şükela:  tümü | bugün
  • henry miller'ın bir romanı.türkiye'de can yayınlarından çıkan kitap önce sansüre takılmış, halkın ar ve haya duygularını rencide edici, cinsel arzuları tahrik ve istismara yönelik olan ve tck'nun 426. maddesine aykırılık oluşturduğunda tereddüt bile edilmeyen* yerleri siyah bantlarla kapatılarak yayınlanmış, can yayınlarının cinliği ile bilirkişi raporu ve dolayısıyla bahsi geçen satırlar kitabın başına basılarak sansür aşılmaya çalışılmış, ve tabii ki bu cinlik karşısında tekrar dava açılmış fakat bilirkişi raporunu ve karar metnini basmaya engel bir yasa olmadığından kitap ve yayıncıları beraat etmiş.
  • ciddi miktarda bi bolumu sansurlenmis henry miller kitabi..
  • henry miller'in kitabı.sanatcı olmakla igili tespitlerini tesbihlerle bezeyerek anlattıgı bi paragraf ,alıntı:
    " olguların derinine inmek icin sanatcı olmak gerekli.bir gecede sanatcı olunamaz.once celiskili dusuncelerinin yok olması gerek.bir insan olarak silinip supurulmelisin ki yeniden bir birey olarak dogasın , karbonlasıp tasmalısın ki ben'in en kucuk ortak noktasından yukarıya dogru yeniden tırmanmaya baslayasın."
  • "once you have given up the ghost, everything follows with dead certainty, even in the midst of chaos. from the beginning it was never anything but chaos: it was a fluid which enveloped me, which i breathed in through the gills. in the sub-strata, where the moon shone steady and opaque, it was smooth and fecundating; above it was a jangle and a discord. in everything i quickly saw the opposite, the contradiction, and between the real and the unreal the irony, the paradox. i was my own worst enemy. there was nothing i wished to do which i could just as well not do. even as a child, when i lacked for nothing, i wanted to die: i wanted to surrender because i saw no sense in struggling. i felt that nothing would be proved, substantiated, added or subtracted by continuing an existence which i had not asked for. everybody around me was a failure, or if not a failure, ridiculous. especially the successful ones. the successful ones bored me to tears. i was sympathetic to a fault, but it was not sympathy that made me so. it was a purely negative quality, a weakness which blossomed at the mere sight of human misery. i never helped any one expecting that it would do any good; i helped because i was helpless to do otherwise. to want to change the condition of affairs seemed futile to me; nothing would be altered, i was convinced, except by a change of heart, and who could change the hearts of men? now and then a friend was converted; it was something to make me puke. i had no more need of god than he had of me, and if there were one, i often said to myself, i would meet him calmly and spit in his face."

    gibi bir ba$langica sahip olan psikopata baglami$ bir adamin, insan zihninin sikintidan neleri du$unmeye muktedir oldugunu gosteren bir kitap. bu kitabi sansure ugratip, yasaklayan zihniyeti kinamiyorum. eger homofobiyi ki$kirtabilecek bir eser varsa bu oyle bir kitaptir zaten! o yuzden homofobinin kaynagi olan duzeni kiniyorum.
  • babasindan nefret ettigi icin anasiyla yatmak isteyen tipler; en yakin arkada$i oldugunde borcundan kurtluldugu icin sevinen insanlar; 9 ya$indayken arkada$ini oldurdugu icin hayati daha iyi tanidigini zanneden insanlar; karisi kurtaj olurken evde i$ arkada$iyla yatan adamlar tum insani taraflari ortaya cikarilarak kitap boyunca anlatilir.

    amerikan toplumu bunlari kabul etmeye hazir degildir, kabul bir yana sapik veya deli der bunlara, belki ama toplumda boyle insanlar vardir ve hep de varolacaklardir muhtemelen. miller'in bu seride defalarca yaptigi gibi her $ey kozmosun bir parcasidir. tum kelimeler, ya$antilar,tirsiklar, cesurlar, ibneler, erkekler, kadinlar, almanlar, yari-yahudiler vb... miller icin insan olmak demek isa gibi $ahsiyetler gibi dunyada bir iz birakabilmektir. digerleri sadece birer organizmadir.
  • bicok acidan amerika birle$ik devletleri miller'in can du$manidir, nemesis'idir. kitapta en cok amerikan sokaklarinda yururken a$agilandigini, insanliktan ciktigini anlatan pasajlar vardir. miller icin amerika denilen yer, kizilderililerin bir zamanlar bari$ icinde ya$ayip, bizonlarin mutlu mutlu otladigi bir yer olarak kalmaliydi... zira nordic dedigi beyaz insan gittigi her yerde duygunun ve hissiyatin icine etmekle unludur.

    henry miller: ilk once ulkesinden nefret eden, sonra tum insanlarin ayni halt oldugunu gorup insanliktan cikan insanlardan kitaplarla oc almaya cali$an bir laf cambazi. bir de paris'te gecirdigi donemi anlatan tropic of cancer vardir. o da cok babadir. bu iki kitap da aymanin, ayi$in, kendini cozu$un hikayesidir...
  • yasaklara, sansürlere malzeme olmuş bir henry miller kitabı.
  • sansurlenisi gayet de sacma olan -bunun kadar acik sacik pek cok kitap mevcuttur- ancak abartildigi kadar da bisiy anlatamayan bir kitap.
    narsizmin doruklarinda bir amerikalinin amerika'nin ne bok oldugunu anlatmasi, bunu yaparken de cinsel sapkinliklari uzerinden yol almasi... bayik sayilabilecek bir kitap... yeni bir sey soylemiyor insana.. cinsel anilarini etrafa sacarken huzursuz genclik ve cocuklugundan olusturulmus amerika nefretini kusuyor yazar... paris'e gelince hayatinin ne kadar degistiginden amerika'nin ne igrenc bir yer oldugundan dem vuruyor.. ancak amerika'nin elestirisini bile yeterince yapamiyor bence.. cunku amerika'nin ozu "daha fazlasini iste" sloganidir ve insan hayatindan bu slogani atamadigi surece de ne kadar elestirirse elestirsin kusmuk, yarik, irin, dölyatağı gibi kelimeler kullandigi kitaplar boyu amerika'yi icinde tasir.. yazar bence tasimaktadir icinde.. surekli daha fazlasini istemesi ve narsisizmiyle..
    ayrica bana marquezin bir kitabından bir cümleyi hatirlatti bu kitap.. tam hatirlamiyorum ama "seks aski bulamayanlarin tesellisidir " olsa gerek...
  • can yayınlarından çıkan 2. baskısında mahkeme kararıyla suç ögesi taşıdığı saptanan cümlelerin üzeri "siyah kalın utanç bantları" ile çizilmiştir. yayınevi böylece daha önce müstehcen bulunarak toplatılan kitabı tekrar yayınlama olanağı bulmuştur. kara bantlı sayfalara geldikçe...ne denir ki?
  • "akmakta olan herşeyi seviyorum: nehirler, lağımlar, lav, meni, kan, safra, sözcükler, cümleler. fahişenin üzerine saçıldığında dölün akışını seviyorum.. haşlayarak dökülen idrarı ve sonsuzca süren alkışı seviyorum; histeriklerin sözcüklerini ve cümlelerin dizanterili gibi akışını seviyorum.. akışkanları seviyorum, hatta tohumları uzaklara taşıyan, doğurganlıktan uzak aybaşı kanının akışını da. akan metinleri, esoterik, yoldan çıkmış, çok biçimli veya tek yanlı da olsalar severim.. oluklardan akan tükürüğü, göğüsteki sütü, dölyatağından akarak gelen keskin balı, tüm akışkanları, eriyen, rezilce ve dağınık tüm cerahatlar ve pisliği, akarken başlangıca dair duyularını yitiren, ölüme ve çözülmeye doğru müthiş çevrimi meydana getiren herşeyi seviyorum"