şükela:  tümü | bugün
  • "these are a few of my favorite things" adlı unutulmaz şarkının (julie andrews seslendirmiştir) olduğu müzikal. sözkonusu şarkıyı bjork hanım dancer in the dark adlı filmde çok güzel yorumlamıştır. fakat malesef björk versiyonunun kaydı henüz bulunamamıştır tarafımdan. (bkz: my favorite things)
  • bu unlu bradway muzikalinin film versiyonunda henuz yemin etmemis stajyer rahibe maria rolunde julie andrews, avusturya milliyetcisi captain von trapp rolunde christopher plummer sen dul barones rolunde de eleanor parker bulunmaktadir.
    konusu:
    maria manastir hayatina uyum saglayamamis, kirlarda kosup oynamayi seven sarki soyleyip gitar calan bir rahibelik okulu hazirlik sinifi ogrencisiyken, onun bu disiplinsiz davranislarindan yaka silken ogretmenler kurulu islah olmasi icin kendisini von trapp malikanesine dadilik yapmaya gonderirler. burada maria'yi albayin karisinin olmeden once bos durmayip yaptigi boy boy 7 adet cocuk beklemektedir. albay cocuklari muma cevirmistir, dudukle falan kumanda etmektedir onlari, cocuklar da bunun acisini eve gelen dadilari sandalyede altlarina kozalak koymak suretiyle kisa surede evden kacirarak cikarmaktadirlar. ancak cocuk ne de olsa cocuktur, ve firtinali bir gecede odleri kopunca hepsi maria'nin odasina gelerek "these are a few of my favourite things" sarkisına konu olurlar. bu olay sonrasi isini saglama alan maria da albayin yoklugunda cocuklara perdelerden oyun elbiseleri falan dikerek kirlarda sarki soylemeyi ogretir. zaten dikkat edildigi uzere 7 notaya karsilik gelen 7 cocuk bulunmaktadir. okullarda ogretilen do re mi sarkisi bu esnada vucuda gelir. meger anneleri oldukten sonra albay muzik neyin yasaklamismis bunu da sonradan anliyoruz, cocuklar o yuzden sadece islik calabiliyorlarmis. bu arada cocuklardan en buyugu olan liesl kendisine olgun bir erkek (postaci yamagi) bulmus onunla zaman zaman bahcede gorusmeler yapmaktadir elbette konuyla ilgili sarki da hazirdir "i am sixteen going on seventeen" gibi... her neyse geziden donen albay yaninda cocuklara hediye yerine bir adet barones getirir. hatta baronesle evlenecegini belirtince, baronesin serefine balo duzenlemek icap eder bir sekilde. bu baloda nazilarla avusturyalilar arasinda kibar laf sokusturmalar olur, ortamdan sikilan albay terasta cocuklara dans dersi veren maria'yla dans eder, maria bu noktadan sonra iptal olur. cocuklar iyigeceler demek icin epey calisip bir sarki yapmislardir misafirlere onu soyleyip yatarlar. ancak maria'yla albayin dans ettigini goren barones "zaten salzburg da pek bana gore bir yer degil ben en iyisi viyana'ya geri doneyim" der. ancak bu durumdan haberi olmayan maria artik ona ihtiyac olmadigi gerekcesiyle manastira donmustur ama mutlu degildir. rahibeler "eyvah yine geldi saclarinda bigudilerle" diye panikleyip bunu geri gonderirler. albay da "zengin barones olmadi en azindan temiz manastir kizi olsun" diyerek maria'yla evlenir. ama film biter mi hic, bunlar tam balayindan donmusken naziler de isi abartip adamin evine bayrak falan asmislardir. albaya transfer teklifinde bulunurlar ancak o reddeder. ama naziler evi goz hapsine aldiklari icin kimildayacak yer yoktur. bunun uzerine albay yerel bir folk gosterisinde ailecek sarki soylemek uzere anlasir. amac bu gosteri sirasinda tuymektir, plan basarili olur bir yere kadar, manastirin mezarliginda saklanirlar ama liesl'in sevgilisi olan donek oglan bunlari gorup ispiyonlar. naziler kovalar ama basarili olamazlar cunku rahibeler bir sekilde nazilerin arabalarinin biryerlerini bozmustur. aile yuruyerek alp daglarini asar isvicre'ye kacar. fonda sound of music bir kere daha calar.
  • sevilen pek cok sarkiyi iceren cok kez seyredilebilen muzikal filmlerden...albayin soyledigi edelweiss sarkisi filmin en romantik parcalarindan biridir.
  • 1965'de en iyi film dalında oscar odulunu alan film.
  • romantizme muhtaç bir dönemde kaptan ve maria arasındaki aşkı ah ederek izlediğim film. kaptan mariayı bir kere bile öpmez ancak ellerini tutar öylesine masumdurlar. bu adam yedi çocuğu nasıl yapmış denebilir.
    çocuklar arasında en bir sevilesi tip sayıma elindeki kitaba dalmış vaziyette gelen, lafını esirgemeyen 10 yaşındaki brigittadır.
    maria ve çocukların lonely goatherd şarkısını söylerken kullandıkları kuklalara da az özenmedik değil hani.

    edit büdüt: öpüşmüşler pardon, ama rhett-scarlett öpüşmesi beklenmesin, belki de onu vurgulamak lazım.
  • trt den baska kanal olmadıgı yıllarda ilk defa pazar sinemasında gösterilen, maria von trapp'ın gercek hayat hikayesinden uyarlanmıs 1965 yapımı müzikal film.
    her sarkısı ayrı güzeldir, özellikle notaları tanıttıgı şarkı her dile uyarlanmıstı bir ara.

    doe, a deer, a female deer,
    ray, a drop of golden sun
    me, a name i call myself,
    far, a long, long way to run
    sew, a needle pulling thread,
    la, a note to follow so
    tea, a drink with jam and bread, that will bring us back to do do do...
  • bu müzikal ülkemizde "neşeli günler" adıyla oynamıştır...
  • heryerde dvdsini arayip da bulamadigim,nefis müziklere sahip,videolu günlerde ne sanstir ki kaydedip de tüm sarkilari ezberlenen sempatik müzikal.genc rahibe rolündeki julie andrews'in gecirdigi bi tiroid amelyati esnasinda ses tellerinin zarar gordugu we o guzelim sesini kaybettigine dair bir sehir efsanesi duymuslugum wardir,temennim dogru olmamasidir.