şükela:  tümü | bugün
  • topaz jewellery center evrenin en büyük kuyumcusudur. temeli kapalıçarşı''da, çatısı antalya''dadır. çatının altında dört kat yatar. her biri yedi yüz metrekaredir. topaz''ın penceresi yoktur. havalandırma sistemi eşsizdir. bina, var olmayan bir ülkenin büyükelçiliğine benzer, içine adım atıldığında türkiye''den çıkılır. dışarıdan kabe''ye, içeriden ana rahmine benzer. topaz, üç delikli bir kasadır. her deliğin şifresi farklıdır. birinci delik ana giriştir. ön cephenin balina grisi rengindeki duvarı, hayat geçirmez camdan üretilmiş kapılar taşır. girerken yüksek, çıkarken alçak görünmesinler diye doğu cephesinde ikizleri vardır. topaz''ın ikinci deliği doğu cephesindeki siyah camdan kapılardır. binanın bağırsağına denk düşen arka cephedeyse duvarla aynı renkte tokmak taşıyan balina grisi demir bir kapı vardır. topaz''a giren birinci deliği, çıkan ikincisini kullanır. çünkü topaz''a girmiş olan turistle, girecek olan turist karşılaşmamalıdır. topaz''da çalışansa girip çıkmak için, duvara gömülmüş, görünmez delikten geçer. topaz jewellery center evrenin en büyük kuyusudur

    (bkz: malafa)
    (bkz: hakan günday)
  • genelde rengi sari olan, kirmizi, portakal, ve mavi renklerde bulunabilen degerli tas. eski misir inancinda gunes tanrisi ile yakin baglantisi oldugu soylenir bu tasin. ayrica eski bir deyime gore icinde zehir olan yiyecek ve icecegin icine atildiginda rengi degistigi icin saraylarda entrikalara karsi bir tur koruyucu olarak kullanilirmis.
  • bizim iddaamızın azerbaycan versiyonu.
  • farklı değerlerde pozlanmış en az iki adet fotoğrafı photomatix isimli programda birleştirmenin ardından o fotoğrafa, photoshop'ta hdr etkisini iyice kazandırmaya yarayan faydalı eklenti.
  • ismi türkçeye 'topun ağzındakiler' şeklinde çevrilebilecek bir hitchcock filmi.

    (bkz: serbest çağrışım)
  • filmle ilgili tek entride alfred hitchcock'un kariyerinin bu filmle bittiğine inandığı belirtilmiş, "zaten daha sonra kayda değer film de yapamamıştır," diye eklenmiş. buna katılmıyorum. evet, topaz tıpkı torn curtain gibi kötü bir casus filmidir (torn daha kötü ama). lakin bu filmden sonra çektiği frenzy'nin kötü bir film olduğunu kafama silah dayasalar kabul etmem (kafama silah dayasalar tabii ki ederim). bence kaliteli bir filmdi. ha son filmi family plot kötü bir filmdir. bak bunu kabul ederim. bir de topaz-frenzy-family üçlüsünün o dönemlerde beğenilmediğini belirtmek gerek.

    topaz bizleri küba füze krizi'nin başladığı zamana götürüyor. bir tarafta amerikalılara yardım eden fransızlar, diğer tarafta ruslara yardım eden fransızlar, rusya'nın küba'da ne halt ettiğini öğrenmeye çabalayan amerikalılar, içlerindeki köstebeği bulmaya çalışan kübalılar ve fransızlar, muhbir ruslar vs vs yani kimin eli kimin cebinde belli değil (yok ya, bunu da söz gelişi söyledim. karışık bir film değil kesinlikle). bunların ortasındaysa fransız olduğunu anlamanın mümkün olmadığı amerikan görünümlü fransız bir ajan yer alıyor. amerikalılar bu adamdan küba'ya gidip burası ve ruslar hakkında bilgi/belge getirmesini istiyorlar. sonra anlaşılıyor ki fransızlar arasında ruslara çalışanlar var. olaylar gelişiyor.

    gelişiyor mu bilemedim. öyle sıkıcı bir filmdi ki yanımda jilet olsa kesebilirdim kendimi. gerilimin babası hitchcock bu filminde kötü bir performans ortaya koymuş ne yazık ki. kağıt üstünde gerilimli duran bu öykü ne yazık ki filme aktarıldığında bütün gerilimini yitiriyor. hiçbir anında gerilmek mümkün değil. kağıt üstünde epey gerilimli duran sahneler bile sıkıcıydı (filmi başlatan sahne mesela. rus ailenin kendilerini takip edenlerden kurtulmaya çalışmaları kötü çekilmiş. o gerilim karşı tarafa aktarılamıyor. keza belgelerin fotoğraflandığı sahne de kötüydü). hitch gerilimli atmosferi torn'da da sağlayamamıştı, burada da sağlayamamış. öyküsünü aşk dörtgeniyle daha da uzatması da hiçbir işe yaramıyor. karakterler desen inandırıcılıktan uzak. "ben ülkemi seviyorum. bu toprakları bırakamam," diyen kübalı kadın düşmanı amerikalılara bilgi taşıyabiliyor mesela. ya da bir fransız, amerikalılar için kariyerini riske atabiliyor. öte yandan fidel castro'lu-che'li küba'nın kötü yansıtılması?? bu daha da sinir bozucu. filmdeki tek doğru karakter amerikalı sanırsam. fransız herif, eşini aldatıyor. fransızlar ruslara bilgi taşıyorlar. kübalılar kötü. ruslar zaten kötü. ama amerikalı iyi... peh. neyse. karakterlerdeki inandırıcılık sıfır dedik. gerilim oluşturulamamış dedik. finali de berbat diyebiliriz. açıkçası bayağı kötü bir tercih olmuş bu final. zerre tatmin etmiyor. klasik bir hata daha var filmde: herkes ingilizce konuşuyor amk. haydi, rus en azından rus aksanlı ingilizce konuşuyor da kübalılar, fransızlar neden amerikan ingilizcesiyle konuşuyorlar? fransızın fransız olduğunu anlamak bu yüzden zordu. adamda aksan maksan yok. tip zaten amerikalı. oyunculuklar da kötü bu arada.

    kısacası tel tel dökülen hitch yapımı... çekmez olaydı hiçbir halta yaramayan şu filmi, family'i, torn'u vs... neyse, en azından berbat bir film yaptığını kabul etmiş. ki hitch'in büyük olmasının nedeni de budur. sinemanın en büyüklerinden olmasına rağmen herkesten daha fazla kendisini eleştirirdi. o da boktan bir film çektiğini kabul etmişti.
  • photoshop'ta bir eklenti ismi.
  • itü'nün çaprazında kalıyor...cam kenarında oturmuyorsanız yemeklerin oldukça lezzetli olmasına rağmen o manzarayı göremediğiniz sürece verdiğiniz para içinize oturabilir...
  • vedat milor un tadi damagimda isimli programında yer verdiği luks restoran.

    http://www.topazistanbul.com/tr/index.html
  • alfred hitchcock un 1969 yilinda cekip hic memnun kalmadigi "fransizlarin ingilizce konustugu salak bi film" olarak nitelendirdigi bir film.konusu epey karisik bir ajan vesaire hikayesidir.filmin sonunu ise alfred agabey duello ile bitirmis ise de "seyirci anlamaz duelloyu" denilerek degistirilmistir.alfred hic bir sondan memnun kalmamis "izleyici memnun olmaz bundan, onlar olmaz ise ben de olmam" demistir.ayrica alfred bu film ile kariyerinin bittigine inanmistir, ki hakaten de daha sonralari cektigi kayda deger bir filmi yoktur.