*

şükela:  tümü | bugün
  • burokrasi - yurtta$ icin yaşami cekilmez kilma sanati
    burokrat - adi gecen sanatin icracisi
  • yazçizci.
  • elini taşın altına sokmayan kravatlı maaş yiyici.
    (bkz: bankamatik memuru)
  • o bürokrat nerde kağıt görse derin derin bakardı. nedense o kağıda imza atması ve herhangi bir yere 'havale etmesi' gerektiğini düşünürdü. kağıt görünce dayanamazdı. cebinde çesitli kalemleri vardı ve rüzgârdan uçan kağıt görse bile otomatik olarak eli kalemine giderdi. 'havale edecek' çünkü.

    (.....) kaç kez torununun ödev kağıdını özenle imzalamış, 'bakanlik makamına' göndermişti de, postaneden zar zor geri almışlardı. lokantada garson önüne peçete kağıdını koyunca mutlu olur, iki tarafını evirip çevirip bakar, sonra garsonu çağırıp talimat verirdi: 'bunu giren evraktan geçirin, sef imzalasın, sonra harç makbuzu ile bana gelecek...' '........?' * bürokratlar kirtasiyeciliği severler. bunun kırtasiyeciliği artık nasırlaşmıştı. nerede, ne zaman bir kağı görse; gözlerini kısar, iç çeker ve kalemini çıkartıp hazırlardı, imza atmak için. sonra kağıdın arkasına önüne iyice bakar, özenle üst tarafa 'ilgili makama' diye yazar, sağ alt köşesini imzalardı. ve karısı bağırırdı: 'yine çocuğun tarih kitabını 'görüş almak üzere' maliye bakanlığı''na mı gönderdin?...' *

    bekir çoşkun'dan.
  • gordon tullock anlatımı ile bürokratlar devletin büyümesinden kazançlı çıkabilirler; bu nedenle sahip oldukları gücü enformasyon konusunda kullanabilirler, onların i$ten atılma konusundaki güvenlikleri, emir ve talimat verme yetkileri, seçmen ve kamu görevlisi olarak politik kararları etkilemeleri devletin geni$lemesine yol açar..
  • dolaylı yoldan ülke yönetimine hükmeden kesim. seçilerek gelmezler ve hükümetler gibi kolayca gitmezler
  • (bkz: bürokratlar)
  • <bürokrat için insanca ilişkiler değil, yalnızca nesne ilişkileri vardır. insan evraka dönüşür. evraka verilen sayı ile belirgin kılınan, ölmüş bir varlık olarak evrakın akışına girer. bu varlık şahsen çağrıldığı zaman bile bir kişi değil, yalnızca 'olay'dır. 'konu' ile ilgili olmayan ne varsa akıp gitmiştir. resmi dairelerin koridorları aşağılanma kokar. sigara içmek kesinlikle yasaktır. bu yasağın kapsamına soluk almak da girer. buna karşılık yürek çarpıntısına izin vardır, dahası çarpıntı olması istenen bir şeydir. her türlü ümit uçup gider. kapıdan kapıya gönderilen kişiye suçluluk duygusu aşılanır. buraya giren, yalnızca bir vizite kağıdı ya da pasaportunun uzatılmasını istese bile kendini suçlu duyumsar. en iyi olasılıkla bir dilek sahibidir, aslında ise suçludur..>
    franz kafka
  • halkın, girilebilir bir arasının olduğunu sanan yaşam formu.