şükela:  tümü | bugün
  • bu çok enteresan bir gözlem. ulan hanı çocuklar saftı, paylaşımcıydı, oyun onlar için uçsuz bucaksız bir dünyaydı? çocukların da aslında kötü olduğu,bir parkta ya da, üç beş çocuğun bir araya geldiği gurupta rahatlıkla göze çarparak isanı, insanlığından soğutan bir gerçeklik.mesela iki çocuk bir olup diğer çocuğu ötekileştirerek,yalnızlaştırabildiği görülür,çocuklar diğer çocuğa tahakküm kurar,o çocuk da hırpalanır durur. neden? çünkü aslında oyun için en kıymetli obje yine insandır,çocuk bunun farkındadır. ne tablet,ne kartlar,ne pc oyunları o çocukların yerini tutmaz.

    ~~~ o.çocuğu diyor çocuk.

    (bkz: sabahattin ali) der ki "insanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu"

    bu durum çocuklar için tersine işliyor olmalı. bir çocuk diğerlerine ne kadar muhtaç olursa, onlar o kadar kaçıyor.
  • anne baba kalitesindendir.
    --edit (bkz: #69823058)

    --edit\ bir yerde kötülüğün varoluşsal itiliminden söz edildiğini duydum. gerçi burada da başka bazı yerlerde de bunu görüyorum. sözcük terimbilim'de iki anlamada girebiliyor, fakat daha çok insanın içine yerleştirilmiş ve onu da tabi belirli bir dizginlemeye kadar terbiye etmemizin dışında müdahale edemeyeceğimiz bir canavar kast edilmekte. bu iddialar altında gerek romantik şiirsel anlatım olsun, gerek hafif akla yatar bilimsel uyarlılıkta olsun ve kaynakları yine bunlardan sonra gelen isimler vardır ama etkili olmayı başarmış olan wilhelm wundt, burrhus frederic skinner ve konrad lorenz'dir. sahneye çıkmış bu üç isminde salt insan psikolojisi için bir çalışması bulunmaz. lorenz ördekleri ve balıkları, skinner fareleri ve wunt maymun deneklerinden yola çıkarak insan doğasına bir yorumlama getirmeye çalışmıştır. hatta lorenz 1966 yılında yazdığı bir yapıtında annesinin hizmetçisi olan bir ilişkisini bilimsel gözlem gibi anlatmaktadır; söz konusu hikayede lorenz annesinin bir yıldan daha fazla hizmetçi çalıştırmamasını, sürekli değiştirme ve yenisini alma ihtiraslarını hayretlik verici biçimde "insan doğası" gibi açıklamayı başarmıştır; kullandığı teknik terimler bilgisiz, ortalama insanlar üzerinde etkili olmuştur, ama anlatılan ve çıkılan yolun değer görür yanı olmamıştır. insan doğasına hayvanların içsel tetikleri ile açıklama getirdiklerinde, insan psikolojisi adına lekesiz bir araştırmada yapmamışlardır; lorenz karakter biliminden yardım alsaydı annesinin sömüren ve özsever bir karakter olduğunu, bunun da psikanaliz sağaltım altına alınması, tedavi edilmesi gerektiğini anlardı. derinlik psikolojisinin şüphesiz baş kurucularından olan ve bugünde geçerli olmak üzere birçok yeni buluşa kaynaklık eden sigm.freud'unda "ölüm içgüdüsü" adını verdiği teorisinin de aslında bunlarla aynı anlama geldiğini iddia eden güzelleştirmeciler de olmuştur, ama freud 'un bu teoriden anladığı "savunma içgüdüleri" idi. teori, insandaki yaşam içgüdüsünü ele alır; jenseits des lustprinzips yapıtı haz ilkesinin ötesindeki uyarımların örtüsünü kaldıran bir çalışmadır. çalışmada libidinal enerjilerinde yaşam güdüsü taşıdığını, daha iyi bir ifade ile, karşıt olarak ölüm korkusunun yaşama neden olduğunu anlatır. freud yine ezber bozup "çocuk cinselliği"ni ortaya attığında cinselliği ortalamada ilk önce anlaşıldığının dışında ve cinsel organlara bağlı kalmadan çok geniş biçimde anlamıştır. freud'un bu "ölüm içgüdüsü" teorisini "insanın doğasında saldırganlık vardır" şekline çıkartan aynı kafalar, o gün de freud'un "çocuk cinselliği" kuramını dümdüz; kendilerinin yaptıkları aktivite gibi anladılar. medeniyet düz kafadan çektiğini başka bir şeyden çekmemiştir.

    bu mantığı şiirselliğe çevirebilen alegoriksel romanları, pandomimsel yapıtları okuyarak dolaylı yollarda zaman kaybetmemelisiniz, direkt kaynaklarına inerek lorenz, wunt, skinner ve aynı akademideki isimleri okumanız en azından inandıklarınızın dayanaklarını size öğretir; cahillik ile bilgelik arasına veya bilgin ile bilgiçlik arasına silik de olsa bir çizgi çekersiniz. çocukların da sevimsiz veya şiddet davranışları bir kere onlar için başta aslında bir oyundur. 4-5 yaşında bir çocuk, söz konusu bir canlıya zarar verdiğinde tıpkı bir kedi gibi oyun oynadığını zannetmektedir; kediler de fareleri sıkıştırdıklarında eziyet verme güdüsünü taşımazlar, burada karşıdaki canlının içinde bulunduğu durum küçük çocuk ve hayvanlar tarafından bilinmez; bilinçli değildir. çocuk hiçbir eğitim görmezse elbette yaşı ilerlediğinde de bir hayvan karakterini kazanacaktır. insan dediğimiz nesne neredeyse sınırsız şekilde biçim değişikliğine giren bir şey ve girilmiş olan biçim değişikliklerini de "işte doğası bu tamam" diyerek anlatmak işin içinden çıkıp kolaya kaçmaktır.

    "doğamızda saldırganlık vardır" diyenlerin sözde mutluluk koşullarını yakalamak için akıl hocaları da vardır. tabi göstere göstere yan yana gelmiyorlar ama bu kuramların sığ suyuna girdikten sonra zincir boşanıyor ve ardından şöyle ilginç sonuçlar da çıkıyor: (bkz: #69144956) bazı başka ilgisiz alanlara kaymış gibi dursada söylemlerin nereye çarptığını da bilmek gerekir.
  • kötülüğün varoluşsallığı ile ilgili bir durum. çocuklar neden kötü merak ediyor ve roman okumayı seviyorsanız:

    (bkz: sineklerin tanrısı)
  • çocukların kendi içlerindeki ötekileştirmeleri yeni bir mesele değil, diyerek kısmen katılmadığım önerme.

    çocuklar yaklaşık 3-4 yaşlarındayken zaten bellki başlı bazı durumların (cinsiyet, cinsiyete bağlı meslek grupları, annelik-babalık görevleri vb.) farkında oluyor ve buradan yola çıkarak bir ayrımcılığa gidiyor. örneğin 3 yaşındaki bir çocuk, hangi oyuncağın kız için, hangi oyuncağın erkek için olacağını az çok tahmin edebiliyor. burada önemli olan, çocuğun çevresinde olup bitenler. tabii ki mizaçla yani genetik faktörlerle gelen birtakım kişilik özellikleri var, ama çevresinde bu farklılıkların nasıl uygulandığı ve buna bağlı olarak çocuğun bunu nasıl anladığı ciddi bir önem taşıyor. durum böyleyken de o farklılıkları algılayış şeklini dışa yansıtması da günümüzde yazarın bahsettiği gibi olabiliyor. ama tabii ki genelleme yapmak, insan davranışları açısından biraz ağır olabilir.

    not: gelişim psikolojisi-spor.
  • çocukların acımasız olduğunu biliyordum ama kötü mü? yok canım.
  • (bkz: artık çocuk)
  • hayatı boyunca hepi topu 2 dakika çocuk saçı okşayan ve ebeveynlik taslayan kitle doluşmuş yine. sen o çocukların 1 dakika sonrasını gördün mü hiç? sarmaş dolaş ve sanki 1 dakika önce hiç bir şey olmamış gibi oyunlarına devam ediyorlar.
    peki ya sizler? kaç gün, hafta, ay veya sene kin güdüyorsunuz?

    çocuklar temizdir, saftır. büyüklerin pis olduğunun en büyük ispatı bu başlıktır. el kadar çocuklarda bile fesatlık arıyorsunuz ya, pes gerçekten.
  • terbiyeyle çocuğu rahat bırakma arasındaki sınırı bilmeyen ebeveynlerdir. hatta hyperactive ve mallığı ileri zekalılıkla karıştırmaları.
    hiç hoşlanmam bu lafı diyeni ancak. geçen cuma namazinda adam çocuğunu getirmiş, sırt üstü yatıyor, ses çıkarıyor, zıplıyor, konusuyor bağıra bağıra. adam dur dedikçe çocuk abarttı. tamam kardeşim alışsın getir de önce bir anlat, terbiye ver lafını dinlesin. ebeveyn olarak çocuğunu durduramıyorsan sende var mallık.
  • bully diye tabir edilen zorba çocuklar her zaman olmuş ve olacaklardır. insan denen canlıların çoğu kötüdür ve bu canlılar kötü olmaya doğal olarak çocukluktan başlarlar.
  • her insan kötü olabilir, buna çocuklarda dahil. ama 7-8 yaşlarında ki çocukların ağzında ki iki kelimeden birisi küfür olunca çok canım yanıyor be sözlük.
    ben onların yaşındayken küfür nedir bilmezdim.
    sinirleniyorum, çocuğunun yanında küfür eden anneye babaya nefret duyuyorum. çocuğunun küfür eden çocuklarla arkadaşlık etmesine göz yuman ailelerine öfke besliyorum.
    ama en çokta üzülüyorum be sözlük. o çocukların birbirlerine küfür ederek hitap etmelerine çok üzülüyorum.