• annemin reyhan, babamın feslikan dediği güzel kokulu bitki.

    annemle babam aynı ilin* birbirine yakın noktalarında doğmuşlar, birisi toros'un güney eteğinde, diğeri de kuzey. böyle aralarında 20 kilometre falan var belki kuşbakışı. babam akdenizdeki söylenişini biliyor, annem iç anadolu'daki.

    kendisine gelince, mezelere çok yakışır, zeytinyağlılara, bizim oralarda yapılan bulgurlu yemeklere. kokusu da antidepresandır hafiften.
  • bir zamanların cool insanı ayırt edicisi. ulan 2000li yılların başında fesleğen diyen kız / erkek direkman cool oluyordu. fesleğen denen şey bitkiymiş lan sonradan öğrendim.

    zevkinizi sikim, amlarını fesleğen kokusuyla siktiklerim...
  • ellere huzur veren tek kokudur belki de. kolonya gibi değil, çok daha başka bir şeydir fesleğen. biraz anne kokar, biraz babaanne...
  • kapandığından beri eksikliğini hissettiğim taksim mekanı. ne vardı sanki açık olsaydı da bir haziran günü finaller bittikten sonra makarnamızı yiyip biramızı içseydik caddede bir aşağı bir yukarı sürüklenen insanları izlerken? (maziye not: (bkz: taksim'in en iyi mekanı fesleğen'dir))
  • geçen gün bi makarna yaptım kendime.

    makarnayı koydum kaynayan suya.
    tam yağlı ezine koyun peynirini de hazırladım makarna pişerken.
    derken makarna ve peynir buluştu derin bi kapta.

    sonra balkondaki saksıda bu günler için yetiştirdiğim fesleğenlerden toplayıp ince ince doğradım.
    o peynirli makarnanın üstüne serptim.
    ilk lokmada aklım başımdan gitti.

    allahım o nası bi lezzet yauv!
  • herkesin yetiştirilmesi çok kolay dediği bitki, özellikle ege'de sahibi meçhul halde sokaklarda saksıların içinde, yoğurt kaplarında sıkça görülebilen, balkonların, pencere önlerinin, kapı eşiklerinin sahibi. ancak ben her ne kadar bir felseğen görsem ellerimi ovuşturup yüzüme sürücek kadar kokusuna tapan, kokusunu geçtim tadına bayılan onu da geçtim minyatür şimşir ağacı gibi görüntüsünü çok sevimli bulan biri olsam da bir gün farkettim ki hiç fesleğen yetiştirmemişim, tam bu düşünceyi aklımdan geçirdiğim gün meyveli yoğurt almak için arkadaşımla migros'a daldığımızda onlarca saksı fesleğenle karşı karşıya geldiğimde dedim, bu bir işaret olmalı, bir tane satın aldım, kadıköy'de bütün gün kucağımda bir saksı fesleğenle dolaştım, oturduğumuz masaya koyunca garson güldü, çok uzun süre kalacaksınız galiba çiçeğinizi de getirmişsiniz deyip, akşam boş saatte metrobüse binince fesleğenimi yan koltuğuma koydum arada neşe içinde ellerimi daldırıp kokusunu içime çektim acaba bunu günde kaç kere yapmalıyım kokusu biter mi diye düşündüm. saçma sapan bir öfori hali yaşıyodum salak bir saksı ot yüzünden. artık yolda, orada burada felseğen gördüğümde sevindirik olma halimi odama her girdiğimde yaşayabilecektim çünkü.

    salak dedim çünkü kendisini güneşe koydum, suyunu eksik etmedim, utanmadım neyin var diye konuştum ama kurudu gitti sonunda bütün çabalarıma rağmen, baktım artık kurtarılamayacak vaka 2 haftanın sonunda, tepesinde kalan bir tutam yeşil kısmı da salataya doğradım saksıyı da çöpe attım.

    pis fesleğen, yol kenarında, bütün gün egzoz dumanı yediğin halde bile minyatür bir çam ağacı kadar büyüdüğünü görmüşlüğü olan bu gözlerin önünde o kadar ihtimam gösterilmesine rağmen kuruyup gitmeyecektin, hiç affetmeyeceğim seni, kırgınım sana.
  • bitkinin kullanılan kısımlari, tâze çiçekli dallari ve tohumlarıdır. uçucu yağ taşımaktadır. bu yağ içinde estragol, linalol, cineol ve pinen vardır.
    fesleğenin yaydığı koku sinekleri uzak tutar. fesleğen bitkisi, bir yerli anadolu bitkisi değildir. anavatanı olan iran dolaylarından gelmiştir. akşamları açıkta yenilen yemeklerde masaların fesleğen ile süslenmesi, bebeklerin yanına fesleğen konulması, yaz aylarında evlerin açık camlarının önünde fesleğen saksılarının olmasının sebebi fesleğenin yaydığı güzel kokunun yanında sinekleri kovucu özelliği olmasıdır.
  • her yaz odamı o muhteşem kokusuyla kokuturken, bir yandan da sivrisineklerin odaya girmesini engellediği gibi, arada sırada yemeklerin içine girerek mideme kadar ulaşmıştır. her gelenin geçenin köpeğin başını okşar gibi okşaması, onu rahatsız etmesine rağmen, o tüm bu olanlara aldırış etmeden naifliğiyle güzel kokular salmaya devam eder. ta ki kış gelene kadar.

    fesleğenler kuruduğunda ocaktı. ben baharı bekliyorum...
  • kendisiyle sarımsağı doğramadan (bıcağın yan tarafıyla ezerek) yağdan hafif geçirdikten sonra çiğ krema ilavesiyle envai çeşit makarna sosu yapılır efendim.
  • hayatımın tadı tuzu. her yemeğimin olmazsa olmazı, aslen asyalı olsam da uzun zamandır akdenizde olduğumuzun bir kanıtı adeta, bir tutamı her şeyi değiştirir net.