1. baslangici olmayan gecmiş zaman.
  2. hayal gucumun tikanip kaldigi kavramdir.

    bir sekilde sonsuzluk kavramini anlarmis gibi olabiliyorum da baslangicsizlik nasil oluyor, iste onu kurgulayamiyorum.

    hani sayfanin ortasina bir nokta koyarsiniz, bu nokta "simdi"dir.
    noktadan baslayip saga giden bir ok cizersiniz; o gelecektir, sonu yoktur, sonsuza gitmektedir ve "simdi" noktasindadir bir ucu.

    "simdi"den gecip yola devam ettigine gore, bir an icin de olsa "simdi" noktasinda var olabildigine gore, ya "simdi"den once (ki biz ona gecmis diyoruz) ya da "simdi" noktasinda (ki biz ona simdi diyoruz) baslamistir, yani bir baslangici vardir.

    dersiniz ki: "bu ok sonsuza gidiyor, ucu bucagi yok bunun, git baba gidelim, takip edebildigin yere kadar gidecek, takip edemedigin noktadan sora sen duracaksin o gitmeye devam edecek."

    hah iste onu iyi kotu anliyorsunuz degil mi?
    tipki kaynagi asla kurumayacak olan bir irmagin asla kurumayacak bir denize akmasi gibi akip gidecektir o ok.
    (kaynagi asla kurumayacak olan irmak faslini eselemeyin, o ayri bir hikaye)

    sonra gozununuzu gene cevirin "simdi" noktasina.
    sol tarafa dogru giden bir ok daha cizin. bu da gecmis olsun. gecmise gitsin ve gitmeye devam etsin.
    bu da "gecmis" cizgisi olduguna gore, bir sure sonra gelip "simdi"ye ulasacak olan cizgidir, oyle degil mi?

    nah oyledir.

    o "simdi"ye asla ulasamayacak olan gecmistir. bak okun ucuna, nereyi gosteriyor?
    "simdi"den ters istikamette gidiyor o ok. ters istikamette sonsuza gidiyor.
    baslangictan dogru degil, baslangica dogru gidiyor ve mesele su ki ongoruldugu gibi sonsuza gidiyorsa, gittigi yerde bir baslangic yok. (var olsa zaten meshur noktamizi derhal oraya koyup "zamanin baslangici" noktasi deyecegim, ne mesele kalacak ne de ezel diye birsey.)

    bu nasil gecmis ya, bugune asla ulasamayacak olan gecmis mi olur?
    aha...
    bi dakka lan...

    dur ben cozdum galiba.
    ezel (sonsuza uzayan gecmis) dedigimiz sey aslinda ters donmus ebed (sonsuza uzayan gelecek) midir nedir?

    belki de butun mesele "simdi"de.
    "simdi" herseyin basladigi an.
    gercekten var olan tek ve biricik an.
    gecmis ve gelecek bu noktada baslayip ters istikamette akan iki yol.
    ne yolu hatta, direkt olarak "su an"in, onundeki ve ardindaki karsilikli aynalarda uzayip giden yansimasindan ibaret onlar.
    aaa...
    yani zahiriler, yani sanallar, yani soyutlar, demek ki bu yuzden mudahale edemiyorum, yani bir bakima dokunamiyorum onlara. yoklar ki aslinda.

    buyrun kanitlayayim:
    ben bu deli sacmasini icinde bulundugum su anda yaziyorum ve siz de icinde bulundugunuz su anda okuyorsunuz. bulustugumuz yer "su an" cunku zaman-mekan kavraminda var olan, tek nokta "su an".
    yazmak, okumak ya da baska herhangi bir eylemi gerceklestirebildigimiz baska bir yer ve baska bir an yok.

    bu iki zahiri yol dumduz akarsa bi boka benzemeyecek bu teori. onlari kivirip bukmek lazim.
    halka yapsak yuzuk gibi; ezelle ebed karisir, birlesir. (ki birlesmesi lazim zaten, baska turlu sonsuz olmayi algilayamadim hala.) "su an" da tek tas misali parlar orta yerde ama...
    dur ya o da biraz sig kacti aciklama olaraktan; diyagonal bir halka yapalim, boyle once kagittan bir sekiz yapip (sonsuzluk isareti gibi ama daha yuvarlak) sonra sekizin halkalarini birbiri ustune katlayip (ama bitistirmeden, aralarinda "simdi" tek tas'ini yerlestirecek kadar bosluk olmali).

    bu abuk tasarimi anlamlandirmak uzere bir yazi yazalim yuzugumuze.
    de... o yazi disarda olsa cok basit cok kaba kacar, icerde olsa kim gorecek...

    aha,
    kacak yolcunun seyir defterine ek:
    -yuzugun metal kismi kendi icinde ayrica helezonik buklumler icersin. (once duz teli iki ucundan tut, ters istikametlerde cevirerek buk, sonra onu sekiz mi yapacan dokuz mu yapacan, yap iste) boylece yer yer parmaga degen yuzey, bukuldugu yerlerden disarda kalma ve seyirci gozlere ulasma sansi yakalasin; kendi icinde bir gizemi olan, oyle tayyareden bir yuzuk olmadigini gosterebilsin.-

    sey yazsin mesela,
    aman ne yazarsa yazsin, ne yazdigi onemli degil.
    yeter ki yazi "hadi canim sende, gercek metin bu olamaz, dur sunu bir buyutec altina yatirayim" dedirtecek kadar anlamsiz ve masalsi olsun.

    sifrebilimciler tersten, soldan, sagdan okuyup desifre edince soyle bir alt metin cikarsinlar o yazidan: "gercekten var olan tek ve biricik an su andir. su an disindaki butun zaman dilimleri ne en kucuk bir mudahale yetkiniz, ne de uzerinde zerre kadar etkiniz olmayan soyut birer kavramdan ibarettir. netekim bu yuzugu satarsaniz sadece "simdi" noktasindaki pirlantanin para ettigini goreceksiniz".

    hatta uzasin alt metin ve desin ki: "su an, sadece yasama sansimiz olan tek zaman dilimi olmakla kalmayip ayni zamanda sahip olabildigimiz biricik gercekliktir de.
    zira alip satamadigimiz, cok calisirak ya da calip cirparak artiramadigimiz, atalarimizdan miras alamadigimiz gibi cocuklarimiza da miras birakamadigimiz, mesela yarisini ayirip kimseciklere hibe ve hediye edemedigimiz, bittigi ya da azaldigi durumda kullanmak uzere birazini ayirip biriktiremedigimiz, hic bir kasada saklama sansimiz olmayan tek ve biricik seydir zaman ve zaman "simdi"den ibarettir."

    efenim,
    sozlukteki taki tasarimcisi arkadaslara sesleniyorum.
    dis yuzeyi yuzuk, ic yuzeyi brosur ebatlarina haiz, hayali (gercegini dusunemiyorum) bir taki tasarlamaktayim ve parmaga takilabilecek ergonomik sekil nasil elde edilir bilememekteyim; bulunuz bir yolunu.
    piyasaya surelim, tutarsa para yapariz,
    yuzuklerin efendisi oluruz,
    ilelebet hem de.

    hamis: malzemesi kalibina fazla gelmis, firindaki kek misali, hayal gucunuzun sinirlarindan tasan kavramlari fazlaca eseleyip deselemek akil ve sinir saglina zararlidir.

    mekan: bizim ev iskembe-i kubra tasarim atolyesi
    zaman: su an
    kaynak: kale kapisina sigmaz, findik kabuguna sigar ebatlara haiz hayal gucu magdurlari dernegi

    dattiri daaaa dat... rat rat (kapanis muzigi)
  3. sevdiğim bir isim..kızlara daha çok yakışıyo kanımca.

ezel hakkında bilgi verin