şükela:  tümü | bugün
  • marco van basten in mucize golu attigi mac olarak hafizalara kazinmis final. maca sovyetler iyi baslamis hizli kanat oyunculari zavarov ve demianenko nun getirdigi toplarla gol aramis ama protassov un etkisiz oyunu nedeniyle basarili olamamislardir. hollanda ise yari sahasinda kabul ettigi macin ilk bolumunden sonra dassaevi gullit in frikigiyle yoklamis ancak dassaev mukemmel bir kurtarisla topu kornere celmistir. bu korner sovyetlerin defans kurgusundaki hata ve aleinikov un ofsaydi bozmasiyla yine gullitle gole donusmus ve hollanda hic beklemedigi anda golu bulmustur. bundan sonra belanov un altipastan müsait durumda topu tribune yollamasiyla ilk yari sona erer. bakildiginda birbirine denk gorunen bu iki takimin macinda sovyetler topa daha cok sahip gorunmekle beraber daha cok hucum yapan takim olmustur ancak surekli kanat ortalari denemeleri , hollanda defansinin bu arayislari kolaylikla savusturmasi ve nedense en etkili pozşisyonlarini defansin arasina atilan toplarla bulmalarina ragmen bunu yeteri kadar denememeleri ayrica defanstan cikarken yaptiklari , ki mac boyunca surecek olan , hatalar sovyetlerin eksikleri olmustur. hollanda cephesinde ise rinus michaels in oturmus sisteminin yildizlari rijkaard , koeman , gullit ve van basten gibi oyuncular hatasiz ve akilli oyunlariyla etkili olmuslardir. ikinci yari ise yine sovyetlerin sozde etkili oyunuyla baslamistir. ancak macin 54. dakikasinda khidiatulin in topu defanstan cikarirken verdigi pasi kaptiran zavarov un hatasi onlara pahaliya mal olur. topu kapan adri van tiggelen vakit gecirmeden topu soldan hizla bindirme yapan veteran arnold muhren e aktarir ; topla bulusan muhren kafasini kaldirir ve uzaklardan ceza alanina girmekte olan yildiz 12 numarayi gorur. bundan sonrasi artik tarihtir. oldukca bombeli gelen uzunca ortaya inanilmaz bir sut cikaran marco van basten belki de yuzyilin en guzel golunu donemin en iyi kalecilerinden dassaevi caresiz birakacak sekilde atar. golun sevincini yasayan van basten arkadaslarina golu nasil attigini kendinin bile anlamadigini anlatan mimikler yapar. bu golden sonra sovyetler son bir cabayla karsi kaleye saldirmaya baslar once belanov un direkten donen topu sonra da pozisyonun devaminda olusan penalti bir umut olur sovyetler ve lobanovsky icin. ancak o gun her nedense beceriksiz ve bir o kadar sanssiz olan belanov oldukca sert kullandigi penaltiyi van bruekelen in kurtarmasinin engelleyemez. penalti da kactiktan sonra artik sahanin hakimi hollandadir. yaklasik 15-20 dakika sovyetler kalesini ablukaya alirlar. ancak gerek laubali son hareketler gerekse dassaev in kurtarislariyla baska gol atamazlar. ama ne gam , mac bitmistir ve hollandanin hakettigi sekilde avrupa sampiyonlugu kupasi gullit in ellerinde yukselir. sovyetlerin ise rakiplerini tebrik etmekten baska yapacaklari bir sey kalmamistir artik. ve bu final hem bu iki takimin ekol olmus oyun stilleriyle , belanov un sanssizligiyla ve de tabii ki muthis goluyle sanirim son 15 senedir goremedigimiz bir son oyun olarak tarihte yerini almistir.
  • munih olimpiyat stadinda oynanmisti. iki takimin acilisi yaptiklari ve sscb'nin 1-0 kazandigi macinda rovansiydi ayrica. o macta tam bir makina duzeni ile oynayan ve hollanda'ya nefes aldirmayan sscb, final macinda nedense beceriksiz bir oyun ortaya koymus ve yenilmeyi hak etmisti. hollanda tribunlerinde, yarifinaldeki f.almanya-hollanda muharebesine ithafen "the final was on tuesday." pankarti goruluyordu.. hollanda'nin turnuvadan onceki en buyuk umudu ruud gullit, turnuvadaki ilk golunu atmissa da, tabii ki hatirlanan turnuvanin gol krali marco van basten'in tarihi goludur..
  • kendimi her seferinde predator gibi hissettiren karşılaşma. karşıma defalarca çıktı, itiraf etmeliyim ki en çok bizim televizyonumuzda. ama hangi kanal gösterirse göstersin, ilk olarak maçın tamamın mı yoksa özetinin mi karşımda olduğunu tespit ederim. sonrasında koyulurum beklemeye. maçın tamamı gösteriliyorsa basittir beklemek. saatlerimi ayarlarım, dururum. bir çay koyarım, depresif isem ıhlamur. özet ise bir an gözümü ekrandan ayırmam. derken pozisyon başlar... çocukluğuma döndüğüm nadir anlardan biridir, bu gol. van basten'e ise tapma nedenim. her izlediğimde gözlerim dolar. televizyon kapatılır, maç unutulur.
    bu meşhur gol birçokları tarafından yüzyılın golü olarak kabul edilir. şüphesiz bu konudaki tek rakibi alfredo di stefano'nun topuğundan çıkmış olan goldür. polemiğe lüzum yok. almanlar, en çok çektiklerini söyledikleri ismin münih'teki şaheserini seçmişlerdir, tsubasa'nın bile atamayacağını değil...
  • iki golunun de birbirinden guzel oldugu, futbolun doruk noktalarindan birini teskil eden karsilasma. marco van basten abimizin muhtesem volesi, gullit abimizin kaleciyi bile iceri sokabilecek azimle vurdugu kafa vurusuyla akillara kazinmistir. ne kadar isiniz olursa olsun, televizyonda herhangi bir ozeti yakalandigi oldugu anda oturulup izlenmesi farz olan karsilasmadir ayrica.
  • turnuvanin yildiz adaylarindan karizmatik kaleci abimiz dasaev in bizleri hayal kirikligina surukledigi mac. sakatligi tek tesellimizdi. (bkz: 80lerde cocuk olmak)
  • 1988 öğrenci yerleştirme 2. basamak (öys) sınavından birgün önce oynanan maçtır.

    öğrenci - hocam yarın avrupa kupası finali var. sence kim kazanır?
    matematik hocası - oğlum boşverin futbolu, maçı. dersinize çalışın!
    öğrenci - olur mu hocam? üniversite sınavı heryıl yapılıyor, bu kupa dört yılda bir.
    matematik hocası - !?

    ***
    hollanda: 2 - sscb: 0
    tarih: 25 haziran 1988
    stat: münih olimpiyat stadyumu,
    seyirci: 62 bin 770
    hakem: michel vautrot (fransa)

    hollanda : van breukelen, van aerle, van tiggelen, wouters, rijkaard, ronald koeman, vanenburg, gullit (kaptan), van basten, e. koeman, mühren
    teknik direktör: rinus michels

    sscb: rinat dasaev (kaptan), anatoly demianenko, sergey aleynikov, vagiz khidiatulin, vassili rats, gennady litovchenko, zavarov, mikhailichenko, gotsmanov (sergei baltacha), igor belanov, protasov (pusalko)
    teknik direktör: valery lobanovsky

    goller: gullit (dk. 32) , van basten (dk. 53)

    gullit'in vole kadar sert kafa vuruşuyla attığı golden sonra sovyet takımının oyundan düşüşü hızlanmış ve ikinci yarıda van basten'in ayağından yediği golle valery lobanovsky'nin labaratuvar takımı maçı 2-0 kaybetmiştir. marco van basten'in golü için binlerce olumlu yorum yapılmış ve bu vuruş "yüzyılın en iyi zamanlaması" olarak nitelendirilmiştir. belanov'un kaçan penaltısı ise yıldız futbolcunun hafızalarımıza kazınan son vuruşlarından biri olmuştur.
  • ertesi gunu gunes gazetesinde "gullit'in sambasi van basten'in bombasi" seklinde anilarak gunlerce sambayi kafayi geriye atarak yapilan vurus sekli sanmama yol acmis mac.
  • dusuk kaliteli olsalar da iste gullit'in zimbasi:
    http://youtube.com/watch?v=ldrqqmm4n1g

    iste van basten'in bombasi:
    http://youtube.com/watch?v=msvpb5j4lfq

    (bkz: how can you stop marco van basten)
  • o yıllarda tutmak ne kelime, uğruna öleyazdığımız efsane sovyet takımı için de bu maç, bir devrin sonu olmuştur. ilk olarak 1986 dünya kupası'nda kendini gösteren ve orada açıkça ofsayttan atılan bir golle haksız bir şekilde belçika'ya elenen bu makine takım, 1988 avrupa şampiyonası'nda da ortalığı yıkıp geçmiş ve finale gelmişti. finalde van basten'in o manyak vuruşu ile bu takımı yıkması, bir bakıma bu takımın normal futbol kuralları ve oyunu ile değil ancak böyle sihirle, mucizeyle yenilebileceğinin de teslimi gibiydi. ne yazık ki o golden sonra sscb takımı bir daha toparlanamadı ve o düzeydeki futboluna asla erişemedi. kısacası dassaev'in yediği o golü maçta da, maçtan sonra da, günümüze kadar da çıkaramadı, artık yıkıldığına göre de asla çıkaramayacak. ee, biz ne olduk? biz de ertesi gün öys'den aynen öyle bir gol yedik, çıkaramadık, hala da çıkarabilmiş değiliz, bu gidişle çıkaracağımız da yok.