şükela:  tümü | bugün
  • fransız mimar ve kent tasarımcısı.1874 ve 1959 yılları arasında yaşamıştır.
    (bkz: prost planı)
  • 1935 yılından itibaren istanbul'da 16 yıl kalmış, istanbul hakkında incelemeler yapmış, istanbul nazım planını hazırlama çalışmalarına başkanlık etmiştir. ayrıca bursa'daki camilein rölövelerini çıkartmıştır.
  • istanbul'da onca eseri nasil catir catir yiktiysa bu herif, ben de kendisinin -kaldiysa- kemiklerini aynen öyle un ufak etmek isterdim.. tophane-i amire'den beyazit maydani'na, ordan taksim kislasina ve daha bir cok yapiya insan ancak bir sebeple kiyabilir. sehrin siluetini degistirmek.. henri prost bu vazifeyi basariyla yerine getirmistir. isgal altindaki istanbul bile onun zamanindaki kadar tecavüze ugramamisti.
  • senelerdir neden istanbul'da meydan gibi bir meydan yok diye düşünüp duruyordum. meğerse sorumlusu bu arkadaşmış. tophane, taksim meydanı, sultanahmet ne varsa elden geçirmiş, acımadan yıktırmış. tabii o zamanın şartlarını ve ne düşündüğünü tam olarak bilmiyorum ama tarihi fotoğraflara, o günkü uygulamalarının bu günkü sonuçlarına ve çarpık kentleşmeye çanak tutan plansızlığa bakınca yaptıklarının abukluğunu görmek için şehir planlamacısı olmak gerekmiyor*
  • 3 mayıs-18 temmuz 2010 tarihleri arasında istanbul araştırmaları enstitüsü'nün ev sahipliği yapacağı ilgi çekici serginin baş kahramanı. henri prost'un istanbul planlamasına yönelik çalışmalarından oluşan sergi, fransız mimarlık enstitüsü 20. yüzyıl mimarlık arşivleri'nden özgün belgeleri ve dönemin fotoğraflarını içeriyor. 1936'dan 1951'e kadar 15 yıllık bir döneme yayılan prost planlaması üzerine bugün de süren tartışmalara, henri prost'un mesleki kariyerindeki az bilinen bir döneme ve istanbul'un şehircilik tarihine ışık tutan serginin küratörlüğünü, istanbul'un kentsel dokusu ve mimarisi üstüne çalışmalarıyla tanınan pierre pinon ve şehircilik tarihi, kentsel tasarım ve kent mimarlığı çalışmalarıyla bilinen cana bilsel yapıyor.
  • istanbul kendisine hayran bırakır görenleri. şahane manzaraları, muhteşem görünüşüyle camiler ve boğaz. ahengi sizi içine alır. gezenin tadı damağında kalır. hiç düşündünüz mü ? koskoca osmanlı devleti’nden bu kadar mı eser kalmıştı geriye. bu çarpık kentleşme, tarihi yapıdan yoksunlaşmış istanbul, nasıl bu hale geldi. kim yaptı bunları. istanbul’a karanlığı yaşatan adam henri prost‘ tu.

    biraz henri prost’u tanıyalım.

    fransız mimar ve şehircilik uzmanı. 1902 de yüksek mimarlık okullarından mezun olmuş, öğrenciliğinde “roma büyük ödülünü” almış. asıl çalışmalarını roma da kaldığı beş yıl zarfında gerçekleştirmiştir. bu süre zarfında da ayasofya’nın da içinde bulunduğu tarihi anıtların rölöve ve arkeolojik çalışmalarını gerçekleştirmiştir. istanbul’un bizans anıtlarını da içeren bu ön çalışmaları prost’un istanbul’a olan ilgisini arttırmıştır.

    1936 yılında atatürk’ün daveti üzerine türkiye’ye gelmiştir. “istanbul’un nazım planı” nı uygulamakta görevlendirilmiştir. 1937 de hazırlamaya başladığı raporlarını 1939 da tamamlamış ve hükümetten onay alışmıştır. şimdi bu raporu inceleyelim çok masum görünen bu raporların önerileri ne yöndeydi.

    prost sözde kentin kendisine özgü dokusunu koruyacak, tarihi yapıları koruyup yeni yerleşim alanları oluşturacaktı. sözde diyorum çünkü prost sadece bizans yapılarını korumaya yönelik çalışmalar yapmıştır.

    prost, ilk darbeyi saraçhane- unkapanı arasına vurur. prost, eski paris yerleşimlerini yıkıp yeni bulvarlar açan haussman’ın geleneğinden gelen bir fransız dı. onun içinde “ sur içi istanbul’unda osmanlı kimliğini ve çevre ölçeğinin dikkate almadan meydan ve bulvarlar açmakta” sakınca görmedi. prost, bütün dünya kentlerinin metro ya yöneldiği yıllarda istanbul’u otomobil yollarıyla donatmakla ısrarlıdır. zira bu bahaneyle minare ormanı şehri budayacak ve bizans eserlerinin ortaya çıkaracaktır. nitekim atatürk bulvarını açarken pantokrator’un yanından valens (bozdoğan) kemerinin altından geçerek onları değerlendirmiş ama aynı güzergâhtaki camii, medrese, konak ve çeşmelerin üzerinden geçmekte sakınca görmemiştir.

    bir zamanlar sokakları süsleyen yapıların yerlerinde şu an karabinalar, okullar benzin istasyonları bulunuyor. bazıları ise boş arsa durumunda. imç bloklarının altında kalan hoca tebarrük mescidi, sanat değeri çok yüksek bir yapı. ama bırakın varlığını kimse bu yapının ismini duymamıştır. henri’nin de istediği budur zaten “sonsuza kadar elveda” diyerek kıyımlarını gerçekleştirmiştir. yol yapacağız diye eserler yıkılır. yola denk düşmeyenler dahi şu an olsaydı yine de bambaşka olurdu. firuza ağa mescidi yola denk düşmez ama yine de yıkılır. saraçhane mescidinin üzerinde ise şu an resmi daireler bulunuyor. anlaşılan şu ki yol bahane osmanlı yapısı yıkmak şahane prost için.

    prost yetinir mi hiç devam eder şehri şehirsizleştirmeye. ikinci yıkım dalgasını gerçekleştirir. yol için yıktırdığı eserler biter, yollar olur sıra gelir yol kenarında kalan mescitleri yıkmaya. oysa ne güzel olurdu. gezindiğimiz her “dar” yolda geçmişin kokusunu içimize çekmek. büyük alış-veriş merkezlerinin yerine o muazzam yapıları görsekte ilham alsak. yıkılan her yapı kültürden bir şeyler kopararak toprağa karışıyor. bin zahmetle yapılan eserler dakikalar içinde yok ediliyor. halbuki bizim kültürümüzde öncelikle emeğe saygı vardır. başkalarına ait bir eseri yıkmak şöyle dursun başkalarına ait bir eşyayı almak dahi çok ayıp karşılanırdı. henri her yıkımında bizden bir şeyler götürdü. bizim kültürümüzü yıktığı mescid yerine alış-veriş merkezleri belirler oldu. zavallı insanları da yeni cami yapacağız diye kandırdılar.

    istanbul’un ilk belediye başkanı hızır bey’in mezarı tam kurtuldu derken camiileştirilmesin diye üzerine imç blokları yapılır.

    prost, vatan, millet,fevzi paşa caddelerine öyle bir hat çizer ki adeta minare biçer. sadece 1956-1957 yıllar arasında 54 camii yıktırır. topkapı’daki ilyaszade mescidi nefis bir mimar sinan eseridir. bu cami sanat tarihi açısından çok önemlidir. fakat prost için taş yığınından başka bir şey değildir. fındıkzade’deki molla gürhani mescidi (1483)ise fetih ruhu açısından çok önemlidir. ama bu iki güzide mekan yıktırılır. tepki çıkmayınca prost iyice cesaretlenir. pazartekke mescidi yola denk düşmediği halde yıkılır. şu an yerinde bir benzin istasyonu bulunuyor.

    gelelim haliç’e. haliç’i haliç yapan saraylar yıkılır. tabakhane, kağıthane onun elinden geçer. eyüp, ayvansaray civarları medrese, türbe, camii ve tekkelerin yoğun olduğu bir mekandır. kolay tırpan atamaz. ama yaptığı korkunç planla haliç’i çekilmez bir yer haline getirir. kazlıçesmeyi derecilere verir, altınboynuzu sanayiye açar.

    böylece hem dünyanın en büyük fosseptik çukurunu elde edecek hem de işçi kesimini havaliye celbederek tarihi eserleri gecekondulara ezdirecektir. bir gün haliç’in beton karası binalarla kuşatılacağını suyunun kirleneceğini ve havanın çoraptan beter kokacağını adı gibi bilir. haliç’in, sadabad’ın osmanlı kültüründeki yerini bilmiyor, zaten önemsemiyordu. haliç onun için sadece hammaddeyi boşaltan, mamüllerin taşınacağı su yoluydu. medreseler, tekkeler yok oldu. türk, musevi ve rum mahalleleri renklerini kaybetti. sanayinin arkasından gecekondulaşma aldı başını gitti. haliç artık bir saraylar meskini değil kanalizasyon oldu. esma sultan yalısının yerinde bir lastik fabrikası karşısında karaağaç’ta ibrahimzadeler yalısının yerinde mezbaha vardır. istanbul’da yerleşim olmayan o kadar yer varken neden haliç…

    cevabı çok açık "kültür katliamı."

    bu kasap mimarın gözü kutlu fethin nişanesi olan fatih camiine takılır kalır. güya ona el sürmez ama öyle bir oyun oynar ki …

    fatih cami kilden bir tepe üzerinde bulunur. malum kil kuruyken kaya gibi ıslakken civa gibidir. bu yüzden civara derin kuyular açarlar, zemindeki suyu toplayıp aşağı basarlar. çırçır, horhor ve küçük mustafa paşa’da ki mahalle çeşmelerinin lülelerinden gün boyu su akar. kullanılanı kullanılır, artanıyla bostan sularlar.

    prost fevzi paşa caddesini, fatih külliyesi’ nin eteklerinden geçirir. kodu (zemin yüksekliğini) metrelerce düşürür. temellerini açığa çıkarır. koca kütleyi dayanıksız bırakır. etrafını da imara açar. işte fatih’e “be te be” katlı apartmanların musallat olduğu yıllarda temeller su yollarını battal eder, çeşmeler susuz kalır, kararır, çöplüğe döner. çeşmelere değil cami’nin yağa dönüşen tabakası içler acısıdır.

    o kadar boş arsa varken okullar da tarihi yapıların üzerlerine yapılır.

    aşağıda yıkılmış olan eserlerin sadece bir kısmı verilmiştir.

    -camcı ali mescidi (vezneciler) 1957 yılında yıktırıldı.
    -fatih camii. (vezneciler) izi bile yok.
    -emin mescidi (sirkeci istasyonunun altındaydı) üzerinde otopark ve benzin istasyonu var. 1955 yılında yıktırılan camii istanbul’a kimlik veren şaheserlerden biriydi.
    -hakim çelebi mescidi (laleli'de nefis bir kanuni devri eseri idi) ve sadrazam hasan paşa mescidi (vezneciler) istanbul üniversitesine katıldı.
    -hatice usta camii (vezneciler) 1956 yılında yıktırıldı. tek binası yapıldı.
    -kepenekçi ishak mescidi. (beyazıt) üzerinde maliye muhasebe yüksek okulu var.
    -papazoğlu mescidi (unkapanı) tarzında bir zirve olan bu 17 yy eseri atatürk bulvarı açılırken gereksiz yere yıktırıldı. üzerine tekel binası yapıldı.
    -bıyıklı hüsrev mescidi (cerrahpaşa) hastaneye katıldı.
    -hubyar mescidi (cerrahpaşa) hastaneye katıldı.
    -papazoğlu mescidi. (laleli) üzerine kent otel'in üstündeki okul yaptırıldı.
    -keskin dede mescidi (beyceğiz) 1945 yıktırıldı. yerinde ahmed rasim lisesi var.
    -müneccim sadi mescidi çapa tıp fakültesine katıldı.
    -nazmi tekke mescidi (1601 tarihli) çapa tıp fakültesine katıldı
    -malkoç süleyman c. (yenikapı-langa) yol bahanesi ile yıktırıldı.
    -hoca teberrük mescidi. 1717'de yaptırılan sanat değeri yüksek bir binaydı. 1941-42 yılında yıktırıldı. üzerinde imç var.
    -voynuk şücaeddin (arabacılar camisi ). 1956 yılında yıktırıldı. emri kimin verdiği bile anlaşılamadı. hazire darma duman edildi içlerinden sadece istanbul'un ilk belediye başkanı hızır bey'in mezarı kurtarılabildi. üzerine imç blokları yapıldı.
    -revani mescidi (unkapanı) 1941 yılında atatürk bulvarı açılırken gereksiz yere yıktırıldı. divan edebiyatının ünlü isimlerinden revani çelebi mezar taşı bile yok edildi.
    -başkadın emetullah mescidi ile darphane mescidi (simkeşhane) 1956 yılında prost tarafından iki tane bizans sütunu çıkarmak için yıktırıldı.
    -ilyaszade m. (topkapı) mimar sinan eseriydi. 1954 yılında yıkıldı.
    -karagöz mescidi (saraçhane) 1488 tarihli eser 1935 yılında yıktırıldı.
    -firuzağa mescidi (saraçhane) 2.beyazıt devri atatürk caddesi açılırken yola tesadüf etmediği halde yıktırıldı.
    -süleyman subaşı camii (unkapanı) 1571 yılında mimar sinan tarafından yaptırılan camii sinan’ın 19 yy üslubunu yakaladığı tek eseri idi. bu nefis eser 1942 yılında atatürk bulvarı açılırken gereksiz yerde yıktırıldı. arsası yola katılmadı boş kaldı.
    -altıpoğaça camii (fatih)1482 yapımı 1942 de yıktırıldı. arsası gecekondu işgalinde.
    -azepler mescidi (unkapanı) hoca sinan tarafından yaptırılan bir fatih devri eseriydi 1942 yılında atatürk bulvarı açılırken hamamı ile birlikte yıktırıldı.
    -camcılar mescidi (aksaray) 1956-57 arasında yıktırılan 54 camiden biri
    -çakırağa mescidi (aksaray) iski'nin karşı köşesindeydi.1479 tarihli mescid 1956 yılında sebebsiz olarak yıktırıldı. yerinde çok katlı mağaza var.
    -davutpaşa mescidi (yedikule) 1957 yılında sahil yolu açılırken yıktırıldı izi yok.
    -denizabdal camii (şehremini) 1551 tarihli cami mimar ilyas eseri idi. kalabalık bir cemaati vardı, cemaat "size daha büyük bir cami yapacağız" vaadi ile kandırıldı. arsasının çok az bir kısmı millet caddesine katıldı.
    -gülşeni mescid (fındıkzade) 16yy eseri. kızılelma cad açılırken yıktırıldı.
    -hasan halife m. (fevzipaşa cad) yeri apartman oldu.
    -münadi mescidi (çapa) millet caddesi açılırken yıktırıldı.
    -kara mehmed paşa camisi (aksaray) bugünkü meydan altında kaldı.
    -kazasker abdurrahman efendi camii. (çapa) 1957'de topkapı yolu açılırken yıktırıldı.
    -molla gürani mescidi (fındıkzade) 1488 tarihli mescid millet caddesi açılırken yola katıldı.
    -oğlaklar tekkesi 1957 yılında millet caddesi açılırken yıktırıldı.
    -ördek kasap mescidi (guraba) arsası yola katıldı.
    -payzen yusuf paşa mescidi (itfaiye) fevzipaşa caddesine katıldı.
    -pazar tekke mescidi (pazar tekke) nefis bir 16 yy eseri idi. şu anda yerinde benzin istasyonu var.
    -saraçhane çarşısı mescidi (saraçhanebaşı) yıktırıldı. üzerinde resmi daireler var.
    -mimar ayas mescidi. (saraçhanebaşı) horhor caddesinin başındaydı. yola gelmiyordu ancak 1957 yılında cemaate "size daha büyük bir cami yaptıracağız" vaadi ile kandırılarak yıktırıldı.
    -sarı musa camii (haseki) millet caddesine katıldı.
    -sekbanbaşı mescidi atatürk bulvarı açılırken yolun gerisinde kalmasına rağmen yıktırıldı şu anda üzerinde emlak bankasının apartmanları var.
    -simkeş mescidi vatan caddesinin altında
    -soğuk kuyu mescidi (zeyrek) park oldu.
    -sultan camii (aksaray) 1543 tarihli eser yola gitti
    -hatice sultan mescidi (edirnekapı) yola gitti.
    -şirin bey mescidi (muratpaşa) 1504 tarihli eser 1956 yılında türbesi ile birlikte yola.
    -tüfenkhane mescidi (unkapanı) kanuni devri eseri satıldı.
    -yayla camii (sofular) 1945'de yıktırıldı.
    -yenibahçe mescidi (ulubatlı) şu anki orduevinin az önündeydi. bu 3. mehmed devri eseri vatan caddesi açılırken (1957) yıktırıldı.
    -zeytinciler mescidi (unkapanı) 1955 yılında yola katıldı.
    -çobançavuş camii: haziresinde ulemanın yattığı cami 1911 yılında mercan'dan laleli'ye uzanan yangında tek çöpü bile yanmadan kurtuldu herkes hayret etti. 1959 yılında yıktırıldı. arsası boş ve iştah kabartıyor.
    -bu arada sayısız çeşme (mesela kanuni döneminden kalan kırkçeşmeler) medrese, tekke ve türbe de yok edilmiştir.
  • akparti tarafından oluşturulan taksimdeki yeni proje planında taksim kışlasının tekrar yapılacağı söylentisi ile epey bir kulağı çınlatılan şahsı muhteremdir. adam güzelim taksim kışlasını yıktırmıştır. fakat yıktırıp yerini toki ye verip bina yaptırmamış ya halka park yaptırmış. sen git ali sami yen arsasını park,yeşillik yapma rezidans yap sonrada adamı suçla. olacak iş değil. dinime küfreden müslüman olsa bari derler adama. taksim kışlası tekrar yapılırsa güzel olur. ama 1940 tan günümüze kalmış bir taksim kışlası şu anki taksim meydanının silüetinin bu şekilde oluşmasını engellerdi. yıkık dökük bir bina durumunda çevresinde it kopuk ve seyyar satıcının pozisyon aldığı bir alan olurdu. bildiğin mecidiyeköy meydanı hali işte. gerçi şimdide tinerciler mesken edinmiştir. herşey bir yana yeni taksim kışlası meydana iyi bir dönüşüm oluşturacaktır.
  • istanbul'un agzina sican insan evladi.
  • kemalizmin türkiye'ye attığı kazıklardan sadece biri.