eowyn

  • 1981
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 yıl önce

şizofreni

bir hastalığa önyargı ve kulaktan dolma bilgiyle nasıl yaklaşılır derseniz, (gerçi demeyeceğiniz biliyorum ben) işte tüm örneklerini bu başlık altında ve sözlüğün muhtelif yerlerinde ufaklıkların ağzına sakız olmuş biçimde bulmanız mümkün.

şizofreni kişilik bölünmesi falan değildir, multipl skleroz gibi bir beyin hastalığıdır. sebebi tam olarak bilinmese de beyindeki kimyasal, yapısal değişiklikler ve genlerle ilgili olduğu bilinir. uzun süreli stres ve yoğun üzüntüden sonra da ortaya çıkabilir. şizofrenisi olan kişilerde beyindedopaminin aracılık ettiği haberleşmede bir bozukluk olduğu bilinir. bu hastalık alevlenme ve yatışma dönemleri ile seyreder, alevlenme döneminde fark edilirse daha iyi tedavi edilebilir. genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber orta yaşlarda başlaması da mümkündür. hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki negatif etkisi o kadar fazla olmakta, normal bir yaşam sürme şansı azalmaktadır. şizofrenler nadiren başkalarına zarar verirler, bunlar da genelde nöbet esnasında olur, tedavisi başlayan bir şizofreni hastasının size zarar verme olasılığı çevrenizdeki tüm "normal" insanlardan daha azdır. tedavi gören hemen her şizofreni hastası normal yaşantısına devam edebilir, hepimizin yaptığı günlük işleri yapabilir.

sanıldığı gibi ender bir hastalık olmayıp her 100 kişiden birinde görülür, türkiye'de 600 bin kayıtlı şizofreni vakası vardır. kesin olmayan rakamlara göre şizofreni hastalığı olan her 10 kişiden birinin yakınlarından birinde aynı hastalık vardır. ebeveynlerinden biri şizofreni hastası olan çocuklarda kalıtım riski %10'dur. evlenmemeleri, evli iseler boşanmalarının tavisye edilmesi gibi saçmasapan bir öneriyi hiçbir doktor yapmaz. nazi sempatizanıysa bilemiyorum.

türleri de var:

paranoyak şizofreni: hastalığın normal insanlardan ayırdedilmesi oldukça zordur. çünkü kişilerdehezeyanları doğrultusunda zaman zaman yapabilecekleri davranış dışında etrafa garip gelebilecek çok fazla belirti yoktur. bazen onlarınsanrılarına inananlar bile bulunur, bütün bir ömrünü bu tip şizofreni ile geçiren ve fark edimeyen insanlar vardır. paranoyak ve şizofren kelimeleri bir araya gelince kimbilir neler sandınız ama her paranoyak şizofren ben isayım diye gezmiyor ortalıkta.

desorganize ( dağılmış) tip şizofreni: bu hastalar da dağılmış konuşma ve dağılmış davranışlar görülebilir. yani saçma sapan konuşmalar yada etrafa saçma gelen davranışlar yaparlar. yani ağlanacak şeye gülebilirler, gülünecek şeye ağlayabilirler. yada duygulanım ifadeleri anlamsız yere sık sık değişir.

katatonik tip şizofreni: şizofreninin bu tipinde hastalarda uzun süre (saatler, günler) aynı pozda duruşlar ve aşırı hareketsizlikler, amaçsız olarak yapılan ve dış uyaranlardan etkilenmeyen aşırı hareketler olabilir. en tehlikeli ruh hastaları arasında yer almadıkları gibi şizofreni tipleri içinde zarar verme ihtimali en düşük gruba dahildirler, katatonik adı üstünde duruyor kalıyor nereye seri cinayet işteyecek?

farklılaşmamış tip şizofreni: hasta muyene edildiğinde şizofreni tanısı konur ancak yukarıdaki tiplerden hiçbirisi tam olarak ayırdedilemez.

genel olarak bunlar türleri. ama her tipe giren aynı belirtileri gösterecek diye bir şey yok. her bireyde hastalık farklı seyrediyor.

tedavisi ise öncelikle ilaç tedavisidir. şizofreninin tedavisinde yeni ilaçlarla büyük ilerlemeler sağlamıştır, bu ilaçların bazen yıllarca toplumdan kaçmış hastalara bile faydalı olduğu görülmektedir. tedavide ilaçlar ilk sırada gelir. psikoterapilerin yeri neredeyse yok gibidir.

bu arada şizofreni teşhisi konulan her insan aynı semptomları göstermez, hastalığı aynı biçimde yaşamaz. bndan dolayı, çoğu psiko-hastalık gibi genellemelerden en uzak tutulması gereken hastalıklardan biridir bu. şizofreni hastaları da önyargıya en az ihtiyaç duyan insanlardır.

çoğu şizofren genelde "ben şizofren değilim" diye girer olaya, muayneden, teşhisten sonra.

devamını okuyayım »
22.04.2001 04:16