şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • nietzsche 'ye göre; evripidesçi drama ve sokratesçi diyalektik, tragedyayı yoketmiştir.
    işte bu inanç bile aslında nietzsche 'nin sokrates sorununa dair, ilginç saptamalardan biridir.

    herakleitos/4 entirimden alıntılıyorum;

    "..evripides, tragedyanın konusunu kahramanlıklardan (bkz: hero), yaşam hakkındaki bilgeliğin sonuçlarının ele alındığı ulvi temalardan sıradan yurttaşların gündelik kişisel ilişkilerine, yaşadığı aksiliklere ve komik olaylara kaydırır; sokrates ise; tragedyayı aklın parmaklıklarının ardına hapseder ve insan yaşamı tanımını, rasyonel bir anlatıma ayak dirediği gerekçesiyle inandırıcı bulmaz.
    evripides 'in dramalarında, ender rastlanan şeylerden alınan haz, sıradanlıklardan alınanlara yenik düşer. insan doğasının yozluğunun sınırsız seçenekleriyle ilgilenmek, insan doğasının mükemmeliğinden büyülenmenin yerini alır. (peter berkowitz,nietzsche*)

    tragedyanın doğuşu'ndaki trajik bilgeliğin en saf antitezi olan şeytan veya euripides'in ağzından konuşan tanrı, bir "sokratik eğilim", tragedya "ile savaşan ve onu yenen" sahte bir bilgeliktir (td 12).

    nietzsche'nin geleneksel olmayan bilgelik görüşü, yani silenuscu bilgelik veya kaos bilgisi, onun bilgeliğin insan mükemmeliyetinin temeli olduğu şeklindeki geleneksel düşüncesiyle birleşerek, nietzsche'yi sokrates'in geleneksel itibarını yeniden değerlendirmeye zorlar. sokratik tini, görüngüleri özenli bir analitik araştırmaya tabi tutma ve konuşmalara, edimlere, yaratılara ve doğaya, sadece onların iç tutarlılıklarına ve kesin bir şekilde belirlenmiş rasyonel kriterlere uygunluklarına bakarak saygı gösterme itkisi olarak tanimlar. nietzsche sokratik tini lanetler, çünkü sözümona bu tin dünyayı gerçekte olduğu gibi görme ve trajik bilgeliğin gö- rünür kıldıklarını kavrama konusunda devasa bir yetersizliği ifade etmektedir. bu yüzden çelişkili bir şekilde, "estetik sokratizm"i ve onun yüce kriterini ("bir şeyin güzel olması için anlaşılabilir olması gerekir") böyle bir genel bakış açısının cehaletten kaynaklandığı ve varoluşun gerçek mahiyetini gizlediği gerekçesiyle kınar (td 12).

    nietzsche'nin, sokrates'i şiire ihanet eden bir tür şair olarak tasvir etmesi, dionysosca tragedyayı felsefenin üstün bir şekli olarak ele almasıyla bağdaşır. felsefe ve şiir arasındaki çekişmeyi, insan bilgeliğinin anlamının birbiriyle yarış içindeki iki yorumu arasındaki vahim savaş olarak tasvir ederken, bilgeliğin davranışları belirlemesi veya insanoğlunun özlemlerinin nesnesi olması gerektiğini hiçbir zaman sorgulamaz. nietzsche'nin kuram insanına yönelttiği en büyük eleştiri onun sahte bir bilgelik peşinden koştuğu ve insanlık durumu hakkındaki hakikati gizlediğidir.

    sokrates'in, dünyanın insan zihnince tam anlamıyla kavranılabilecek bir kâinat düzenine (bkz: logos) (bkz: inen ve çıkan yol bir ve aynıdır) (bkz: #10289537) veya rasyonel bir yapıya sahip olduğuna duyduğu sözde inancını incelemek ve eleştirmek için nietzsche, yunan tragedyasının doğuşunu incelerken uyguladığı ve daha sonra soykütük'ie ahlâkı ve deccal'de dini değerlendirirken izlediği aşamaların aynısını takip eder.
    nietzsche eserlerinden birinde; güya yaşam üzerine kapsamlı bir genel bakışın yaratılmasını teşvik eden insani ihtiyacı araştırır. bununla birlikte, nietzsche tüm kapsamlı genel bakışlara aynı şekilde yaklaşmaz; onların psikolojik ve fiziki kökenlerini belirleyerek, ipliğini pazara çıkarır. özellikle, kendi iddiasına göre, sokrates'in rasyonel düzenin varlığına duyduğu inancın metafizik bir yanılsama olduğunu keşfetmiştir ve bu yanılsama doğal olmayan güçlü bir anlama arzusundan kaynaklanmaktadır. bununla birlikte trajik içgörü insanlık durumu hakkında görünüşte karşı çıkılması imkânsız bir anlayıştan doğar veya en azından nietzsche'nin karşı çıkmaktan kaçındığı bir anlayıştan.. sokrates'in içindeki şeytan (kendini kutsal bir sesin ardına gizleyen içgüdüleri) sadece onu tehlikeli bir seyir alan bir eyleme devam etmekten vazgeçirmek için konuşur. sokrates "kelimenin tam anlamıyla per defectum bir canavardır", çünkü onun muazzam içgüdüsel güçleri yanlış yönlendirilmiştir (td 13). bu yüzden sokrates'in acı çekmesinin nedeni, tininin doğal, sağlıklı işleyişini yerine getirememesidir: bu durum sakatlayı-cı (ve etrafına zehir saçacak kadar bulaşıcı) bir hale ulaşmıştır. (berkowitz,a.g.e.)

    inancı böyle kemik kırar gibi kıran, mitosların kaçınılmaz uygarlaşma süreci; bizzat sokrates eliyle kendinden sonraki hayranları tarafından, özellikle de protagoras ve herakleitos kırması (olmasına rağmen) olduğu söylenen platon tarafından, daha da azmış bir biçimde hızlandırılacaktır."

    evet herakleitos/4 numaralı entirimde böyle demişim; şimdi bunu aynen berkowitz 'den devam ederek geliştirelim;
    sokrates'in rasyonel bir düzenin varlığına duyduğu inancın zararlı etkileri, nietzsche 'ye göre onun tipik faaliyetinde görülebilir. genç hayranlarının takip ettiği sokrates, devlet adamlarını, şairleri ve zanaatkarları, özel becerilerini inceleyerek pazaryerinde sınar. (berkowitz, a.g.e.) efendim hatırlar mısınız, ya da anımsama gereği, araştırma gereği duyar mısınız; nietzsche 'nin pazar yerindeki sinekler üzerine ağlarcasına kaçışı tembihlediği o satırları? rüzgarın sert ve yaman estiği yere , oraya kaçmamız lazımdı; oysa sokrates bizzat hünerini orada yani pazarda gösterir. mütemadiyen genç arkadaşlarının zevki için, karşısındaki saygıdeğer kişilerin ün yapmış mükemmelliklerini izah edemediklerini ya da kuramsal açıdan açıklayamadıklarını ortaya çıkararak, onları aşağılar. nietzsche 'ye göre; sokrates, dürüst ve saygıdeğer atinalılar'ın 'sadece içgüdüleriyle' bildikleri gerçeğini keşfeder ve aşağılar. nietzsche'nin keşfedip, aşağıladığı ise; "sokratik eğilimin kalbi ve özü" (tragedyanın doğuşu 13) olan gidimli aklın içgüdüsel eylemlerden üstte tutulmasıdır. nietzsche 'ye göre; tipik faaliyetine bakılırsa, sokrates içgüdüleri hor görür ve onların insan hareketlerini yönlendirmedeki otoritelerini yıkar.

    kültürün görevi bireyleri birer oeidipus veya prometheus olarak şekillendirmektir. bilgeliğin ve gücün peşine düşen bu tür trajik arayış yolcularından oluşan bir toplumun neye benzeyeceği ve bu toplumun üyelerinin kendi kendilerini nasıl yöneteceği hakkında nietzsche tek bir kelime bile etmez.

    tragedya'nın doğuş' unda nietzsche, wagner'in, sanatın bilgeliğe hizmet ettiği bir trajik kültür almanya'sının yaratılmasına öncülük edeceği umuduyla avunurken, üstün insan tipinin karakterini büyük ölçüde geliştirdiği ilerideki eserlerinde, bilim veya felsefe ile sanatı birleştirmenin kültürün görevi olduğu fikrini reddeder. böyle bir birleşmenin gerçekleşmesi, daha ziyade ender rastlanan bireylerin, felsefe ve sanatı kendilerinde birleştirmenin yollarını arayan üstinsanın veya geleceğin filozofunun görevi olur. nietzsche, bu ender rastlanan bireyin, yani "müzik yapan bir sokrates"in (td 15), yani doğru bilmeye dayanıp doğru yaparak, en yüksek düzeyde sanat ve felsefeyi bir araya getiren kişinin karakteri hakkındaki kavrayışını ileride geliştirir. insanın bilge olabilmesi için trajediye ihtiyaç duyduğu bir dünyada felsefe ve sanat arasındaki bir barışın anlamı üzerine daha dikkatli düşünür. çünkü varoluşun temel mahiyeti hakkındaki bilgi hem cazip hem de ölümcül bir bilgidir. zerdüşt ve iyinin ve kötünün ötesinde'de en yüce insan tipi için "şeylerin ebedi doğasını kavramak yeterli değildir, aynı zamanda onu yaratabilmeli ve ona hükmedebilmelidir de. (berkowitz, a.g.e.)

    jean brun ise ilginç bir noktaya temas eder; nietzsche, sokrates 'te, erdemin bir bilgi olduğu ve ancak bilgisizlik yüzünden günah işlendiği fikrinden sorumlu filozofu görür; sokrates 'i eleştirilere boğar, bunlar çoğu kez oldukça haksız eleştirilerdir, ama belki de şu belirtmeyle açıklanabilir: "itiraf etmem gerekir ki; sokrates, bana o denli yakın olduğu için, ona karşı, nerdeyse durmaksızın savaşıyorum." (nietzsche, la naissance de la philos. a l'epque de la tragedie grecque; çev: g. bianquis [gallimard, 1938], s.19; jean brun, stoacılık, iletişim yay., sf: 112)

    tabi nietzsche 'nin asıl yakınmasının, empedokles'in, herakleitos'un, anaksimandros'un yapıtlarından yoksun bırakılmamızla alakalı olduğunu unutmamak lazım.
11 entry daha