didierdrogba07

  • ağır abi (451)
  • 887
  • 6
  • 2
  • 1
  • bugün

leonardo da vinci

mevzumuz büyük deha leonardo da vinci’nin meşhur şaheseri “son akşam yemeği” yani orijinal adı ile “last supper” isimli freski. sizlere tüm internet ortamında bulabileceğiniz genel geçer bilgilerden bahsetmek istemiyorum, merak edenler fresk’e dair tüm bilgilere internetten kolayca ulaşabilirler.

https://tr.wikipedia.org/…/son_akşam_yemeği_(tablo)

ben açıkçası her yerde bulamayacağınızı düşündüğüm biraz daha spesifik bir bakış açısı kazandırmaya çalışacağım. ama önce kahve… alın kahvenizi gelin bakalım;

öncelikle da vinci’nin özel hayatına bir paragrafla göz atmakta fayda var diye düşünüyorum. kendisi hakkında edinebildiğimiz özel hayatına dair bilgilerden en önemlisi leonardo’nun bir eşcinsel olduğudur. hatta hayatının uzun bir bölümünde beraber olduğu hemcinsi ve sevgilisi yine büyük bir usta olan “gian giacomo caprotti da oreno” yani daha bilinen adı ile (bkz: salai) ’dir. hatta internette küçük bir araştırma yapacak olursanız farkedersiniz ki ünlü resseamın meşhur eseri “mona lisa” esasında bir kadının değil, salai portresi ve kendi otoportresinin bir birleşiminden başka bir şey değildir. burada leonardo’nun çok sevdiği oyunlardan olan “mona lisa” – “mon salai (benim salaim)” arasındaki anagram harf oyununa da dikkatinizi çekerek birkaç küçük link bırakıyorum.

https://www.independent.co.uk/…torian-a6993951.html
https://en.wikipedia.org/wiki/salaì

hatta konuyu bir adım öteye taşıdığımızda görürüz ki doğrudan leonardo tarafından resmedilmiş ve salai’nin daha müstehcen biçimde çizildiği resimler de mevcuttur. bir tanesi için +18 uyarımızı yapmakla birlikte link verelim;

https://en.wikipedia.org/…ci_-_angelo_incarnato.jpg

belki ilk kez duymuş olabilirsiniz ama şimdiye kadar söylediklerim ilgili ve meraklı kişilerin zaten bildiği genel geçer hakim olunan bir konu idi, esas mevzu buradan sonra başlıyor. peki şimdi sadece bir girizgah için bu kadar kelamı neden ettik? görüyoruz ki italyan artist ve bilim insanı leonardo; eşcinsel kimliğini eserleri üzerinden yansıtmakta sakınca görmeyen, bilakis çok cesur davranan, sevgilisi ile olan aşkını ve birlikteliğini bir tual üzerine yansıttığı eseri mona lisa’yı heybesinde şehir şehir gezdirirken asla yanından ayırmayacak kadar tutkulu bir aşık. cinsel kimliği ile gurur duyan bir eşcinsel. bu bilgi cepte kalsın…

gelelim asıl mevzumuz son akşam yemeği freskine; italya’nın kuzeyinde milano’da olan “santa maria delle grazie” buraya dikkat “kilise ve manastırında” bir fresk bu… genellikle eser üzerindeki tartışmalar leonardo’nun kullandığı harika ışık gölge oyunlarından, perspektif çiziminden, kutsal kase tartışmalarından (allah senin boyunu devirsin dan brown, ağzına ettin koca eserin mesajının) falan yürür. oysa bizim konumuz ne kutsal kase saçmalıkları, ne de leonardo’nun harika ve insanüstü çizim yeteneği, biz leonardo’nun vermek istediği mesajı almaya çalışacağız.

eser isa’nın çarmıha gerilmesine uzanan tutuklanma sürecinden hemen önce 12 havarisi ile birlikte yediği son akşam yemeğini anlatan bir fresk. hemen kafamızda bir soru oluşmalı, kim bu 12 havari?

https://tr.wikipedia.org/wiki/havari

görüyoruz ki hristiyanlık inancına göre havariler arasında “erkek olmayan” kimse yok. bunu bizim bildiğimiz kadar bu freski işleyen leonardo’nun da bildiğinden emin olabilirsiniz. hatta yormayalım sizi sanat tarihçilerinin bazı çalışmaları var, resim üzerinde de işlemişler hangi havarinin kim olduğunu. konuyu buradan sonra ele almak için kolaylık arz etmesi açısından bu bilgiyi de paylaşalım.

http://www.visual-arts-cork.com/…onardo-davinci.htm

fresk’te isa tam ortada konumlanmış. kendisine göre sol tarafındaki 3 havariye birşeyler anlatmakta dikkati onlar üzerinde… ancak esas konu sağ tarafında dönüyor. ilgili resimde göreceğiniz üzere dan brown’un “kutsal kase marry” olarak betimleyerek saçmalamakta çığır açtığı havari esasında varlığı son derece tartışmalı olan marry değil john… yani bir erkek… sanat tarihçileri kendisinin john olduğu konusunda mutabıktır.

isa’nın tam sağ tarafına en yakınına konumlandırılmış john, peter ve judas ile bir konuşma içerisinde. judas’ın john’u kendisine çekerken öfkeli biçimde resmedildiğini, tabiri caiz ise john’dan bir talebi olduğunu buna karşın john’un da yarı mahcup bir ifade ile bu üçlü diyalogdan çok mutlu olmadığını görüyoruz. bu ikilinin diyaloğuna ise en yakın şahidin peter olduğunu doğrudan bu diyaloğun içinde olduğunu görüyoruz. şimdilik john’u bir kenara bırakırsak;

kim bu judas ve peter?
judas hristiyanlık inancına göre isa’yı roma imparatorluğu’na para karşılığında ihbar etmiş ve tutuklanmasını sağlamış “hain” olarak nitelendirilen havaridir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/yahuda_(havari)

peter ise hristiyanlığın ana akım mezhebi ve papalığın bağlı olduğu katolik hristiyanlığını kuran, kilisenin etiyle kemiği ile temsil ettiği havaridir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/petrus

bu bilgiler de bir kenarda kalsın;

yukarıda saçmalamış falan dedim ama esasında freskte dan brown’un da dikkatini çeken ve haklı olduğu bir konu var ki o da şu; john erkek bir havari olmasına rağmen inanılmaz efemine çizilmiş bir durumda. adeta bir kadın gibi. bu çizim çerçevesinde yorumlarsak leonardo’nun kafasında john’un eşcinsel bir kimliği temsil ettiğine şüphe duymuyoruz. üstelik bu eşcinsel kimlik isa’ya en yakın konumda, adeta sağ kolu ve isa’nın beden dilinden anladığımız kadarı ile tamamen güvendiği, arkasını dönebildiği bir isim.

şimdi dönem koşullarına göre fresk’teki isa, john, peter ve judas arasındaki ilişkiyi tekrar bu bilgiler ışığında yorumlarsak şunu farkederiz;

varlığının her döneminde eşcinselliği lanetleyen, büyük bir günah olarak sunan, eşcinsellerin asla cennete gidemeyeceklerini söyleyen, hem de en güçlü döneminde, gücünün zirvesindeki (gak diyene aforoz guk diyene cadı avı) katolik kilisesinin bir mabedine;

dönemin en büyük dehalarından birisi olan leonardo kendi de eşcinselliğinden gurur duyan bir eşcinsel olarak;

isa’nın en yakın havarisini, en güvendiği, sırtını dönebildiği ismi, bakın burası önemli “yoldaşını” eşcinsel olarak resmederken belki de muhtemelen isa’nın bile eşcinsel olabileceğini ima ediyor;

hem eşcinsellerin inançları ile cinsel kimlikleri arasında bir ilişki olamayacağı yönünde bir gönderme yapıyor,

hem de judas’ın john’a olan karşılıksız kalan ilgisini ve öfkesini resmederek, judas’ı bir eşcinsel için en onur kırıcı pozisyonlardan birisi olan “gizli eşcinsellik” pozisyonuna sokarak; judas’ın isa’yı ihbar edişini de bir “aşk intikamı” olarak resmediyor.

bunu da söylerken, üst perdeden eşcinsellikle ilgili ahkam kesen kiliseyi de (peter) konudan haberdar, adeta bir suç ortağı olacak kadar konunun en yakın şahidi, ve judas ile işbirliği içerisinde bir pozisyona sokuyor ki bu hristiyanlık tarihindeki en büyük ihanetin suç ortağı olmak demek.

tekrar söylüyorum, bunu kilisenin en güçlü zamanında, kutsal bir mekana işliyor böylesi bir mesajı veriyor ve kimsenin ruhu bile duymuyor… 15. yüzyılda… adamda bu zeka ve bu cesaret var.

sene geliyor milenyum oluyor, yüzlerce yıl sonra; dan brown adında bir adam, popülizm uğruna bu mesajı görmezden geliyor, kitlelere anlatmak yerine kolay olanı seçiyor. yada daha kötüsü o kadar araştırmaya rağmen bu mesajı göremiyor. bilen kimseler ise konuşmuyor, herkes üç maymunu oynuyor, milenyum geliyor ama bir allahın kulu “leonardo isa’nın bile eşcinsel olabileceğini ima etmiş” diyemiyor, kilise korkusundan…

göt korkusundan…

hatta bu öylesine büyük bir koruma kalkanı ki muhtemelen bu entry bile görmezden gelinecek tarihin tozlu sayfalarında kaybolacak… ama sen bu entryi sonuna kadar okuyan şanslı azınlıktaki okuyucu artık son akşam yemeğindeki leonardo’nun derdini, hikayesini biliyorsun;

söyleyeceklerim bu kadar, sonuna kadar okuduysan çok teşekkür ederim.

devamını okuyayım »