şükela:  tümü | bugün
  • bu kahramanların anısına o günden bu yana türk ordusu'nda 57. alay bulunmamaktadır.
  • dünya üzerinde en çok madalya sahibi olmasından dolayı dünyanın en kahraman alayı olduğu söylenmektedir. ve mustafa kemal atatürk' ün açıklamalarından okuduğum kadarıyla tamamı şehit olmuş bir alaydır.

    savaşın kaderini değiştiren adamın en güvendiği alay olduğu için conkbayırı'nda önde bu alay yer almıştır. mustafa kemal' in yüzünü kara çıkarmamışlardır.

    ruhları şad olsun.
  • türk askerlik tarihinde sancağı yere düşen tek alay olarak bilinir.çünkü sancağı tutacak kimse kalmamış herkes şehit olmuştur.rivayete göre sancağı tutan asker son kalınca sancağı bir ağaca saplıyor ve şehit düşüyor.sancak sonra anzakların eline geçmiş.hatta bu sancak şimdi avustralyada bir müzedeymiş.bütün bu bilgiler rivayete dayalı bilgiler tabii doğrusunu kim bilir?bence sunay akın bilir.
  • "....sisli bir nisan sabahı 57. alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım
    komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. takım komutanı, sabahleyin düşmana
    hücum emrini almış 57. alay'ın, rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını
    yıkadıklarını söyler; bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir, der...."

    kaynak :
    http://www.gallipolidigger.com/…akkale.sehitlik.htm
  • çanakkale savaşlarında tüm mevcudu ile şehit olmuş olan alaydır. yarbay mustafa kemal komutasındaki 19uncu tümen kuruluşundadır. arıburnu cephesinde savaşmıştır.
  • 19. tümen'e bağlı bulunan 57. alay 25 nisan sabahı anzakların hücumunu conkbayırı bölgesinin hemen altındaki kılıçbayırında karşılamıştır. alay aynı tümen kuruluşunda bulunan 72 ve 77inci alaylar yetişip, kocaçimen ve kabatepe üzerinden taarruza geçinceye kadar, arıburnu çıkarma sahasını ve buraya boşaltılan bir tümen kıymetindeki kuvveti, denize açık sırtlarda ve ağır donanma topçusu ateşi altında 27inci alay (bu alay 9. tümen kuruluşuna bağlıdır ve sabah saatlerinde düşmanla ilk teması kurmuştur. zaiyatlı, cephanesi az, birlikleri dağınık ve eratı yorgundur.) ile birlikte tespit etmiştir.alayın bu hareketi, anzak kolordusu kuvvetlerinin conkbayırı-kocaçimentepe bloğuna çıkmasını ve bu blok üzerinden mal tepesi istikametine sarkmasını önlemiş, bu sayede hem çanakkale müstahkem mevkiin boğazı kapayan ağır topçusunun hem de seddülbahir'de güçlerinin çok üstünde bir düşmanla karşı karşıya gelmiş bulunan 9. tümen'in 25 ve 26ıncı alaylarının kuşatılmasını önleyerek çanakkale savaşlarının kaderini değiştirmiştir. bu alayın ve alayın başında bizzat bulunan 19. tümen komutanının inisiyatif kullanma cesareti mevcut olmasa idi, 27inci alay bir kolordu kıymetindeki anzak kuvvetleri karşısında yalnız kalacaktı. desteği olmadığı ve mevcudu sınırlı olduğu için kıyılar hattında dağılan bu kuvvet kocaçimentepe platosunda hakimiyet kuramayacak, düşmanın kocaçimentepe platosuna ulaşması halinde ondokuzuncu tümen boğaziçi kıyılarına atılarak harekat yeteneğinden yoksun bırakılacak, mal tepe düşecek, bu tepenin düşmesi ile önü açılan düşmanın savunmanın arkasına sarkması ile seddülbahir'de savaşan alayların ikmal hatları kesilecek, önlerindeki bir orduya yakın kuvvetle destek ve ikmalden yoksun karşılaşan bu iki alayın direnişinin kırılması ile müstahkem mevkiin kilidi alçıtepe düşecek, müstahkem mevki topçusunun susması ile çanakkale boğazı ve istanbul kaybedilmiş olacaktı.
    edit ve not: niye kötülendiğini bin yıl düşünsem anlayamayacağım entrydir.
    ikinci edit ve not: nanu'nun uyarısıyla biraz toparlanmaya çalışılmıştır, bir de böyle bakın.
    üçüncü edit ve teşekkür: düzeltmeler için trocero'ya teşekkürler.
  • alay yarbay huseyin avni bey komutasindaydi. muharebenin son safhalarina dogru bu kahraman zat da $ehadet $erbetini icerek mertebesini bulmu$tur.
  • doktorunun istanbullu bir rum olduğu alay..halen şehitlikte diğer şehitlerimiz ile birlikte yatar bu kahraman rum doktor..bugün ülkemizde kürtçe ikinci resmi dil olsun,güneydoğuya özerklik verilsin diyenlerin bu alayın şehitliğine gidip şehitlerimizin memeleketlerine bakmalarını öneririm..istanbullusundan karslısına urfalısından konyalısına yanyana omuzomuza bu vatan toprakları için savaşmış ve yine yan yana yatmaktadırlar...ayrıca sadece bir tepeyi vermemek için şehit olan bu alayımızın bugün vatan topraklarının para karşılığı yabancılara satıldığı düşünülürse kemiklerinin sızladığı düşünülebilir..gelecekte bir gün bir ingiliz koca çimen tepe ve conk bayırını bir kaç milyon dolara almaya kalkabilir ve bizim medyamız hala ülkemize dolar girişi oldu borsa arttı doların fiyatı düştü diye manşetler atabilir...

    alone boyun verdiği bilgi üzerine edit : 57. alayın kahraman rum doktoru yüzbaşı dimitroyati imiş..
  • şehitlikteki "dünya askerlik tarihinin en kahraman birliği 57. alay" başlıklı yazıdan alıntı yapacak olursak:

    "18 mart 1915 deniz zaferimiz sonucunda ortaya çıkan bozgun, itilaf devletlerini, karadan destek almaksızın yalnız donanma ile boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden, karaya çıkarma kuvveti hazırlamaya sevk etti.

    25 nisan 1915 günü sabaha karşı avustralya ve yeni zelanda askerlerinden oluşan kolordu, arıburnu'na çıktı. sarp yamaçlara doğru ilerleme kaydeden düşman kuvvetleri hiç ummadığı bir anda 261 rakımlı tepede 5. ordu ihtiyat tümeni kumandanı yarbay mustafa kemal ve bir grup askerin sarsılmaz direnişiyle karşılaştı. mustafa kemal herhangi bir emir almadığı halde 57. alayı bir dağ bataryası ile takviye ederek karşı taarruz için arıburnu'na sevk etti.

    olayın geri kalan bölümünü bizzat mustafa kemal'den dinleyelim:

    bu esnada conkbayırı'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. size şu muhavereyi aynen okuyacağım! bizzat bu efradın önüne çıkarak:
    - niçin kaçıyorsunuz? dedim.
    - efendim düşman! dediler.
    - nerede?
    - işte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

    filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileri doğru yürüyordu. şimdi vaziyeti düşünün: ben kuvvetlerimi bırakmışım. efrat on dakika istirahat etsin diye...düşman da bu tepeye gelmiş...demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyette ducar olacaktı. o zaman artık bunu bilmiyorum. bir muhakeme-i mantıkiye midir yoksa sevk-i tabii ile midir bilmiyorum.

    kaçan efrada:
    - düşmandan kaçılmaz, dedim.
    - cephanemiz kalmadı, dediler.
    - cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.

    ve bağırarak bunlara süngü taktırdım, yere yatırdım. aynı zamanda conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. kazandığımız an bu andır.

    bir koca muhaberenin ufacık bir lahzeye bağlı olduğunu, hatta bir memleket hayatının fena kullanılmış bir an yüzünden tehlikeye düşebileceğini, burada olduğu gibi iyi kullanılmış bir anın ise bir muharebenin ve bir vatanın mukadderatını iyileştireceğini o dakikayı görür gibi canlanmış bir ifade ile duymak insanın tüylerini ürpertiyordu!"