şükela:  tümü | bugün
  • d grubu ressamlari ndan biri olan 1988 yilinda vefat eden plastik sanatcisi.
  • gazeteci ve ressam. müstakil ressamlar ve heykeltraşlar birliği'nin 1931 yılının ekim ayındaki son sergisinde onlara katılmış, daha sonra müstakillerin dağılması üzerine 1933 yılında d grubunun kurucu ressamları arasında yer almıştır. müstekiller'e katılmadan önce onların sergisi hakında yazdığı "vatandaş türkçe konuş!" yazısı büyük sükse yapmıştır.
  • ibrahim çallı atölyesinde yetişmiş ve halkevleri çalışmalarına katılmış bir sanatçımız. yamulmuyorsam yayınevi kurup batırmış ve bir ara cumhuriyet gazetesinde arşiv müdürlüğü de yapmış.

    bir anısı:
    "bizi tanıştıran olmadıydı. ama yine de tanırdık birbirimizi. bir gün cağaloğlu'ndaki "yuvarlak masa yayınları"nın vitrinini seyrederken dükkanın kapısında belirivermiş ve seslenmişti bana:

    -sen elif naci değil misin?
    -evet. sen de özdemir asaf.

    gülüştük. "gerçi tanıştıran olmadı ama biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye alışığız," dedi, çağırdı beni içeriye. büyük bir bardakla çay içiyordu. "ister misin?" dedi. ben isteksizdim, o yineledi : "ama içinde ne var bir bilsen." konyakla çay içmesini severmiş."
    http://www.denizce.com/ozdemirasaf.asp
  • bir süre gazetecilik ve resim öğretmenliği yaptı. türk islam müzesi müdürlüğünde bulundu. 1933'te beş ressam arkadaşıyla birlikte d grubu'nu kurdu. 1940'da halkevleri çalışmalarına katılarak samsun'a gitti, buradan manzara resimleri yaptı. resimlerinde hat sanatından, esinlenerek, gerçekleştirdiği soyut kompozisyonlarla tanındı.
    on yılda resim (1933), şarkta resim (1943), anılardan damlalar(1981) adlı kitapları vardır.
    (1898 - istanbul , 09.05.1987)
  • elif naci d grubunun önemli bir ismidir.ressamlığının yanında cumhuriyet gazetesinin arşiv servisini de 40 yıl boyunca kesintisiz yönetmiştir.cumhuriyet gazetesinin ikinci başyazarı ilhan selçuk'un yazılarını çok beğenirmiş;aralarında geçen ilginç bir diyalogtan ötürü ölümünden sonra ilhan selçuk köşesinde ona yer ayırmış ve onu anlatmıştır.elif naci hınzırlığı tuttuğu zaman söze beyfendi diye başlarmış ve bir gün ilhan selçuk'a:"beyfendi yazınızı okudum çok beğendim;acaba ben öldükten sonra ne yazacaksınız?" diye sormuş,ilhan selçuk'ta "kimin önce öleceği belli mi olur" demiş ve sonra "bunu yazarım!" demiş.ilhan selçuk'un ölümle ilgili yazılarından sonra yine aynı konuşmalar geçmiş ikili arasında ve ilhan selçuk sözünü tutmuş,arkadaşının ölümünden sonra onu anlatan bir yazı yazmıştır ve onu şöyle tanıtmıştır;"özgür ama ölçülü;sıcak ama mesafeli;yaşlı ama çoçuksu;çevresiyle yaş baş duvarlarını yıkarak öylesine dostluklar kurardı ki;kişiliği öylesine çarpıcıydı ki yaptığı her iş gölgesinde kalırdı;elif naci'nin ressamlığı ,müzeciliği,gazeteciliği sanki yaşayışının doğal türevleriydi;fıkraları,nükteleri,dilden dile gezer,bunlara her gün yenilerini katar,yaşadığı her anı zekasının süzgecinden geçirmeden duramazdı.son günlerine değin üretkendi,gözlerindeki katarakt yüzünden üzülüyordu;iyi göremediğinden değil resim yapamadığı içindi üzüntüsü." demiştir.
    sevdiği bir başka yazar da nazım hikmet'miş.adam yayınevinden mehmet fuat'ın yazdığı nazım hikmet kitabında anlatıldığına üzere peyami safa ile nazım hikmet'in araları açık iken elif naci ile basın mensublarınında bulunduğu bir ortamda peyami safa "...artık nazım hikmet okunmuyor,hem yazıları bakkal ağzı,sütçü narası gibi kelimelerle dolu." diyince elif naci peyami safa ile sert bir tartışmaya girişmiş.
    ressamlığı evresinde dahil olduğu d grubuna gelirsek eğer;d grubundan önce üç tane sanat grubu/topluluğu vardı bunlar;
    1)güzel sanatlar birliği(osmanlı ressamlar cemiyeti)
    2)yeni ressamlar cemiyeti
    3)müstekil ressamlar ve heykeltraşlar birliği
    bunlardan sonra kurulan dördüncü grup olduklarından adlarını latin alfabesinin dördüncü harfi olan d'yi grup adı almışlardır.bu gruplar d grubuna kadar hep ışık,gölge,manzara resimleri yapmışlardır ama d grubu bunu bırakıp kübizmi seçmiştir.elif naci'nin resimlerinde de bu farkedilir zaten,kaligrafik çalışmaları da olmuştur,aynı akım çerçevesinde soyut anlayışa yönelmiştir zamanla.
  • darülbedayi açıldığında, sınavı ilk kazanan gençlerden biridir.
  • "ünlü ressam ve müzecimiz elif naci bey merhum, topkopı müzesi müdürü olduğu zamanlarda basşından geçen bir olayı, kendisi şöyle anlatmıştı:
    «makamın cennet olsun deseniz de, ben cennete gitmeyeceğimi biliyorum. topkapı sarayında görevli olduğum zamanlarda, memurlardan biri odama girdi. adını hiç unutmam. etrafına bakındı, kapıyı kapadı. çok önemli bir şey söyleyecek gibi bir pozisyonda: 'beyefendi! siz resim yapıyorsunuz değil mi?' dedi. evet deyince: 'sizi çok severiz, yapmayın resim!' dedi. ekledi: 'çünkü resim günahtır. yapan doğru cehenneme gider' dedi.

    «müdür sandalyesinde oturduğum için, memurun davranışını biraz laubâli buldum: 'sen resim yapıyor musun?' o: 'allah korusun!' dedi. dedim ki: 'başka günahın da yoksa, demek ki cennete gideceksin' o emindi: 'elbette... inşallah...'» elif naci bey, konuşmayı şöyle kapatıyor:
    «seninle beraber cennette olmaktansa ben cehennemi tercih ederim»."

    aydın boysan - aldanmak (s. 200)