felixia

  • 1451
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 yıl önce

orhan gencebay

yüce duyguların insanı, kaybolan değerlerin don kişot'u, mazinin en taş şövalyesi... biricik hayat arkadaşının üstüne titreyen beyaz atlı prens, yani çocuğunun annesinin topuğuna kurşun sıktıran bir imajın anti-tezi... taşralaşmamış bir mazinin şehirli ama halktan sesi...

kaderci karakterine rağmen hayata kibarca isyan etmiştir hep. şarkılarının temelindeki isyan, toplum içindeki konumundan (sosyal sınıf-statütü-...vs) kopup sınıf atlamaya çalışmak yerine, sahip olduğunun kıymetini bilip en azından bunların kalitesini yükseltmeye çalışan, kadirsinas insanların değişme isteklerinin müzikal tercümesi olmuştur hep. ancak bu değişim isteği, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler tipi, ezergecerus kılıklı bir felsefeyi asla benimsememiş, aksine toplumdaki aksaklıkları öne çıkartıp, belli prensipler çerçevesindeki bir evrimi amaçlayan, 'onlar gibi olmak'tansa eşitlik isteyen bir isyanın içinde büyüyüp serpilmiştir. bu yüzden, fakir ama mutlu olabilen insanların 'zenginler gibi olmak' değil, 'zenginlerle eşit olmak' isteklerinin denizfeneri olmuş, 1970'lerin sol umudunu hala yaşattığı, isyankar ortamında parlamıştır orhan gencebay. halkın kendisine benzemeyen, ama halk için varolan bir müzik aydını ya da dışardan gelen eğitimli, görgülü ve şehirli olmasına rağmen halk adamı olmayı başarmış ideal kurtarıcı tipi sayesinde, dönemin sol hareketinin ruhu ile çelişmemiştir.

1980'lere gelindiğinde ise şövalye, imparatora* yenik düşmüştür malesef. ama ne yolundan şaşmış ne de tarzından ödün vermiştir. değişen, toplumun kendisi olmuştur aslında. 1970'lerin alevli halkına zenginlerle eşit olmak yetmemiş, zenginin kendisi olmak dart tahtasının göbekteki halkası haline gelmiştir çoktan. bir zamanlar işten attılan fakir ama gururlu genç, onurunu kurtardıktan sonra eski patronunun karşısına çıkıp, 'yıkılmadım, ayaktayım' diyerek intikam almak yerine, zengin olup fabrikayı almayı tercih etmeye başlamıştır. gücün para olduğu bir sistemde, onur ve gurur ancak enayilerin önem verdiği ve kaybetmeye mahkum görülen bir ideolojinin hayaletleri haline gelince, orhan baba'ya da kılıcını kayaya saplayıp, halkın arasından çekilmek düşmüştür. ibrahim tatlıses ise halk adamı değil, halkın ta kendisidir. toplumun hayal aynasını elinde tutmaktadır artık. fakir, eğitimsiz, umutsuz ama gururlu insan bu durumuna isyan edip, sistemi sarsmak yerine, sistemin açtığı çeşitli yollara saparak şansını denemeye karar vermiştir çoktan. hatta sistem bu açıdan yetersiz kalırsa, 1980'lerin altı baskı dolgulu üstü özgürlük kaplı ortamında, sistem içinde ne patikalar oluşmuş, ne yollar yapılmış, ne otobanlar açılmıştır kim bilir... bu yüzden halk, saygı gösterilen orhan baba'sından vazgeçmiş, önünde boyun eğilen bir güce sahip imparatoru tercih etmiştir. üstelik sıradan insanın, bir orhan baba olma şansı belki çok azdır, ama bir ibrahim tatlıses gibi güçlü ve zengin olma olasılığı biraz kafası çalışıyorsa ve işini biliyorsa çok daha fazladır.
üstelik o kadar nota öğrenmekle, bağlanma çalmakla, müzikte çığır açmakla kim uğraşır ki şimdi...

bu yüzden orhan gencebay'ın biraz kalbi kırıktır tahminim... bu yüzden kılıcını kayaya saplayıp uzaktaki şatosuna çekilmiştir şövalye... ama hala saygılıdır, hala kibardır ve hala isyankardır. bu değersizliğin ortasında bir değerler abidesine dönüşerek sürdürmektedir isyanını. severiz kendisini, saygımız sonsuz...

devamını okuyayım »