şükela:  tümü | bugün
  • hipermarketlerde daha ucuz diye alışveriş yaptıktan sonra, ev anahtarını bırakabildiğiniz, para olmayınca yazdırdığınız, sohbet ettiğiniz mahalle bakkalınıza rezil olmamak için yapılan eylem. genelde vücut siper edilir, yolun uzak tarafından yürünülür. daha sonra ilk gidişinizde bunu yaptığınızı farkettiğini düşünerek suçlular gibi yüzüne bakamaz gözlerini kaçırırsınız.
  • bir insanı tanımak için 10 numara izlenim, poşeti saklıyor ise en asil duyguları insanı demektir.
  • bu bilinç yüzünden midir bilinmez, bir dönem müdavimi olduğum genel evin önünden, kız arkadaşımın elini tutarak geçemiyorum lan ben.
  • sürekli alışveriş yaptığımız, çocukluğumuzu bilen, akraba nişanlarında düğünlerinde gelip para bile takacak samimiyetimizin olduğu muhit bakkalına karşı böyle bir yükümlülük hissederiz, 2 kilo anca gelecek market poşetleri bakkallın önünden geçerken 50 kilo olur, ağırlığıyla ezilir büzülürüz.
    o esnada bakkalımız da boş durmaz elbette, kıllanır, sağdan soldan poşeti görmeye çalışır, bir sonraki alışverişte "bak şunlar şunlar daha ucuza geliyor hem daha iyi" filan der, vicdan tırmalar.

    böyle yavaştan yavaştan manyak olursunuz, herkes market poşetlerinize bakıp sizi ayıplıyor zannedersiniz, zamanında müdahale edilmezse kendinizi bakkalın önünde poşetleri sallayarak "evet marketten aldım! sanane ulan sananee" diye bağırırken bulabilirsiniz. yapmayın, üzmeyin beni.
  • sevdiğim bir durumdur... istediğim yerden alışveriş ederim, bakkala ne?
    ama geçerken saklarım poşeti, ayıp olmasın, amca üzülmesin ondan alışveriş etmedim diye..
    bizim kültürümüze has bir özellik galiba....
  • ben de yaptım bunu.

    sadece bakkala yazdırarak alışveriş yapan bir ailede büyümüş * ancak
    sadece online sipariş veren bir aileye de henüz yetişemeyecek olan *,
    bir 'ara nesil' olarak hep de yapacağımız eylemdir.
  • sık sık yaşadığım durum. bir keresinde elimde koca migros poşetleriyle bakkala girmek istemediğimden torbaları bakkalın hemen bitişiğindeki apartman kapımıza bıraktım ve içeri girip tek bir şey alıp çıktım ki, 3 tane küçük çingene çocuğu ellerinde benim torbalarla elinde hüsrev gerede caddesi'nden aşağı doğru hızla koşuyorlar. benim "aman, torbaları çalıyorlar" dememle, peşlerinden koşan kişi de sağolsun bizim bakkal oldu. yakalayamadı ama olsun. :)
  • tuhaf bir aldatmak duygusu yaşatan durum.
  • bazen "bak içindekiler sende satılan ürünlerden değil." mesajı vermek ya da poşetle başka bir şey taşındığını (mesela kurutemizlemeye götürülen elbise, tamirciye bırakılacak ayakkabı vb.) göstermek için tam tersi yapılan eylem.
  • bir-bir baktım bu başlığın diğer entrylerine , tıpkı maziye bakar gibi.. ama o maziye nazi subayları girişivermiş sanki , dağıtmış köşe bucağı , heyhat..

    nasıl olur , nasıl söylenir bu.isteyen istediği yerden alışveriş eder diye..iyiki anneler var , bir nebze olsun küçük esnafa karşı , toplumun pankreas orjinli özsuyunun korunumu kanununu canlı tutuyorlar.şunu da unutmamalı ki ; bu dünya üzerinde tek bir bakkal kalıncaya dek veresiye yaşayacaktır , ki tekrar ısrarla hatırlatılması gereken bir şey ; veresiye kimileri için öldüresiye elzem bir tutkudur.