şükela:  tümü | bugün
277 entry daha
  • üst edit: entryi okuyup beni çeşitli siyasi taraflara çekmeye çalışanlar, suser olduğumdan beri girdiğim entryleri kontrol edebilirler. hükümet üstü bir durum söz konusu, siyasetten bağımsız yazıyorum bu entryi. zaten bu kararın da akp tarafından verildiğini düşünmüyorum, entrynin bir yerinde bundan da bahsettim. yazdıklarımı okuduktan sonra karşı çıktığınız bir yer olursa yeşillendirebilirsiniz, bilmediğim bir konu veya görüşse cevabını beraber ararız.

    (bkz: #99854984) bu entryden sonra açıklama yapmamı isteyen, kimi izlediğimi soran çok oldu. videoların hepsini buraya koymam mümkün değil ancak birkaç tane hatırladığım kısmı paylaşacağım. entryde bazı kelimeler link içermektedir, tıklayınız.

    emekli amiral, "mavi vatan" terminolojisini ülkemize katan ramazan cem gürdeniz'in bu konu ile ilgili geçmişten günümüze birçok videosu mevcut. kendisi yaklaşık 1 senedir libya ile yapılması gereken bu kıyıdaşlık anlaşmasını dile getiriyordu. kıyıdaşlık anlaşması açıklandıktan sonra da bu konu ile ilgili oldukça fazla röportaj verdi. görüşlerim ve yorumlarım bu çerçevede.

    ben sade vatandaşım, işin askeri stratejik durumunu tabii ki tam olarak analiz edemem ancak uzun süredir konuyu takip ettiğim kadarıyla bir entry gireceğim.

    libya meselesini ele almadan önce aynı videodan şu kısmı atmak istiyorum. bir iki dakikalık kısımdan bahsediyorum dinleyin lütfen. ben yine yazacağım.

    kısaca, doğu akdeniz'de gaz bulunduktan ve enerji potansiyeli keşfedildikten sonra fetö kumpası ile 1 gecede 15 amiral, 40-50 kurmay albay tutuklandı. donanma tamamen etkisiz hale getirildi. ardından arap baharı ile doğu akdeniz ülkeleri tek tek abd'nin desteklediği darbelerle el değiştirdi.

    yani insanlar element uydurmuyor bir yerlerinden. doğu akdeniz'deki enerji kaynağı için koca bir coğrafya savaşa sürüklendi, darbeler yapıldı, kalkışmalar yaşandı, ülkeler tek tek parçalanmaya çalışıyor. bizim gerizekalı insanımız da "mavi vatan da neymiş uydurma kelimeler, libya'dan bize ne, doğu akdeniz'deki enerjiyi sanki bize yar ederler" gibi saçma sapan şeyler söylüyor. bilginiz yok ya da bu şekilde ortalığı karıştırmak işinize geliyor.

    her neyse libya'ya dönecek olursak, buradan itibaren izleyin lütfen. yazdıklarımın tamamını anlatıyor zaten 2009'da kaddafi ile görüşmeler yapılmış ve ilerleme kaydedilmiş. tabii kaddafi'ye ne yaptıkları malum.

    libya ile yapılan kıyıdaşlık anlaşmasını küçümseyenler anlaşmanın sağlanmaması halinde yunanistan'ın size dayattığı harita bu şekilde oluyor. yani antalya'da denize girip 3 kulaç atarsanız kendinizi yunanistan karasularında bulabilirsiniz meis adası yüzünden. ayrıca fark ettiyseniz marmara denizi'nden çıkan bir türk gemisi, akdeniz kıyıları boyunca neredeyse hareket edemeyecek durumda bırakılıyor. işte bu yüzden "mavi vatan" dediğimiz türk karasuları ve meb bölgesi bizim için çok önemli.

    libya ile yapılan anlaşma sayesinde bu resimde gördüğünüz e ve f noktaları arası kısım, libya ile kıyıdaş olduğumuz kısıma tekabül ediyor ve yunanistan'ın doğu akdeniz'de haksız yere iddaa ettiği sınırı engellemiş oluyor.

    bu anlaşma sayesinde türkiye doğu akdeniz'deki enerji kaynaklarını çıkarıp kullanabileceği gibi, diğer ülkelerin çıkaracağı gazın avrupa'ya taşınmasında da bir köprü görevi görebilir. bu sayede yıllardır hayalini kurduğumuz refah seviyesini bir nebze yakalamış oluruz.

    doğu akdeniz olayı uğruna savaşı göze almamız gereken bir durum. libya'daki iç savaşta hükümeti desteklemek de bu olası savaş ortaya çıkmadan adım atmak dışında bir durum değil.

    yani onlar müslüman kardeşler üyesiymiş değilmiş sırf arkadaşlık yüzünden müdahale ediliyormuş bunları geçiniz. zaten müslüman kardeşler değil de diğer gruptan olsalardı abd kuklası suudiler ve birleşik arap emirlikleri vb. ülkeler yüzünden bu anlaşma yapılamazdı. doğu akdeniz'deki hakkınızı çoktan kaybetmiştiniz ve önünüzde 2 seçenek olacaktı. ya mavi vatanı korumak için savaşı göze alacaktık ya da doğu akdeniz'deki haklarımızdan vazgeçerek tüm enerji kaynaklarını kaybedecektik.

    libya hükümeti düşerse, kıyıdaşlık anlaşması da iptal edilir. bakın sudan ile yaptığımız anlaşmaya göre suakin adası'nda bir türk askeri üssü bulunacaktı. ne kadar gariptir ki bu anlaşmadan sonra 2017'de sudan karıştı ve hükümet karşıtı gösteriler oldu. darbe yapıldı. şu anda bu anlaşma iptal edilmiş durumda. eğer siz libya'daki hükümeti desteklemezseniz, hafter ülkenin başına geçerse bu anlaşmayı da yırtar çöpe atar.

    çok dağınık bir entry oldu biliyorum, malum yılbaşı gecesi ve saat 2'ye yaklaştı. kendi fikirlerimden bahsederek entryi bitiriyorum.

    türkiye'nin libya'ya asker göndermesi sembolik bir durum olacaktır. oraya bir tabur asker gönderip savaşacak halimiz yok. nasıl kuzey suriye'de sembolik abd üsleri yüzünden yıllarca o bölgeye operasyon yapamadıysak muhtemelen libya'da da aynısı yapılmaya çalışılacak. hafter çok ileri giderse türkiye kendi askerini koruma bahanesi ile savaşa gerçekten müdahil olarak mavi vatanını savunabilir. sonuçta bu savaş verilmezse hakkımızı savunmamız için belki de yunanistan ve çeşitli avrupa ülkeleri ile savaşa girme ihtimalimiz olacak.

    bu iş asker göndermeden halledilemez miydi? hafter ile anlaşmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. hafter, kaddafi libya'nın başındayken abd'ye kaçmış ve orada yıllarca abd koruması altında yaşamış bir generaldi. ne zaman kaddafi devrildi, abd bunu libya'ya yolladı ve planın ikinci parçasını devreye soktu. yani ileride bir gün hafter ile anlaştığımız hakkında haber çıkarsa bilin ki akp abd ile anlaşmıştır ve türkiye denizlerdeki ve doğu akdeniz'deki hakkından vazgeçmiştir.

    akp'nin bu kadar "vatansever" olduğunu bildiğim için bu anlaşmanın ve kararın askerlerin talebi doğrultusunda yapıldığını düşünüyorum.

    mutlu yıllar.

    edit: tüm iyi niyetli mesajlarınız için teşekkürler. birkaç ekleme yapmak istiyorum.

    türkiye afrin'e ve el bab'a operasyon yaptığı sırada [liveuamap.com/tr bu linkten] olayı takip etmeye çalışıyordum. tabii %100 doğru bir kaynak olarak gösteremem ancak en azından harita üzerinde olayları takip etmek oldukça yardımcı olmuştu. o zamanlardan beri, bu haritanın libya versiyonu olan libya.liveuamap.com linkinden de libya savaşını takip ediyorum. sağ taraftaki timeline'ı biraz kurcalarsanız, bu siteye göre son 2 yıl ne gibi değişiklikler olduğu hakkında bir fikriniz olabilir. bizim desteklediğimiz taraf olan meşru hükümetin, ülkenin güneyinde kalan nüfusun ve yerleşimin az olduğu kısımlar hariç kontrol ettiği bölgelerden kayıp yaşamadığını görebilirsiniz. tabii şu anda durum nedir bilmiyorum, belki dirençleri kırıldı kırılacak. ancak en azından son 1 yıldır elinde hava kuvveti de bulunan hafter güçlerinin, dümdüz bir ülkede hava gücü bulunmayan meşru hükümeti hala devirememiş olması bu konuda beni cesaretlendiriyor.

    libya'ya askeri yardım suriye'ye yapılan operasyonlara benzemiyor. çünkü kara sınırımız yok, bu da şu anda türkiye gücünde bir ülkenin uzun süre kaldırabileceği bir savaş durumu değil. bölgede iran'ın kullandığı gibi şii milisler veya abd'nin sağladığı gibi yoğun silah gücümüz bulunmuyor. bu yüzden her ne kadar savaşın gidişatı konusunda umudum olsa da bu durum bir miktar endişe uyandırıyor.

    bir diğer konu da kimin hangi tarafta olduğu durumu. türkiye hükümeti ne yazık ki bu konuda çuvalladı. mısır'da devrilen hükümeti destekleyip mevcut darbeci sisi ile zamanında hiçbir görüşme yapılmamış olması, suriye iç savaşında esad'ı devirmek için abd ile işbirliği yapılması, israil ile olan ilişkilerin her zaman kötü seyretmesi şu anda bizi oldukça kötü bir duruma soktu.

    ancak şu durumda fazla yapabileceğimiz bir şey yok. mısır, abd güdümünde bir ülke. israil, bae, suudi arabistan da öyle. dolayısıyla hafter'i destekleyen ülkeler bunlar. yunanistan ve rum kesiminden bahsetmiyorum bile. türkiye bölgede yalnız kaldı. şu anda abd güdümündeki bu ülkeler veya direk hafter ile herhangi bir görüşme yapmak mümkün değil. neden görüşme yapsınlar ki zaten? ancak ilgili videolarda bahsedildiğine göre mısır, yunanistan'ın mısır karasularının da bir kısmında hak iddaa etmesinden rahatsız. tabi bu rahatsızlığı türkiye deşip mısır'ı kendi yanına çekebilir mi? hiç sanmıyorum çünkü ipler tamamen abd'nin elinde.

    yani şu noktada diplomasi işlemez. yunanistan uluslararası anlaşmaları da hiçe sayarak meis adası üzerinden kendi meb sınırını çiziyor. buna artı olarak avrupa birliği ve bu bahsi geçen ülkeler, birleşmiş milletler tarafından tanınan meşru libya hükümeti ve türkiye arasında imzalanan bu anlaşmayı tanımadığını açıklıyor. yani iş diplomasiyi bürokrasiyi geçmiş durumda. türkiye'nin askeri gücünü ortaya koyup gözdağı vermesi, gerekirse hakkı için savaşacağını diğer ülkelere göstermesi ve gerekirse de savaşa girmesi gerekiyor.

    rusya'nın durumu karışık. avrupa'ya gaz satan bir ülke rusya. doğu akdeniz'deki gaz yatakları ve bunların avrupa'ya taşınması belki de en çok rusya'yı etkileyecek. rusya, bahsi geçen bölgenin türkiye'ye kalması ve o karasularının türkiye kontrolünde güvenli bir biçimde bulunmasını istemiyor. böyle olması halinde çatışma riski olmayan bir bölgeden, türkiye üzerinden bu gazlar avrupa'ya satılabilir. durumun tam tersi yaşanırsa ve yunanistan'ın dayattığı harita bir şekilde kabul görürse, türkiye'nin diretmesi halinde doğu akdeniz'de gerginlik tam gaz devam eder. haliyle o gazın avrupa'ya satılması, gerekli hatların çekilmesi için olması gereken barış ortamı sağlanamaz ve bu durum rusya'ya yarar. bu sebeplerden ötürü rusya hafter'i desteklemekte.

    yani durum oldukça karışık. türkiye'nin tek bir yürek olup kararlı olması gerekiyor. caydırıcılık çok önemlidir. türkiye'nin vazgeçmeyeceğini anlayan avrupa, mecburen türkiye ile olan ilişkileri iyileştirmeye çalışacaktır. ancak tüm bunların olması için türkiye'nin savaşı göze alması gerekmekte.

    herkese iyi yıllar dilerim.
117 entry daha