  • slav mitolojisi, slavların hristiyanlığı kabul etmelerinden önce inandıkları çok tanrılı dinin mitolojisidir. din, ön hint-avrupa dinleriyle bağlantısı olan pek çok dinle ortak özelliklere sahiptir.

    yunan ya da mısır mitolojisinin aksine, slav mitolojisi çalışmaları için ilk elden bulunabilecek kaynak azdır. bazı çelişkili teorilere rağmen (örneğin veles kitabı) slavlar'ın kiril ve metodius'un 862'te slav topraklarına gelişlerinden önce herhangi bir alfabeye sahip oldukları kanıtlanamamıştır. bu, bütün orijinal dini inanışların ve geleneklerin nesilden nesile sözlü kültür aracılığıyla geçmesine neden olmuştur. fakat hristiyanlığın hızlı bir şekilde yayılmasıyla (bulgaristan'ın 864'te din değiştirmesiyle başlayan süreç 11. yüzyılın sonlarına doğru büyük ölçüde tamamlanmıştır) bu inanışlar yüzyıllar geçtikçe unutulmuştur. slav diniyle ilgili nadir bulunan kaynaklar ise pagan inanışlarını çarpıtarak tasvir etmekten çekinmeyen farklı uluslara mensup misyonerler tarafından yazılmıştır. çoğu zaten var olan bilgiyi doğrulayan ögelerden başka bir şey içermeyen kültler (bir çeşit put) ve tapınak kalıntıları bulunmuştur. eski mitolojik inanışların ve pagan festivallerinin izleri bugüne kadar halk kıyafetlerinde, şarkılarında ve tüm slav halklarının masallarında görülebilmektedir.

    slav mitolojisi, slav toplulukları hristiyan olmadan önce yaygındı. öte yandan slavlar keltler gibi olsun iskandinavlar gibi olsun söze yazıdan fazla güvenmişlerdi. gerçi bahsi geçen dönemlerde yazı yazmayı bilip bilmedikleri hakkında pek fikrim yok, zira kiril ve metodius’un geliştirdikleri veya icat ettikleri alfabe aşağı yukarı ıx.yy ortalarına tekabül ediyor. kaldı ki slav mitolojisi’ne dair yazılı kaynaklar pek çok diğer mitoloji gibi hristiyan rahipler tarafından yazılmış olup günümüze ulaşmıştır. öte yandan arthurian öyküleri ve kelt mitolojisi’ne dair söylenceleri aktaran rahiplerin aksine slav mitolojisi, baltık mitolojisi ya da nordik mitoloji de dönemin rahipleri tarafından yasaklanmış ve dolayısıyla bu mitolojilere dair örnekler günümüze pek ulaşamamıştır. yabancıların tabiri ile söyleyecek olursak “hijacked by jesus” diyebiliriz, yani hristiyan olmayan ögeler hristiyan olan ögeler ile değiştirilmekte olup motifler analojik olarak hristiyanlığa benzetilmektedir. yine de belirtmekte fayda vardır ki slav mitolojisi, baltık mitolojisi’ne ve nordik mitoloji’ye benzemekte olsa da içerisinde gerek türk olsun, gerek iran olsun çeşitli mitolojilerden de motifler yer almaktadır. bu durumu theodor benfey “dünya masalları arasındaki benzerliğin nedeni aynı atadan gelmek değil; tam aksine milletlerin birbirlerini etkilemesidir.” şeklinde açıklamıştır

    slav mitolojisi’nde yaratılış miti:
    slav mitolojisi de avrupa menşeili pek çok mitoloji gibi proto-hint-avrupa dininden köklenmiştir. dolayısıyla slav mitolojisi de benzerleri olan baltık mitolojisi gibi veya nordik mitoloji gibi içerisinde bol miktarda üç geçmesi gibi. misalen nordik mitoloji de dokuz dünya vardır ve bunlar üçer klasmandan oluşur ya da insan ırkı üç sınıftadır gibi. bu şartlar altında da slav mitolojisi’nde üç ve üçün katlarına –bilhassa dokuza– rastlanılması gayet normaldir.
    slav mitolojisi de pek çok mitoloji gibi bir yumurta ile başlar. altın yumurta içerisinde bulunan rod isimli tanrı yumurtayı çatlatır ve ardından görünen dünya ile eşi olacak olan (anne) lada’yı yaratır. bu esnada rod ile lada’nın birbirlerine duydukları sevgi sonucu karanlık da çekilir. rod okyanusları ve denizleri gökyüzü ile birbirine bağlayan göbek bağını gök kuşağının yardımı ile keser. ardından doğru ile yanlışı, karanlık ile aydınlığı birbirinden ayırır, dünyayı ise üç parçaya böler. bunlardan ilki tanrıların bulunduğu prav iken görünen dünya yav‘dır, yer altı ise nav adındadır ve ölülerin diyarıdır.
    rod dünyayı yarattıktan sonra toprak ana olan zemlya‘yı dünyaya getirir, o da direk okyanus derinliklerine iner. ardından kendi yüzünün suretinden güneşi, göğüsünden ayı, gözlerinden parlak yıldızları yaratır. güneşin doğuşu onun kaşlarındadır, karanlık geceler onun düşünceleridir, kuvvetli esen rüzgarlar onun nefesidir. kar, yağmur ve dolu terleri iken sesi yıldırım ve şimşektir. dünya yaratıldıktan sonraki ince ayrıntılar ile svarog uğraşır. svarog aynı zamanda demircilik ve ateş tanrısıdır. svarog gece ile gündüzü yaratır, ayın ve güneşin birbirini takip etmesini sağlar, lakin unuttuğu şey topraklardır. ardından bir ördeği görür ve ondan denizin derinliklerine dalmış olan zemlya ile konuşmasını ister. ördek lada‘nın kuvvetli nefesinden dolayı ona yaklaşamaz, svarog rod’dan yardım ister. ikinci denemesi iki yıl süren ördek yine başaramaz ve svarog tekrar rod’dan yardım ister. üçüncü denemesi üç sene süren ördek onun dalını getirmeyi başarır. ardından güneşin, ayın ve rüzgarın yardımıyla toprak ana ortaya çıkar ve ay tarafından soğutulur. yeryüzünün ortaya çıkması ile birlikte svarog üç tane yer altı krallığı kurar. toprak ana’nın yeniden okyanusun derinliklerine gömülmemesi için dev yılan olan yusha da svarog tarafından yaratılır, görevi ise toprak ana’yı tutmaktır. depremler ise yılanın hareketinde dolayı olmaktadır.
    slav mitolojisi’nde tanrılar:

    yaratılış:

    rod: gökyüzü, yeraltı ve yeryüzünün yaratıcısı. altın yumurtadan çıkan tanrı.
    lada: tüm tanrıların annesi.
    svarog: gökyüzündeki tanrıların lideri.
    gökyüzü:

    svarogoviç: ateş ve demircilik tanrısı.
    perun: fırtınaların, şimşeklerin ve savaşçıların tanrısı.
    dazhbog: güneşin tanrısıdır. beyaz tanrı anlamına gelen belobog olarak da adı geçmektedir.
    yeryüzü:

    zemlya: toprak ana. başlangıçta okyanusun derinliklerinde kaldığı için mat syra zemlya yani nemli toprak ana olarak da anılır.
    kupala: su tanrıçası, bütün su kaynakları onun emrindedir.
    veles/volos: tarım ve hayvan evcilleştirme tanrısı.
    yeraltı:

    chërt: yeraltı tanrısı ya da yeraltı tanrılarının lideri. kara tanrı anlamına gelen chërnebog adıyla da anılmaktadır.
    diğer tanrılar:

    yaro/yarilo: bereket ve baharın tanrısıdır.
    zorya: sabah, akşam ve gece olmak üzere üç tanelerdir. küçük ayı takımyıldızı’nda esir tutulan vahşi köpek’in ya da simurg’un dünyayı yemesini engellerler.
    stribog: rüzgar tanrısı.
    dogoda: batı rüzgarı.
    mokosh: bereket tanrıçası.
    sihirli varlıklar:

    baba yaga: genellikle insan yiyen ve son derece güçlü olan bir cadıdır.
    bogatyri: yuvarlak masa ve şövalyeleri’nin rus varyasyonunda geçerler. üç kişidirler.
    rorag: anka benzeri bir kuş, kıpkırmızı tüyleri vardır. rod’un içinden çıktığı yumurta ile ilişkilendirilir.
    seryi volk: şekil değiştirebilen ve büyük bir bilgeliğe sahip olan kurttur.
    simargl: bildiğimiz simurg olduğu kadar ejderhaya da tekabül ettiği oluyor köpek başlı uçabilen bir cins kuşa da.

    referanslar:

    [1]: walter benjamin -pasajlar- tarih kavramı üzerine- bölüm 6 sf.41
    [2]: dr. süheyla sarıtaş- halk bilimine giriş ı
  • sırp fotoğrafçı marko stamoviç'in de kopaonik dağı'nda mükemmel kareler yakalamak üzere çekim yaptığı; kostümlerin ve stüdyo çalışmalarının bizzat kendisi tarafından büyük bir titizlikle gerçekleştirildiği masalsı motiflerle dolu mitsel şölen. tılsımlı.

    kostümlerin en büyük özelliği, tamamının doğal materyallerden yapılarak; sonbaharın farklı renklerindeki yapraklara büründürülmesi. tabii ki çekimde yer alan kızların meleksi güzelliğini sağlayan da sonbaharın kendine has kozası.

    işte o soluk kesici karelerden bazıları:

    1

    2

    3

    4

    5

    6

    7

    8

    9

    kaynak
  • okuduğum kitapta şöyle kısaca bahsedilen slavların hıristiyanlığı kabulünden önce inandıkları çok tanrılı din sistemi:

    “en büyük tanrı olarak dajbog kabul edilmişti; o, ışığın ve sıcaklığın kaynağı kabul ediliyordu; "svarog„ adı verilen makamın gökte olduğuna inanılırdı; bu suretle dajbog'un babası svarog, yani gök, olması lazımgeliyordu. gök gürültüsü ve şimşek tanrısı diye bilinen perun slavlar arasında çok sayılırdı; şimşek çaktığı ve gök gürlediği zaman perun'un gökyüzünde yüksek arabasıyla gezindiği ve ruhları yıldırımlarıyla vurduğuna inanılırdı. güneşe de khors (hors) adı verildiği biliniyor. veles ise sürülerin hâmisi, yani "hayvan tanrısı,, idi. rüzgâr ilâhına da stribog denildiğini öğreniyoruz. yer tanrısı da "yaş-ana-yer,, (mat' sıra zemlya) diye anılır ve insanların "annesi,, sanılırdı; dajbog ile veles ise insanların dedeleri olarak kabul edilirdi.”

    kaynak:
    rusya tarihi başlangıçtan 1917'ye kadar, prof. dr. akdes nimet kurat*