şükela:  tümü | bugün
87 entry daha
  • olabildiğince imkanınız varsa köy pazarlarından alışveriş yapın.meyve konusunda bilemem ama sebze olarak köy pazarları gerçekten eşsiz.satan kişinin o köyün giyimine uygun giysiler tercih ettiğini gördüğünüzde alacağınız ürünün kaltesi bir tık daha iyi oluyor.çünkü genelde kendi bahçelerinde yetiştirdikleri ürünleri pazara getirip satıyorlar.misal giyimi yatay çizgili polo yakalı, kafasında x firması tarım markasının şapkası, altında da bol kesim pantolon varsa gider o kişiden alırım.gidipte şehir modasına uygun giyimli birinden almam.bunlar çok önemli detaylar bence.
  • bir belgeselde izlediğim kadarıyla egsoz dumanında bulunan karbonmonoksitin sebzelerin yeterince besin almadan ve hızlıca büyümesine sebep olmasından müteveli oluşan durumdur.
  • tarım ülkesiyiz sözde, ama gel gör hiçbir meyve sebzenin tadı kalmamış.
  • sırf domates olsa. yerel ve besin değeri yüksek ve dolayısıyla leziz ne varsa yok edildi.
    cümle halk, her birey, bu taşın altına elini koymalı. kendi yerel tohumlarımızı yeşertmeli/talep etmeli. şikâyet çözüm değil.
    domates de dahil dünyanın en adi gıdasını en pahalı alan ülke olduk. bu değişmeli artık.
  • yazar arkadaşımızı her kesin gözünün önünde olupta kimsenin göremediği dillendirmediği olaya parmak basıp farkındalık yaratmasına çok teşekkür ederim.

    aynen dediği gibi..

    yeminle ekmek arası domates peynirin tadını özledim.
  • herkesi organik sertifikalı domates yemeye davet ediyorum. ne bir hormon ne de kimyasal ilaç kullanılmıyor. satın aldığınız yerden de sertifikasını isteyebilirsiniz. her aşaması kontrollü ilerliyor, tamam burası türkiye ancak biraz araştırma ile hem organik sertifikalı ürün satan hem de güvenilir kaynaklara ulaşabilirsiniz. evet biraz pahalı ancak hem gerçek domates tadı almak hem de sağlığımızı korumak adına akıllıca bir seçim olduğunu düşünüyorum zira ileride paraya kıyıp almadığınız domatesler yüzünden sağlığınızdan olup bir sürü para harcamak da ihtimaller arasında.
  • bence başlık sadece domatesler değil şu an açıktan alınan bütün meyve-sebzelerin leş olması olmalıydı çünkü bu sorun hepsinde var.

    türkiye'de yiyebileceğimiz sağlıklı yiyecek alternatifi az zaten. her taraf bin türlü katkı maddesiyle üretilmiş ne olduğu belirsiz paketli ürünlerle dolu. bu şartlarda sağlıklı olduğundan emin olabileceğin ayrıca en ucuz olan besin grupları meyveler ve sebzeler oluyor ama doğallıktan o kadar uzaklar ki. istemeye istemeye paketli ürünlere yönelmeye çalışıyorsun. sonra neden doğal beslenmiyoruz diye televizyonda diyetisyenler çok bir imkanımız var gibi konuşuyorlar.
    doğal bir besin kalmadı ki marketlerde. köyde yaşayıp kendi elinle yetiştirmiyorsan değil domates her şeyi leş gibi yemek zorunda kalıyorsun.
  • bahçede yetiştiriliyor olması lezzetli olacağı anlamına gelmiyor.
    yerli tohum çok az miktarda kaldı. köylerde kendileri için yetiştiriyorlar veya tohum paylaşım gruplarında takasla dağıtılıyor.

    sıkıntı şu ki yerli tohumun verimi düşük olur ve hastalığa yakalanma riski çok daha fazladır. öte yandan ziraat tohumunda(israil sağolsun) verim çok çok daha fazladır ve hastalık riski düşüktür.

    maliyet hesabı yapıldığında yerli tohumdan üretip pahalıya satmak israil tohumundan üretip ucuza satmaktan daha az kar bırakır. haliyle satmak için üretenler de sürümden kazanma yoluna giderler.

    edit:
    kapalı ortamda yapay iklimlendirme ile sebze üretimi yapmayı planlıyoruz. önümüzde iki seçenek var, ya karı baz alıp üretim miktarına odaklanacağız yada ürün kalitesine.
    o kadar masraf yapıp, uğraşıp yiyemeyeceğimiz bir şeyi yetiştirmek hiç yatmıyor aklımıza.
    yerli tohumda da hasat miktarı düşük olacağı için mecburen fiyat yükselecek. alıcı bulmak sıkıntı olacak.
    bu durumda da en mantıklı seçenek yerli tohumla mevsim dışında kaliteli üretim yapmak oluyor. domatesi yazın değil kışın yetiştirirsek masrafları karşılayıp kar ederiz ancak.
    hastalık durumunda kapalı ortamda yayılma çok hızlı olur, belirti görüldüğü an izole etmek gerekecek bitkiyi.
    avantaj olarak da ortam tamamen kapalı ve topraksız olduğundan börtü böcek olmayacak, ilaca da gerek kalmayacak.

    kaba hesapla sadece aydınlatma ve sulama için gereken elektrik maliyeti 5000 kök bitki için aylık yaklaşık 3000 tl. ısıtma-soğutma-havalandırma gideri dahil değil. o da 1500-2000 civarı tutar tahminen. gübre de dahil değil, en fazla 1000tl de o tutar.
    bitkiler üretim bandında ne kadar uzun süre kalırsa maliyet de o kadar artıyor haliyle.
    yerli tohumda az ürün alınacağı için kilo başı maliyet hatırı sayılır derecede artıyor.
    güneş enerji paneli ve akülerle desteklenirse sistem gereken yatırım maliyeti artıyor ama üretim maliyeti gözle görülür şekilde düşüyor.
    devlet destek verirse en iyi şartları sağlayacak şekilde yatırım yapıp ucuza mal etmek gayet mümkün. destek olmazsa da sistem kendini geliştirene kadar karı komple yatırıma harcayarak kademe kademe en iyi şartları sağlamak da mümkün.

    öyle veya böyle bir şekilde yapacağız.
  • başta rusya olmak üzere başka ülkelere ihraç ettiğimiz domateslerin %80'i 'ben halkıma bunu yediremem' denilerek türkiye'ye iade edilmiştir. genetiği değiştirilmiş, hormonlu, hastalığa gebe tonlarca domates ülkemize iade edilince ne oldu sanıyorsunuz. tabiki de devlet bu domatesleri kendi halkına yedirdi, iç piyasaya sürdü.

    işte canımız bu kadar değerli biricik devletimizin gözünde. zaten sırf ekonomi dönsün diye iş yerlerini vs. açtıran devletin canımıza, sağlığımıza önem verdiğini düşünen varsa cidden gerizekalıdır.
224 entry daha