kutsaliyok

  • ağır abi (461)
  • 554
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

amerika'da yaşamak

6 yıldır deneyimlediğim bence mükemmel eylem.

yaşam:

harcamalar eyalete ve şehre göre değişse de alım gücü türkiye'den çok daha yüksek. giyim, market, kira, elektrik, ısınma, benzin vb. gibi öncelikli ihtiyaçlar tr'den %60 daha ucuz.

ortalama bir amerikalının tipik harcamaları: student loan, car loan, car insurance, mortgage/rent, property taxes, utilities, insurance premiums, 401k, health insurance, food/drink, gas, entertainment, pet..

alınan yıllık maaş before tax olduğundan, yıllık $120k california için $82.887, new yok için $83.921 after tax demek.
https://neuvoo.com/…ax-calculator/california-120000

bazı eyaletlerde ev almak kiralamaktan daha ekonomik.
https://www.attomdata.com/…al-affordability-report/
https://www.mortgagecalculator.org/…rent-or-buy.php

yaşamak için en pahalı eyalet hawaii, en ucuz eyalet mississippi. en pahalı şehir san francisco. en mutlu eyalet minnesota.
https://worldpopulationreview.com/…tates-to-live-in
https://www.homesnacks.net/…tes-to-live-in-1211594/

haftalık çalışma saatleri ortalama 34.5 saat.
https://www.bls.gov/news.release/empsit.t18.htm
https://www.pewresearch.org/…bout-american-workers/
https://www.bls.gov/news.release/atus.nr0.htm
https://ycharts.com/indicators/us_productivity

nyc, boston, philly, d.c, sf gibi public transit system'in iyi çalıştığı ve yürünebilir şehirler dışında araba bir gereklilik, özellikle suburban'da.
https://www.walkscore.com/…ities-and-neighborhoods/

yıllık geliri $30k'den az, northeast şehirlerinde yaşayan 18-29 yaş arasındaki black, hispanic ve göçmenler toplu ulaşımı tercih ediyor. toplu ulaşım ile en çok yolcu taşıyan şehir nyc.
http://www.pewresearch.org/…lic-transit-in-the-u-s/

ülke genelinde 567 binden fazla homeless var. bunların %33'u mental illness, kalanların çoğu da uyuşturucu ve alkol bağımlısı.
https://files.hudexchange.info/…019-ahar-part-1.pdf
https://www.health.harvard.edu/…meless_mentally_ill

sokakta her 5 kişiden 1'i (47.6 milyon) akıl hastası. çoğunluğu uyuşturucudan, diğerleri de sürekli sakinleştirici vb. ilaçlar kullanmaktan.
https://nami.org/mhstats

ülkedeki çocuk sayısı 74 milyon.
http://www.childstats.gov/…children/tables/pop1.asp

orta gelirli bir ailenin çocuk 17 yaşına gelene kadar harcadığı para yaklaşık $233k
https://www.usda.gov/…2017/01/13/cost-raising-child

balayı hariç evlilik masrafları ortalama $35k
https://www.valuepenguin.com/…erage-cost-of-wedding
florida, chicago, nyc gibi şehirlerde $75k çıkıyor.
bu miktarlar middle-class’a fazla geldiğinden, son yıllarda 15-20 kişilik davetli grubundan oluşan microwedding’ler yapılıyor.

evde, metroda, sokakta, her yerde fare var. fare konusunda chicago birinci, los angeles ikinci, new york üçüncü.
https://www.orkin.com/…kin-top-rattiest-cities-2020

spor ve spor müsabakaları kültürün ve günlük yaşamın önemli bir parçası.
https://www.vox.com/…/14/6951261/sports-maps-charts

kolej sporları ve özellikle american football güney eyaletlerinin günlük yaşamının merkezinde.
https://www.nytimes.com/…otball-means-the-most.html

alkol ve sigara satışı için legal yaş tüm eyaletlerde 21.
https://tobacco21.org/
https://www.cdc.gov/…minimum-legal-drinking-age.htm

sigaranın en pahalıya satıldığı eyalet $12.85 ile new york, en ucuza satıldığı eyalet $5.25 ile missouri ve virginia.
https://worldpopulationreview.com/…-prices-by-state

eyaletlerin çoğunda park, kaldırım, sokak, araba içi, beach, bar onu gibi public yerlerde alkol içmek yasak.
la-new orleans, ca-sonoma, ga-savannah, in-indianapolis, nv-las vegas, ne-lincoln, mo-kansas city, al ve tx 3 şehir, pa-erie, ky-louisville, tn-memphis, or-hood river'da public alanlarda alkol içmek serbest.
https://en.wikipedia.org/…tates_open-container_laws
alkol satışı mia dade county'de 24 saat, hawaii'de 6 am'e kadar, illinois, kentucky ve new york’ta 4am’e kadar yasal.
diğer eyaletlerden farklı olarak ca, la, mo, nm, nv ve wi'da benzin istasyonları ve drug store'larda da alkol satışı yasal.
co, mn, ks, ut ve ok'de ise süpermarket ve benzin istasyonlarında sadece düşük alkollü ve alkolsüz bira satışı yasal.
https://en.wikipedia.org/…laws_of_the_united_states

alkolde vergiler spirits, şarap ve biraya ayrı ayrı uygulanıyor. spirits vergisi her eyalette diğerlerine göre daha yüksek.
bazı eyalet ve şehirler alcohol tax'ine ek olarak sales tax de alıyor. içecek başına alınan vergi birada ort. $0.03, spirits'de $0.05, şarapta $0.03.
$8'a satılan 6'li biranın federal excise tax'i 29 cent. 10 cent olan state excise tax'i uygulayan 10 eyalet var ve bu 10 eyalette toplam tax 48 cent. bu da 10 eyalet için %6, kalanlar için %3.6 tax demek.
https://en.wikipedia.org/…tates_open-container_laws
https://www.nbwa.org/…f-and-puff-review-12-six-pack

thrift store denilen 2. el ürün satan mağazalardan her eyalet/şehirde var. 2. el ürün/eşya kullanmak ayıp olmadığı gibi amerikalıların %16-18'si kullanıyor.
https://daily.jstor.org/…w-thrift-stores-were-born/

self-service denilen kendi benzinini pompalama ülke çapında sadece new jersey ve huntington ny'de yasak.
https://www.newsday.com/…s-in-huntington-1.13615815

amerikan halkı:

amerikalıların önemli bir kısmı yüzeysel, pratik zekadan yoksun ve kültürsüz. bu üçü dışardan bakan biri tarafından aptal ve cahil olarak yorumlanıyor.
türklerin ve diğer birçok ülkenin günlük yaşamı amerikan öğeleri üstüne kurulu, günlük yaşamda amerikan kültür endüstrisi baskın, amerika'nın dünyadaki politik ve ekonomik etkisi çok büyük olduğu için bizler onlara dair daha çok şey bilirken, onlar, bizler ve dünyanın geri kalanı hakkında daha az bilgiye sahip.

-bunun başlıca nedenleri:

1. american exceptionalism:
amerika'nın dünyanın geri kalanından daha üstün ve benzersiz olduğu inancı.
2. hyper-patriotism/kültürel şovenizm:
amerikalı olmayı bir ayrıcalık olarak görüp kendilerini dünyanın geri kalanından ayrı ve üstün tutma. bunun sonucu olarak dünyanın geri kalanının amerikan olmak, amerika'da yaşamak istediği fikri.
3. kibir:
dünyanın geri kalanından öğrenecek bir şeyi olmadığı ama dünyanın geri kalanının amerika'dan ve amerikalılardan öğrenecek çok şey olduğu inancı.
4. izolasyon:
etrafı okyanuslarla çevrili ve diğer büyük ülkelere göre daha az ülkeyi çevrelediği için diğer kültürlerle doğrudan iletişimin olmaması.
5. göç:
amerika'ya göç eden ve göç etmeye çalışan diğer ülke vatandaşlarından yola çıkarak benzersiz ve en iyi oldukları fikrini pekiştirme. 'onlar bizi öğrenmek ve bizim için çalışmaya gelirken biz neden onları ve kültürlerini öğrenelim' düşüncesi.
6. eğitim sistemi:
ilköğretim ve ortaöğretim okullarının dünya tarihine çok az zaman ayırması. tarih derslerinin çoğunlukla onların kahramanlık hikayelerinden oluşması.
7. neden:
kişisel ilgi ve merak ya da onları birinci dereceden etkileyen bir durum yoksa dünyanın geri kalanını bilmek için de bir nedenlerinin olmaması. dünyanın geri kalanında neler olup bittiğinin onların günlük hayatı için gereksiz bir bilgi olması.
8. önem:
önemli olan tek şeyin günlük hayatları olup, günlük hayatlarının da dünya meseleleri yerine çok daha basit şeyler üstüne kurulu olması.
9. bireysellik:
sadece kendileriyle ilgili oldukları, sadece kendi hayatlarına odaklandıkları bireysel yaşam tarzı.
diğer insanlara olan ilgileri o insanların geldikleri ülke, geçmişleri, gelenekleri vs. değil, ne kadar "fun" oldukları.
10.medya:
amerika ile doğrudan ilgili olmadıkça dünyanın geri kalanında neler olduğu hakkında çok nadir yayınlar yapılması.
11. dil:
dünyada en çok konuşulan dilin ingilizce olması sebebiyle başka bir ülkenin dilini öğrenmeye ihtiyaç duymama, meraklı olmama. başka bir ülkeye gitse bile ingilizce ile iletişim kurabileceğinden emin olma.
12. seyahat:
seyahata çıktıklarında en önemli şey konfor olduğu için, kültürel deneyimler ve yöre insanı ile iletişim yerine onlara bu konforu sunacak ve şımartacak dev otellerde kalmaları.

-arkadaşlık ilişkileri:

amerikalıların "hello" yerine kullandıkları ve aslında cevabını merak etmedikleri "how are you (doing)?" sorusu, çok sık kullandıkları ama bunu gerçekten istedikleri için söylemedikleri "we should hang out sometime" kalıbı, sonrasında hiçbir zaman aramayacak/mesaj atmayacak olsalar da karşı taraftan telefon numarası istemeleri gibi şeyler şeftali kültüründen kaynaklanıyor.
amerikalılar şeftali gibi dışarıdan yumuşak, arkadaş canlısı, yardımsever, yabancılara gülümseyen ve onlarla small talk'ı seven, yeni tanıştıklarıyla kolayca ilişki kuran tipler gibi gözükür, içini açınca ise içsel varlıklarını koruyan çukur ve sert bir taş vardır. onlarla samimi olmak, onları iyice tanımak ve gerçek bir dostluk kurmak çok zordur. buna karşılık hindistan cevizi kültürleri kırması zordur. dışarıdan dost canlısı gözükmezler, gülümsemezler, small talk zordur ve soğuk dururlar ancak bir kez kırdığınızda sıcak ve dost canlısı olurlar, dostluk ilişkisinin temeli yavaş atılır ama hayat boyu devam etme eğiliminde olur.
şeftali kültürleri arkadaş kelimesini tanıdıkları ve/veya birkaç kez takıldıkları insanlar için kullanırken, hindistan cevizi kültürleri bir şeye ihtiyaçları olduğunda koştukları, aradıkları, birlikte vakit geçirmekten keyif aldıkları, derin ilişkileri olan insanlar için kullanırlar.

-amerikalılarla gerçek bir arkadaşlık ilişkisi kurmak neden zordur?
1. her insanın sadece kendisinden sorumlu, sadece kendi yaşamına odaklı olduğu bireysel kültüre sahip olmaları. bu kültürün getirmiş olduğu 'seninkilerden önce benim ihtiyaçlarım' ilkesi
2. kişisel dünyaları içindeki günlük rutinleri, işleri, faturaları, aile hayatı, kitap kulüpleri, yoga/tenis dersleri vb. ile fazlasıyla meşgul olmaları
3. mevcut çevreleri/klikleri ile yetindiklerinden yeni arkadaşlar edinmek için istekli olmamaları
4. uzun çalışma saatlerinden sonra dışarıda arkadaşlarıyla değil de evde kendileri/aileleri ile vakit geçirmek istemeleri
5. protestan iş ahlakı
6. low-context kültür
7. çok fazla hareket ettikleri için hızlı bir şekilde bağlantı kurup aynı hızla bu bağlantıları bırakmaları gerekliliği

-kültür:

eski bir şaka vardır: "what is the difference between america and yogurt? if you leave yogurt alone for 200 years it'll grow a culture."

amerikan kültürü o kadar yaygın, o kadar hayatın içinde ve o kadar günlük hayatın bir parçası ki, amerikalı olmayan ve/veya abd'de yaşamayanlar hem bu tip nedenlerden hem de amerikan kültürünün kendi kültürleri kadar eski olmaması ve aynı şekilde yapılandırılmamasından dolayı amerikan kültürünün olmadığını düşünürler.

abd'nin kağıt üstünde tanımlanmış bir kültürünün olmaması, bir melting pot'un içinde tonlarca farklı kültürün olduğu çok büyük, diversity bir ulus olmasından kaynaklı. ama bu demek değil ki abd'nin dil ile ifade edilemeyecek bir kültürü yok.
abd'nin bir değil, onlarca kültürü var olduğu gibi bu kültürler biçimlendirilebilir, değişebilir, eksilebilir, eklenebilir durumdalar.

yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı değerlerinin etrafında dönenden tutun da hayatın içinden birçok şeyi amerikan kültürü olarak tanımlamak mümkün:

-bireyselcilik
-bağımsızlık/özgürlük (otoriterliği reddetme)
-gizlilik/mahremiyet
-lise ve college futbolu
-spor (futbol, beyzbol, basketbol)
-kovboyculuk
-'don't give a fuck' tavrı
-'give someone benefit of the doubt' tavrı
-'live and let live' tavrı
-amerikan arabaları/klasik arabalar/pick-up trucklar
-pazar günleri park yerlerinde arka fonda 60'lar müziği ile klasik araba sergileri
-demolition derby
-cars and coffee
-roadtrips
-blues and barbecue
-vacation/holiday/festival (halloween, xmas, thanksgiving, 4th of july)
-bourbon
-fast food
-diner, waffle house
-hollywood filmleri
-blue jeans(levi's)
-teknoloji
-çizgi romanlar
-entertainment
-müzik (jazz, blues, rock n roll, hip hop, r&b, country, bluegrass)
-resim (andy warhol, jackson pollock, andrew wyeth)
-edebiyat (hemingway, twain, poe, faulkner, melville, fitzgerald)
-tanımadıklarına karşı nezaket
-redneck partileri
-avlanma
-silahlanma
-girl/boy scout
-iş ahlakı/etiği
-yaşlılara yönelik tutumlar (retirement homes, nursing homes)
-çiftlerin evlenmeden birlikte yaşaması/çocuk yapması
-tartışma kültürü (agree to disagree, non ad hominem)
-drive-thru
-drive-in filmler
-national parks
-kırımızı ışıkta sağa dönebilme
-non tall poppy syndrome
-garage/yard sales
-block parties
-tailgating
-rekabet
-tüketim
-engelli insanlara saygı, günlük hayatlarında kolaylık
-celebrity ve british royal family takıntısı

-seyahat kültürü:

her yıl artan sayıya rağmen nüfusun sadece %42'sinin pasaportu var.
https://travel.state.gov/…ports-and-statistics.html

-seyahat etmeme nedenleri:
1. amerika'dan kültürel çeşitliliğe sahip ülke/bölgelere seyahat kayda değer zaman+para+"macera" demek
2. no-vacation nation olması
3. toplumun genelinde seyahat etmek için belirli bir 'wealth' ve 'prosperity'e ulaşmış olma fikri hakim
4. amerika'nın dünyadaki en güvenli ülke olduğu inancından kaynaklı diğer ülkelerde terör ve şiddetle karşılaşma korkusu var. bu nedenle evde kalmak daha ucuz, daha güvenli ve daha az stresli
5. çoğunluğun tatil anlayışı diğer ülkeleri değil, başka eyalet/şehirlerde yaşayan aile üyelerini görme üstüne kurulu
6. farklı kültürlere, farklı kültürlerin mutfağına, farklı dillere ilgi duymuyor
7. materyalist oldukları için paralarını deneyimler yerine bir şeyler satın alarak harcayıp mutlu oluyorlar
8. diğer milletler kişisel alanlarını ve mallarını hiç tanımadıkları yabancılarla paylaşmaktan çekinmezken amerikalılar çekindikleri için yapacakları tatil "lüks" oluyor

-suburban kültürü:

amerikalılar 20. yy ortalarında kentsel yaşamı suç, azınlıklar(göçmenler ve siyahlar) ve fakirlikle ilişkilendirdikleri için kendilerine daha güvenli bir alan olan suburbs inşa etmeye başladılar.
bugun nüfusun yarisi suburbs'da yaşıyor.
https://www.pewresearch.org/…and-rural-communities/
https://www.pewresearch.org/…ality-on-key-measures/

suburbs'da yaşama nedenleri:
-public değil, private hayatı tercih etmeleri
-sosyalleşme alanlarının evleri ve backyardları olması
-bireysel olmaları
-geniş alana ve büyük arabalarını park edebilecekleri garajlara sahip olabilmeleri
-şehre göre daha sessiz ve daha güvenli olması
-public okulların kalitesinin daha iyi olması
-ucuz araziler
-özgürlük
-white flight

-sigara ve marijuana tüketimi:

18 yaşından büyük sigara içen sayısı 38 milyon, düzenli marijuana içen sayısı 35 milyon.
https://www.cdc.gov/…8-smoking-rates-declining.html
https://www.washingtonpost.com/…_term=.9d5c6ff4491a

-diğer ülke insanları kadar sigara içmeme nedenleri:
1. ev kiralarken evlerin non-smoking olması
2. bazı şirketlerin çalışanlar için yaptıracağı insurance rate'inin içen için daha fazla olması nedeniyle sigara içenleri işe almaması.
3. marijuana'nın sigaraya göre daha sağlıklı görülmesi
4. toplumun içenleri trashy, classless/low class görmesi
5. tobacco üstündeki yüksek vergiler
6. içenin partner bulmakta zorlanması
7. park, beach, rest/bar önünde içmenin yasak olması
8. bina girişlerinden 20 feet kuralı
9. bazı state/city'de araba içinde 18 yaşından küçük çocuk varsa içmenin yasak olması

-statü sembolleri:

amerikan insanı bizim gibi alım gücünün inanılmaz düşük ve her şeyin aşırı pahalı olduğu üçüncü dünya ülke insanlarının aksine eşyayı ve marka kıyafetleri statü sembolü olarak görmüyor. görenlerin ise aşağılık kompleksli ve insecure olduğunu düşünüyor.
en iyi telefonu, en iyi arabayı, en iyi x'i ve z'yi alabilecek gücü olsa bile ''buna ihtiyaç/gerek var mı?" diye soruyor önce.
macbook, iphone, son model araba ya da amex/sapphire kredi kartı sahibi olmak gibi saçma sapan şeylerle övünenler, bunları elde edince statü sahibi olduğunu zannedenler, bizler gibi, kendi ülkelerinde bahsi geçen şeyler için dünyaları bayılan sonradan amerikan vatandaşı olmuş ama özünde üçüncü dünya ülke vatandaşlarıdır. çünkü biz gibilerin ülkesinde bu tip şeyler lükstür ve o lüksü satın almaya aslında gücümüz yetmediğinden bizler için statü sembolü haline gelir.

başkaları için değil, sadece kendileri için yaşayan ve gerçekten wealthy amerikalılara dışardan bakinca statü göstergesi olarak nitelendirilebilecek semboller bence şunlar olabilir:

-sf ve nyc gibi çocuk büyütmenin pahalı olduğu şehirlerde hem paid-off ev sahibi olup hem çocuk(lar) büyütmek
-çocukların hangi okula gittiği, okuldan sonra hangi aktivitelere katıldığı, hangi özel dersleri aldığı
-çocukları tatil için galápagos islands'a götürmek
-erken emeklilik
-golden door gibi 7 günlüğü $10k'ye mal olan spa'lara gitmek
-her yıl ailecek çıkılan en az 1 aylık avrupa tatili
-dünyaca ünlü sanatçıların tablolarına sahip olmak
-citizenship by investment program'ı ile uk ve canada gibi ülkelerin vatandaşlığına sahip olmak
-kgs, litespeed gibi markaların bisikletine sahip olmak
-büyük şirketlerde a sınıfı hisse senedi sahibi olmak (bkz: berkshire hathaway)

-ahlaksızlık:

batı'nın ahlaksızlığı (bence) müthiş! kimse kimsenin ne giydiği, neye inandığı veya inanmadığıyla, ne içtiği, nasıl oturup kalktığı, nasıl kahkaha attığı, medeni durumunun ne olduğu, kiminle yaşadığı, kiminle seviştiği, hangi cinsel yönelime sahip olduğu ile ilgilenmiyor, sormuyor. insanların yaşam tarzlarını kendi inanç sistemi ve ahlak değerleriyle yargılayıp onları ahlaksız olmak ile suçlamıyor. çoğunluk hayatını "bana ne" ve "sana ne" şeklinde yaşıyor.

-göçmenlere karşı ırkçılık:

conservative, social fiscally conservative, lutheran catholic, nationalist eyalet/şehir/ilçelerde yaşamıyorsanız ırkçılıkla karşılaşma olasılığınız düşük.
"müslümanlara ırkçılık çok" denilen durum ekseriyetle müslümanlardan kaynaklanıyor. zira sisteme ve ülkeye entegre olmak istemiyorlar, bu yüzden de dışlanıyorlar. zaten ırkçılık da amerika'nın sosyal ve kültürel hayatına ayak uydur(a)mamış, bunun için çabalamayan, geldiği 3. dünya ülkesinin adetlerini devam ettiren göçmenlere karşı daha çok.
şimdiye kadar bana yapılmış bir ırkçılıkla veya türk olmamdan kaynaklı herhangi bir kötü durumla karşılaşmadım.
siyahın beyaza, beyazın siyaha ırkçılığına şahit oldum.

-vergi:

state-city-county şeklinde değişiyor. amerikalılar vergilerin çok yüksek olduğundan şikayet etseler de amerika, dünyadaki birkaç low-tax ülkeden biri.
delaware, montana, oregon, new hampshire gibi no sales tax eyaletleri var.
https://www.salestaxinstitute.com/resources/rates

-amerikan polisi:

her teşkilatta olduğu gibi içlerinde kötüleri var. benim gözlemim: suç işlemediğiniz ve suça bulaşmadığınız sürece son derece saygılı, kibar ve yardımseverler. suç işlediğinizde law-enforcement officers'ın ne kadar güç kullanacağını belirleyen prensip force continuum. bunun en üst basamağı deadly force. amerikan polisi en son uygulaması gereken bu basamağı çoğunlukla es geçip direkt silaha sarılıyor.
çok sık söylenen "ayağından vursa" haklı bir önerme olmakla birlikte gerçekçiliği sıfır. zira amerikan polislerine verilen vuruş eğitimi center mass üstüne olduğundan marksman değiller, dolayısıyla hareket halindeki hedefin kolunu bacağını vurmaları çok mümkün değil.
polisin kendi ve/veya etraftaki diğer insanların hayatının tehlikede olduğunu hissettiğinde lethal force kullanma yetkisi var. eğitimde bu yetkiyi kullanırken "hits in a particular place" değil, sadece "hits" şeklinde kullanmaları ve tehlike geçene kadar ateş etmeleri öğretiliyor.
çoğu zaman 1 el yerine daha fazla ateş etmeleri de bu sebepten: tehlike/tehdit oluşturan kişinin 1 kurşun ile yıkılmayabileceği ve tehdit/tehlike oluşturmaya devam edebileceği gerçeği yüzünden. yani birden fazla kurşunun nedeni "shoot to kill" değil, "shoot to stop".

-sağlık:

amerika'nın iki eksisinden biri. sağlık sigortaları kişi sayısı, koruma kapsamı, yaş ve kalıtsal hastalıklara göre değişmekle birlikte $300'dan başlıyor, genelde diş ve gözü kapsamıyor. out-of-pocket max limit'in ne olduğu ve neleri kapsadığı sigortanın çeşidine göre değişiyor.
sigortanız ve/veya paranız yoksa ve acile gittiyseniz id ve adres bilgilerinizi verip tedavi olabiliyorsunuz.

-eğitim:

ikinci eksi. sağlık gibi eğitim de çok pahalı. özel okulların ücretleri değişken olsa da yıllık ortalama $33.480
https://research.collegeboard.org/…ent-aid-2020.pdf
upenn gibi ivy league okullarda ise bu fiyat her şey dahil yıllık $60.042
özel okullar in-state/out-of-state, foreign/lawful ayrımı yapmazken, yapan devlet ünv'lerde bu oran genelde 2/2.5 kat. bazı devlet ünv'lerde banded tuition ile flat-rate in state tuition sistemi var, bu da foreign student ile lawful'un aynı parayı ödemesi anlamına geliyor.

-askerlik:
"sadece fakirler askere gidiyor" myth'i yanlış.
zengin çocuklarının motivasyonu ve hizmet şekilleri de farklı. bazısı enlisted olarak katılıyor, bazısı sadece officer. bazısının aile geleneği. bazısı ileriki hayatında siyasete atılmayı düşündüğü için özgeçmiş olarak kullanıyor. bazısı kariyer yapmak için. bazısı patriotism temelli.
bu nedenle askere giden/gitmişlere nedenleri sorulduğunda verdikleri cevaplar çok çeşitli.görsel
aynı şekilde askerliğin hayatlarına ne kattığı, nasıl etkilediği konusu da çeşitli. kimisi depresyon, anksiyete, cinsel istismar/taciz, travma sonrası stres bozukluğu, intihar gibi şeylerden bahsederken kimisi çok pozitif şeyler söylüyor.

kişisel alana aşırı önem verip fiziksel kontaktan hoşlanmıyor.
https://www.state.gov/…tquestions-personalspace.pdf
https://www.theatlantic.com/…h-social-bonds/412861/

boş zamanlarını evde nfl, mlb, basketball ve netflix izleyerek ya da uyuyarak geçiriyor.
https://fivethirtyeight.com/…ng-and-parenting-time/
https://www.bls.gov/news.release/pdf/atus.pdf

gün içinde kendilerine ayırdıkları zaman (me time) 43 dakika.
https://nypost.com/…yptwitter&utm_medium=socialflow

ingilizce'den başka dil bilen çok az.
https://www.washingtontimes.com/…ty-an-american-em/
hatta şakası bile var: what do you call someone who speaks several languages? multilingual. what do you call someone who speaks two languages? bilingual. what do you call someone who only speaks one language? an american.

yetişkinlerin %11'i internet kullanmıyor.
https://www.pewresearch.org/…internet-who-are-they/

no vacation nation: çalışan her 4 kişiden 1'i ücretli tatil/ücretli yıllık izin yapmıyor.
https://cepr.net/…ts/no-vacation-nation-2019-05.pdf

%20.7'sı dört yıllık ünv, %9'u iki yıllık ünv, %25.9'u lise mezunu.
https://nscresearchcenter.org/…scnd_report_2019.pdf

%77'sı ifade, basın, din/inanç gibi özgürlükleri garanti altına alan 1st amendment'i destekliyor.
https://www.freedomforuminstitute.org/…t-amendment/

%28'i amerika'nın diğer ülkelerden üstün ve benzersiz olduğuna, %58'i dünyadaki en iyi birkaç ülkeden biri olduğuna inanıyor.
http://www.pewresearch.org/…r-say-its-the-greatest/

200 milyon günlük hayatında kredi kartı kullanırken nakit harcama yapanlar az.
https://www.crnrstone.com/…y-americans-credit-card/
http://www.pewresearch.org/…ly-purchases-with-cash/
https://nypost.com/…rely-carry-around-cash-anymore/

para biriktirme konusunda çok kötü.
https://www.marketwatch.com/…aging-money-2018-03-11
https://gen.medium.com/…t-saving-money-8d6050e9ac4a
https://www.moneyguy.com/…icans-are-bad-with-money/

çalışanların %78'i paycheck to paycheck yaşıyor.
http://press.careerbuilder.com/…areerbuilder-survey

%58'inin tasarruf hesabındaki miktar $1k'den az.
https://www.gobankingrates.com/…gs-account-balance/
%40'inin acil ihtiyaçlar için bankada $400'ı yok.
https://abcnews.go.com/…e-federal/story?id=63253846

%44'u maddi durumu/ne kadar kazandığı hakkında konuşmayı sevmiyor. yakın çevresi dışındakilerle konuşmayı kaba buluyor.
https://newsroom.wf.com/…bout-personal-finance-more
https://www.theatlantic.com/…ut-money-taboo/607273/

politik, cinsel ve dini görüşler hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor.(r.a.p.e: religion, abortion, politics, economics)
https://www.forbes.com/…avigate-it/?sh=5c95dca92f62
https://www.pewresearch.org/…or-even-talk-about-it/
https://www.courierherald.com/…on-heres-the-reason/
https://www.cnbc.com/…out-anything-than-income.html

%51'i iş yerinde yemek molasına çıkmıyor. yemeğini ofisteki masasında yiyor.
https://www.swnsdigital.com/…ding-away-study-finds/

çoğunluğu günlük hayatında stresli hissediyor.
https://www.apa.org/news/press/releases/stress

%18'inde anksiyete bozukluğu var.
https://adaa.org/…adaa/press-room/facts-statistics#

52 milyonu hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde reçeteli ilaç kullanıyor.
https://www.drugwatch.com/…9/drug-abuse-in-america/

%46'sinin aile üyesi ya da arkadaşı uyuşturucu bağımlısı.
http://www.pewresearch.org/…been-addicted-to-drugs/

millennials evlenmeyi hiç düşünmüyor/geç evlenmeyi düşünüyor.
https://www.census.gov/…tions/2017/demo/p20-579.pdf
https://www.cnbc.com/…me-over-marriage-or-kids.html

evli millennials'ın bir kısmı banka hesaplarını ayrı tutuyor.
https://www.theatlantic.com/…-bank-accounts/558473/

%25'i evlenmeden çocuk sahibi.
http://www.pewsocialtrends.org/…-unmarried-parents/

afro amerikalıların %72'si evlenmeden çocuk sahibi.
https://www.youtube.com/watch?v=ovp0cuedfua

51 milyon yetişkin kendini katolik olarak tanımlıyor.
http://www.pewresearch.org/…out-american-catholics/

%56'sı incil'de anlatılan tanrı'ya, %33'u bir güce inanıyor.
http://www.pewresearch.org/…mericans-belief-in-god/

%56'sı ahlaklı olmak için tanrı inancına gerek olmadığını düşünüyor.
http://www.pewresearch.org/…eve-in-god-to-be-moral/

%51'i düzenli olarak dini etkinliklere katılıyor.
http://pewrsr.ch/2bc81s3

%34'u evrimi tamamen reddediyor, %25'i evrime üstün bir varlık tarafından rehberlik edildiğini düşünüyor.
http://www.pewresearch.org/…/2017/02/10/darwin-day/

%68'i başka ülkelerden gelen göçmenleri desteklerken %26'sı desteklemiyor.
http://www.pewresearch.org/…who-we-are-as-a-nation/

ailelerden %68'i evcil hayvan sahibi. sahip olunan köpek sayısı 90, kedi sayısı 94 milyon.
https://www.americanpetproducts.org/…strytrends.asp

yetişkinlerin %39.8'i, ergenlerin %20’sı obez.
https://www.cdc.gov/obesity/data/adult.html

%3.6'sinin süt, yer fıstığı, badem, ceviz, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünlerine alerjisi var.
http://www.npr.org/…-food-allergies-or-intolerances

çoğunluk evde yemek pişirmeyi sevmiyor. rest.lardan delivery ve pick up siparişi vererek junk food ile besleniyor.
https://www.usatoday.com/…ands-each-year/708033001/

birayı çok seviyor. bud light, coors light, miller lite, budweiser gibi alkol oranı düşük biralar favorileri.
https://www.nbwa.org/resources/industry-fast-facts
https://www.statista.com/…nds-in-the-united-states/

obsession with ice cubes: tüm içeceklerini bardağı neredeyse tamamen buzla doldurarak içiyor.
https://www.epicurious.com/…ozen-tv-dinners-article
https://www.newyorker.com/…an-exceptionalism-on-ice

ulusal tatil günleri, yıl boyunca en çok içki tükettikleri günler.
https://www.alcohol.org/…on/holiday-binge-drinking/

giyim zevki avrupa'nın çok gerisinde.
https://www.washingtonpost.com/…_term=.95dd807efcee

sandal ve flip-flop giymeyi çok seviyor.
https://hubpages.com/…le/for-the-love-of-flip-flops

markete, restauranta, kahve içmeye vb. giderken pijama giyiyor.
https://www.cnn.com/…chy-clothes-fashion/index.html

soğuk ayardaki klimaya bayılıyor.
https://www.nytimes.com/…ering-air-conditioner.html

yaşamak için apartman yerine single-family home tercih ediyor.
http://www.chicagotribune.com/…20170418-column.html

%64.4'ü ev sahibi.
https://www.census.gov/…s/files/currenthvspress.pdf

64 milyon tek çatı altında multigenerational yaşıyor.
http://www.pewresearch.org/…enerational-households/
https://www.businessinsider.com/…ates-ranked-2018-8

60 yaşın üstündeki %23 yalnız yaşıyor.
https://www.pewresearch.org/…ir-waking-hours-alone/

%82'sinin arabası var.
https://www.statista.com/…united-states-since-1990/

otomobil yerine truck ve suv tercih ediyor. çoğunluğu vitesli araba sürmeyi bilmiyor. otomatikte de iyi değil.
http://www.npr.org/…-more-trucks-and-suvs-than-cars

bisiklete binmeyi seviyor.
https://usa.streetsblog.org/…t-few-make-it-a-habit/

%36'sı uber/lyft kullanmış/kullanıyor.
http://www.pewresearch.org/…sing-ride-hailing-apps/

erkekleri spor yapmayı kadınlardan daha çok seviyor.
https://www.statista.com/…on-ın-leisure-and-sports/

%30'u silah sahibi. bu orana ek %11'i silah sahibi biriyle yaşıyor.
http://www.pewresearch.org/…-guns-in-united-states/

ingilizce dil bilgisi ve yazımda kötü.
http://wapo.st/…n7?tid=ss_tw&utm_term=.a3030bb0cd41

günlük hayatta en çok kullandığı kelimeler:
awesome, cool, gosh, dude, what’s up

çevreyi korumaya önem veriyor.
http://news.gallup.com/…ment-alternative-fuels.aspx

halka açık yerlerde yüksek sesle konuşmayı/gülmeyi seviyor.
(bunun nedenlerinden biri daha çok küçükken çocuklara "speak up, not to mumble"ın öğretilmesi.)
https://www.huffingtonpost.co.uk/…modushpmg00000004

özellikle genç nüfus, hem gün boyu susuz kalmamak hem de şişe suya göre daha ucuz olduğundan 3.78 litrelik galon su ile gezer.
https://www.reddit.com/…ricans_drinking_water_from/

-amerikan olmak:

amerikan olmak diğer ülkelerin aksine ırka, himayeye ve etnisiteye değil; değerlere, prensiplere ve ideallere dayalı. amerikan olmak yasal bir statü ya da etnisitite değil, bir zihniyet meselesi. diger ülkelerin aksine amerika'nın kapsayıcı bir ulusal kimliği, güçlü bir asimilasyon geleneği var. bu nedenlerle 'by choice' amerikan olabilirsiniz.
reagan ve lincoln'un konuyla ilgili soylemleri:
https://twitter.com/…ews/status/1136332607497498624
https://vindicatingthefounders.com/…ord-speech.html lincoln

sonuç:

"x kadar paranız yoksa, y kadar para kazanmayacaksanız gitmeyin!'', ''giderseniz böcek gibi ezilir, mutsuz olursunuz. gitmeyin!'', ''beyaz tenli değilseniz, aksansız konuşamıyorsanız gitmeyin!'', ''türk olduğunuz için farklı muamele görürsünüz, gitmeyin!'', ''evcil hayvandan daha düşük statüde yaşarsınız, gitmeyin!'' vb. diyen gitmiş ve gitmemişlerin ekseriyeti kültüre uyum sağlamak ile sorunu olanlar, topluma ve sisteme entegre olmamak için direnenler. bu tipler yaşayacaklarını/yaşadıklarını ezilmek, dışlanmak, ayrımcılığa ve/veya ırkçılığa uğramak ile ifade ediyorlar. bu nedenle onların dediklerine kulak asmayın.
amerika'da yaşamanın herkes tarafından kabul edilebilecek evrensel bir anlamı yok. çok öznel bir tecrübe, genellemek mümkün değil. kişinin beklentisi, önceliği, karakteri, gittiği eyalet/şehir/kasaba, ilişki durumu, sosyal çevresi, çalıştığı sektör, okuduğu okul, kazandığı para, aldığı burs, tr'ye olan aidiyet duygusu vb. gibi tonlarca değişkene bağlı olumlu ve olumsuz anlamları var.

-amerika'da kimler yaşayamaz:

yeni ortamlara adapte olamayan, sabırsız, kuralları ve sistemi sorgulamayı iş edinmiş, ana kuzusu, birey olmayı başaramamış, comfort zone'dan çıkınca sudan çıkmış balığa dönen, sifirdan hayata başlamanın zorluğunun bilincinde olmayan, türkiye gündeminden kopamayan, kokoreç, iskender, vapur, istanbul vb. gibi şeyleri çok önemli ve gerekli bulan, duyguları mantığının önünde olanlar amerika'da mutsuz olurlar. mutsuz oldukları için türkiye'yi özler, türkiye'yi özledikleri için geri dönmek isterler. kalırlar ise; bu başlığa yazan bazıları gibi ''aklınız varsa gelmeyin amerika'ya'' diyenlerden olurlar. ya da duygularını mantıkla yenmeye calisarak kalip, mutlu olmayı denerler.

-amerika'da kimler güzel yaşar:

ingilizcesi var ve iyi veya öğrenmeye istekli olanlar. egosu biraz terbiye edilmişler. burnu önceden biraz sürtülmüşler. tr'ye herhangi bir aidiyet duygusu olmayanlar. vatanı sadece bir toprak parçası olarak görenler. biraz benciller. en az bir yeteneği olup qualified employee olanlar. sadece bedenen değil, kafa olarak da tr'den gitmek isteyenler. mantığı duygularının önünde, psikolojisi diğerlerine göre daha güçlü olanlar. zorluklarla mücadele etmeye hem fiziken hem de ruhen hazır olanlar. turkiye gondeminden ve aliskanliklarindan kopabilenler. birey olmayi basarabilmisler.

bana göre abd'yi great yapan özellikleri:

1. ifade, basın ve din özgürlüğü
2. kuvvetler ayrılığı
3. hukukun üstünlüğü
4. çok kültürlülük/insan çeşitliliği
5. melting pot özelliği
6. yemek çeşitliliği (dünya mutfaklarına erişim)
7. sanat, film, müzik ve resime katkısı
8. bilime ve eğitime katkısı
9. ırk veya himayeye değil, değerlere ve ideallere dayalı vatandaşlık
10. civil rights hareketleri
11. fırsatlar ülkesi
12. serbest piyasa
13. medikal ekipmanlar
14. sistem ve kurallar ülkesi
15. hayatı kolaylaştıran ürünlerin/icatların burdan çıkması
16. yaşam kalitesi
17. national park sistemi
18. bireyselcilik
19. personal space norm'u
20. transparency

greatest olmasının önündeki engeller:

1. sağlık sistemi
2. eğitim sistemi
3. adalet sistemi
4. ırkçılık
5. yoksulluk içinde yaşayan çocuk oranı
6. bebek ölüm oranı
7. gun violence/toplu katliam oranı
8. obezite oranı
9. aşırı ilaç kullanım oranı
10. cinayet oranı
11. student achievement oranı

bence 20-40 yaş arasındaki her insan en az 1 yıl amerika'da yaşamalı. hiçbir şey için değilse bile sırf deneyim ve gözlem için.

tanım: "the lesson here is that in america if you keep your head down and work hard, you will be rewarded." frank gallagher

devamını okuyayım »