şükela:  tümü | bugün
  • sair ali ayçil 'in ilk hikaye kitabı. sule yayinlarindan cikmistir.
    gurultusuz patirtısiz cikan ama son zamanlarda yayimlanan saglam bir hikaye kitabi. okurken insani dede korkut'tan italo calvino'ya; hazdan burukluga;bozkirdan sehrayinlere götüren bir ritmi var. daha mahir bir yayinevinden cikmis olsa yankisi cok farkli olurdu diye dusunenler var aramizda.
    evet,"anisiz at hizli kosar" ve "zamanin da bir kokusu vardır; dun senin karanlikta hissettigin koku zamanin kokusuydu.o koku, ancak bir sehir batmaya baslayinca duyulur..."
  • ali ayçil'in mutlaka okunması gereken hikaye kitabı. sur kentinde yaşayan ilk bakışta birbirinden ayrı gibi görünen ama sonra ilginç ve sırlarla dolu bir örgüyle birbirine bağlanan hikayelerden oluşan kitap, okuru kısa sürede kendine bağlıyor. sur kenti hikayeleri dilber makbule'nin sevdiğini söylemeyerek okuru hem merakta bırakıyor hem de onu kitabın bir parçası yaparak bilmecenin içine çekiyor.

    gözlerine mil çeken sakine'nin hikayesi mutlaka okunması gerekenlerden.

    arka kapaktan:

    "sen de bilirsin ki bir ev iki günlük konuğundan sırrını saklayabilir ama on iki günlük konuğundan asla. saklayamadı da. üçüncü günden, artık gitme vaktimin geldiği on ikinci güne kadar her gün kendisini biraz daha aralayan o sırla uyuyup o sırla uyandım..."
  • "yoldan başka bir evi olmayan bana, evimden başka bir yolum olmaması gerektiğini düşündüren bir tek mahinur çıktı."

    "insan yalnızca aklına güvenince, önce bir suyu kirletip, sonra onun berraklığın inandırır kendini. o kirli suya damlattığı ne varsa, hepsini de insanca bir meşrulukla onaylar. bir gün kalbime yeniden çağrıldığımda, bir başına kalmış aklın kirlettiği sulara son bir kez baktım. son bir kez baktım ve dalgaları birbirine çarparak parçalanan on yılımı gördüm orada."

    "anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır."

    "cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır."

    ve bunlar gibi bir çok güzelliği bünyesinde barındıran, insanın yüreğinden bir şeylerin akıp gitmesine sebep olan kitap.
  • türk edebiyatının ve hikayeseverlerin görüp görebilecegi en güzel, en leziz hikaye kitaplarından. böyle bir şaheser ancak ali ayçil kadar gerçek bir insan tarafından yazılabilirdi.
  • "ben sakine'nin gözlerine, o ise benim, gözlerine hangi gözle baktığıma bakıyordu."

    hoca güzel yazıyor
  • entipüften kitapların baş tacı edildiği günümüz türk edebiyatında sur kenti hikâyeleri bir vaha. oryantalist bir bakış açısına kapılmadan doğu'ya mahsus bir hikâye kurması bakımından da nadide bir eser. orhan pamuk'un "düşünceli" bir romancı olarak yazdıklarına benzer bir dünyanın ve atmosferin, üstelik daha mahir bir şekilde, "saf" bir hikâyeci tarafından kaleme alınmasıdır sur kenti hikâyeleri. bu kitabın kesinlikle "çalışılarak" yazılmadığı kanaatindeyim, bu da eserin muhtevasıyla yazarın intibak halinde olduğunu gösteriyor. şairane bir üslup ve harika bir kurgu...

    (bkz: saf ve düşünceli romancı)
  • "bir annenin unutkanlığının bir çocukta açacağı yarayı kimseye anlatamadım. kendimi, sürekli kendimden uzak bir yerlerde aradıysam bundandır. akranlarımın arasında, ipi kopuk bir uçurtma gibi bir o tepeye, bir bu tepeye savrulmamın sebebini de buna bağladım sonraları. bugün oturup, o geniş gökleri yeniden hatırladığımda, ben büyüdükçe içimde büyüyen o ıssızlığı daha iyi kavrayabiliyorum."

    kendi dilinden hüsrev'in anlattığıdır, s.59,