şükela:  tümü | bugün
  • “sonsuz muhabbete, yegâne lâyık olan.”

    “mahlukatını seven ve onların hayrını isteyen.”

    “iyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren.”

    “(rabbin), ilk olarak yaratan ve tekrar diriltendir.o, ğafur ve vedûd’dur.” (bürûc sûresi, 85/14)
  • çok seven ve sevilen, müminleri seven, iyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, cemâlini, isimlerini ve bunların tecellîleri olan mahlukâtının güzelliklerini çok seven; rahmetinin güzel meyveleriyle söz ve fiilleriyle kendini yaratıklarına sevdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan. vedûd'un, seven ve sevilen olmak üzere iki manası vardır. allah teâlâ, kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına garkeder. sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak o'dur.
  • allah'ın 99 isminden biridir. hatta istanbul'un fethi sırasında sürekli ya vedud diye zikir yapan zamanın istanbul'unda yaşayan hristiyan bir alimin var oluğu ve fethin gecikmesine sebep olduğu söylenir.
  • "hem seven, hem sevilen" anlamına gelen allah'ın güzel isimlerinden biri. imam gazali allah'ın el-vedûd ismini şerh ederken şöyle demiştir:

    "allah o'dur ki, bütün mahlûkatın hayrını ister. bunun için onlara ihsan eder, ikramda bulunur. bu isim, er-rahîm isminin mânâsına yakın bir mânâ taşımaktadır. fakat er-rahîm isminin kökü olan rahmet, daima bir merhuma (kendisine rahmet edilene) izafe edilir, bir merhûmun varlığını icap ettirir. merhûm ise muhtaç ve muztar demektir. er-rahîm'in fiilleri, zayıf bir merhûmu gerektirir. el-vedûd'un fiileri ise bunu gerektirmez. bilakis, başlangıç yoluyla in'âm, sevgisinin neticelerindendir.

    şanı yüce olan allah'ın rahmetinin ve rahim oluşunun mânâsı, rahmet edilene hayır irade etmek ve ona kâfi gelmektir. allah'ın mahlûkuna er-rahîm ismiyle tecelli ederek rahmet etmesi, ona hayır irade eylemesi ve her türlü ihtiyacına kâfi gelmesi demektir. böyle olmakla beraber, allah biz insanlar gibi bir şeyi görünce merhamete gelme durumundan yani merhamet hisleri duymaktan münezzehtir. işte allah'ın sevgisi de böyledir. o'nun mahlûkatından birini sevmesi, ona şeref ve nimet irade etmesi, ihsanda bulunması demektir.

    allah bir kulunu sevdi mi, onun için keramet ve nimet irade eyler; ona ihsan ve ikramda bulunur. bununla beraber o, bir sevgi hissi duymaktan münezzehtir. yaptığı ikram ve ihsanı, sonradan duyduğu bir sevgi hissinden dolayı yapmaz. fakat sevilenle rahmet olunan hakkındaki bu sevgi ile bu rahmet, hissedilen bir sevgi duygusundan ve rikkat-i kalbden değil, sevgi ve rahmetin semeresinden ve faydasından dolayı yani semeresi ve faydası için istenir. fayda, rahmet ile sevgisinin özü ve ruhudur. işte, şanı yüce olan allah hakkında düşünülen de budur. yoksa rahmet ile sevgiye yakın olan değildir. bu anlatımda da şart değildir.

    allah'ın kullarından vedûd o kimsedir ki, kendisi için istediği her şeyi başkaları için de ister. kendisinin nail olmasını arzuladığı bir nimete başkalarının da nail olmasını arzular. kendisine yapılmasını hoş görmediği bir muamelenin başkalarına yapılmasını da hoş görmez. işte bu vasıfları kendisinde bulunduran insan, allah'ın el-vedûd isminden hissesini almış demektir..."

    evvelce söylediğimiz gibi öyle bir "paradigma" yaratmıştır ki güzel isimleriyle,
    ismi peygamber torunlarına kurban edilmiş bir korkmazgil'in dilinden,

    "yaprak döker bir yanımız
    bir yanımız bahar bahçe"

    desek yeridir.
  • tuğçe ışınsu tarafından yazılmış bir kitap.

    23.01.2018 itibariyle d&r şubelerinde gezerken en çok satılan kitaplarda 1.sırada olduğunu gördüğüm kitaptır ayrıca. bu kitabı kim alır da okur bilmiyorum.

    merak ettim kitapyurdu.com'a baktım orada da birinci olmasa bile en çok satanlar listesinde göründüğünü farkettim.

    ülkeye dair, geleceğe dair tüm umutlarım da (kırıntıydı aslında) bu kitabın bu listelerde yer almasıyla bitti.

    bu tarz kitapların 2018 yılında geniş kitleler tarafından okunuyor olması benim akıl mantık kullanarak açıklayabileceğim bir şey değil.
  • allah ın 99 isminden biri.

    allah iyi kullarını cok sever ve ıyı kullarınca cok sevilir.

    allah bir kulunu sevdi mi, onun için keramet ve nimet irade eyler; ona ihsan ve ikramda bulunur.

    benim kafam ceza ıslerine hic basmıyor. hayatımda kimseye ceza vermedim. hep sevgi verdim. beni hayal kırıklıgına ugratmazsan seni cok severim dedim.
    boyle isliyor kafam ve kalbim.
    allah sevgim cok.
    ama korkulacak, ceza kesici olarak kodlamıyorum.
    beni cok seven ve onu hayal kırıklıgına ugratmamak ıcın yanlıs seyler yapmamam gereken olarak kodluyorum hep.

    el vedud.
  • bir kitaptan bahsetmek istiyorum ismi ‘’ el-vedûd’’.
    el-vedûd; islam inancında allah’ın 99 adından biridir (esma-ül hüsna), “sonsuz muhabbete, tek lâyık olan.” manasını taşırmış. isim gayet ‘’yaratıcı’’ değil mi? isim bulurken zahmet etmişler direk allah deseler daha bir kolay olurmuş sanki.

    bkz. toplanak allah diyek

    bu kitap türkiye’de en çok satan kitaplardan biridir, sadece kitapyurdu sitesinde 12727 adet satılmış. yazarı tuğçe ışınsu isminde bir hanımefendi. tuğçe hanım kendisini spritüal danışman ve yazar olarak tanımlıyor; yapığı işi ise regresyon, geçmiş yaşam şifası, ilişki şifalandırması, enerjisi çalışılmış kristaller, bereket çalışmaları, bilinçaltı dönüşümü gibi isimlerle tanımlıyor. anlayacağınız pazarladığı ürün minare gölgesi, davul tozu.
    bu kitapla bir kitapçının çok satanlar bölümünde karşılaştım, sağda solda çok fazla reklamı döndüğü için bir merakla elime aldım ve açar açmaz aldığım yere koyup yoluma devam ettim. kitabın muhteviyatı kısaca ‘’şu duayı okursan şu olur, bunu okursan koca bulursun’’ gibi küçük dualardan oluşuyor.
    kitabın çok satmasının nedeni elbette ki boy boy reklamlarının billboardlarda olması, sosyal mecralarda sık sık dönmesi. bunda da problem yok, bilgi dâhil ticari değeri olan her ürünün reklamı yapılabilir.
    problem bu reklamların karşılık bulması, ömründe kitap okumamış insanların bile bu kitabı alıp okumasıdır. inançlı bir insanın; dileklerini gerçekleştirmesi için tanrı’ya yakarmasını yadırgamıyorum fakat yaratıcı sipariş üzerine iş alan bir santa claus değil! ya da belli sözcükleri söylediğinizde dileğinizi gerçekleştirecek alaattin’in sihirli lambasından çıkmış bir cin değil… en azından benim kafamdaki tanrı tasviri öyle değil. hayat bilgisayar oyunlarındaki gibi olsaydı ve şifreyi yazan istediğine kavuşsaydı dünya gerçekten bir kaos ortamı olurdu. tanrı böyle bir şeye müsaade eder mi? oturacaksın goetia’dan demon çağırır gibi tanrıdan bir şeyler isteyeceksin ve olacak öyle mi?

    -ev istiyorum
    -hoop al bakalım
    -araba istiyorum
    -hooop al sana
    -evlenmek istiyorum
    -al
    -mezun olmak istiyorum
    -al bakalım, bu kıyağı unutma!
    -çocuk istiyorum
    -tabi yaratırız birini olur
    -iş istiyorum
    -hallederiiiz.
    -koca istiyorum…
    al al al sen de al.

    bu kitap çok satanlar listesine girdi ise bunun manası toplum olarak ahlaki bir çöküntü yaşıyoruz demektir, üretmeden, çalışmadan dua ile bir şeylerin gökten zembille ineceğini sanan insanlar var bu ülkede demektir.
    son zamanlarda böyle şifacı tiplerin artması ortada yolunacak kaz olduğunun resmidir. ancak böyle bir toplumda ahmet maranki gibiler ot-mok satarak zengin olabilir ya da tuğçe ışınsu’nun kitabı çok satanlar listesine girebilir. sonuçta onlar zengin olur, yoldukları kazlar ise kazığın verdiği rahatlama hissi ile iç huzura kavuşur.
    neyse... biraz daha yazarsam hakaret de edeceğim için burada durmak en iyisi.