şükela:  tümü | bugün
  • müthiş kıskandığım kadın.
    bunca yıllık hayatımda tek bir gün -bırakın desteği- yardım, torpil göremedim. hatunun kocası kıymet bilir bir adam vesselam. burnunu yaptırdı, efendim bkm'nin filminde oynattı, dizide başrole yerleştirdi, mehmet günsür'le, kıvanç tatlıtuğ'la, nejat işler'le oynattı, yetmedi monica belluci'yle aynı havayı soluttu.
    herkese böyle güzel huylu bir koca ve belçim bilgin şansı diliyorum daha da konuşmam.
  • bu insanlar hayatın her yerinde aslında. torpili, referansı, dayısı, kocası bir yerlere getiriyor işte . bu durumu artık hayatın bir gerçeği olarak kabul ediyorum yeter ki suratımıza tükürür gibi yetenekten liyakatten bahsetmesinler.
  • kelebeğin rüyası'na ilişkin görsellerde yine beni irrite etmeyi başarmış kişi.
    “gözyaşlarımız çok yoğun ve inanın şu an ağlamaktan korkuyorum. böyle bir filmde olduğum için çok mutluyum.” demiş insan.
    bu ne demek yahu? gerçekten ömrü hayatında sadece lisede verilen romanları okusa insan daha iyi ifade edebilir kendini.

    çirkin değil belki ama kart resmen çok kart. neden üstüne basa basa, insanın gözüne soka soka yazıyoruz? çünkü kendisi de yılmaz erdoğan kontenjanından "çok güzel" "çok yetenekli" diye gözümüze sokulmaya çalışılıyor. zaten iticisin iyice itici oluyorsun. olmayınca olmuyor ama illa zorlanacak, illa dayatılacak.
  • yılmaz erdoğan'dan boşanmış, öyleyse türk sineması rahat bir soluk alacaktır.
  • kendisinden star yaratılmaya çalışılıp da bu kadar kof çıkan başka bir insan görmedim.
  • bahman ghobadi nin son filminin basın toplantısında
    "bahman zaten benim eski arkadaşım" türevi bir laf etmiş kadın.
    eski arkadaşıdır tabi olabilir neden olmasın
    yılmaz erdoğanı da, belçim bilgin tanıştırmıştır bahmanla
    olur bunlar hep olur.
  • bu entryi yazmaya başladım, çok sinirliyim. e be kardeşim, e be kadın, e be kız...sen kimsin cannes film festival'inde ödül alan birisini bütün dünyanın önünde, miyonlarca insanın önünde, o bilmediğin fransızcanla tercüme etmeye kalkarsın??? kimsin sen ya, allah aşkına...o nasıl bir fransızca...tek ama sadece tek bir cümleyi düzgün kurabilseydin keşke...o cümleler, o havada uçuşan kelimeler..yanlış çekilmiş fiiller...çocuğun söylediği tek ama tek bir cümleyi gerçek manasıyla tercüme etmedin. o aksan...neden aksan ya, neden??? sen ne derece fransızca biliyorsun da aksan yapmaya kalkıyorsun?? milyarlık elbiseni satmalısın, o elbisenin parasıyla fransızca öğrenmelisin ama bu asla yeterli değil. çünkü o sahip olduğun cahil cesaretinin bir bedeli yok. onu satamayız da alamayız da...hareketlerin tavırların sadece kendini küçültmüş. ama sen, o sahneye çıkarak, o saçma sapan fransızcanla beni ve fransızcayı gerçekten bilen her türk'ü rezil ettin. bizi rezil ettin. fransızlar aksana bakmazlar, kimseden düzgün aksanla fransızca konuşmasını beklemezler ama bir dili konuşuyorum, yetkinim diyorsan, orada adam gibi tercüme yapmalısın. sırtını göstermek, milyarlık elbiseni göstermek istiyorsan kocan bunun için muhakkak bir yol bulur. bu olayın özürü olamaz, korkunç bir şey. inanamadım...bu kadar rezil olunamaz çünkü... ilk defa bir türk ödül almadı orada, kimsenin tercümana da ihtiyacı yok. festival de cannes bu konuda hassas olmuştur bugüne kadar, bundan sonrada olacaktır...rezan yeşilbaş için üzgünüm, gölgelendi çünkü ödül alış sonrası. senin gibi insanlar, oraya çıkıp konuşma imkanı bulup bizleri sinirlendirdiği için, ya da boşver, beni çıldırttığın için fransızca bilenler sinemacılarımızı yalnız bırakmamalı. böyle bir şeyin affı olamaz. korkunç...korkunç bir çeviri yaptın ve fransızca bilmiyorsun.
  • kürt olduğu için beğenilmeyen oyuncuymuş. rojda demirer de finlandiyalı zaten.
  • yılmaz erdoğan'ın beğenip evlenmiş diye, bize de filminde 'güzel ve alımlı' olarak kabul ettirmeye çalıştığı oyuncu gibi görmekteyim artık kendisini. her taşın altından çıkıyor. istemsiz bir dayatma gibi hissediyorum, hele son filmindeki güzellik tanımlamalarının karşısına kendisini koyunca.