şükela:  tümü | bugün
  • önyargılar nedeniyle dünyanın hemen her yerinde büyük sorunların yaşandığı durumdur...
    genel olarak engelli istihdamına baktığımızda ilk karşımıza çıkan örnek amerikadır; engelli istihdamı alanında oldukça duyarlı davranmaya çalışan araştırmacılar şu sonuçlara ulaşmışlardır:

    engellilerin istihdamı ile ilgili önyargılar, engellilerin iş yaşamında gerekli çoğunluğu sağlayamamalarının başında gelen en önemli faktördür. abd’de yapılan bir araştırma, önyargıların ne olduğunu özetler nitelikte:
    a. özürlü işçiler, sık sık mazeret izni alırlar ve sürekli hastalanırlar.
    b. verimli ve iyi çalışamazlar.
    c. hissidirler. alıngan, kırılgan olurlar ve çabuk kızarlar.
    d. diğer çalışanları rahatsız etmektedirler ve genel çalışma temposunu düşürmektedirler.
    e. daha çok iş kazalarına maruz kalmaktadırlar.
    f. halkla ilişkiler açısından olumsuz bir manzara oluşturmaktadırlar.
    g. işyerinde özel düzenlemelerin yapılması masraflıdır.
    h. işten atmak ve cezai müeyyide uygulamak daha zordur.
    i. emek piyasasında yeterince sağlam işsiz bulunmaktadır.

    engelli bireyler hakkındaki bu önyargılar iş hayatında onların, insan kaynakları birimlerini, işverenler ve çalışma arkadaşları tarafından farklı olarak tanımlanmalarına neden olmuştur. farklı olarak görülmek engelli bireye, çalışmakta olduğu yerde kendisini kabul ettirme, üretken olduğunu kanıtlama ve ilişki kurmakta zorlanmadığını ispatlama için engelsiz bireyin gösterdiğinden çok daha büyük bir çaba harcamasına neden oluyor. engelli bireyin iş bulma sürecinde de engelsiz bireye göre çok daha büyük çaba harcaması, insanların kafalarında taşıdıkları çok daha fazla sayıda soruya cevap vermesi gerekiyor. bütün bu çabalar, yukarıda sıraladığımız önyargıların birçoğunu aşmasına yardımcı oluyor. abd’de, “özürlü iş gücüyle çalışma deneyimi olan işverenler” ile yapılan bir araştırma, tam da bu çabaları destekler nitelikte. araştırma engellilerin;

    a- iş bırakma ihtimalleri daha az olmaktadır.
    b- sorumlu ve kesintisiz olarak çalışmaktadırlar.
    c- daha az iş kazalarına sebep olmaktadırlar.
    d- işlerini daha çabuk kavramaktadırlar.
    e- daha çok iş bilincine sahip olmaktadırlar.
    f- normal işçiler kadar verim göstermektedirler.
    g- işlerine zamanında gelmektedirler.**

    türkiye'ye baktığımızda ise 2002 yılında devlet planlama teşkilatı, devlet istatistik enstitüsü ve özürlüler idaresi başkanlığı tarafından yapılan “türkiye özürlü araştırması”, türkiye'de özürlülük oranı olarak karşımıza yüzde 12.29 oranını çıkardı.
    erkekler için yüzde 11.10 iken,
    kadınlar için yüzde 13.45.
    özürlülerin;

    yüzde 1.5’u ortopedik,
    binde 60'ı görme,
    binde 37'si işitme,
    binde 38'i dil ve konuşma,
    binde 48'i zihinsel özürlü. bu gruptakilerin, yüzde 9.70'i de diğer özür gruplarında bulunuyor.
    özürlülere yönelik hizmetlerin hedef kitlesini bulması ve sınırlı kaynakların doğru kullanılması bakımından araştırma oldukça değerli veriler sağladı. genel olarak araştırmadan çıkan veri; özürlülerin, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlara tam katılamadığı ve fırsat eşitliğinden yararlanamadıkları yönünde.

    türkiye'de engellilerin istihdamı konusunda yarım asra sığan temel yaklaşım biçimi, 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı iş kanunu açısından da değişmedi. iş hukuku normları gelişmiş ülkelerin 1990'lı yıllarda daha farklı arayışlara girdiği bir dönemde, ülkemizde yine 'kota rejimi' olarak açıklanan istihdam modeline devam kararı alındı. yani, çalıştırılan işçi sayısından hareketle belirli bir büyüklüğe ulaşan işyerleri işverenlerine, çalıştırdıkları toplam işçi sayısı üzerinden belirli bir oranda engelli çalıştırma yükümlülüğü verilmesi uygulamasına devam edildi.
  • 2006 yılı 59.hükümet tarafından engelliler yılı olarak ilan edilmiştir ve 2006 yılı biterken henüz herhangi bir geçerli çözümün yaşanmadığı bir gerçekliktir engelli istihdamı...

    iş kurumu verilerine göre, 2003 yılında 464’ü kamu, 12 bin 17’si özel sektör olmak üzere 12 bin 481, 2004 yılında bin 320’si kamu, 15 bin 855’i özel sektör olmak üzere toplam 17 bin 172 engelli işe yerleştirilmiştir. 2005 ocak-eylül döneminde ise bin 132’si kamu, 16 bin 82’si özel sektör olmak üzere toplam 17 bin 214 kişi işe yerleşmiştir.

    engellilerin işe yerleştirme oranı yıllar içinde artmakla birlikte hala olması gereken düzeyde değildir. yasaya göre, kamuda yüzde 4, özel sektörde yüzde 3 oranında engelli istihdamı yapılması gerekmektedir. ancak 2005 yılı engelli kontenjanından kamuda 4 bin 280, özel sektörde ise 23 bin 558 kişilik olmak üzere toplam 27 bin 838 kişilik açık kontenjan bulunmaktadır. buna karşılık, işe yerleştirilmek üzere bekleyen 67 bin 511 engelli vatandaşımız vardır.

    türkiye kamu-sen ar-ge merkezi’nce, kamuda çalışan engellilerle ilgili olarak yapılan anket çalışmasında, engellilerin çalışma hayatında karşılaştığı güçlükler açıkça ortaya çıkmıştır. engellilerimizin gerek çalışma, gerekse sosyal alanda karşılaştıkları sorunların çokluğunu ve karmaşıklığını ortaya koyan bu çalışma, onların şimdiye kadar sürekli gözardı edildiğini, hemen hiç hesaba katılmadığını tespit etmesi açısından önemlidir.
  • ülkemizde engelli istihdamına yaklaşım hususunda ise şirketlerin yaklaşımı aşağıdaki şekildedir:
    temel yaklaşım, işyerinde çalışan işçi sayısının belirli bir sayıya ulaşmasına bağlı olarak, belirli oranda engelli işçi çalıştırılması olunca, engellilerin istihdamına ilişkin geliştirilen düşünceler de genellikle, engelli çalıştırma yükümlülüğünü belirleyen oranlarla oynamak ve daha fazla engelli istihdamını sağlamak şeklinde oldu.
    nitekim, işyerinde çalışan işçi sayısı elli ve daha fazla olduğunda işverenin engelli istihdam etme yükümlülüğü için önceleri yüzde 2 olarak belirlenen yükümlülük oranı, 1999 yılından itibaren yüzde 3'e çıkarıldı. 4857 sayılı yeni iş kanunu'nda oranların bakanlar kurulu tarafından belirleneceğine dair düzenlemede, sonucu önceden açık olarak anlaşılan bir şekilde, engelli istihdamında dikkate alınacak yükümlülük oranı pratik olarak yüzde 4'e kadar çıkarıldı.
    ancak, engellilerin istihdamıyla ilgili duyarlılık, istihdam yükümlülüğünü belirleyen oranlara odaklaştığından, çalışma yaşamının gerçekleri karşısında, istihdam yükümlülüğünün gerçekleşme oranları hiçbir zaman yasaya konulmuş oranlar düzeyinde gerçekleşmedi, gerçekleşemiyor.
    fakat, engelli istihdamı gündeme geldiğinde yine de ilk akla gelen, istihdam yükümlülük oranları ile istihdam yükümlülüğünü başlatan işyerindeki işçi sayıları olmakta. halbuki, gelişmiş çalışma ilişkilerini yaşayan ülkelerin uygulamalarından esinlenerek deneyebileceğimiz başka yaklaşımların olduğunu görerek bu seçenekleri de gündeme taşımamız gerekiyor.
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=144065

    türkiye’de engellilik: yasal düzenlemeler

    türkiye’de bu anlamda yapılan çalışmaların çok fazla ve yeterli olduğunu söylemek oldukça zor olsa da yeni yasal düzenlemelerle beraber geliştirilmeler devam ediyor; engellilerin çalıştırılmasına ve çalışma koşullarına ilişkin maddelere yer veriliyor.

    “50 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde 4857 sayılı iş kanununun 30uncu maddesi ile 3713 sayılı kanunun ek 1inci maddesinin (b) fıkrasına göre çalıştırılması zorunlu olan özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının istihdamına ilişkin yönetmelik 24/3/2004 tarih ve 25412 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
    söz konusu yönetmelik hükümlerine ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

    oranların belirlenmesi

    madde 1- 50 ve daha fazla sayıda işçi çalıştıran işverenlerin, 4857 sayılı iş kanununun 30 uncu maddesine göre her yılın ocak ayı başından itibaren yürürlüğe girecek şekilde bakanlar kurulunca belirlenecek oranlarda, özürlü ve eski hükümlü ile 3713 sayılı terörle mücadele kanununun ek 1 inci maddesinin (b) fıkrasında yer alan terör mağduru (özel sektör için) işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmaları gerekmektedir.

    bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranı yüzde altıdır. ancak, özürlüler için belirlenecek oran toplam oranın yarısından az olamaz.

    2004 yılı için özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma oranı 8/3/2004 tarihli ve 2004/6976 sayılı bakanlar kurulu kararı ile kamu sektörü için % 4 özürlü, % 2 eski hükümlü (3713 sayılı kanunun ek 1 inci maddesinin (a) fıkrası gereğince de ayrıca % 0.5 terör mağduru) olarak, özel sektör için ise % 3 özürlü, % 1 eski hükümlü, % 1 terör mağduru ve kalan % 1 de işverenin tercihi doğrultusunda özürlü veya eski hükümlü olarak belirlenmiştir.

    özel sektör işverenlerinin, tercihlerine bırakılan % 1’lik oranı özürlü veya eski hükümlülerden hangisi için kullanacaklarını bakanlar kurulu kararının yayımlandığı 19/3/2004 tarihinden itibaren 15 gün içinde bulundukları yerdeki kurum il veya şube müdürlüklerine bildirmeleri zorunludur. bu süre içinde tercihini bildirmeyen işverenlerin tercih hakkını kullanmaktan sarfınazar ettikleri kabul edilerek, % 1’lik oranın kullanımı kurum il veya şube müdürlüğü tarafından belirlenir.”

    24 mart 2004 tarihli resmi gazete’de yayımlanan çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı’ndan özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru istihdamı hakkında yönetmelik, işyerlerinin özürlülerin çalışma şartlarına gore hazırlanmasını düzenler. bu yönetmeliğin 14üncü maddesine gore:

    “…işverenler, işyerlerini imkanları ölçüsünde, özürlülerin çalışmalarını kolaylaştırabilecek şekilde hazırlamak, sağlıkları için gerekli tedbirleri almak, mesleklerinde veya mesleklerine yakın işlerde çalıştırmak, işleriyle ilgili bilgi ve yeteneklerini geliştirmek, çalışmaları için gerekli araç ve gereçleri sağlamak zorundadırlar.özürlüler, yapabilecekleri işler dışında sağlıklarına zarar verecek diğer işlerde çalıştırılamaz. uygun koşulların varlığı halinde çalışma sürelerinin başlangıç ve bitiş saatleri, özürlünün durumuna göre belirlenebilir."

    iş kanunu’nun 31. maddesinde ise engelliler hizmet erbaplarına göre üç bölüme ayrılmaktadır ve engelleri derecesinde hizmet erbabının ücreti indirilecektir.

    “madde 31. — çalışma gücünün asgarî % 80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgarî % 60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgarî % 40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve aşağıda sakatlık dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir:

    sakatlık indirimi;
    *birinci derece sakatlar için 440.000.000 lira,
    *ikinci derece sakatlar için 220.000.000 lira,
    *üçüncü derece sakatlar için 110.000.000 liradır.”*

    yukarıda sözü geçen maddeler, dünya çapında yapılan iyileştirme çalışmaları ve hukuksal düzenlemelerin, türkiye’deki yansımalarıdır. engelli bireyler tarafından, bu düzenlemeler yeterli bulunmasa da, yapılan değişikliklerin uzun vadede ümit veren gelişmelerin nedeni olabilir.
  • engelli istihdami konusu avrupa birligi yolunda girdigimiz ve cogu tarafimdan tasvip edilmeyen onca hukuksal düzenleme arasinda kanimca en önemlilerinden biridir. sirketlerin belli bir eleman sayisina ulastiklarinda belli bir oranda engelli eleman calistirma zorunlulugu sadece uyulmasi gereken bir yasa olmaktan cikmali, isverenler tasidiklari sosyal sorumlulugun farkina varmalidir. bunun yolu genel olarak halkimizin kültürel alanda cag atlamasiyla bire bir baglantili oldugu icin fazla umutlu degilim ama yine de hükümet üzerine düseni yapmali ve bu konuda insanlarin hassaslasmasi icin gerekli adimlari atmali diye düsünüyorum.

    avrupa' da isverenler mecbur edildikleri oranda engelli calistirmadiklari zaman senelik bir ceza ödemek zorundalar ve bu cezalardan alinan paralar hayati engelliler icin kolaylastirma adina ortak bir fona akmakta. buralardaki isverenler cok yüksek bir ceza olmadigi halde bu parayi ödemektense seve seve engelli elemanlari ise alirlar. cünkü onlarin gercekten calisabileceklerine inanirlar. bu bir bakis acisidir ve bunu saglamak bizim elimizde. normalde kafamizi fazla yormadigimiz bir konuda hassaslasarak etrafimizdaki mevcut isverenler ya da gelecegin isverenlerinin bakis acisini degistirebilsek bile bu cok önemli bir adim sayilir.
  • şirketlerin sadece kanun yükümlülüğünden dolayı değil, kendi sosyal sorumluluk ve kalite politikalarına yerleştirerek daha çok engelli vatandaşımızı iş sahibi yaptıkça toplumca genel medeniyet seviyemizin artacağına inandığım durum.
  • saglam temeller uzerinde hazirlanmamis gostermelik bir yururlugun keman gicirtisini animsatan teranesi. is sahalarinda engelli calistirma yasasi, engellinin is sahalarinda yetenek ve becerilerini on plana cikarabilicek, onu yetistirip sahasinda tecrubeli bir eleman haline getirebilicek saglam bir alt yapi olmadan nasil gerceklestirilebilinir akil almiyor dogrusu. yetenek, bilgi ve becerisi olmayan bir elemanin samimi olarak bir is sahasinda calismasi ne kadar gercege yakin olabilir????? yasayi cikaran sayin sorumlular yuksek okulu veya meslek okulunu bitirmis oldugu halde issizlikten kivranan vatandaslarin coklugunda hayalden oteye gitmeyecek, sadece zaman ve kagit israfindan baska hicbir olumlu yani gorulemeyecek bir duaya niye amin diyorlar hic anlasilir gibi degil. akil var mantik var!!!! engelli cocugu hayata hazirlayabilicek saglam bir egitim sistemi oncelikte yer almazsa, nasil bir hayati plani yapilabilinir? turkiye de engelli sayisina yonelik kac yeterli tam imkanli devlet okulu var, kac cocuk yetenek ve becerisini, algi kapasitesini saptayacak panelden gecmis ve ne tur egitici prgramlara dahil edilerek is hayatina hazirlanmis once ona bakalim.... bir engelli is yerine, sosyal hizmet ulasimiyla gidemeyecek durumda ise devlet ozel butcesinden onun taksiyle gidebilmesi icin masrafini karsilar, bir engelli is yerinde kapasitesine gore is yapabiliyorsa eksik saatleri, tam yapilamayan isin karsiligini devlet gene oder engelli tam maasini alir bu boyledir. bos yasalarin bos goz boyama kurallari yururlukte falan olamaz, sadece yerinde sayar avrupa birligi ne " aha biz ileri goruslu medeni bir toplumuz" diye yalanciktan gosterilir. gecelim bunlari..... resmi gazetede once, 8,5 milyon engellinin tamamini kapsaycak tam teskilatiyla, kadrosuyla, egitimcisiyle, okullari, meslek kurslarini bir gorelim. asgari engelli maasinin calisamayan engelliye ayda $1800 olarak odenmesi kararini bir gorelim, elektrik, su ve havagazi giderlerinin %30 nun engelliye devlet tarafindan indirimli verilmesini bir garantiliyelim. ebeveynleri bile otursa kira masrafi olarak maasina ayda en az $ 400 eklendigini gorelim, devletin sosyal hizmetlere bagli yaptigi evleri yaslilar, fakirler ve engellilere ayda $150 gibi cuzi bir meblah karsiliginda kiraladigini bilelim.... bu isler boyle gavur yapiyor ve de yaptim iste burda ispati diyebiliyor. bizim insanimizin nesi eksik??????????

    edit = (canim mijen'im cok guzel bir insansin. gerceklere deginiyorsun, magdur insanimizin ihtiyaclari icin cirpiniyorsun hep var ol ve senin gibileri de hep var olsun. diliyorum ki, tbbm e bir gun guclu sihirli bir el insanimiza gercekten, yurekten yardim etmek isteyen guzel insanlari getirsin....)
  • fiziksel engelliler vakfının (fev) ürettiği projeler ile (yuvarlak rakamla) bugüne dek iki bin engellinin istihdamı gerçekleşti.

    engelliyi tüketen değil, üreten bir kişi olarak değerlendiren, onlara balık veren değil, balık tutmayı öğreten bir yaklaşımda olan vakfın, işkur desteği ile yürüttüğü ve halen devam ettirdiği engelli istihdamı projeleri sayesinde ;engelliler sosyal hayata atılıp, para kazanıp, kendilerini ve ailelerini geçindirebiliyorlar. kendilerine özgüvenleri geliyor, ailelerine bir yük olmadıklarının keyfine varıyorlar.

    işkur'a kaydını yaptırmış, on sekiz yaşını tamamlamış ve emekli olmayan her engelli türk vatandaşı, fev'in istihdam projelerinden faydalanabiliyor ve iş gücü bu projeler ile değerlendiriliyor.

    işkur'a kayıtlı engelli, fev'e gelip mülâkata giriyor; mülâkatta kişinin engel durumu, derecesi, eğitim durumu, becerileri, hangi işlerde çalışıp çalışamayacağının ayrıntılı bir raporu tutuluyor. bu veriler sonucu, engelli istihdamı yapan özel sektör firmalarının ihtiyaç duyduğu engelli tipindeki kişi; işveren ile buluşturuluyor. bu buluşma firma yetkililerinin vakfa gelip kişileri iş görüşmesine alması şeklinde olabildiği gibi, vakıf insan kaynakları uzmanlarının refakâtinde direkt işverenin mekânında da gerçekleşebiliyor.

    istihdam edildikten sonra kişi vakfın verdiği "işe uyum" seminerlerine çağrılıyor. işyerinde yaşadığı herhangi bir problemle ilgili yardım alabiliyor.
  • genelde "engelli is arayan var mi" bir maille posta kutunuza gelen duyurularla tamamlanan süreç. evet türkiye'de bir kurum var, bir işlerlik var ama gerçek ve doğru istihdam maalesef yok.

    zaten şirketlerde "kotamizi doldurmak uzere engelli ariyoruz" yaklasimi cok rastladigimiz bir durum...iş-kur'a güvenmeyen işveren tanıdık aracılığı ile güveneceği, iş bildigini bildiği ya da bankamatik memuru yapacaksa tanıdığa olsun niyetiyle bu istihdam için duyuru mailleri atmaya aşlar

    maalesef ki bir bilinç, bilgi, cesaret eksikliğidir bu durum. engellilerin en az herhangi bir engeli olmayan insanlar kadar rahat yapabilecekleri bircok is var. buradan yola çıkarak bir yetklinin sözlerini alıntılamak istiyorum "isverenlerin de bu konuda biraz duyarli olarak bu kisilerin hangi isleri yapabilecekleri konusunda bilgi sahibi olmaya calisip bu tur bir arayis icine girerken hangi pozisyon icin, hangi niteliklere sahip engelliler aradiklarini belirtmelerinin firsat esitligi acisindan daha dogru olacagini dusunmekteyim. aksi yonde bir dusunce tarzi iki davranistan birini dogurmaktadir: bunlardan birincisi engelliyi bankamatik engellisi yapip ise gelmeden sadece maasini almasini onermek, ikincisi ise olabildigince az engeli olan birini secip kendine "sorun cikarmayacagini" dusunerek kendini rahatlatip ceza odemekten bu yolla kurtulmak."
    ----

    örneğin bir tekerlekli sandelye kullanıcısı için işyerinde pek çok düzenleme gerekirken, bir görme engelli için gerekmez. evet, işe alımında en çok korkulan engel kapsamlarından birine sahip olan görme engelliler de çok az emekle duyarlı mekan planlaması yapılarak çok verimli bir şekilde istihdam edilebilir. yani öküzce söylemek gerekirse bu sizin işveren olarak becerinizdir.

    başta insan kaynakları olmak üzere, şirket yönetiminde yer alan kişiler bu konuda çok değişklik yapabilirler, ülke genelinde süreçlerin değişmesinde çok yardımcı olabilirler.

    o kadar hassas insanlari , doğru yönlendirip, sizin için çok değerleri işleri, bilgileri, belgeleri onlara emanet ettiğinizde ne kadar iyi bir sonuç alabileceğinizi hayal edebiliyor musunuz?

    biraz düşleyin.
  • (bkz: türkiye nazi almanyası olur mu)

    şu anda tv'de yeni engelli düzenlemelerini dinliyorum, yapılan düzenleme ayıptır, günahtır ama en önemlisi bu ülkenin %10'unu hiçe saymaktır. hükümetin engelliler için pozitif ayrımcılığı desteklemesi beklenirken aksine engellileri olağan yaşamdan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapmaktalar. hatta engellileri toplumdan uzaklaştırmak yetmez, lütfen nazi almanyasındaki gibi bizleri yok edin ki sonradan başınız ağrımasın.

    bugün akp politikası sadece kürtler, müslümanlar ve yandaşları üzerine kuruludur. bunların dışında hiç kimse için kılını kıpırdatmaz, parmağını bile kaldırmaz. sonra da "hobi olarak eleştiriyorsunuz" derler, pardon uzaktan mı bakaydık? yapılan yanlışları mhp'de yapsa, chp'de yapsa yine eleştirilir, geçmişte de eleştirilmiştir, ama hiç bir hükümet, hiç bir parti eleştiriye bu kadar tahammülsüz olmamıştı.

    sayın çalışma bakanına sesleniyorum; inşallah siz ya da bir yakınınız engelli olur da insanların ne çektiklerini, ne yaşadıklarını ilk elden öğrenirsiniz, yoksa sizin engellileri anlayacağınız yok.
  • pozitif ayrımcılık istemediğimiz istihdam türü. bu işin ekmeğini yiyenlerin bile hoşlanmadığı örnekler var; şirketin kadroda gösterip, maaş adı altında burs vermesi, bir nevi kadro doldurmak için rüşvet yedirmesi. zira cezası hilesinden daha pahalı.