şükela:  tümü | bugün
  • engelli istihdami konusu avrupa birligi yolunda girdigimiz ve cogu tarafimdan tasvip edilmeyen onca hukuksal düzenleme arasinda kanimca en önemlilerinden biridir. sirketlerin belli bir eleman sayisina ulastiklarinda belli bir oranda engelli eleman calistirma zorunlulugu sadece uyulmasi gereken bir yasa olmaktan cikmali, isverenler tasidiklari sosyal sorumlulugun farkina varmalidir. bunun yolu genel olarak halkimizin kültürel alanda cag atlamasiyla bire bir baglantili oldugu icin fazla umutlu degilim ama yine de hükümet üzerine düseni yapmali ve bu konuda insanlarin hassaslasmasi icin gerekli adimlari atmali diye düsünüyorum.

    avrupa' da isverenler mecbur edildikleri oranda engelli calistirmadiklari zaman senelik bir ceza ödemek zorundalar ve bu cezalardan alinan paralar hayati engelliler icin kolaylastirma adina ortak bir fona akmakta. buralardaki isverenler cok yüksek bir ceza olmadigi halde bu parayi ödemektense seve seve engelli elemanlari ise alirlar. cünkü onlarin gercekten calisabileceklerine inanirlar. bu bir bakis acisidir ve bunu saglamak bizim elimizde. normalde kafamizi fazla yormadigimiz bir konuda hassaslasarak etrafimizdaki mevcut isverenler ya da gelecegin isverenlerinin bakis acisini degistirebilsek bile bu cok önemli bir adim sayilir.
  • şirketlerin sadece kanun yükümlülüğünden dolayı değil, kendi sosyal sorumluluk ve kalite politikalarına yerleştirerek daha çok engelli vatandaşımızı iş sahibi yaptıkça toplumca genel medeniyet seviyemizin artacağına inandığım durum.
  • saglam temeller uzerinde hazirlanmamis gostermelik bir yururlugun keman gicirtisini animsatan teranesi. is sahalarinda engelli calistirma yasasi, engellinin is sahalarinda yetenek ve becerilerini on plana cikarabilicek, onu yetistirip sahasinda tecrubeli bir eleman haline getirebilicek saglam bir alt yapi olmadan nasil gerceklestirilebilinir akil almiyor dogrusu. yetenek, bilgi ve becerisi olmayan bir elemanin samimi olarak bir is sahasinda calismasi ne kadar gercege yakin olabilir????? yasayi cikaran sayin sorumlular yuksek okulu veya meslek okulunu bitirmis oldugu halde issizlikten kivranan vatandaslarin coklugunda hayalden oteye gitmeyecek, sadece zaman ve kagit israfindan baska hicbir olumlu yani gorulemeyecek bir duaya niye amin diyorlar hic anlasilir gibi degil. akil var mantik var!!!! engelli cocugu hayata hazirlayabilicek saglam bir egitim sistemi oncelikte yer almazsa, nasil bir hayati plani yapilabilinir? turkiye de engelli sayisina yonelik kac yeterli tam imkanli devlet okulu var, kac cocuk yetenek ve becerisini, algi kapasitesini saptayacak panelden gecmis ve ne tur egitici prgramlara dahil edilerek is hayatina hazirlanmis once ona bakalim.... bir engelli is yerine, sosyal hizmet ulasimiyla gidemeyecek durumda ise devlet ozel butcesinden onun taksiyle gidebilmesi icin masrafini karsilar, bir engelli is yerinde kapasitesine gore is yapabiliyorsa eksik saatleri, tam yapilamayan isin karsiligini devlet gene oder engelli tam maasini alir bu boyledir. bos yasalarin bos goz boyama kurallari yururlukte falan olamaz, sadece yerinde sayar avrupa birligi ne " aha biz ileri goruslu medeni bir toplumuz" diye yalanciktan gosterilir. gecelim bunlari..... resmi gazetede once, 8,5 milyon engellinin tamamini kapsaycak tam teskilatiyla, kadrosuyla, egitimcisiyle, okullari, meslek kurslarini bir gorelim. asgari engelli maasinin calisamayan engelliye ayda $1800 olarak odenmesi kararini bir gorelim, elektrik, su ve havagazi giderlerinin %30 nun engelliye devlet tarafindan indirimli verilmesini bir garantiliyelim. ebeveynleri bile otursa kira masrafi olarak maasina ayda en az $ 400 eklendigini gorelim, devletin sosyal hizmetlere bagli yaptigi evleri yaslilar, fakirler ve engellilere ayda $150 gibi cuzi bir meblah karsiliginda kiraladigini bilelim.... bu isler boyle gavur yapiyor ve de yaptim iste burda ispati diyebiliyor. bizim insanimizin nesi eksik??????????

    edit = (canim mijen'im cok guzel bir insansin. gerceklere deginiyorsun, magdur insanimizin ihtiyaclari icin cirpiniyorsun hep var ol ve senin gibileri de hep var olsun. diliyorum ki, tbbm e bir gun guclu sihirli bir el insanimiza gercekten, yurekten yardim etmek isteyen guzel insanlari getirsin....)
  • fiziksel engelliler vakfının (fev) ürettiği projeler ile (yuvarlak rakamla) bugüne dek iki bin engellinin istihdamı gerçekleşti.

    engelliyi tüketen değil, üreten bir kişi olarak değerlendiren, onlara balık veren değil, balık tutmayı öğreten bir yaklaşımda olan vakfın, işkur desteği ile yürüttüğü ve halen devam ettirdiği engelli istihdamı projeleri sayesinde ;engelliler sosyal hayata atılıp, para kazanıp, kendilerini ve ailelerini geçindirebiliyorlar. kendilerine özgüvenleri geliyor, ailelerine bir yük olmadıklarının keyfine varıyorlar.

    işkur'a kaydını yaptırmış, on sekiz yaşını tamamlamış ve emekli olmayan her engelli türk vatandaşı, fev'in istihdam projelerinden faydalanabiliyor ve iş gücü bu projeler ile değerlendiriliyor.

    işkur'a kayıtlı engelli, fev'e gelip mülâkata giriyor; mülâkatta kişinin engel durumu, derecesi, eğitim durumu, becerileri, hangi işlerde çalışıp çalışamayacağının ayrıntılı bir raporu tutuluyor. bu veriler sonucu, engelli istihdamı yapan özel sektör firmalarının ihtiyaç duyduğu engelli tipindeki kişi; işveren ile buluşturuluyor. bu buluşma firma yetkililerinin vakfa gelip kişileri iş görüşmesine alması şeklinde olabildiği gibi, vakıf insan kaynakları uzmanlarının refakâtinde direkt işverenin mekânında da gerçekleşebiliyor.

    istihdam edildikten sonra kişi vakfın verdiği "işe uyum" seminerlerine çağrılıyor. işyerinde yaşadığı herhangi bir problemle ilgili yardım alabiliyor.
  • genelde "engelli is arayan var mi" bir maille posta kutunuza gelen duyurularla tamamlanan süreç. evet türkiye'de bir kurum var, bir işlerlik var ama gerçek ve doğru istihdam maalesef yok.

    zaten şirketlerde "kotamizi doldurmak uzere engelli ariyoruz" yaklasimi cok rastladigimiz bir durum...iş-kur'a güvenmeyen işveren tanıdık aracılığı ile güveneceği, iş bildigini bildiği ya da bankamatik memuru yapacaksa tanıdığa olsun niyetiyle bu istihdam için duyuru mailleri atmaya aşlar

    maalesef ki bir bilinç, bilgi, cesaret eksikliğidir bu durum. engellilerin en az herhangi bir engeli olmayan insanlar kadar rahat yapabilecekleri bircok is var. buradan yola çıkarak bir yetklinin sözlerini alıntılamak istiyorum "isverenlerin de bu konuda biraz duyarli olarak bu kisilerin hangi isleri yapabilecekleri konusunda bilgi sahibi olmaya calisip bu tur bir arayis icine girerken hangi pozisyon icin, hangi niteliklere sahip engelliler aradiklarini belirtmelerinin firsat esitligi acisindan daha dogru olacagini dusunmekteyim. aksi yonde bir dusunce tarzi iki davranistan birini dogurmaktadir: bunlardan birincisi engelliyi bankamatik engellisi yapip ise gelmeden sadece maasini almasini onermek, ikincisi ise olabildigince az engeli olan birini secip kendine "sorun cikarmayacagini" dusunerek kendini rahatlatip ceza odemekten bu yolla kurtulmak."
    ----

    örneğin bir tekerlekli sandelye kullanıcısı için işyerinde pek çok düzenleme gerekirken, bir görme engelli için gerekmez. evet, işe alımında en çok korkulan engel kapsamlarından birine sahip olan görme engelliler de çok az emekle duyarlı mekan planlaması yapılarak çok verimli bir şekilde istihdam edilebilir. yani öküzce söylemek gerekirse bu sizin işveren olarak becerinizdir.

    başta insan kaynakları olmak üzere, şirket yönetiminde yer alan kişiler bu konuda çok değişklik yapabilirler, ülke genelinde süreçlerin değişmesinde çok yardımcı olabilirler.

    o kadar hassas insanlari , doğru yönlendirip, sizin için çok değerleri işleri, bilgileri, belgeleri onlara emanet ettiğinizde ne kadar iyi bir sonuç alabileceğinizi hayal edebiliyor musunuz?

    biraz düşleyin.
  • (bkz: türkiye nazi almanyası olur mu)

    şu anda tv'de yeni engelli düzenlemelerini dinliyorum, yapılan düzenleme ayıptır, günahtır ama en önemlisi bu ülkenin %10'unu hiçe saymaktır. hükümetin engelliler için pozitif ayrımcılığı desteklemesi beklenirken aksine engellileri olağan yaşamdan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapmaktalar. hatta engellileri toplumdan uzaklaştırmak yetmez, lütfen nazi almanyasındaki gibi bizleri yok edin ki sonradan başınız ağrımasın.

    bugün akp politikası sadece kürtler, müslümanlar ve yandaşları üzerine kuruludur. bunların dışında hiç kimse için kılını kıpırdatmaz, parmağını bile kaldırmaz. sonra da "hobi olarak eleştiriyorsunuz" derler, pardon uzaktan mı bakaydık? yapılan yanlışları mhp'de yapsa, chp'de yapsa yine eleştirilir, geçmişte de eleştirilmiştir, ama hiç bir hükümet, hiç bir parti eleştiriye bu kadar tahammülsüz olmamıştı.

    sayın çalışma bakanına sesleniyorum; inşallah siz ya da bir yakınınız engelli olur da insanların ne çektiklerini, ne yaşadıklarını ilk elden öğrenirsiniz, yoksa sizin engellileri anlayacağınız yok.
  • pozitif ayrımcılık istemediğimiz istihdam türü. bu işin ekmeğini yiyenlerin bile hoşlanmadığı örnekler var; şirketin kadroda gösterip, maaş adı altında burs vermesi, bir nevi kadro doldurmak için rüşvet yedirmesi. zira cezası hilesinden daha pahalı.
  • (bkz: #31643624)
  • türkiye iş kurumu tarafından işe yerleştiren engelli işçi sayısı, ağırlıklı olarak özel sektörde olmak üzere 2011 yılına kadar büyük sayılara ulaştı. 2003 yılında kamu ve özel sektörde işe yerleştirilen işçi sayısı 12.481’ken 2011’de bu sayı 38.349’a kadar çıktı. ancak bu tarihten itibaren engelli işçiler için sağlanan istihdam oranları önemli ölçüde azaldı. 2016 yılında yeni istihdam edilen engelli işçi sayısı 15 bin 31’e kadar düştü. 2017’nin ilk altı ayındaki engelli istihdam sayısı ise 6 bin 242 oldu, genel işsizlikteki artışa paralel olarak engelli istihdamı da düşüşe geçerek %12,2 seviyesine indi.

    detay: türkiye'de engellilerin yoksulluk ve işsizlik durumu
  • bu coğrafyada o kadar sıkıntılı, o kadar aşağılık, o kadar insan hak ve özgürlüklerine aykırı bir süreç ki yani toplum olarak başımıza ne tür belalar gelirse gelsin hepsini hak ediyoruz. bakın dünyadan ya da avrupadan örnekler vererek ya da bilimsel tespitlerle kafa alçılama yapmayacağım. bizim gördüğümüz, şahit olduğumuz ve duyduğumuz pespayelik üzerinden durumun vehametini aktarayım.

    öncelikle engelli yaşam da tıpkı her insanın yaşamının doğal akışında yaşadığı hüzünler, acılar, sevinçler, coşkular vs. gibi insani duygularla birlikte sürer gider. ''hepimiz engelli adayıyız'' diye sarfedilen sıçmık cümle engelli bireylerin yaşamına saygı değil, engellileri ayrıştıran ötekileştiren bir cümledir. hiçbiriniz engelli adayı değilsiniz, çünkü ''engelli olmak'' kavramı bir uzvunuzun elim bir kaza sonrası ya da başınıza gelen talihsiz bir olay sonrası işlememesi değil sadece. engelli olmak, toplum-tanrı-devlet kutsal üçgeninin sizin fiziksel,zihinsel ya da ruhsal yaşadığınız zorlukları daha da zor hale getirme ya da zorlukların üstesinden el birliğiyle gelme durumudur. ve emin olun bu coğrafya bu olgunun ilk cümle öbeği içerisindedir net ve kesin olarak. yani daha da zor hale getirme.

    istihdam dediğimiz şey, herhangi bir bireyin kendi sosyo-duygusal becerileri doğrultusunda bir mesleği icra etmeye uygun görülmesi ve o yaptığı iş üzerinden kazancıyla yaşamını idame ettirmesidir.ama bu coğrafyada bu istihdam kavramı da bir ''lütuf'' olarak görülüyor. hele hele engelli istihdamı lütfun da ötesinde bir bağışlama, bir mucize, bir ''ol'' dedi ve oldu vs. gibi doğaüstü bir inanış üzerinden şekilleniyor. en büyük bilinçsizlik işverende, o kadar bilinçsiz o kadar sığ işverenlerimiz var ki inanın devlet kota zorunluluğunu dayatmasa tek bir engelli istihdamı yapmazlar ve bu oran yapılan anket çalışmalarında ''zorunlu olmazsa çalıştırmam'' cevabı yüzde 90'ın üzerinde. yani diyeceğim o ki en büyük sıkıntı işverenlerde. örneğin, engelli istihdamı yapması gereken bir işveren yine aynı iş yerinde beyaz yakalı bir pozisyonda ihtiyaç varken o pozisyonu bipolar bozukluğu olan bir birey, astım hastası olan bir birey ya da fiziksel olarak olarak bir uzvu eksik olan bir birey ile doldurmayı tercih etmiyor. ve çalışma disiplini olarak hiçbir sıkıntısı olmamasına rağmen tercih etmiyor. peki neden ? çünkü o sığ kafa ''zaten sıkıntılı benim başıma ileride dert açar sonra uğraş dur'' düşüncesine göre planlama yapıyor. halbuki bir omurilik yeterli kendisine kafasının içerisinde bir beyin taşımasına gerek yok bu patron müsvettesinin.

    devlet mekanizmasının engelli istihdamında en büyük eksikliği ise engelli bireyler için kurulan ve bağımsız bilinç yaratmaya çalışan stk'larla organik bir bağ kuramaması. her daim olduğu gibi yakınlık kurduğu stk'lar da siyasi görüş üzerinden şekilleniyor. engellilik bilinci üzerine ''engelsiz bir yaşam'' mottosuyla gönüllü çalışma yapan egodan yoksun öyle güzel stk'lar var ki bunlarla bir bağ kurulsa toplumu da bilinçlendirecek şahane projeler geliştirilir.