şükela:  tümü | bugün
  • insanlık ütopyası...
  • marksist kuramla ilişkili olarak şöyle anlatılmıştır;

    ""(ing. equality, fr. égalite, alm. gleichheit)

    marksist kuram, devrim-sonrası toplumun iki evresine tekabül eden iki tür eşitlik kabul etmektedir. birinci evrede "`herkesten yeteneklerine göre ve herkese yaptığı işe göre" ilkesi geçerlidir. bu bölüşüm ilkesi -bugünkü kapitalist toplumu savunanların iddialarının aksine- önce, bölüşümün gerçekleştirildiği diğer bütün ölçütlerin gayri meşru ve gayri adil sayılarak ortadan kaldırıldığı devrim-sonrası toplumda gerçekleştirilecektir. ancak, bireysel başarılar arasındaki farkların en azından kısmen öze ilişkin veya çevresel koşulların ürünü olan yetenek ve beceriye bağlı olması ve bireylerin aile durumlarıyla yaşam koşullarının (fizik farklılıklar ile bunlara tekabül eden giyim ve beslenme gereksinimlerden aile büyüklüğündeki farklılıkların zorladığı farklı yüklenimlere vb. kadar) büyük farklılıklar göstermesi yüzünden, bu bölüşüm ilkesi, adil bir eşitlikte sonuçlanmamaktadır. "soyut olarak insaflı" bir ölçünün biçimsel olarak tüm bireylere uygulanması ölçüsünde, bu bireyler aslında maddi olarak eşitsiz muamele görmüş olacaklardır.

    "herkesten yeteneklerine göre, herkese gereksinimlerine göre" ilkesi devrim-sonrası toplumun daha ileri komünist evresine tekabül etmektedir. sadece komünizmde, eşit olmayan insanların zorunlu olarak eşit olmayan gereksinimlerine gerçekten eşit muamele edilecektir. bir müzisyen, örneğin, kamuya açık bir sunumda bulunmasa bile gereksinim duyduğu müzik aletini elde edecektir ve benzerleri. burada, elbette, sürekli daha fazla şeye sahip olma yönündeki evrensel istek ve çabanın, herkes için maddi bakımdan uygun bir yaşamı güvence altına almış bulunan ve artık iktidar ve prestij hiyerarşisinin bulunmadığı bir toplumda ortadan kalkacağına ilişkin bir önkabul vardır. bu bakış açısının "ütopik" olduğu yolundaki yaygın eleştiriye yanıt olarak, yüksek düzeyde sanayileşmiş birçok toplumda "madde sonrası değerler"in kendiliğinden ortaya çıkışına işaret edilebilir. herkes için tatmin sağlayıcı etkinliklerin (ve bu etkinlikleri çeşitlendirme olanağının) sağlanması ve toplumsal ilişkilerin de bu etkinlikleri sürdürmesi ve ifade etmesi halinde, sahiplenmeye yönelik isteğin kendiliğinden azalacağına ve bir "ussal ılımlılaşma" nın yerleşeceği ileri sürülebilir.

    okuma metni: heller, agnes 1976 -the teory of need in marx-""

    bilgi:

    kaynak -marksist düşünce sözlüğü/iletişim yayınları- *
  • hakkaniyet, benzerler arasında eşitlik, farklılar arasında adaleti gerektirir.
    misal, asgari ücret alan ile holdingi olan, parayla oynayan bi kalantordan sırf eşitlik sağlayalım diye aynı vergiyi alırsanız, eşitlik sağlanır belki ama ya adalet ve hakkaniyet?
    onniçün robin hood için üç kere "çok yaşa çok yaşa çok yaşa"
  • on dokuzuncu yüzyılda paris'te şöyle bir yasa çıkarılıyor:

    "köprü altında yatmak yasaktır."

    devletlerin* eşitlik anlayışı budur: sahip oldukları haklar bakımından insanlar arasında hiçbir ayrım gözetilmemesi*; zengin de, fakir de yasalar karşısında eşittir. ha bir de eşitlikçilik var tabi fakat,, onu sonra anlatırım..
  • "özlem" sözcüğünün, teeeyyy insanlık tarihi boyunca birbiriyle ilişkilendirebildiği tek sözcük.
  • herkesin esit oldugu gun, kimse esit olmak istemeyecek
    boyle bir gun gelmeyecek, cunku herkes (hatta kimse) esit olmak istemeyecek
    cunku; herkes esit olmak isterse, kimse esit olamaz
    (bkz: oyun teorisi)
  • safsatadır. hiç kimse diğer bir kişiyle eşit değildir.
    öyle olsaydı eğer hepimiz komunist olurduk değil mi?
    gerçi o zaman da başımızdakiler yani bizimle 'eşit' olduğunu söyleyenler bir hal çaresine bakardı durumun..
    insan doğduğu andan öleceği ana kadar her zaman diğer insanlardan 'yukarı'larda olmak için uğraşan bir varlıktır. bu hormonal bir beceridir düşünsel alana da etki eder.
    dini açıdan bakılırsa; üstünlük takvadadır. hiç kimsenin bir başkasına üstünlüğü yoktur.. ancak üstünlük ve 'eşitlik' kavramları birbirinden oldukça farklıdır. doğal seleksiyon gereği de bu böyledir ya o işin ayrı boyutu..
    demokrasinin olmadığı bir yerde eşitlikten bahsetmek yanlış olur. 'birey'in olduğu yerde de eşitlikten bahsetmek yanlış olur. eşit olunan tek yer mezarlıktır. orada herkes eşittir, kimsenin kimseden fazlası yoktur. ha belki mezar taşın altın kaplama olur ama yine de mikroorganizmalar yer bitirir..
  • nedense(!) aklıma hep george orwell'in enfes sözüyle birlikte gelen kavram.

    ''all animals are equal, but some animals are more equal than others''

    ve mutlaka: (bkz: animal factory)
  • bu sözcüğü kullananların eşitsizlik kanıtı olarak kullandıkları, yapılan haksızlıklardan bahsetmesiyle, herkesin birbirine ettiği domuzluklar akla gelir (bazılarının aklına gelmez gerçi) ve sözcüğün sürekli birilerinin onurunun çiğnenmesiyle anlam kazandığı ve kazanacağı görülür. sonra da bu nasıl eşitlik denir.
  • (bkz: totaliter)